RSS

Etiket arşivi: Charles Bukowski

Ezilmiş Sinek Misali Ölü Aşk

Birçok şekilde
Hala bulvarın ara sokaklarından birinde
Sefil bir apartman dairesinde yaşamama rağmen
İyi zamanlar da kapımı çalmıştı.

Korkunç
Engellere rağmen
Merdivenin üst basamağına tırmanmıştım

Çılgınca kaçık düşlere sahip
Eğitimsiz biriydim ve
O düşlerin çoğunu
Gerçekleştirmiştim. (Yani savaşacaksan ekmeğinin tamamı için savaş.)

Ama neredeyse
Birden
(ki bu işler öyle olur)
Canımdan çok sevdiğim hatun
Beni terk edip
Saat başı
Yabancı ve geri zekalı
Erkekler ve kadınlar
Ve (doğruyu söylemek adına)
Muhtemelen birkaç
Hayli düzgün insanla
Düzüşmeye başladı.

Ama (ki bu işler öyle olur)
Önceden
Uyarılmamıştım.
Ve bu beni
Şaşkınlıktan kaynaklanan
Acınası bir isteksizlik
Ve yüreğimi pençeleyen
Acılı bir salaklık haline soktu.

Bir de
Şansım değişirken
Sırtımda
Devasa bir çıban çıktı.
Kayısı büyüklüğünde neredeyse,
Küçük bir kayısı
Ama yine de
Bir canavarlık ve dehşet
İşareti.

Telefonu fişten
Çektim.
Kapıyı kilitledim.
Jaluzileri indirdim ve
İçmeye başladım
Geceyi devirmek için ve,
Çıldırdım muhtemelen
Ama yeni bir tuhaflık
Ve lezzet hissiyle

Careless Love’ın eski bir plağını buldum.
Ve tekrar tekrar
Çalmaya başladım.
O blues parçasının
Umutsuzluğu
Kafesime
Yerime
Kendi
Mutsuzluğuma
Eldiven gibi uyuyordu;
Ezilmiş sinek misali ölü
Aşk

Geriye dönüp yakın geçmişime
Uzandım ve insan olarak
Çok daha iyi, müşfik, uysal
Olabilirdim diye hissettim
Ona karşı değil sadece,
Bakkala
Köşedeki gazeteciye,
Davetsiz misafire,
Pejmürde dilenciye,
Sokak kedisine,
Uykulu barmene,
Ve/ veya
Filan.

Tekrar tekrar
Başarısızlığa uğrarız
Ama sonra, sonunda, belki
Aslında o kadar da korkunç olmadığımızı
Düşünür ve kendimizi
Saat başı düşünen kız arkadaşlar
Ve neredeyse kayısı büyüklüğünde
Çıbanlarla
Buluruz.

Ah pişmanlık!
Ah elem!
Ve o Careless Love plağı
Sesi sonuna kadar açık
Durmaksızın
Çalıyordu.

Ne zamandı ama
Odanın her yerine saçılmış
Bira ve viski şişelerine
Pişmanlıklara ve
Anılara
Takılıp tökezlerken.

Sonunda
Bir hafta kadar sonra,
Kendime geldim
Ve bir Pazar sabahı
Saat dokuzda
Kapımda buldum onu

Saçı derli
Toplu
Makyajı özenle
Yapılmış
Üzerinde yeni bir elbise,
Ağzında bir
Gülümseme_
Yeni bir sayfa açılmış gibi

Orada öylece durup
Aptalı oynadı
Oyunbaz
Kancık

Diğerlerini deneyip
Onları (bir şekilde )
Yetersiz bulduktan sonra
Dönmüştü (öyle umuyordu en azından)
Ona bir bira koyup
Viski şişesini neredeyse boşalmış
Bardağıma doğru
Eğerken

Ve bütün bu süre zarfında
O unutulmaz
Careless Love
Şarkısı çalıyordu beynimde

Ama ona duyduğum aşk
Bittiyse şayet
Başka bir şey başlamak
Üzereydi
Uzun bacaklarını
Bacak bacak üstüne atıp
Gülümsedikten sonra
Neşeli bir biçimde, “ee, anlat bakalım,
Ne yaptın benim yokluğumda.”
Dediğinde

Charles Bukowski
Çeviri: Avi Pardouzun-bacaklarini-bacak-bacak-ustune-atip-gulumsedikten-sonra

 
Ezilmiş Sinek Misali Ölü Aşk için yorumlar kapalı

Yazan: 10 Ocak 2017 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

bir tanım

gece sisini delen
bir ışıktır aşk

banyoya giderken
üstüne bastığınız bira şişesi
kapağıdır aşk

sarhoş olduğunuzda bulamadığınız
anahtardır aşk

on yılda bir gerçekleşen
şeydir aşk

ezilmiş bir kedidir aşk

köşedeki pes etmiş gazete
satıcısıdır aşk

diğer insanın mahvettiğini
sandığın şeydir aşk

zırhlı savaş gemileriyle birlikte
kaybolmuş olan şeydir aşk

çalan telefondur aşk
aynı ses ya da başka
bir ses ama asla doğru ses
değil

ihanettir aşk
evsizlerin ara sokaklarda alev alev
yanmasıdır aşk

çeliktir aşk
karafatmadır aşk
posta kutusudur aşk

eski bir Los Angeles
otelinin çatısına yağan
yağmurdur aşk

tabuttaki babandır aşk
(senden nefret eden baban)

45.000 kişi seyrederken
ayağa kalkmaya çalışan
bacağı kırık attır aşk

ıstakoz gibi haşlanma
biçimimizdir aşk

söylediğimiz bütün
yalanlardır aşk

bulamadığın
piredir aşk

ve bir sivrisinektir aşk

50 el bombacısıdır aşk

boş yatak sürgüsüdür
aşk

San Quentin’de bir ayaklanmadır aşk
bir tımarhanedir aşk
sinekli bir sokakta duran
eşektir aşk

boş bar taburesidir aşk

parçalara kıvrılmakta olan
bir Hindenburg filmidir aşk

çığlığı hala yankılanan andır aşk

rulet masasında
Dostoyeski’dir aşk

yerde sürünen
şeydir aşk

bir yabancıya dayanmış dans eden
karındır aşk

bir somun ekmek çalan
yaşlı kadındır aşk

ve çok fazla ve
fazlasıyla erken kullanılan
bir sözcüktür aşk.

Charles Bukowski

 Çeviri: Avi Pardoask-nedir

 
bir tanım için yorumlar kapalı

Yazan: 10 Ocak 2017 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

soyulmuş

ben bittim,
kulbu bulamıyorum,
çok fazla soyulmuşum
hiçliğin arka sokaklarında,
çok fazla merhametsiz
akşam geçirmişim, yetmezmiş
gibi bir takıntı ölümcül
kadınlara.

ben
bittim, sarın
beni, paketleyin,
Normandy’nin kuşlarına
ya da Santa Monica’nın
martılarına fırlatın,
artık okumuyorum,
artık
üremiyorum,
tel örgünün üstünden
yaşlı adamlarla
muhabbet ediyorum.

intihar kompleksimin çözüldüğü
nokta bu mu?: birinin bana
telefonda sorduğu şu soru:
Kerouac’la hiç karşılaştın mı?

otobanlarda beni geçmelerine izin veriyorum artık.
15 yıldır kimseyle yumruk yumruğa gelmedim.
gecede üç kez işemeye kalkıyorum.

ve sokakta bir yosma gördüğümde
tek gördüğüm
bela.

ben
bittim, başladığım yere
döndüm, tek başıma içiyor
ve klasik müzik
dinliyorum.

ölümle ilgili asıl mesele hazırlanmak.
bir kaplan yürüyor düşlerimde.

ağzımdaki sigara patladı.

tuhaf şeyler hâlâ
oluyor.

hayır, Kerouac ile hiç karşılaşmadım.

gördünüz mü?:
tamamen
boşa
geçmemiş
ömrüm.

Charles Bukowski
Çeviri: Avi Pardo
Kapalı Bir Kapıdır Cehennem / parantezsoyulmus

 
soyulmuş için yorumlar kapalı

Yazan: 31 Aralık 2016 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Şimdi

on yılları uçurup
yaşlılığa doğru kayarken
gerçekten kötü
tek bir kişi bile tanımadan
gerçekten olağanüstü
tek bir kişi bile tanımadan
gerçekten iyi
tek bir kişi bile tanımadan
kayarken yaşlılığa on yılları
uçurup en kötüsü sabahlar

Charles Bukowski
Çeviri: Avi Pardokarda-yatan-adam

 
Şimdi için yorumlar kapalı

Yazan: 31 Aralık 2016 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Fred derlerdi ona

Fred derlerdi ona. Barın son taburesi onundu ve her zaman açılıştan kapanışa kadar oradaydı. Benden daha çok oradaydı ve bu hafife alınacak bir şey değildir.

Kimseyle konuşmazdı. Taburesinde oturup fıçı bira içerdi. barın öbür ucuna doğru dümdüz bakardı ama kimseye değil.

Ve bir şey daha ;

Arada sırada yerinden kalkıp müzik dolabına gider ve her seferinde aynı 45’liği çalardı; “Bonapart’ın Geri Çekilişi”

Sabahtan akşama kadar çalardı o plağı. onun parçası olduğuna şüphe yoktu. Hiç bıkmazdı o parçadan.

Ve içtiği biralardan kafası iyi olduğunda kalkıp Bonapart’ın Geri Çekilişi’ni üst üste 6-7 kez çalardı.

Kim olduğunu, geçimini nasıl sağladığını bilen yoktu, tek bildikleri barın karşısındaki pansiyonda kaldığı ve her sabah bar açıldığında ilk müşteri olduğuydu.

Barmen Clyde’a şikayet ettim; “Kardeşim anamızı ağlatıyor bu plakla. Bütün plaklar bir süre sonra yenileriyle değişiyor ama Bonapart’ın Geri Çekilişi hep var. Ne anlama geliyor bu?”

“Onun şarkısı” dedi Clyde. “Senin bir şarkın yok mu?”

Neyse, o gün öğlen bir sularında bara girdim, bütün müdavimler oradaydı ama Fred yoktu. İçkimi söyledim sonra da yüksek sesle, “hey, Fred nerde?” diye sordum.

“Fred öldü” dedi Clyde.

Barın sonuna baktım. İçeri güneş sızıyordu ama boştu tabure.

“Şaka ediyorsun” dedim. “Fred helada, değil mi?”

“Fred bu sabah gelmedi” dedi Clyde, “pansiyon odasına gidip baktım, ordaydı, ütü tahtasından farkı yoktu”

Çıt çıkmıyordu barda. Geveze oldukları söylenemezdi zaten.

“Neyse” dedim, “Bonapart’ın Geri Çekilişi’ni dinlemek zorunda kalmayacağız en azından.”

Kimse birşey söylemedi.

“Hala müzik dolabında mı o plak?” diye sordum.

“Evet”  dedi Clyde.

“Güzel” dedim, ’”Son bir kere de ben çalayım şunu”

Kalktım.

“Dur” dedi Clyde .

Barın arkasından çıkıp müzik dolabının yanına geldi. Küçük bir anahtar vardı elinde. anahtarı kilide sokup müzik dolabını açtı.Uzanıp plaklardan birini aldı. Sonra dizinin üstünde ikiye böldü plağı.

“Bu onun şarkısıydı” dedi Clyde.

Sonra dolabı kilitledi, kırık plağı barın arkasına götürüp çöpe attı.

Barın adı Jewel’s idi ve Crenshaw ile Adams kavşağındaydı, ama artık yok.

Bukowskifred-bukowski

 
2 Yorum

Yazan: 12 Ekim 2015 in Hikaye

 

Etiketler:

Entel

kadın
havaya sprey sıkan
uzun bir hortum misali
durmadan yazı yazıyor,
ve durmadan
kavga ediyor;
söyleyebileceğim
gerçekten farklı
hiçbir şey
olmadığından
söylemekten
vazgeçiyorum;
sonunda-
üzerinde
etki yaratmaya çalışmıyorum
gibi bir şey deyip
söylene söylene
çıkıp gidiyor.

ama biliyorum ki
geri dönecek
hep dönerler.

ve
akşam 5’te
kapıyı çalıyordu.

açtım kapıyı
beni istemiyorsan
uzun kalmam, dedi.

eyvallah, dedim,
banyo yapmam lazım.

evlilik gibi bir şey:
her şeyi
hiç olmamış gibi
kabulleniyorsun.

Etki Ve Tepki

En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur
sırf uzaklaşmak için,
ve geride kalanlar
birinin onlardan
uzaklaşmayı neden isteyebileceğini
bir türlü tam olarak anlayamazlar.

Charles Bukowskisinirlar

 
Entel için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Ekim 2015 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

Gerçekten korkunç şeylerden biri de; her gece her gece artık sevişmek istemediğiniz bir kadınla aynı yatakta olmak.

Gerçekten korkunç şeylerden biri de; her gece her gece artık sevişmek istemediğiniz bir kadınla aynı yatakta olmak.

Yaşlanırlar, artık güzel bir görünümleri de yoktur. Horlamaya bile başlamışlardır, ruhlarını kaybetmişlerdir.

Bazen yatakta dönersiniz ayağınız onunkine dokunur. tanrım ne kadar feci! Gece orada, dışarıdadır bilirsiniz perdelerin ötesinde her ikinizi de tabutun içinde birleştirmektedir.

Sabahları tuvalete giderken koridorda karşılaşırsınız, konuşursunuz, tuhaf birkaç söz edersiniz; yumurtalar kızarır, motorlar ısınır.

Karşı karşıya 2 yabancı oturmakta, ha babam ağızlara kızarmış ekmek tıkıştırmakta, somurtkan kafalar yanmakta, mideyi kahveyle doldurmaktadırlar.

Amerika’nın on milyon yerinde durum aynıdır. Bayatlamış yaşamlar askıya alınmışlar, gidebilecekleri hiçbir yer yok.

Arabaya binip işe gidersiniz. Orada da bir sürü yabancı, çoğu birilerinin karısı veya kocası. İşin giyotininden kurtulabilenler; flört etmekte , espriler yapmakta, çimdik atmakta, bazen bir yerlerde acele ayaküstü bir sikiş kaptırmakta -bunu evde yapamazlar- sonra da arabalarına atlayıp evlerine dönerler.

Noel’in veya başka bir tatilin veya pazar’ın veya başka birşeyin gelmesini beklerler..

Charles Bukowskibiten_evlilikler

 
Gerçekten korkunç şeylerden biri de; her gece her gece artık sevişmek istemediğiniz bir kadınla aynı yatakta olmak. için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Ekim 2015 in Şiir Gibi

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: