RSS

Kategori arşivi: Türk Şiiri

Kadeh

Burası dalyan kahvesi
Ortalık süt mavisi
Apostol bu ne biçim meyhane
Tabağımda bir bulut
Kadehimde gökyüzü

Oktay Rıfat Horozcu

 
Kadeh için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Temmuz 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Tecelli

Nedir bu benim çilem
Hesap bilmem
Muhasebede memurum
En sevdiğim yemek imam bayıldı
Dokunur
Bir kız tanırım çilli
Ben onu severim
O beni sevmez

Oktay Rıfat Horozcu

 
Tecelli için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Temmuz 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

ağır çiçekli ıhlamur ağacı

ölüme ne kadar yakın
unutulmaz çocukluğumun
ağır çiçekli ıhlamur ağacı

Yelda Karataş

 
ağır çiçekli ıhlamur ağacı için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Temmuz 2013 in Haiku, Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Aşk Rahmettendir ..!

Aşk rahmettendir demişti adam …
Rahmet gibi gelmişti bu sevda bozbulanık dünyasına hiç ummadığı bir zamanda ,
Sonra dünyanın bile kulağını sağır eden bir sükutla,
Aşk rahmettendir dedi kadın …
İçlerine attılar sonra büyüsün diye bu mucizevi sevdayı …
İnatla severdi herkes, ben inançla sevdim dedi adam..!
sonra sesine ses kesildi kadın,
ince ve daha dünya görmemiş sesiyle anlattı dünyasını,
narin ellerinde tutmakta olduğu çaya birşeyler anlatırcasına.
Acabalarla keşkelerin düellosunu seyre dalarken ömür, ayağı tökezleyip düşüverdi birden ateşlerin ortasına vuslat .
Kim sevdiye gitmekten korkuyordu kalp.
Kurtulmak şöyle bir köşede kalakalsın, yandıkca Can veriyordu adeta .
çok ölümcülmüş galiba, hemende ölümüne gitmişti Nazenin bedenlerin …
Derken ..! Güldü kadın,
sonra…
sonrasını hatırlamadı adam …

Gökhan Yalçın

 
Aşk Rahmettendir ..! için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Temmuz 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Her Yeni Yaş İçindir

Beni bundan böyle
Beklese-beklese
Hüzün bekler,
Çağırsa-çağırsa
Hüzün.

Neden mi?
Neden olacak..
O kadar gezilip görüldü ki…
Hep ben bir şeyden,
Bir yer’den
Bir kimse’den uzaktaydım
Ve kendimden.

Ölüm beklemez beni..
Çünkü, ben gene de
Bir şeye,
Bir yer’e
Ya da bir kimseye giderken de
Kendimden uzakta olacağım.

İşte
Bunun adı hüzündür.

Özdemir Asaf
 
Her Yeni Yaş İçindir için yorumlar kapalı

Yazan: 09 Temmuz 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Artık Kimse Yok

Artık kimse yok, hayır, ne ses, ne ağız,
ne gözler, ne eller, ne de ayaklar: herkes gitti,
duru gün bir çember gibi koşuyor,
çıplak bir metaldir soğuk hava.
Evet metal su ve hava, ne sarı
çiçek öbeği salkımında öyle sık,
onun o yapışkan kokusu bir de,
eşsiz kalıtı bu toprağın.

Nerde gerçek? Anahtar
şaşkındırdır bir kapılar ordusu içinde
arasında başkalarının
bulamadan
kilidini
bir türlü.

Artık
işte bunun için yok yitirileceği yer
anahtarın gerçeğin ya da yalanın

Burada
ne sokak var; ne kimsenin kapısı,
yalnız kum açılıyor titreye titreye.

Ve bütün deniz açılıyor; bütün sessizlik
sarı çiçekleriyle boşluk
toprağın kör kokusu açılıyor
ve hiçbir yol olmadığından

kimse gelmeyecek bir çanın
çalınışı gibi çınlayan
yalnızlıktan aşka.

Pablo Neruda
Kara Ada Şiirleri / Çev: Sait Maden

 
Artık Kimse Yok için yorumlar kapalı

Yazan: 09 Temmuz 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Mor Rüya Barı

Sesin mektup olsa bir kuş gibi kanatlanır, dolaşır yeryüzünü
Ve içindeki keder mavileşir sen elmayı ısırdığın zaman
Sen turnalara baktığın zaman iklimler aşkla yer değiştirir
Sen üzgün evlerden güneş bakışımlı bahçeler yaparsın
Akan sularsın ağaçları şımartan, kalbisin çılgın sokakların

Ellerinde lirik telaş, ellerin gökkuşağı olmalı renkleri üzmeyen
Ellerin karanlığın penceresini kapatan bir kalp gözü sabahı
Ellerin aşk kurabiyeleri yapan mükemmel bir pasta ustası
Ah, biliyorum yaz okulu olmalı parmaklarındaki gülümseme
Çocuklar sevinsin diye parmakların dans ediyor renklerle

Ve şarkılar hatıra biriktiriyor, benim yerime de bak deniz orada
Deniz ve balıklar armağandır bizlere, roka ve rakı da öyle
Sevdiklerimiz de özler bizi ve inan ki ölmüyor hiçbir şey
Aşk istasyonunda ne kadar çok bekleyen varmış kendisini
Mor rüya barına gidelim, iki şiir parlatalım ve doya doya içelim

Ah, İstanbul’un gözleri senin gözlerine nasıl da benziyor ışıltılı
Gözlerin arkadaş ve sevgili, gözlerin gurbet gibi bakıyor
Gözlerin susmanın bulutlarını taşıyor ve masum yazlar
Sen incecik bir yağmur olmalısın ovaların kalbine iyi gelen
Küsmesin gözlerindeki martı, gözlerini al da gel adalara kaçalım

Lekesiz hevesler sahilinde rüzgâr olmalısın boşluğu kenara çek
İçimden geçen arsız kelimeler ıslık çalıyor duyuyor musun?
Biliyor musun nasıl da kıskanıyorum yenilmiş öteki yanımı
Bağışlar mısın şu geveze kalbimi, aklım hep şiirin diline düşüyor
Anlıyor musun herkese şiir yazılmıyor, üşüyor seyyah renkler

Erkenden uyanıyorsun sulardan önce, renkler kilit tutmuyor
Renklerin çocukluğu şen şakrak, renklerin kayığına binelim
Yalayalım renklerin, tuvalin, kâğıdın, boyanın kokusunu
Bir aşk kamaşması olsun hayat, sadece hayatın peşinden gidelim
Yırtılmasın daldaki mahcup gül, yırtılmasın kelimelerin saflığı

Rüyanın renkleriyle de yıkanır gövdenin güzden kalma akşamları
Kırlara inilir, bayırlara çıkılır, dumanı tüter yolcu olmuş ruhlarımızın
Yalnız ruhlar resitaline iki bilet aldım, ne kadar da kalabalıkmış salon
Hepimiz aşkın elinde oyuncak olmuşuz, kaybolmuşuz ıssız parklarda
Güngörmüş sokaklardan geçiyoruz, su gibi kardeşliğin yaz gecelerinden

Tanrının kalbine tırman, çok çalışsın ellerindeki ışık, şiirin ışığına tutun
Şehrin göğünü kucaklasın ellerin, çok olsun yüreği yufka dostların
Kediler gibi mırıldan renklerin duasını ve gölgeni de götür her yere
Düşlerini de götür, düşlerimizden daha büyük değiliz hiç birimiz
Komşun olsun kelimeler, kelimeler hiç bitmez hatırlamak için kendimizi

Eşyaların sessizliğine dokun, çünkü onların kalbi var, bakılmazlarsa ağlar
Kayıp bir eşya gibi durmayalım evlerin unutulan tozlu yerlerinde
Başkasına sığınmak ceza, kendimize sokulmak iyi olmanın şarkısı
Kasvet ve kahır o yaşlı trene binsin de gitsin, hakikat çiçeği el sallasın
Sahici bir vefanın alkışlarıyla ısınsın ellerimiz, gül koksun ellerimiz

Nefes olmanın bereketiyle gönlünü alsak şu yarası derin dünyanın
Arkadaşım gurbete sürgün olmuş, zalim anılar boşanıyor boğazından
Arkadaşım şiir olmuş, evlerden tuvallere, sokaklara kaçan solgun bir şiir
Şehirlerden, ülkelere uçan tek başına kalabalık bir resim meleği olmuş
Belki de bundandır fiyakalı bir aşkın dumanlı renklere doğru yelken açtığı

Engin Turgut
“Suyun Rüyası” adlı kitabından

 
Mor Rüya Barı için yorumlar kapalı

Yazan: 09 Temmuz 2013 in Anason Kokulu Şiirler, Türk Şiiri, Şiir, İstanbul Şiirleri

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: