Selam olsun, hurmalıkta vedalaştığım Resüle

Allah’tan dilerim Senin için yardım ve nusreti,
İhsan eylesin Sana da, Musa’ya verdiği sabır ve metaneti;
Allah şahid! Ben olmuşum akıl ve basiretli,
Gördüm hep Sende, her büyük hayır ve fazileti.
Allah’ın Resûlü olduğuna getiririm ben şehadeti .
Senin hayrından uzak kalan nefsine eyler ihaneti;
Senin hak Peygamber olduğuna karşı çıkan kâfiri
Mahrum eylesin Yüce Allah ondan inâyeti.
Selam olsun, hurmalıkta vedalaştığım Resüle,
Bizleri dualar ile yolcu edicilerin en şereflisine.
Dostlar içinde hayırda kimse yetişemez Kendisine;
Salât ve selâm olsun Allah’ın Sevgili Habibine.

Abdullâh Bin Revaha (r.a.)
(İ. Esir, 3: 130)

Reklamlar

Bir Değirmendir Ölüm

Allah’a yemin ederim, attan ya inecek veya indirileceksin.
Hele niye duruyorsun, ayağına gelmişken cennetin?
Ey nefis, vuruşup öldürülmezsen de ölüm seni bulacak.
Bir değirmendir ölüm, bir gün seni de alıp öğütecek.
Neyi arzuladıysan dünyada, bunlar hep sana verildi.
Doğru yolda ilerlersin, eğer istersen arkadaşların gibi şehâdeti.

Abdullâh Bin Revaha (Ra.)
(İ. Hacer, 1:239)

Artık ben düşünmüyorum dönmeyi hâne-i iyâlime

Fecrin aydınlığı gibi bir kitap getirdi resûlüllâh bize,
Hakkı görmez kör bir toplum iken erdirdi bizleri hidâyete;
İnanıyor kalblerimiz, o doğruyu söyler kesinlikle,
Müşrikler uyurken gaflet içinde; geceleri
Rabbiyledir o, bütün kalbiyle…

Senin lütuf ve inâyetin olmasaydı yâ rabbi,
Veremezdik sadakayı, bulamazdık hidâyeti.
Sen kereminle gösterdin bize niyaz ve ibadeti;
Ulaştır bizi huzur ve emniyete yâ rabbi!
İhsan eyle bizlere düşmana karşı sebat,
Düşmanın işidir ancak fitne ile fesat,
Tek arzusudur bizlerin sulh ve salah,
Yâ rabbi! düşmandan eyle bizleri necat…

Allâh bize hidayet etmeseydi eremezdik hidayete,
Ne zekat verir, ne namaz kılardık,
Kâfirler saldırdı bize,
Geri durduk fitne çıkarmak istediklerinde…
Can feda sana ya Resulallâh, bağışla bizi,
Düşmanla karşılaşma anında,
ayaklarımızı sâbit eyle yâ Rabbi

Günlerce taşıdın beni savaş meydanına,
Bundan böyle, başka teklifim olur mu sana?
Ayrıldı yollarımız; şimdi bir tek niyazım kaldı rabbime:
Rızası yolunda ulaştırsın beni makam-ı şehâdete.
Dönsün kardeşlerim, beni yalnız gömüp Şam ülkesine,
Artık ben düşünmüyorum dönmeyi hâne-i iyâlime.
Azrum, sadece ulaşmaktır makam-ı şehâdete;
Arkamda kalsın neyim varsa, servet, ev ve bahçe..

Abdullâh Bin Revaha (r.a.)
(İ. Hacer, 2: 307)

İşte ölüm güvercini yaklaşıverdi

Günahkârım fakat ben,
Af isterim Rabbimden.
Ya da kanımı dökecek bir vuruş isterim.
Kılınç ya da mızrakla deşilip çıkmış ciğerim.
Ta ki beni gören samimice desin,
Şu savaşçıya Allâh rahmet eylesin…

Ey nefis!
Bakıyorum cenneti hiç istemiyorsun.
Boş bunlar,
Kalbim mutmaindir ki sen,
Su kırbasındaki bir damla susun,
Ey nefis çarpışmasan da bir gün öleceksin.
İşte ölüm güvercini yaklaşıverdi,
Ne arzularsan o verilir sana ey benliğim…

Nefsim bir isteksizlik var sende,
Savaşacaksın dilesen de dilemesen de.
Hani çoktandır yoktu sende ölüm korkusu,
Ca’fer, ne güzel geliyor Cennet kokusu…

-Çekilin kâfirler Nebinin yolundan bugün,
Vururuz yoksa boynunuzu inkâr etmiştiniz dün,
Öyle bir vuruş ki ayırır gövdeden başı,
Hatırlatmaz insana ne dost ne arkadaşı…

Abdullâh Bin Revaha (Ra.)