RSS

Etiket arşivi: Adem Erdoğan

Zehira

-I-

hızla akan bir ırmak gibi
aktı ömrümüz yalnızlık denizine
sözler azaldı, sesler azaldı, yıldızlar
azaldı
bir sen azalmadın Zehira

içimde bir kuşku gibi büyüyen gözlerin
büyüdü, büyüdü, büyüdü
bir volkan gibi patlayarak yüreğimde
düşüncemin mihrabı oldular
gecenin bütün ışıkları sustu
bütün sesler eksildiler ömrümden de
bir sen eksilmedin Zehira

kör bir gecenin içinde büyüttüm ellerimi
bundandır bunca üşümesi sözcüklerin
bundandır bütün rüzgarlarda sağır
bütün yağmurlarda eksilmesi gecenin
zamanda bir yağmur gibi vurdu yüzüme gerçeği
aynalarda kaybettim tüm kusursuzluğu
bir sen kaybolmadın Zehira

yollar yürüdükçe incelir
zaman eksildikçe sızar kabuğundan
birde acı ve bir uçtan bir uca vardığımız muamma
ve sanki gözlerimizde büyüyen bu dünya
bizsizde dönecekmiş gibi korkuyla düşünüp
kapılır dururuz ya yarının boşluğuna
ben bütün harfleri susturdum işte
kelimeleri düğümledim yalnızlığa böylece
bir seni susturamadım içimde Zehira

-II-

aşk, bir ayrılıktan geriye yalnız kendini bırakır
aşk, kendini bırakır yalnızca bir uçurum yankısı gibi
dönüp yine kendini bulacağı yalnızlıkta
aşk, bir yalnızlık bırakır yalnızca
yalnızca bir aşk bırakır yalnızlığı
aşk, yalnızca

bu mevsimde böyledir ya
kıştan yaza dönerken Zehira
bir yanımız yağmur artığı keder
bir yanımız güneş yanığı umut
dönüp durduğumuz bu semanın altında
sesler yankılanıyor Zehira
‘beni unut, beni unut, beni
unut’

unutmak diyorum
benzetmeye çalışarak bir nesneye
unutmak diyorum
bir bıçağın keskin tarafı gibi
dokundukça kanıyorum
daha çok unutmak için seni Zehira
ne kadar kanım dökülecek
bilmiyorum

-III-

anılar unutmanın celladıdır Zehira
ne çok büyüttük kelimeleri hatırla
ve ne çok susturduk geceleri
yürüdüğümüz yollar geliyor aklıma
çocuk gülüşünle yeşeren ilkbaharım
sana çocukluğumu anlattığım
bodrum yazını hatırla
çünkü ben hiç unutmadım

anılar Zehira anılar
yani şiir okumaktan kuruyan dudaklarım
yani izlediğimiz filmler
yani o filmlerde hayatımızı arayışımız
yani ellerin Zehira, ellerin
dokundukça büyüdüğüm
büyülendiğim ellerin

-IV-

şimdi soğuk geceler büyütüyorum koynumda
daha az gülüyorum daha çok susarak
aşk eksilmez bir yaradır kalbimde Zehira
büyüyen bir yaradır ki aşk
ben yalnızca aşkta küçülüyorum

-V-

hızla akan bir ırmak gibi
aktı ömrümüz yalnızlık denizine
sözler azaldı, sesler azaldı, yıldızlar
azaldı
bir sen azalmadın Zehira

olsan da, olmasan da…

Adem Erdoğanzehira-siiri

 
Zehira için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Ekim 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Aşkın Doğduğu Mevsime Düşülen Notlar

I-

hâsılım yoh ser-i kûyunda belâdan gayrı
garazım yoh reh-i aşkında fenâdan gayrı
-fuzûlî-

zamana savrulmuş sevdanın arzusuyla
bilirim eski yaralarda kanar anılar değdiğinde
gökyüzünde ne kadar uzak yıldız varsa
o kadar aşk tutuşup yanmıştır ellerimizde

gözlerimiz o kadar vuslat olmuştur ki
uzak ülkeler gibi bakılır şimdi aşka
lakin söylenmez bir aşkı yıkan nedir
yine aşkın kendinden başka
hicran neyin sebebidir

bizi böyle takatsiz kılan zamanın elleridir
ve hiçbir aşk kafiye düşmez zamansız ayrılığa

-II-

ehl-i temkinem beni benzetme ey gül bülbüle
derde sabrı yok anın her lahza bin feryadı var
-fuzûlî-

ne kadar tutunsam olmuyor ne kadar sussam eksiğim
yine kopup gidiyorum kendimden geceye
uzanıp uyusam diyorum yalnızlık döşeğine
bir feryat ile düşüyor karabasan düşlerim

bu kalabalıklar bir gün beni boğacak
kollarımdan tutup çekecekler boşluğa
korkarım kalbim eksilerek bir acıya sığacak
ey aşk şehrinin sahibi hicran söyle
bu yaşamak hangi uçurum özlemiyle son bulacak

nedensiz bir yürümek telaşımı ayaklarımda gece
bu koyu karanlığın pasını hangi beklemek silecek

-III-

dâr-ı dünya deli gönlüm gibi virân olsa
ne cihân olsa, ne cân olsa, ne hicrân olsa
-taşlıcalı yahya-

kavlime sadığım hiçbir dikene kanamadım
hiçbir acıya savrulmadım senin acından başka
ne gülüşüm eski gülüş şimdi ne düşüm yürüdü aşka
dilimden düşmeyen arzu ile adını andım

ama hayır yüreğim yetmiyor buna dayanmaya
şiir okumaktan kuruyan dudaklarımda susuyor artık
gecemizi çığlıklarıyla çoğaltan martılarda
susuyor bütün dünya tren sesleri ve sevda
susuyor her şey sözleri yok sayarak

her şeyimi aldın her şey yitirildi bari susmayı bırak
bana yalnız o kalsın bu susuz yangında

-IV-

zülfüne dil vermeyen bilmez gönül ahvâlini
anlamaz hal-i perişanı perişan olmayan
-ziya paşa-

herkes bir şaşkınlıkla bakıyor yüzüme
anlaşılmıyor gözlerimden içimdeki fırtına
Allah’ım bana aşktan daha büyük acı verme
benim acımdan daha büyüğünü başkasına

çünkü yeryüzünden daha büyük bir dünya
yalnız kendini yok ederek silinir sıkılmaktan
eksilmek bazen en iyisidir ya
bu dinginlik hasreti çoğaltır durur
büyütüp durur geceyi kendinden sakınmaktan

baktığım her yerde gökyüzü bir yalnızlık olur
boşalır yağmuruyla yeryüzüne sürgün edilip susmaktan

-V-

ne beyân-ı hâle cür’et ne figaana takatim var
ne recâ-yı vasla gayret ne firaaka kudretim var
-enderunlu vâsıf-

zaman diyorum hep zaman akıp gidiyor ya
bizde bu zamanın nehrinde birer yaprağız
ölüm denizine sürüklenerek varmaya
onda kendimizi bulmaya ve yok olmaya hazırız

peki ya sevdamız neden eksiltir bizi
yahut eksilen biz miyiz ki çığlığımız çoğalır
peki ya sen ey hasret şehrimin mimarı aşk
bir acının yanına bunca benzer acı gelir mi
bunca hüzünlü gece daha başka neyi sağaltır

ve sen ey şehrimde büyümüş nar çiçeği
sen çıksan senden sana daha ne kalır

-VI-

şirler pençe-i kahrımda olurken lerzan
beni bir gözleri ahuya zebun etti felek
-yavuz sultan selim-

isyan etmiyorum mutluyum bunları yaşamaktan
yalandan uzak bir sözle başkasına söylenmeyen
tek yüzüyle sevgiye sadık bir aşkta kalmaktan
mutluyum diyorum yalandan kaçarak yeniden

ama bu hiçbir şeye kar etmiyor biliyorum
şarkılar düşüyor dilime sana söylenmemiş şarkılar
aşk sokağa çıkıyor geziniyor bütün istanbulu sesiyle
bu şarkıları dinlemelisin sesimden dinlemiş kadar
şarkılar düşüyor dilime başladığı yerde biter

“bir tek dileğim var
mutlu ol yeter”

Adem Erdoğanadem-erdogan-siirleri

 
Aşkın Doğduğu Mevsime Düşülen Notlar için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Ekim 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: