İmru’l Kays

Atların lisanını bilirim
kadınların gizli tarifesini
itin hergelenin biriyim
muhabbet tellâllarına göre

Kalmadı yatmadığım hane
üryan girmediğim bahçe
İmru’l Kays’ı öldüren zehir
bana da sunuldu kaç kere

Doludizgin geçtim Yesrib’i
Mekke’yi kona göçe
görmek için şairin ülkesini
indim kadim Yemen’e

Yemen : Mısır ketenine
nakşedilmiş bir kaligrafi :
yüz bin sağmal deve
bir o kadar soru işareti

Yemen : çölün eteğine
serilmiş bir pösteki :
yüz bini çini kâse
bir o kadar cırcırböceği

Kahvenin yeşilini severim
sütün çivit mavisini
halden anlamazın biriyim
hayal tacirlerine göre

Necid bir kök hatmi
Aden bir dal defne
gözlerim şakaklarıma çekilir
güneş batarken Kızıldeniz’e

Nicedir dudaklarımda gezinir
Cemal Süreya’nın iki dizesi :
“İki şey : aşk ve şiir
bunlar kuşkuyla çiftleşir”

Boynundan sarkan gümüş zincir
sol kulağındaki pagan küpe
yine Kays’ı ele verir
dünyaya tekrar geri gelse

Her aşk bir şehir
gibi şiirin gri tipisine gizlenir
bir gün benim de kalbim
Ankara’da idam edilir

Hüseyin Ferhad

Reklamlar