RSS

Mezarlıkların ve gömütlüklerin çekiciliği o kadar kuvvetlidir ki

07 Nis

Mezarlıkların ve gömütlüklerin çekiciliği o kadar kuvvetlidir ki insanlar, orada bir yakınları gömülü olmasa bile ziyaret ederler. Yabancı şehirlerdeki gömütlüklere hac ziyareti yaparlar ve orada sanki bu, özellikle onlara sunulmuş bir keyifmiş gibi dolaşırlar. Onları oraya çeken her zaman ünlü bir zata duyulan hürmet değildir. En baştaki dürtü bu olduğunda bile söz konusu ziyaret her zaman daha fazla bir şey halini alır. Gömütlük kısa sürede özel bir ruhsal durumun ortaya çıkmasına sebep olur. Bu ruh hali hakkında kendimizi aldatmak gibi dindarca bir alışkanlığımız vardır. Aslında, hissettiğimiz korku ve daha fazla da sergilediğimiz huşu gizli bir tatmini gözden saklar.

Kendisini bir gömütlükte bulan bir insan gerçekten ne yapar? Nasıl hareket eder; orada düşüncelerini meşgul eden nedir? Şu ya da bu taşa bakarak, üzerlerindeki isimleri okuyarak ve kendisini bunların bazılarına doğru çekilmiş hissederek, mezarların arasında bir aşağı bir yukarı dolaşır. Sonra isimlerin altına kazınan yazıları fark etmeye başlar. Uzun bir süre birlikte yaşamış ve şimdi, olması gerektiği gibi, bütün zamanlar boyunca birlikte yatan bir çift bulur; ya da oldukça küçük yaşta ölen bir çocuk; on sekizinci yaş gününe henüz erişmiş bir kız. Ziyaretçiyi daha da büyüleyen, zaman aralıklarıdır. Bu isimler giderek mezarların başucundaki taşların üstündeki dokunaklı yazıtlardan olmaktan çıkıp basit zaman aralıkları olurlar.

Burada otuz üç yaşına kadar yaşayan bir adam vardır; şurada kırk beşinde ölmüş bir başkası. Ziyaretçinin yaşı her ikisinkinden de büyüktür, ama onlar çoktan yarışın dışına çıkmışlardır. Kendisi kadar yaşamamış pek çoğunu bulur; ama özellikle genç yaşta ölmemişlerse, onlar için hiçbir üzüntü duymaz. Ama onun o anki yaşını geçen, kendisinin hâlâ yapabileceği gibi, yetmiş yıl, ya da zaman zaman, seksen yıldan fazla yaşamış olan pek çoklarını bulur. Öyleleri, onda bu insanları geçme arzusu doğurur. Kendisi için her şey hâlâ mümkündür; kendi ömrü henüz belirlenmemiştir ve onun üstünlüğü de burada yatar; çaba göstererek onları geçebilir bile. Her halükârda onlarla aynı yaşa kadar yaşama şansı vardır, çünkü ne de olsa bir avantaja sahiptir: onlar hedeflerine ulaşmışlardır; artık yaşamamaktadırlar. Onlar ziyaretçiyle rekabet etmek için oradadırlar, ama bütün kuvvet onun tarafındadır; onların hiç kuvveti yoktur, yalnızca kayda geçmiş bir hedefleri vardır; en uzun yaşayanlar bile artık ölüdür. Onun gözlerine insanın insana baktığı gibi bakamazlar ve ziyaretçi, mezarlarda yatanlardan, onların olduklarından daha fazla olma ve sonsuza kadar öyle kalma kuvvetini alır. Orada yatmakta olan seksen dokuz yaşındaki yaşlı ölü onun üzerinde mahmuz etkisi yapar. Ziyaretçinin doksan yaşına kadar yaşamasını önleyecek ne vardır?

Ama sıra sıra mezarların arasında duran adamı meşgul eden tek karşılaştırma türü bu değildir. Gömülmüş olanların bazılarının ne kadar süredir orada yatmakta olduklarını fark etmeye başlar. Onu onların ölümünden ayıran zaman bir şekilde güven tazeleyici ve canlandırıcıdır: Kendisi dünyayı bu kadar uzun süredir bilmektedir. 17. ve 18. yüzyıla kadar uzanan eski anıtları barındıran mezarlıklarda, ziyaretçi yarısı silinmiş yazıtların önünde, onları deşifre edinceye kadar kıpırdamaksızın durur. Normal olarak yalnızca pratik amaçlarla kullanılan kronoloji, onun için birdenbire parlak ve anlamlı bir canlılık kazanır. Bildiği bütün yüz yıllar onundur. Mezardaki adam, yanında duran ve kendi yaşamının kısalığı üzerinde düşünen adam hakkında hiçbir şey bilmemektedir. Onun için zaman, öldüğü yıl sona ermiştir; diğeri içinse şimdiki zamana kadar sürmüştür. Çoktan ölmüş olan o, ziyaretçinin yanında durabiliyor olmak için neler vermezdi! O öldüğünden beri 200 yıl geçmiştir; diğeri, sanki ondan 200 yaş daha büyüktür. Bu yıllar boyunca olan pek çok şey onun tarafından bilinmektedir; bu olaylar hakkında okumuş, insanları onlardan bahsederken dinlemiş ve kimileri de kendi başından geçmiştir. Üstünlük duymaması zor olan bir konumdadır ve doğal bir insan bu üstünlüğü duyumsar.

Ama o bundan fazlasını hisseder. Mezarların arasında dolaşırken yalnız olduğunu hisseder. Ayağının dibinde yan yana tanımadığı ölüler yatmaktadır ve bunların sayısı çoktur. Sayılarının kaç olduğu bilinmiyor, ama bu sayı çok büyük ve onlardan daha da fazlası olacaktır. Ölüler hareket edemezler, ama birlikte kitle oluşturmuş olarak orada kalmalıdırlar. O yalnız başına dilediği gibi gelip gidebilir; yalnız başına dik durabilir.

Elias Canetti, Kitle ve İktidar, s. 277
Kaynak: http://alihasar.blogspot.com.tr/osmanli-mezar-kitabeleri-mezarliklar-osmanlica

Reklamlar
 
Mezarlıkların ve gömütlüklerin çekiciliği o kadar kuvvetlidir ki için yorumlar kapalı

Yazan: 07 Nisan 2016 in Altı Çizili Satırlar, Şiir Gibi

 

Etiketler:

Yorumlar kapalı.

 
%d blogcu bunu beğendi: