RSS

Etiket arşivi: Adnan Özer

Yol Şarkıları III

Geçiyor Balkan günlerim
bir elmanın nazik soyuluşunda.
Kalp de yaradır, diyor ayazda türküm,
kanıyor her yola koyuluşumda.
Ölümün dişlediği bir meyveymiş geçmiş özlemi,
çocukluğun çürüyüp yapışması deriye.
Ah, o kar fısıltılı bahçeler
dedemi, amcamı, hele de babamı
çağırırlar mı geriye…
Trakya, nasıl ayrıldım senden
sıvalı kerpiç bacalardan duman tüterken.
Nasıl da camlarda kaldı süzgün gözlerin, akraba hayat.
Dur durak yok, bir daha siliyor evimi her seyahat.
Evsizin evini özlerim şimdi, eşikte gölgesiyle.
Ah o inatçı, gürlek meşeler
kökümü, omçamı, hele de ilk sevdamı
tutarlar mı biteviye…
Balkan içleri, bodur, kavi meşeler;
kuru bir öksürük içimde keder.
Bir karaduygundum ya, vereme kardım sonunda.
Canımın içini özlerim şimdi, üşüyen nefesiyle;
İstanbul dönmesem sana,
dönmesem çirkin ekmek kavgasına,
annemi aldın, süründürüp hastane kapılarında,
bir karım vardı, dağ arpası saçlı, onu da aldın.
Dökülür şimdi ıslığım, ayazın ırmağına.
Ah, Trakya, kumru cumalar, üveyik cumartesiler ülkesi,
cesedim dönecek elbet sana, göçmenliğe hatıra…

Adnan Özeradnan-ozer-yol-siiri

Reklamlar
 
Yol Şarkıları III için yorumlar kapalı

Yazan: 18 Ocak 2016 in Türk Şiiri, Şiir, Şiir Gibi

 

Etiketler:

Bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim

xx.

Bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim

Şöyle diyebilirim: ”Yıldızlı bir alemdir gece,
Ve o mavi kümeler titreşir uzaklarda.”

Bir şarkı tutturmuş dolanır gökte gece rüzgarı.

Bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim.
Sevdim onu ben, severmiş o da beni meğer.

Böyle gecelerdeydi, sardım onu kollarımın arasında.
Öptüm, kim bilir kaç kere, altında sonsuz göğün.

Sevdi beni o, meğer ben de sevmişim onu.
Yürek bu, nasıl dayansın o iri, durgun gözlere.

Bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim.
Düşünüp benim olmadığını. Hissedip yitirdiğimi.

Kulak vermek engin geceye, daha da engin o gidince.
Ardından bir dize düşer gönle, çimende çiğ misali.

Ne gelir elden sevdam onu tutmaya yetmediyse.
Yıldızlı bir alemdir gece, yoktur yanımda o sevgili.

İşte hepsi bu. şarkı söylüyor biri uzaktan uzağa.
Yitirişimle onu ruhum da yitirdi neşesini.

Gözlerim arar onu peşinden yetişsin diye.
Bu yürek arar, ama yoktur artık o sevgili.

Aynı gecedir ağartan aynı saçları.
Biz eski biz değiliz ne var ki.

Sevmiyorum artık onu, doğrudur, ama ne sevmiştim.
Gözlerdi sesim kendini ona götürecek yeli.

Ne çare başkasının olacak. Öpüşlerimden önceki gibi.
Sesi, pırıltılı bedeni. o sonsuz gözleri.

Sevmiyorum artık onu, doğrudur, derim de yine bilemem.
Kısacık bir sevdanın unutması böyle seneler mi sürer.

Budur bana çektirdiği acıların sonuncusu,
Ve bunlar onun için yazdığım son dizeler.

Pablo Neruda
Türkçesi: Adnan Özerson-dizeler

 
Bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim için yorumlar kapalı

Yazan: 07 Kasım 2015 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Seni Seviyorum

Seni seviyorum
çağladıkça coşan su
estikçe dellenen rüzgar
ekildikçe anaçlaşan toprak
öğütler bunu bana

seni severken
türküden türküye geçer ırmak
toprak yaz yağmurlarıyla oynaşır
öğle tozlarıyla dolanır rüzgar ufku
adınla uyarırlar beni

seni seviyorum
bağda çillenen salkım
dalda allanan meyva
öttükçe kendini tüketen kabakçı kuşu
öğütler bunu bana

seni severken
yaz güneşi şehvete boğar bahçeyi
kükürt adetleriyle solar bağ yaprakları
ballı incirde yaşar -bin bir cilveli- aşklarını
turunç gerdanlı kuşlar
haberler getirir sağdıçlarım
gül kurusu mektuplar

seni seviyorum
hayra yorulan düşler
ceviz sandıkta bekarlığının gül suları
taş yastıklarda zümrütüanka kuşları
öğütler bunu bana

Adnan Özer
 
Seni Seviyorum için yorumlar kapalı

Yazan: 19 Mayıs 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Kırlara Veda

Gözyaşlarının gücü vardı eskiden;
ırmak yüklü adamlardık tuz katarlarının ardınca giden,
gölgemizde damlaların bıraktığı izlerden
açılırdı hayal tuzur suda bukağısı çözülürken.

Utanır arınırdık şehirde fazla kalmak suçundan;
akıl danışırdık yağmura: Nasıl döneriz
evlerimize doğu yollarından;
nasıl fener yapıp kemiklerimizden, tütsüleriz
gecenin mor arılarını çıkınca kovanından?

Çoraksa gece: Saçlarda yıldız, gözlerde yine yağmur,
sarı bir zaman dilimi gibi yanan fenerler
(mum yanar,yağ dolanır, mumyalar toprağı çamur),
kanda yaralar gibi gülün ağrıttığı dikenler…

ardımızda yoksul ve yerli bir söylenti,
böyle yürürdük ateşli ekinler gibi menzilsiz.
Yoktu buğdaya un olmaktan ötesi;
bulgur çeken kadınlardan doğduk ya biz,
güneşi taşta sırmalayan o kırıntı bilgeleri,
aya bakan sundurmalarda çatlak topuklu annelerimiz,
sıcak bağımız, güleç mısırımız, dindar soğan tilmizleri,
o topuklar, ah o topuklar ve kerpici terk edişimiz…

Kızıl toprak ve iri saman, yani Allah’ın harcı
gözyaşlarının gücüyle eskiden
serin eviçlerinde sarı bir mahremlik sunardı,
yağmur bir dua gibi geçerdi pencerelerden;
yetim insan topağın vicdanıyla doyardı…

Demem o ki,
gözyaşlarının gücü vardı eskiden.

Adnan Özer

 
Kırlara Veda için yorumlar kapalı

Yazan: 18 Nisan 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Çıngırağın Ölümü

( Ç ı n g ı r a ğ ı n Ö l ü m ü 1 )

bir sesevinde doğdum
inanırım çanların ölümüne
fırtına dinince kıyacağım kendime

sen çizince ben oldum
inanırım kumlu ellerine
sen yitince kıyacağım kendime

bakır damlasından soğudum
inanırım zehirli yüreğine
şart olsun kıyacağım kendime

( Ç ı n g ı r a ğ ı n Ö l ü m ü 2 )

I
zaman batıyor Margarita
su doluyol saatlara
bir kurtçuk geçiyor
beynimdeki kumdan

ses göçüyor Margarita
çanlar ölüyor sesevlerinde
dili kurtlanıp çürüyor
ölüm giriyor yalnız
açık kapıdan

II
ses ölünce
kimse kimseyi çağıramaz
ikimizin gizli sevdası
bir incinin yüreğinde
bulunamaz

zaman yanınca
ölüm de bırakır arkadan vurmayı
gelip evlerimize yerleşir
giyer geceliklerimizi
kan kabuklu bedenine
yataklarımızda yatar

herkes göçünce
ölüm yalnızlığını yaşar
son kez duy tenimi
ve kokla beni
ben yitince
belki yeni bir tufan kopar

( Ç ı n g ı r a ğ ı n Ö l ü m ü 3 )

adımlarım
bir yere götürmüyor artık beni
çiziyorum kıl üstüne
küçük çıngırağın ayak izlerini

gözlerim
sönüyorlar bir bahçede
katran güle sarılıyor
uzun uzun öpüşüyorlar
birleşiyor
cennet ve cehennem
tanıyarak bedenlerini
dil ve damak gibi

adımlarım
bir yere götürmüyor artık beni
yağmur saralı bir dilenci
devriliyor ardımsıra
yürüdüğüm her sokak
duvarlaştırıyor kendini

ellerim
eriyorlar bir bahçede
kopuyor küpelerin halkası
kemerlerin tokası
yalnızlık delik ağlarıyla
avlanıyor içimi

adımlarım
bir yere götürmüyor artık beni
küçük bir çıngırağım
çalıyorum kendi kendimi

Adnan Özer
 
Çıngırağın Ölümü için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Ocak 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Akdua

ölülerin ak ayaklarında açar zambaklar
(zambaklar) yer kurtlarının tezgâhında dokunur
senin – kötüler kötüsü – yüreğin bunları bilmez

ölülerin ak soluklarıyla büyür zambaklar
(zambaklar) mahşerin ak bildirisidir okunur
senin -yetimler yetimi- aklın bunları almaz

şairlerin ölüm çiçeğidir zambaklar
(zambaklar) çocukların karbeyaz uykusudur
senin -mutrıplar mutrıbı- gönlün bunları çalmaz

zambaklar gün gelir şairlerin başucuna sokulur

Adnan Özer

 
Akdua için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Ocak 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Yalnızlığa Veda

Gidiyorum işte
Hayalde gör, düşte gör.

Yalnızlığın da ucuna geldim,
sırtımda kederin hançeri,
saplanmadan hep tehditle yürütür beni.
Bilmem neden ve nasıl çıktım bu yola,
vardır elbet başlangıcı bu halin;
ben de bir harmandan savruldum sonunda,
konmasız uçtum peşinden kadın denilen hayalin.

Hayatmış ama asıl beni kandıran cilve.
Yine de bir şey verdi diyemem bana bu derin tasavvur
ve yeryüzü meridyenlerle kestiğim özlü çamur
kerpici iliğimde kurur, ağrısı yüzüme vurur.

Ah ne vedadır ne vebadır ne vebaldir bu!
Gitmek değil, artık dağılmak benimkisi
tozuyan aklım ve hafızamla.
Bitsin artık bu şiirler, bu kitap, bu içe dönük cihannüma
Hayalse katili bir insanın
cesedi vurmaz hiçbir kıyıya.

Adnan Özer
 
Yalnızlığa Veda için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Ocak 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: