RSS

Etiket arşivi: A. Vahap Kaya

Çuvaldaki Taşlar

“Pek ağır bir çuvalı yüklenip götürürken içinde ne olduğunu anlamak, ona bakmakla, çuvalın ağırlığı eksilmez. Acı tatlı neleriniz var? Bakın ve yüklenip götürmeğe değerse yüklenip götürün. İçinde değerli bir şey yoksa çuvaldaki taşları boşaltın. Kendinizi de bu saçma işten, utanılacak yükten kurtarın. Aklınızı başınıza alın da, çuvalınıza taşları değil, insanlara sunulması gereken değerli şeyleri doldurun.”

Cehennem Benim/A. Vahap Kaya
 
Çuvaldaki Taşlar için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Ocak 2013 in Altı Çizili Satırlar, Şiir Gibi

 

Etiketler:

Çile bitmemişti…

Çile bitmemişti. Ortada olan sadece bir sınamaydı. Çile halinin bittiğine dair bütün işaretler dahi bu sınamanın bir parçasıydı. Son anda kalbin taşıdığı güvensizlik, bu sınavın sona ermesini engellemişti ve bunu, en son kararı veren şeyhin ağzından duymak onun kerametinin bir kanıtından başka bir şey olamazdı. Dergâh üyelerinin vardığı sonuç bundan başka bir şekilde izah edilemezdi. Son sınama olan on sekiz günlük hücre çilesine gerek kalmamıştı ve Yusuf’un kendisiyle olan savaşı yeni baştan olmasa da, eksikliklerin tamamlanacağı ana kadar devam edecekti.

Taş yığınıyla doldurulmuş kuyuların arasındaki büyükçe bir taşın üstünde hırkasına sarılarak oturan Yusuf, gerilerde bırakılan eski dostluk günlerine dalmıştı. Güneş bir kez daha yeryüzünü aydınlatıp, cisimleri görme özgürlüğünü verdiği sırada o, hafızasında peşi sıra akan olayları durduramamanın sıkıntısını yaşıyordu. En iyi seçebildiği bir tek yüz vardı, ancak onu da bir türlü beynindeki akışın içinde donduramıyordu. Aşkın, dostluğun kokusu eski bir konu gibi geliyordu kendisine. Haz veren ne varsa, eski dokunuşlar olmaktan öteye geçemiyordu. Mutluluğun hayatında tek bir yansıması vardı, o da hüzünle biten bir aşktı. Günlerce süren sancıların tek sebebi olan bir aşk. Hapsolunan ruhun içinde bir türlü öldürülemeyen bir aşk. Tutkuyla, yaşamın anlamına kavuşma çabasına girmeden yöneldiği kadının yarattığı sızının ruhunda yayılma anları sürüyordu ve dervişliğine engel olduğuna inandığı yegâne şey bundan başka bir şey olamazdı.

Güneşin karşısına, çılgınca, acemice, öfkeyle, korkuyla geçen aşkla dolu günlerinden, sırlarla dolu bir aşkın ilk basamağındayken çıkıyordu. Kıbleye doğru döndü. İki kuyunun arasındaki toprak alana geçip diz üstü çömeldi. Avuçlarını birleştirerek göğüs hizasına kaldırdı. Başını öne eğdi hafifçe;

“Allah’ım, tüm günahlarımla, yaşamdan kopuşlarımla, ezilmişliğim ve kayboluş günlerimle, tutunamadığım hayatın solmuş yaprakları içinde sana geldiğim gün gibi, aşk ateşinin yüreğime indiği bir anda yine sana yöneldim.”

“Ey evrenin, yeryüzünün, doğunun ve batının, havanın, suyun, ateşin, toprağın tek sahibi; bu ateşin, rüzgârın etkisine girmemesi için bana yardım et,” diye yalvardı.

Hüznün ve özlemin iç içe geçtiği anın pişmanlığına kapılmaksızın yüzüne sürüp, ayağa kalktı. Şehrin bulunduğu yöne doğru döndü. Yiyecek bir şeyler bulduktan sonra, şeyhin misafirine eşlik edecekti. Bu görev dervişliği için yeni bir sınamanın da başlangıcı olabilirdi. Yeni bir sınama ile karşı karşıya olabileceğini hesaba katarak yürümeye devam etti.

Cehennem Benim-s.92-93
A. Vahap Kaya

 
Çile bitmemişti… için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Ocak 2013 in Altı Çizili Satırlar, Şiir Gibi

 

Etiketler:

Cehennem Benim

Her insanın yaşayabileceği, sıradan bir ayrılık yaşamıyordu.
Onun gözünde bu ayrılık, toprağın sudan ayrılması gibi bir
şeydi. Nasıl ki toprak sudan ayrılınca çoraklaşıyorsa, ırmaklardan,
derelerden ayrı kalan sular sararıp, kokar, bulanır ve
kapkara oluyorsa, ateş, ocağından ayrıldığında sönüp kül haline
geliyorsa, ruhunun da dostundan ayrı kalması heyecanını
yitirmiş, aklı, yayı kırılmış okçu gibi şaşkınlık içinde kıvranıp
durmuştu. Ayrılık acısını öylesine çok iyi biliyordu ki, henüz
böyle bir durumu yaşamadan önce, hayranlık duyduğu insana;
“Dünyada ayrılıktan daha acı bir şey yoktur. Bana ne yaparsan
yap, razıyım, şikâyet etmem, fakat beni ayrılığa düşürme,”
diye korku içinde seslenmişti. Aradan geçen sürede korktuğu
başına gelmiş, ayrılığın acı veren yüzü ile karşı karşıya kalmıştı.

Ayrılığın yaşattığı hüzünle yöneldiği varlığın gücü karşısında
dökülen gözyaşlarını teninde hissederken, kulluğunu ve
yaratanın yüceliği önündeki kulun çaresizliğini tüm benliğiyle
hissediyordu. Sıkıntılı günlerinde önünde diz çökenlere, ruhlarını
okşayan bir ses tonu ile verdiği vaazları hatırladı: “Allah
buyurdu ki, Ey insan! Ben kâfiyim, yeterim, bir başkasının
yardımını vasıta kılmasızın sana bütün haberleri, hem de sebepsiz
olarak veririm. Ben kâfiyim, yeterim; ben sana ekmeksiz
tokluk, baharsız nergis ve nesrin veririm. Kitapsız, üstatsız
sana bilgi veririm, sanat öğretirim. Sana ilaçsız sağlık veririm.
Mezarı, kuyuyu, meydan haline getiririm.

Yaşanan onca kederin ardından verdiği vaazlara kendisinin
ihtiyacı olduğunu itiraf etmeliydi. Yine de ayrılık acısının öyle
kolay kolay bitebileceğine pek ihtimal vermedi. Yükselmeye
başlayan güneşin kapı aralığından içeri süzülen ışığına doğru
yürüdü. Kapıyı açar açmaz aydınlık dünyanın içinde seçilebilen
bir varlık haline geldi.

Cehennem Benim- Sayfa 35
A. Vahap Kaya

 
Cehennem Benim için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Ocak 2013 in Altı Çizili Satırlar, Şiir Gibi

 

Etiketler:

Bir İntiharın Önsözleri

“En çok da gözlerine hapsolduğum anları düşlüyorum.”

“Bu tutku aklı yenmeye başladı.
Seni kararımın orta yerine koyuyorum.
Alınan her soluk, atılan her adım uçuruma doğrudur.
Çekici bir haldir yaşanan.”

“Bu uykunun ölümün yaklaştığına işaret olduğunu biliyordum.Etrafıma bir kez daha baktım.Hareket eden hiçbir canlıyı farketmedim. Ölümle gerçek bir yüzleşme anına doğru ağırlığını artıran uyku ile birlikte giriyordum.”

“Suskunluğum büyüyen hıçkırıklarla bozuluyor.Dil kullanılmayan bir ses, evin içine hükmediyor. Alışkanlıklarımı, sevdalarımı, acılarımı yok etme isteğiyle öylece göz yaşlarıma bırakıyorum.”

“Hiçbir varlık yaşamımızı anlamsızlaştırabilecek kadar mükemmel değildir.”

Bir İntiharın Önsözleri/A.Vahap Kaya

 
Bir İntiharın Önsözleri için yorumlar kapalı

Yazan: 09 Nisan 2012 in Altı Çizili Satırlar, Şiir Gibi

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: