Nazlı Sevgiliye

Eğer yaşam yeterli, zamanımız olsaydı
Bu nazlar, cânım, bir suç olmazdı
Oturup önümüzdeki aşk yıllarını
Konuşurduk nasıl harcayacağımızı.
Sen Ganj kıyılarında yakutlar toplarken
Ben suların yükselmesinden korkardım
Seni Nuh’tan on yıl önce sevmiştim
Yahudilerin imanına dek inat ettin.
Benim otsu tutkum gittikçe büyüyecek
İmparatorluklar denli geniş ve yavaş
Belki gözlerini öpmeye yüz yıl gidecek
Her göğsüne tapmak için iki yüzyıl yetmeyecek
Aslında her parçana bin yıl ayırmalı
Son çağda kalbinde durup, saklanmalı.
Canım, bilirim tüm bunlara değersin
Seni ben böyle sevdim, daha başka ne dersin
Ama ben, her an içimde duydum
Zamanın dörtnala atlarıyla kovalanıyordum.
Sanma ki gelecek günler sonsuz ve uzun,
Bu güzelliğin hep böyle kalmaz
Mermer gömüt içinde, hiç bir ses duyulmaz
Gençliğin, kızlığın artık kurtların olacak,
Gururun, gövdenle topraklaşırken
Benim yaşamım da küle dönecek.
Gömüt küçük,dar bir yerdir ama
İstemem canın fazla sıkılsın.
Şimdi gençliğin üzerinde bir sabah çiğiyken
Ruhunun her yanından arzular fışkırırken
Şimdi, hadi yaşarken sevelim birbirimizi
Tanrıya yakaran aşk kumruları gibi,
Zaman tükenmeden, hadi bütün gücümüzle
Bütün tadımızı bir araya getirelim
Birlikte kıralım hayatın demir kapılarını
Kaygılarımızı koyverelim gitsin dışarı,
Mademki zamanın akışını durduramıyoruz
Öyleyse onu bir anda tüketelim.

Andrew Marwell (1621-1678)
Çeviren: Erdal Ceyhan

Reklamlar