RSS

Nazir Akalın Diye Hüzne Künye Düştüler

10 Haz

Çekilmez adamdı Nazir. Zehirli bir dille konuşurdu insanla ve eşyayla. Beni, ısrarla kendisinden soğutmaya, uzaklaştırmaya çalıştı, kendi yalnızlığına daha erken gömülmek için belki de.

Ben de uzaklaştırdım mı kendimden diye kuşkulandım şimdi. 2002’ydi galiba, bir anda doğal halimle, “Hiçbir dizen çarpmadı beni, beni titretecek bir şiirin olmadı gitti,” dedim. Yürüyordu, durdu. Bir acı dalgası geçti yüzünden. “Doğru olamazsın,” dedi. “Ben, hayatımı koydum şiirime.” Yorum yapmadım. Keşke şimdiki gözle okusaydım şiirlerini. Fark etmiştim fark etmesine de elbette bu kadar sahici değil.
*
(Hüseyin Alacatlı’nın ölümü üzerine) Nazir’de bir yazı yazdı. Yazdığı yazıyı okuttu bana. Yazıdaki şu paragrafı çıkarmasını istedim: “Batılılar ‘ferd’in tek başına ‘insan ırkı’nı temsil ettiğine inanırlar. Ben de varlığımı idrak ettiğimden beri Hüseyin’in akıbetine mütemayil bir insan olarak inanmaya başladım ki, Hüseyin benim hayatıma ve sonuma da ‘ayna’ tutmuştur. Evet, hem ‘kendi’si hem de aynı anda ‘herkes’ olan Hüseyin’in açtığı kapıdan bir gün ben de gireceğim. Çünkü bu olayla bir basamak daha çıktığımı hissettim elinden tutmak için çaresizliğimin. Şimdi kendimi daha korkusuz, daha cesur hissediyorum.”

Adam düpedüz intiharını taahhüt ediyordu. Gülümsedi. Öyle gülümsedi ki bu satırları yazarken bile bütün acılığı ile gözlerime yansıyor. Ben şiiri Dergâh dergisine gönderdim, o da yazıyı. Andığım bölümü çıkarıp çıkarmadığını sordum sonra, “Hayır.” dedi, “dokunmadım yazıya.”
*
…kapıyı açar açmaz telefona koştum, karşıdaki ses eşinin sesiydi, zor konuşuyordu, ağlayarak, “Nazir Bey evden çok kötü ayrıldı,” dedi, “Bir daha dönmemek üzere ayrıldı.”
*
…Eve geldiğimde saat üçü bulmuştu, o saate kadar uyumayan, üç yaşını henüz doldurmuş oğluma sarılıp ağladım…
*
Beni neden yalnız bırakıyorsun?” diye iki siyah uçurum olan gözbebekleriyle ruhumun kanına dokunuyordu, “Beni neden yalnız bırakıyorsun?”
*
Bu bedel ödeme onda nasıl bir mizaç ortaya çıkarmış olmalı ki, söylediklerini kelimelere bedel ödeterek, onlara acı çektirerek, onları kanatarak yahut dağlayarak kuruyor şiirini. Onun için Nazir’in şiirleri bir saraydan çok bir harabeyi andırıyor. Bir bahçeden çok bir ören yerini andırıyor. Sözü kendine ait kılmaya çalışırken söz kendisi olarak karşımıza çıkıyor. Her ne kadar bu dünyada yaşadığının farkındaysa da aynı zamanda yaşadığı dünyanın kendi dünyası olmadığının da farkında.

Mehmet Aycı
İntihar Şairleri / Varlık Yayınlarınazir_akalin

Reklamlar
 
Nazir Akalın Diye Hüzne Künye Düştüler için yorumlar kapalı

Yazan: 10 Haziran 2016 in Yol Üstündeki Semender'ler, Şiir Sanatı

 

Etiketler: ,

Yorumlar kapalı.

 
%d blogcu bunu beğendi: