RSS

Etiket arşivi: Betül Dünder

Veled-i Rüzgar

Daha uzun söyleyebilirdim bu sevinci kendime
Bekledim biraz serinlesin yeryüzü
Cümle ağrıların beni beslediği toprak
Şimdi seninle sözleşecek bir ömrüm daha var

Ellerimde birdenbire çoğalan parmak
Kessem de azalmıyor nafile bendeki akşam
Bir yarımdan doğan sana sığındım af eyle
Onun adıdır artık

Yeryüzü boydan boya dolaşacak o efsunlu rüzgar
Tenimden akıtılmış sütler içinde
Beşiğinde el kadar oğullar biriktiren toprak
Evvelinden tövbekar dünden lacivert
Sana ülendim çıkmak istedikçe kaldığım
Bir kendim içinde

Fazlası kederin renginde eksiği esrar
Avlularda kırılmış kiraz dalları kadar
Unutulmamak için tuzlanmış göğsüm içinde
Tenhada bir yerde dindirilmiş yaşlar
Beni aşktan kovup sancılara terk eden toprak
Nice yaşlı ırmağın adıyla her şey yeniden başlar
Ve dolanır artık yüzümüzdeki nazarlar bu sevinçle

Eyy oğul ey veled-i rüzgar
Senin için büyüdüm
Düşmek için bir yaprak olarak kaldığım yerde.

Betül Dünder, Varlık 2008

Reklamlar
 
Veled-i Rüzgar için yorumlar kapalı

Yazan: 20 Kasım 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Harfzeden

Çalıları çıldırtan bordo bir yel
kalbimi de değiştiriyor bildiğin şekilden
eğer cezaysa aklımda biriken bu sesler…
göller üşümesin!
bağışlanmak için önümde durdu
karadan kara o kevser
bilmiyordum henüz bendeki saf acıymış o cevher

Ey kuleler!! göğe doğru açılan kapı…
bu bir karadüzen!
yaprakların sesi birikirken yüzüme
yalnız bırakılan bir yıldız gibi
tek gözümle gördüğüm
tarih: yoktur sevgilim!
sadakatle söylenen bir ağırlıktır cümlemiz
çekip almak isterdim seni elbet
ezberlediğin tenhadan ve sözlerden
bende biriken öğütülmez bir aşksın sen
karadüzen içinde oysa dönmekte değirmen

külün ateşten yana tavrı değişirken
beklerim ben de değişsin gölün rengi
ve değişsin karşılıklı iki kalbin yeri
sen acıyan
yerlerimde kalan susmanın bereketi
zaman kalmadı hata yapmak için
sırtımda çürürken taşıdığım nefesler
yüzümüz bir defter gibi birbirine açılırken
Aşk…yokluktan büyüyen kırmızı bir kitaptır
parçalanır elimizde sevgiden

Betül Dünder

 
Harfzeden için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Eylül 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Kiraz Bahçesi

C.’ye dair…

kiraz bahçelerinden geliyordum
yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri
seni sevmekten geliyordum
bir çeşit yalansızından sevda cümleleri
tren yolculuklarında
kiraz bahçelerinin resmi geçitleri

o hınzır çocuklar yok şimdi
seni o denli sevmek yok
tren yolculukları yok

sek sek oynuyorum sanmıştım
önümde çizdiğin kareleri atlarken
geri döndüğümde
tüm eski yollarımı silmiştin

büyümek
kiraz bahçelerinden kaçmakmış
ya ben ne anlamıştım

Betül Dünder

 
Kiraz Bahçesi için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Eylül 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Trenlerin Ardından Koşan Yalnız Köpekler ve Kadınlardır

nabzım… çok uluslu bir geçmiştir benim
saymalı! demirden ellerle
kurumadan mürekkebi
mevsimleri kapatıp giderken kuşlar
bin sus’un ardında dillenen cevap
nisanların da aldattığı
göçmeyen acılardan bana artan zaman…

o ne bilsin!
ben ki aşkla acıya soyunan
durmadan söze çalan keman
bir merdiven gibi unutulurum geceleri
ol kitap, ol naz, ol aşk
gibi kaplarım tersten kendimi

toplasın yüzümdeki gölü nilüferler
ve söylesin
kendini yalnız bir çocukluktan büyütenler
terk edilmek,
bütün çocuk arkadaşlar dağılınca evlere
beklemektir bir anneyi

uzadıkça acının boyu
boğulmuş bir sandala döndü dilim
uzlaştım günebakanlarla, gümüş şamdanlarla
vapurlarsa sallamıyor artık kalbimi
konuk olunmaz bir evin
en sarı odasında buldum acı denen nesneyi

sebeplensin şimdi sırtıma doğru uyuyanlar
acıyı bana bahşeden giz bir ölüme niyetlensin
mermeri tersten okuyan rüzgâr
ağulu yaprakları bunca sevsin…ne gerek!

yazdımsa aşk için
sustumsa aşk ve duvak
unutulmak için uyuyanlar ne bilsin!

geyiklerin ayaklarıyla inerim suya
yüzümü bir çömlek gibi sırlayıp
avuçlarınızda giderim kırılmaya
göçebe kelebekler gördüm…ne tuhaf!
koşarken ardından mordumanlı bir trenin
belli ki yaşamak için aşktı seçilen
tanrı’ya doğru koşan ağaçlar ne bilsin!

Betül Dünder

 
Trenlerin Ardından Koşan Yalnız Köpekler ve Kadınlardır için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Eylül 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Sardunyanın Yazgısı

bir çok adın var senin
evlerden evlere geçerken değişmez
rakıda sınırsız…şarapta aynı sessizlik
sarısabır çiçeklerinin okşanması sırf telaş!
yüzünde gezinen gün sonları
alacası var karanlığı var
sesinde bitimsiz
yeryüzünde an çağcıl acıdır:
ansızın untmak
önce beni sonra
adını unutun.
ve ellerini tutuşturdun gün sonları
sonra kapalıçarşı’yı,ayasofya’yı
bir istanbul gibi yandın iskeletinde
oysa ten sarı,dil sarı,ateş sarı
bir tek unutmazsa kendini sarı unutmaz
sakla bunu.
tekrarlarsam adını unutmam seni.
bir çok adın var senin
boz bulanık sardunyanın yazgısı
güz gözüydü gözlerin
fotoğraflarda hep arka sol köşe
ha gittim ha gidiyorum duruşun
bir lunapark enkazı gibi
dudağında kalmış çocukluğun
yeryüzünde en çağcıl suskudur utanmak
acılardan utanılır mı…?
utanırım!
utanırım unutursam seni.
birçok adın var senin
bir adını unutsam…
diğerini hatırlarım
Betül Dünder


 
Sardunyanın Yazgısı için yorumlar kapalı

Yazan: 21 Mart 2012 in Türk Şiiri, Şiir, İstanbul Şiirleri

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: