RSS

Etiket arşivi: Akgün Akova

Nasıl?

kanadı kırık kelebeği zor yetiştirdik Acil’e
renk yitiriyordu kırıkça sarı
az sarhoş pembe
durumu ağırdı

kapıda dikilen ilkbahara söyleyin
boşuna beklemesin
çekip gitsin
kelebeğin öldüğünü ona nasıl söylerim ben

Akgün Akovaannemi-ozluyorum

 
Nasıl? için yorumlar kapalı

Yazan: 14 Ekim 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Sıcak Buz

kabarmış hindi çatlatan bakışıyla

geçti sokakların kılcal damarlarından
aşk vurdu onu / artık her şey kırılabilir
ki üstlerine deniz attığı kadınlar
onun adalarından kurtulup
korsan şarkılarını unutana kadar
ağustos öğlelerinde bile
ıpıslak kaldılar

aşk vurdu onu / artık her şey kırılabilir
her şey kırılabilir / su bile

Akgün Akova
 
Sıcak Buz için yorumlar kapalı

Yazan: 25 Temmuz 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Bengal

gözlerime yükledim seni gözlüğüm tutuştu
omurgası çatladı zamanın gelecekten düşünce
onu götürdüğ’müz hastanenin
en acil servisinde
o bal rengi bacaklarına dinamitlendi içim
küçüğüm, küçük kadınım
transistörlü radyomda geceler boyu aradığım
bir gidip bir gelen
yitik bir uzun dalga istasyonu gibisin
nisan
evet o mırmoruk nisan şemsiye sürüleri düşler
peynir ekmek sesine uyanırken pomfuruk mayıs
alev halkalı küpelerini sıyırırsın gülümseyerek

evden kaçan Bengal kaplanlarının
sıçrayarak içinden geçtiği küpelerin

en son onlar yoldan çıkar ve kınalı aralığı ağzının
küçüğüm, küçük kadınım
yanında, teninde ve kahkaha çiçeklerinde
içlerinde sıkışıp kaldığım saat camlarının
tüy bahçendeki cin saçlarının
ve çeliğin üstündeki diş izlerinin
ve yaklaşan ölümün kaçınılmazlığında
bir yumuşakça gibi saklarım altmış dört yaşımı
güneşten

küçüğüm, küçük kadınım
sevdamız çıngıraklar ve alarmlar günlüğü
sürekli deri değiştiren
ve sıyrılan etekler kitabında ben
ilkbahar bankası soygunlarına giderim
küçüğüm, küçük kadınım
dudağını dayadığın o buzlu camlara
hohluyorum
aramızdaki kırk beş yaş farkı
ve ellerimi
yıldızlarının üstüne koyuyorum

( dring.. drong..
dring.. drong..
sayın ziyaretçiler
huzurevimize gonca gül sokulmaması
önemle rica olunur
dring.. drong..
dring..
yitik..
bir..
uzun dalga..
istasyonu..)

Akgün Akova
 
Bengal için yorumlar kapalı

Yazan: 25 Temmuz 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Mine

bir ipliğin üstünden aldım seni
kopmuştun
sökmüştün beyaz kelebeklerini
karanlık bulutlarla uçmuştun

bir iğnenin ucundan aldım seni
batmıştın
keskin bir aşkla yaralamıştın kendini
sevdiğin yerlerden düşmüştün

bir düğmenin deliğinden aldım seni
kırılmıştın
insan nice zaman acemi bir terzi
hayatı kısa biçmiştin

iki yakanın arasından aldım seni
n’aparsak yapalım
ikisinde de
çırılçıplak kalıyor sonunda insan
ve sanırım
bu yüzden birbirine benziyor ölümle aşk

bu yüzden sevgili Mine
bir makasın ağzından aldım seni
yürek yeniden biçilsin, aşk geri gelsin diye

Akgün Akova

 
Mine için yorumlar kapalı

Yazan: 30 Haziran 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Kanat Terzisi

her şeyi
anladılar
sevgilim
seviştiğimiz
yatakta
unutulmuş
bir çift
kanat
bulunca

terzilerine
gidiyor
kentteki
kadınlar
kendilerine
kanat
diktirmek
için
o günden
beri
Akgün Akova

 
Kanat Terzisi için yorumlar kapalı

Yazan: 17 Mayıs 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Eski Denizlerden Kim Kaldı

yani sen de denizsen be Marmara
iki boğazın var diye göl demiyorlarsa sana
canına okurum ben böyle işin
haberin var mı ben altı boğaza birden bakarım
benden sorulur Elif’imin
benden sorulur dört şeytanımın karın tokluğu
senin İstanbul’un okula gider mi, kağıt kalem ister mi
Çanakkale’nin çocuk felci, yatak yorgan yatması var mıdır
adalarından birinin bile ah Marmara kara mıdır bahtı

yani sen de denizsen Marmara
otur hesapla bak, üç kere daha denizim senden
ama bana deniz diyen yok o başka dava
Sarıyer’in oralara mavi bir nokta koyan yok
atlaslara falan da yazılmaz tüh ki adım
ne dersen de dünya tersine dönüyor Marmara
seni Boğazlar besliyor iki ucundan
ben de altı boğazı ay ortası biten maaşla

kızıp köpürme ama
hiç deniz görmesek yutardık belki Marmara

Akgün Akova

 
Eski Denizlerden Kim Kaldı için yorumlar kapalı

Yazan: 20 Nisan 2013 in Türk Şiiri, Şiir, İstanbul Şiirleri

 

Etiketler:

Çince

ayrıldık ya, ateşini söndürdüm, uçuçböceklerini yaktım
içim cız etmedi mi, etti, allah kahretsin
gözlerime uçaklar düşmedi mi, düştü, allah kahretsin
gül yapraklarını tuvalet kağıdı yaptım, yıldızların bodrumda
Nuh’un gemisi sırtımda paramparça
cami kedilerinin yalnızlığından geçindim ve daha bilmem nelerden
seni unutmak istedim bunca kıskançlığımla
ezogelin çorbanı, arapsaçını
sigara külünü unutmak istedim
unuttum mu, unutamadım, allah kahretsin

ayrılık taş duvar
ayrılık Çin Seddi aramızda
Çin Seddi ne kadar uzun, allah kahretsin

Akgün Akova

 
Çince için yorumlar kapalı

Yazan: 20 Nisan 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Delinin Ölümü

ölüm diye mırıldandı gün boyu
sonra duru duru sustu hep
yalan yok, onunla dalga geçtik
nerden bilirdik ki
sıcak bir kumru ölüsü gördüğünü
hem öyle pek eski değil, dün öğle üstü
ardından gök çıldırmış, bunu gören yok
deyin ki yıllardır bir periye aşk dokurdu yeşimle
enikonu balkonunu cin çarpmıştı, duyardık
daha kötüsü kedisi de düşmüştü damdan
düşmüştü de kalmıştı dokuz canına hayret
bir gezgin çoban yıldızını bırakmış eline, söylerdi
nicedir o yıldız çakardı ela gözünde

bir periye aşk dokuyordu hiç usanmadan
aslanağızları geçiyordu, iğneler, dervişler
fırdöndüler, koyun postları, kor bir yelek
simli gelin telleri, tut ki rüzgar gülleri
ölüyordu
yanında duruyor, garipsiyorduk
bir delinin de kumru gibi ölebileceğini

Akgün Akova

 
Delinin Ölümü için yorumlar kapalı

Yazan: 20 Nisan 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Güvercinli Güvercinli

Çiçekçilere soruyorum,kupa papazlarına,kumrulara
Eğreltiotlarına
Kimya kitaplarına
Karpuz satıcılarına soruyorum balkondan bağırarak
Bilmemek ayıp değil ki öğrenmemek ayıp
Ama sevdamızın her şeyden bir fazla oluşuna kimsenin aklı ermiyor
Okul kırmış çocuklardan bir fazla uçarı
Adem’le Havva’dan bir fazla çıplak
Gerçi esmeriz ya,Marliyn Monroe’dan bir fazla sarışın
Bir fazla İstanbul efendisi yaşlanmış çınarlardan
İstanbul dedim de aklıma orda olduğum geldi
Karı muhabbetlerinde mi her allahın günü
Carıl curul mu yine tatlı kaçık İstanbul
Ne halt edersen et en çok sedef bakışını arıyorum senden ayrıyken
En çokdan çok da dünyaya meydan okuyan gülüşünü
Şiirim diyorum ona,bu sözü bir fazla hak ediyor bütün şiirlerimden
Yaban gülüm diyorum
Çılgınlığım
Vazgeçemediğim
Birden güvercinli güvercinli gülüyorum
Bak
Sevdamıza bir numara dar geliyor sanki şimdi yeryüzü

Akgün Akova

 
Güvercinli Güvercinli için yorumlar kapalı

Yazan: 29 Aralık 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Kırık Bir Kemansa Yaşadığımız Hayat

seni hep gökyüzünün önünde düşünürüm

süreyya berfe

sevgili kırlangıç,
güneye, hep güneye uçan kuşlar yağmurun altından geçerken ne düşünürler acaba? su damlaları tüylerine vurmaya başladığında konacak başka bir yürek mi ararlar? bunları bana, güneşin ellerimizi yeniden ısıtacağı bir bahar günü anlatmalısın. o gün, kuzeyde kalmış olan bana, güneyin ışıklarını anlatmalısın. o zamana kadar, dinlenmek için konacağın ağaçlardan birinin dallarına, sen okuyasın diye, Ingeborg Bachmann’ın yıldızların göz kırptığı şiirlerle dolu “Büyük Ayı’ya Çağrı” adlı kitabında yer alan “Kuzey ve Güney” şiirini asıyorum:

“çok geç vardık bahçelerin bahçesine,
o hiçbir üçüncü kişinin bilmediği uykuda.
kar yağmasını zeytin dalında beklemekti istediğim,
yağmuru ve buzların gelmesini ise badem ağacında.
ama nasıl dayanabilir palmiye,
senin yumuşak yapraklardan örülü duvarı yıkmana,
nasıl yolunu bulsun yaprakları sisin içinde,
sen kış giysilerine büründüğünde?
düşün ki, yağmur ürkütmüştü seni,
açılmış yelpazeyi sana getirdiğimde.
sen onu kapattın. yitirdin zaman sezgini,
ben kuş sürüsüyle havalandığımdan bu yana.”
“Yüreğinin götürdüğü yere git” diyordu Susanna Tamaro. ama,

sevgili kırlangıç, sen giderken yüreğini yanımda bırakmamalıydın. gittiğin yere onu da götürmeliydin. çünkü, hala Bachmann’ın sözcükleri öpüp duruyor resmimizi ve kırık bir kemanın ezgisini çalıyor yaşadığımız hayat:
“ve nerede camı buğulatsam,
yine senin bir çocuk parmağıyla resmedilmiş
adın çıkıyor: masumiyet.
onca uzun zamanın ardından.”

AKGÜN AKOVA
 
Kırık Bir Kemansa Yaşadığımız Hayat için yorumlar kapalı

Yazan: 24 Kasım 2012 in Şiir Gibi

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: