RSS

Etiket arşivi: Babür Pınar

Kadınlara Dair

Dipsiz kuyuya düşen çığlık
büyütür umarsızlığı
Her evde bir yalnızlık

Saçını hayata süpürge eden kadın
siler kitabından rengarengi
büyür sinesinde yangın
Bu yüzden akşam gelen erk
tanımsız taşıdığı kara kimliği
arka odaların
yargısız infazına terk ederek
düşlere kaçar erken
saldırgan boşaltır içini yatağa
iç depremde sarsılır güven

İnsanı insana bağlayan zincir
bin yıllık esarete kefil
akrebin sırrı kendine zehir
İnkarı mümkün değil
korkunun kol gezdiği evde
söze yalnız girilir
Erk mührünü elinden düşürmeyen
efendi de köledir boyun eğen de köle

‘Kadının adı yok” baba şeceresinden
“bey” şeceresine geçerken iktidarın
dizginsiz kör şehveti erir
derin koynunda suların
bu yüzden kış gitmez penceresinden
zamansız çözülür bulut
Hep bir yanında hüsran biriktirir
kuytularda büyüyen umut

Kimliğinde silikse kadının adı
dilde ‘miş’li geçmiş hal
söndürür sevdanın şimdiki halini
İğdiş edilmiş ketum
kalır öznel ve toplumsal
Hayat ağacının
kesik dalları hırçın
insana dar eder evreni

Ağır dökülür hüzün saatinde kum

Babür Pınar
Reklamlar
 
Kadınlara Dair için yorumlar kapalı

Yazan: 23 Ağustos 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Kara Sevda

Zemheri vaktidir dışarıda ayaz var
çok üşümüş olmalısın yüzün kar
yorulduğun eski tüfek kalkışından belli
Sevişmenin tam ortasında yıkılmış sırça köşk
kırık camlar sana kalmış bakışından belli

Umarsız halkın beklediği Mesih kuruntudur
Sen bir elma ağacısın bereketli
gölgene çocuk sevinci getirir bahar yeli
meyve zamanı ertelenmez gelir aşk
inadına beklersin hep tek başına vakur

Neden bazı kadınlar en çok begonyayı sever
omuzlarında uzakların avuntusu keder
Anlaşılmıyor güz kırgını bahçeye söylediğin
sözün sınırı soluğun hükmü kadar
belli ki eylülden beri yaralı gençliğin

Aşk ateşi ısıtır sanıyorsan
aklından geçmeyen ihtimalle yanılırsın
Cehennem ateşiyle aşk gönlü kavurur belki
ama açık denizde bir sandal gibi
yalnız ve savunmasız kılar bedeni

Neden bazı kadınlar fesleğen koklayınca ağlar
kırıldığın cam kalbin atışından belli
Dikensiz gülün ömrü ne kadar
konuşmanın ortasında düşmüşsün yalnızlığa
cümlen üşümüş soluk alışından belli
bir devrimin ortasında çıkmışsın ıssızlığa

Her kitabınca bildiğin fikir
“mutlu son”la biten filmlerdeki gerçek değil
Özgürlüğünden uzakta kanıyorsan
çiçeklerin en incitenidir
umut yolcusuna sunulan karanfil

Deli olma gelgitlerden korumaz seni
zindanlarda denenmiş dövüşkenliğin
Açık denizlerde aşk korsanlığın eski masal
hançeri örter atlas yüzlü gömleğin
Gülün cazibesine karşı yamanlığın eski masal
bırak sözcüklerle oynamayı hayat seyrinde akar

Zemheri vaktidir dışarıda ayaz var
dalar yüreğine zehir gibi
kara sevda ömre zarar

Babür Pınar
 
Kara Sevda için yorumlar kapalı

Yazan: 23 Ağustos 2012 in Kar Yağıyordu Karanlığa, Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Aşk Fesleğen Kokar

Başımı döndürünce denizden yana
soluğu yanağıma değer usulca
Çözülür bağrımdaki kar
yüreğim alabildiğine ferahlar

Yakasında oyalı mendil
sessizce dolaşır imge sokağında
aşk fesleğen kokar
eser açık denizde efil efil
yelkenine rüzgar olur ayrılık
söner hayat dudağında
Eski bir anın ucunu yakar yalnızlık
şiire sığınır bir avuç su
Bir şarkıyı başından sonuna kadar
bilmediği için ağaç kurusu
incinir kayıplar kavşağında

Resmi gizil bahçede saklı
zamanın eğri imbiğinden akar
aşk fesleğen kokar
tadanın bulutlara karışır aklı

Babür Pınar

 
Aşk Fesleğen Kokar için yorumlar kapalı

Yazan: 23 Ağustos 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Yalnızlık

İstenilir bir hal değildir yalnızlık
Unutulmuş bekleyeni gelmeyen
gemisiz limanda
zamanın orta yerine demirleyen
bir tozlu sandık
çürür yeşil ve bir başına

Çocukluğun penceresine tünemiş korku
çalar kapıları gecenin bir vakti
ıssız sokaklar koynuna alır onu
ışığı insan caddelere götürür sesini

Oyundan çıkarılmış çılgın söz
yaslar sağır duvara sırtını
Belli değildir kimin karar aldığı
ürker karanlığı yaran bir tutam ışıktan
bölünmüş uykulardan arta kalan
felsefedir tanrı
Güçsüz gövdesiyle yalnızlığa sürüklenir
düşleri okyanusa açılan yelkenli
rüzgarın soluğuyla oynaşırken bilir
efendi de kendisidir teslim olan da kendisi

Anımsayın nerede ilk vurulduğunuzu
Kanlı bir bıçak yoktur ortalıkta
bütün ipuçları saklı
Küçük bir iz bırakmaz kırılganlık
Belirsiz bir çatlaktan sızan su
ağır ağır kaplar odanın tavanını
avına sessizce yaklaşır umarsızlık

Kütüğe yazılmış sözcükler ateşe atılır
suya çizilir bütün çoğaltıların resmi
Kentleri sardığında mülteci hüznü
donar kanın sesi
tükenir renk cümbüşü
ilk kar suyu üşütür
günler düşer ağır

İstenilir hal değildir yalnızlık biter bir gün
toprağa düşer cemre
Bir tek hale mahkum değildir Dünya
mevsimler birbirini saklar mayasında
yerin altında ve yerin üstündedir sürgün

İnsanla çoğalır insan
martılar çığlık çığlığa iner suya
Belli ki hayata değil yalnızlığadır isyan

Babür Pınar

 
Yalnızlık için yorumlar kapalı

Yazan: 18 Ağustos 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: