RSS

Etiket arşivi: Çetin Altan

Sıkılmak

Bir insan bulunduğu çevreden sıkılıyorsa, ya o çevreden daha geride, ya o çevreden daha ilerdedir.

Sıkılıyor musunuz?
*
Bir insanın maddi olanakları dilediği gibi yaşamasına yetmiyorsa o insan da sıkılır.

Sıkılıyor musunuz?
*
İnsan evinin düzeninde gönlünce bir uyum sağlayamıyorsa, o insan da sıkılır.

Sıkılıyor musunuz?
*
İnsan, “tüm yaşam boyunca ben aslında ne yaptım” sorusuna bazen geçerli bir yanıt arar.
Kendini kandırmadan bu soruya olumlu bir yanıt veremiyorsa, o insan da sıkılır.

Sıkılıyor musunuz?
*
İnsan ilişkiye girdiği kişilerden saygı ve içtenlik görmek ister.
Saygı ve içtenlik bir yana, belirli bir ilgi dahi göremiyorsa, o insan da sıkılır.

Sıkılıyor musunuz?
*
İnsan hata yapan bir yaratıktır.
Yapılan hataların sonucu ise bazen çok geç çıkar insanın karşısına ve o sonucu düzeltme olanağı da artık bulunamaz.
Böyle durumlarda da insan fena halde sıkılır.

Sıkılıyor musunuz?
*
İnsan sade kendi derdini anlatarak yanıp yakılan ve başından geçen anlamsız bir olayı bütün ayrıntılarıyla bir bir sıralamaya kalkan dostlarından da sıkılır.

Sıkılıyor musunuz?
*

İnsan boyuna kendisini kullanmak isteyen, “Şunu da yapıversene, bunu da yapıversene” diye buyruklar veren kişilerden de sıkılır.

Sıkılıyor musunuz?
*
İnsan elindeki olanakları gerektiği gibi kullanmadığını, daha iyi yaşamayı başaramamış olduğunu düşününce de sıkılır.

Sıkılıyor musunuz?
*
İnsan birini sever de, sevdiğinden beklediği ölçüde karşılık göremezse, yahut aldığı karşılığın azalmaya başladığı kuşkusuna saplanırsa, o zaman da sıkılır.

Sıkılıyor musunuz?
*
İnsan kimseyi sevmiyorsa da sıkılır.

Sıkılıyor musunuz?
*
İnsan tüm yaşamında şöyle dört başı mamur doğru dürüst bir aşk yaşamadığını anımsadıkça da sıkılır.

Sıkılıyor musunuz?
*
İnsan özendiği amaca bir türlü varamadığı aklına geldikçe de sıkılır.

Sıkılıyor musunuz?
*
İnsan pek de değer vermediği eski tanışlarının kendisinin çok ötesinde başarılara ulaştıklarını öğrenince de sıkılır.

Sıkılıyor musunuz?
*
İnsan çok sevdiği bir eşyanın kırıldığını yahut kaybolduğunu duyunca da sıkılır.

Sıkılıyor musunuz?
*
İnsan bir başarısını karşısındakine anlatıp da, karşısındakinden sıcak bir tepki alamayınca da sıkılır.

Sıkılıyor musunuz?

*
İnsan eski bir ayıbının ortaya çıkmasından sıkılır.

Sevdiğinin başkasına gitmesinden sıkılır.

Dilediği armağanı alamamaktan sıkılır.

Hava yağmurlu olduğu için sıkılır.

Bir toplantıda ilgi çekemediği için sıkılır.

Plajda ilk aşkını başkasıyla gördüğü için sıkılır.

Elinde paketlerle öğle üstü kan ter içinde yokuş çıktığı için sıkılır.

Uykusu kaçtığı için sıkılır.

Üzücü düşler gördüğü için sıkılır.

Umduğu dağlara kar yağdığı için sıkılır.

Sıkılır oğlu sıkılır.

Sıkılıyor musunuz?
*
Şayet böyle hiçbir sıkıntınız yoksa, o zaman da şu soruyu sormak gerekir:
Gerçekten yaşıyor musunuz yoksa çoktan öldünüz mü?

Çetin Altan

Reklamlar
 
Sıkılmak için yorumlar kapalı

Yazan: 28 Ağustos 2014 in Şiir Gibi

 

Etiketler:

Adalar orada öyle duruyor

İnsan yaşlandıkça, daha önceleri pek fark etmediği, fark etmemeyi yeğlediği gerçekleri daha fazla algılıyor.
Değişenin değil,

Asıl değişmeyenin insanı ürkütüp şaşırttığını şimdi daha iyi görüyorum mesela.
*
Başımı çevirip denize baktığımdaBüyükada, Heybeli, Burgaz ve Kınalı adaları orada öyle duruyor.
Çocukluğumda baktığımda da orada duruyorlardı.
Dünya değişti, ülke değişti, ben değiştim; adalar

hiç değişmeden orada duruyor.
*
Tabiatın insan hayatını değil, insanlığın ortak hayatını aşıp geçen bu değişmez görüntüsü, hayatımızdaki bütün değişimleri bir anlamda zavallaştırıyor.
Adalar hep oradaydı, bin yıl önce de, beş bin önce de, on bin yıl önce de, yüz bin yıl önce de.
İnsanlık ise bu sabit görüntünün etrafında neredeyse hızlandırılmış bir film süratiyle akıp geçiyor.
*
Canlıların değişim süreçlerindeki süratle, cansızların değişim süreçlerindeki yavaşlık, zamanın ikisi için farklı farklı akması insana önemsizliğini gösteriyor.
Şu baktığım adalar için değişim zamanı milyonlarca yılla ölçülüyor, milyonlarca yıl önce ortaya çıktılar, milyonlarca yıl daha orada duracaklar.
Benim onları ilk gördüğüm günden bugüne kadar ise, neredeyse insanlığın hayatında değişmeyen hiçbir şey kalmadı.
*
Sadece kendi mütevazı hayatımdan baktığımda bile değişimin süratini görebiliyorum.
Ben doğduğumda yaşayanların hemen hemen hiçbiri artık bu dünyada bulunmuyor.
Yüz milyonlarca insan bir karanlığa akarak geçip gitti hayattan.
Ben doğduğumda buralarda var olan köşkler artık yok, o köşklerin o zamanlar çok ünlü olan sahipleri çoktan unutuldu.
*
Yaz güneşinin altında parlayan o adalara baktığımda, onların varoluş süreleriyle insanların var oluş süreleri arasındaki fark daha da çarpıcı görünüyor bana.
Uzaydaki nesnelerin zaman süreleri ise akıllarımızın bile kolayca kavrayamayacağı boyutlarda.
Milyonlarca, milyarlarca yıllarla ifade edilen sürelerle, yüz seneyi bile geçmeyen insan hayatları.
*
Tabiatın, insanı, dağlar, ovalar, nehirler, denizler, yıldızlar kadar umursamadığını düşünebilir insan bu kıyaslamadan yola çıkarak.
Tabiat tarafından bu kadar umursanmamaya, insanlar kendi önemlerini alabildiğine abartarak cevap veriyorlar sanırım.
*
Yüzyıl sonra, bugün hayatta olanların hiçbiri hayatta olmayacak.
Adalar gene orada duracak.
Dünyadan bu süratli geçişe, insanlar telaşlı ihtiraslarıyla bir anlam katmaya uğraşıyorlar.
Yaşamın içinde diğer insanlarla birlikte koşarken anlamlı gözüküyor bu, biraz geriye çekilip adalarla insanlara bir arada baktığında, insanoğlunun telaşı anlamından epey kaybediyor.
*
Hiç kimse, böyle zavallı su sinekleri gibi dünya üzerinde görünüp kaybolan insanların hangi amaçla yaratıldığını bilmiyor, galiba hiçbir zaman da bilmeyecek.
Kendimizi kandırarak, önemimizi abartarak gelip geçeceğiz.
Böyle de yapmak zorundayız, bu tuhaf tiyatroda bize verilen rol bu.
*
Ama arada bir durup dağlara, denizlere ve adalara da bir bakmak lazım.
Bazen onların değişmezliği, değişen hayattan daha fazlasını anlatabiliyor insana.
*
Adalar orada öylece duruyor.
Çankaya seçimlerini kim kazanacak acaba?

Çetin Altanadalar
 
Adalar orada öyle duruyor için yorumlar kapalı

Yazan: 05 Temmuz 2014 in Şiir Gibi

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: