RSS

Etiket arşivi: Dilek Değerli

Büyü

Çok fazla hisseder yazan bir kadınbu kendinden geçişleri ve kehanetleri!
Bisikletler ve çocuklar ve adalar
yeterli değildiler sanki; yas tutanlar ve dedikoducular
ve sebzeler asla yeterli olmadılar sanki.
Yıldızları uyarabileceğini düşünür.
Bir yazar özellikle bir casustur.
Sevgili aşk, ben o kızım.

Çok fazla bilir yazan bir adam,
büyüleri ve fetişleri!
Ereksiyonlar ve kongreler ve üretimler
Yeterli olmadılar sanki; makineler ve kalyonlar
ve savaşlar hiçbir zaman yeterli olmadılar sanki.
Kullanılmış mobilyadan ağaç yapar.
Bir yazar özellikle düzenbazdır.
Sevgili aşk, sen o adamsın.

Kendi kendimizi hiçbir zaman sevmeden,
ayakkabı ve şapkalarımızdan bile nefret ederek,
birbirimizi severiz, yapmacıklı, yapmacıklı.
Ellerimiz açık mavi ve nazik.
Gözlerimiz berbat itiraflarla dolu.
Ama biz evlenince,
çocuklar nefret içinde terk ederler.
Çok fazla yiyecek var ve hiç kimse tamamen bırakmadı
tüm tuhaf bolluğu yiyip bitirmeyi.

Anne Sexton
Çeviri: Dilek Değerli

 
Büyü için yorumlar kapalı

Yazan: 30 Kasım 2021 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Sigaralar ve Viski ve Vahşi, Vahşi Kadınlar

Belki ben diz çökerek doğdum,
uzun kışta öksürerek doğdum,
merhamet öpücüğünü bekleyerek doğdum,
hız için bir tutkuyla doğdum
ve hala ilerleyen şeyler gibi,
şarampolü ya da lavmanın gazını çıkarmayı
erkenden öğrendim.
İki ya da üç kezden sonra öğrendim diz çökmemeyi,
umut etmemeyi, ateşlerimi yeraltına yerleştirmeyi
mükemmel ve korkunç olan bebeklerin dışında hiçbir şeyin olmadığı yere.
ölmeleri fısıldanmış ya da ölmeye bırakılmış olan.

Şimdi birçok sözcük yazdım,
ve birçok aşkın kaçmasına izin verdim, fazlasıyla
ve her zaman ne isem hepsiydim-
ben aşırılığın, isteğin ve açgözlülüğün kadını,
çabayı yararsız bulurum.
Aynaya bakmaz mıyım bu günlerde,
ve gözlerinin önünden geçen sarhoş fareyi görmez miyim?
Ölümün yüzüne bakmaktansa
ölmeyi seçmeye
ileri derecede özlem duymaz mıyım?

Bir kez daha diz çökerim,
merhamet gelirse diye
tam zamanında.

Anne Sexton
Çeviri: Dilek Değerli

 
Sigaralar ve Viski ve Vahşi, Vahşi Kadınlar için yorumlar kapalı

Yazan: 30 Kasım 2021 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Meleklerle Arkadaşlık Etmek

Bir kadın olmaktan bıktım,
bıktım kaşıklardan ve postadan,
bıktım ağzımdan ve göğüslerimden
bıktım kozmetiklerden ve ipeklilerden.
Hâlâ masamda oturan adamlar vardı,
sunduğum çanağın etrafını çevrelemiş.
Çanak doluydu mor üzümlerle
ve kokusundan dolayı sinekler üşüştü
ve babam bile geldi beyaz kemiğiyle.
ama cinsiyetle ilgili şeylerden bıktım.

Geçen gece bir düş gördüm
ve ona dedim ki…
“Sen cevapsın.
Sen kocamdan ve babamdan çok yaşayacaksın.”
Zincirlerden yapılmış bir kent vardı o düşte
Jan d’Arc’un ölüme erkek giysileriyle götürüldüğü
ve meleklerin doğasının anlaşılmaz olduğu yerde,
ikisinden hiçbiri aynı cinsten yaratılmamıştı,
birisi bir burunla, birisi elinde bir kulakla,
birisi bir yıldız çiğnedi ve yörüngesini kayıt etti,
her biri kendine boyun eğen bir şiir gibi,
Tanrı’nın işlevlerini yerine getirdi,
bir insandan farklı olarak.

“Sen cevapsın,”
dedim ve girdim,
uzanarak kentin kapılarının üstüne.
Sonra gevşetildi etrafımdaki zincirler
ve yitirdim bilinen cinsimi ve son görünüşümü.
Adem benim solumdaydı
ve Havva sağımdaydı,
her ikisinin de mantık dünyasıyla uyumsuzlukları yüzünden.
Kollarımızı birlikte birleştirdik
ve güneş altında gezinti yaptık.
artık bir kadın değildim,
bir şey ya da diğeri değildim.

Ah Kudüs’ün kızları,
kral beni odasına getirdi.
Karayım ve güzelim.
Açıyorum ve soyunuyorum.
Kollarım ya da bacaklarım yok.
Bir balık gibi bütün bir deriyim.
Artık bir kadın değilim
İsa’nın bir erkek olmadığı gibi.

Anne Sexton
Çeviri: Dilek Değerlianne_sexton

 
Meleklerle Arkadaşlık Etmek için yorumlar kapalı

Yazan: 14 Ağustos 2015 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Gece Kelebeği Mezarlığı

Özlem, kokuya
deniz, göle dönüşür,
gece kelebekleri mezarlığı yatar
güneşin arka bahçesinde.
Onca akrep akın ederken
bulut çağlayan kalbine,
cesetler akar kan revan
gözbebeklerinin bıçağından.
Kabuklarını sıyırmadan önce
suskun rüzgârın kollarında
giyinir ay ışığı kefenini.
Bir ateş yakar yapraklarından
ziftli yaranın kanını içer gibi
içer gecenin özsuyunu
onu öldüreceğini bile bile
içer azgın geceyi.

İpleri kesik artık uçurtmaların
insan yiyen otlar çıkar
göldeki sandalından.
Ruhu rüzgârın ıslığında bir ney
kalbi ise soluk bir kan-taşı olur.
Balıklar uyanır kırmızıyla
çanların yorulduğu
dağdaki mezarında.
Ağaçlar bir çingene ateşi yakar
ruhunun lacivert şarkısında.
Boğanın sırtındaki Kızılderili
özlem ateşini içe içe
geçer kırmızının yangınından.

Dilek Değerli

 
Gece Kelebeği Mezarlığı için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Nisan 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Düş Beyazı

Kırıldı aşk kabuğu
göz taşında,
uzun bir gece batımı
ortadan ayırdı
kül renkli aşkın saçlarını.
Hüzünlü bir bakış kadar
lacivert hareli
düşen kan taşları.
Sır odası açıldı,
döküldü incileri kuşkunun
dizildiler gerçek ipine
siyahı kanatıp verdim hayata,
boynumda yaşıyor yasemin,
serseri bir meleğin
tüyden dudakları gibi.

Dilek Değerli
Gece Kelebeği

 
Düş Beyazı için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Nisan 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Göksefası

Bir bulutluk ömrümde
başına buyruk bir dal oldum
kendi ateşinde büyüyüp
yandıkça sürgün veren.
Bir kuğu bulutun içinde ıslanıp
bir ters bir düz yazdım.
Saatsiz, mevsimsiz
gözü kara bir durgunlukta
yazdıklarımı ağladı örümcek.

Akşamın kenarına oturdum
sırtımda karınca yorgunluğu,
ışık serpintileri dinerken
salyangoz yalıyordu
gecenin yağmur şölenini.

Güzel bir koku geliyor
demlendi mi yoksa hayat?
Özsuyum sürüyor saplarıma
açtığım göksefası.

Dilek Değerli
-Yorgun Ruhlar Korosu-

 
Göksefası için yorumlar kapalı

Yazan: 22 Aralık 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: