RSS

Kategori arşivi: Türk Şiiri

Virtüöz Ölüm

Ben ki şairim,yüzünüze bakarken
En çok içinizi görmekten korkuyorum;
Bu yüzden yüzünüze bakarken
Ensenizi yalayan denizi görüyorum,
Denizi cesedinize teyelleyen
Yunus sürülerini,
Fenikeli tüccar gemilerini,
Mağripli korsanları

Ya da mavi beyaz çizgili
Şiir transatlantiklerini…

Ben ki şairim,dediğim gibi,
Siz konuşurken, bakın, ben
Bir yandan denizi dinliyorum,
Ölümün üflediği boruları, sirenleri…

Ölüm ki,yalnızlıkların en yağız köpüreni,
En büyük köpüreni,
En sessiz köpüreni.

Ölüm ki, şiirlerin en şiire benzeyeni.
Ölüm ki, kusursuz örtüşeni,
Sözle sükutun.

Ölüm ki,davetleri geri çevire çevire
Artık toya düğüne
Çağrılmaz olanı,usta çalgıcıların…

Cahit Koytak

 
 

Etiketler:

Melek

Dün gece düşüme bir çocuk girdi..
Nurdan zırh giymişti..gülümsüyordu..
Adını sordum;
“Yaser” dedi..
Nerelisin dedim?
“Filistinli “ dedi..
Yüzü ekşidi..dudağı büküldü..ağlamaklı oldu..

“Nerden geliyorsun?” dedim..
“Cennet-i Ala’dan” dedi..
“Hüseyin,Hasan,Kasım,Abdullah..
kanat çırpıyoruz sabah akşam peygambere doğru..
O Sevgilinin bahçesindeyiz,
seviyor okşuyor bizi..
kucağına alıyor..yuvarlıyor,
oyunlar oynuyor bizimle..” dedi..

bizi sordu mu dedim?
Gözleri doldu cevap verirken..

“sordu” dedi..

“Ne sordu” dedim..

“ümmetim..?” dedi..

“sen ne dedin?”dedim..

“bir şey diyemedim..” dedi.

“O da anladı..başını eğdi önüne daldı gitti” dedi.

Dün gece düşüme bir çocuk girdi..
Nurdan zırh giymişti..gülümsüyordu..
Adını sordum;
“Yaser” dedi..
Nerelisin dedim?
“Filistinli “ dedi..

“Ben bir şey sorabilir miyim?” dedim
“sor” dedi..
“ikimizin de Rabbi olan Allah..”dedim.

“bizi en güzel melekleriyle karşıladı..”dedi.
“cennete, en güzel meleklerden biri yaptı bizi..
ruhundan her gün üflüyor bize…
Ne ben anlata bilirim bunu..ne de siz anlaya bilirsiniz” dedi..

Dün gece düşüme bir çocuk girdi..
Nurdan zırh giymişti..gülümsüyordu..
Adını sordum;
“Yaser” dedi..
Nerelisin dedim?
“Filistinli “ dedi..

“bir şey sorabilir miyim?” dedi

“Sor..!” dedim..

“babam nasıl?..O’na sarılmayı çok özledim” dedi..

Gözlerim doldu..dudaklarım büküldü.
Parmaklarımı ısırdım..ağlamamak için..

“çok iyi dedim..”

yüzüm kızardı..
daha fazla konuşamadım..

“yakında kavuşursunuz..” der gibi oldum..
Anladı..

“çok özledim ama,kardeşlerimi yalnız bırakmasın..” dedi ağlayarak..
“ben sabrederim gelmesin,onları korusun namertlere (olmert’lere) karşı..
Kardeşlerimi öpsün benim yerime,annem de çok ağlamasın” dedi..

Dün gece düşüme bir çocuk girdi..
Nurdan zırh giymişti..gülümsüyordu..
Adını sordum;
“Yaser” dedi..
Nerelisin dedim?
“Filistinli “ dedi..

Gözleri ışıl ışıldı..
Vücudundaki Şarapnel yaraları kapanmıştı..
Tertemizdi..
Yaralarının üzerinde
Hep aynı el izi vardı..
Sineme çektim kokladım..
Buram buram “Gül” kokuyordu..

Galip Sevindir

 
 

Etiketler:

ürkek bir anı oldum

-I-

hep akşamı tutar günlüklerinde yitik çocuklar, bir kızın
vücuduna serptiği ışıklarda sabahı bulmaya çalışan bir cesur
çocuk da çıkar kimi zaman. (o’nun çığlığa çalan susuşunda,
seviştikten sonra bacaklarını karnına çekip oturuşunda,
kalkıp perdeyi aralayışında)

boşunadır çabası, bir cesur çocuk olarak adı hayatın yanlışları
üzerine kurulmuştur ve hiçbir şey yanlışlardan daha iyi anlatamaz o’nu.

her zaman hazır tutacaktır sevinçli yerlerine batırmak için bir dikeni

-II-

tren ayrıldı, unutuldum bir takvimin son yaprağında
kum saatinde bir ‘yitik çocuk’ olarak kaldım
zaman’ın dışında yer verilmişti, ne kadar sevsem de
sevgilimin gözlerine bir leke gibi bıraktım sessizliği
yazdıklarımdan o’nun kumral hayatına sızamayacak kadar usluydum

tren ayrıldı tuttum koyu bir karanlıkta, yırttım kendimi
resim oldum, ürkek bir anı oldum, artık kim olsa kırar beni.

Akif Kurtuluş

 
 

Etiketler:

Geriye Kalan

Bir anahtar verdindi bana
Kabaran yüreğimi bilerek.
Kullanıp durdum onu gönlümce,
Aşkıma kenar süsü diyerek;
Aşındırdım dişlerini zamanla.

Geriye ben kaldım işte.

Yalan olur sevmedim dersem;
Ama yolcu yolunda gerek.
Ey ömrümün uğuldayan durağı;
Yanlış hesaptan dönerek,
Benli günlerini sil istersen.

Geriye sen kaldın işte.

Metin Altıok

 
 

Etiketler:

Hala Koynumda Resmin

Sımsıcak konuşurdun konuşunca
ırmak gibi rüzgar gibi konuşurdun
yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki
çiğdemler güller mor menevşeler açardı
Sımsıcak konuşurdun konuşunca
Hâlâ koynumda resmin

Dağları anlatırdın ve dostluğu
bir ceylan gibi sekerdi kelimeler
Sesini duymasam çölleşirdi dünya
dağlar yarılır ırmaklar kururdu
bulutlar çökerdi yüreğime
Hâlâ koynumda resmin

Gün akşam olur elinde kitaplar
ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin
bir kez bile unutmadın “merhaba” demeyi
ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin
bir dostun vurulduğu gün
Hâlâ koynumda resmin

Kaç mevsim kırlara çıkıp
çiçekler topladık mezarlar için
Belki ürküttük tarla kuşlarını
belki kurdu kuşu ürküttük
ama aşkı ürkütmedik hiç
Hâlâ koynumda resmin

Ve hâlâ sımsıcak durur anılar
sımsıcak ve biraz boynu bükük
Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış
yasak bir kitap gibi durmaktadır
ve firari bir sevda gibi
Şimdi duvarlarda resmin

Ahmet Telli

 
 

Etiketler:

Hatırlama

Sen akşamlar kadar büyülü, sıcak
Rüyaların kadar sade, güzeldin,
Başbaşa uzandık günlerce ıslak
Çimenlerinde yaz bahçelerinin.

Ömrün gecesinde sükun, aydınlık
Boşanan bir seldi avuçlarından
Bir masal meyvası gibi paylaştık
Mehtabı kırılmış dal uçlarından

Ahmet Hamdi Tanpınar

 
 

Etiketler:

Aile

Sağ çıkıp günlük savaştan
Evin yolunu tutmuşum
Yemek yedik, çocuklarım uyudu
İniyor üstüme yavaştan
Allah’ın bembeyaz bulutu
Kederlerimi unutmuşum.

Hayatta olduğuma
Seviniyorum şimdi
Kavuştum çoluk çocuğuma
Koltuğuma uzandım, rahatım
Kahvem içime sindi
Başladı gecelik saltanatım.

Behçet Necatigil

 
 

Etiketler:

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 605 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: