RSS

Etiket arşivi: Emre Gümüşdoğan

Kav

aşktan sonra da yaşayacağım, kaçınılmaz
açık bir hesap, denkleşmemiş… içimdeki
çanı çalacak zangoç, her saat başı!
sayılı günlere bölecek beni yeniden
masallar üreten çocuk yanım.

zehir biriktirecek akrep, kav atacak yılan!
gözleri sabah, kumrular konacak balkon demirime.
ha bir eksik ha bir fazla, değişen bir şey yok
sokaklar aynı sokak; evler eski evlerim!
yalanlar incitecek şarkıların yüzünü…

yanlış numara çevirip kendi sesini dinleyen
parmaklarım, cebimde bir şeyler arayacak: bana
ait olmayan bir iz, bir mevsim adı belki de;
geçmişten bir slogan, bir düş, aynada…
en çok da unuttuğum sözcükleri, eksileceğim…

dilimin altında bir hap gibi duran adın,
böbrek sancımla uyandığım geceleri aniden!
o kuyu! ağrı biriktirdiğim sabırlı sarnıç…
ilk nefesimde sigaramın iliğimi emmesi,
kavşakta yönsüz bir tabela gibi kaldığım!..

“alt tarafı aşk!” diyecekler, inanmadan;
beni bir tek zeytin ağacı anlayacak!

Emre Gümüşdoğanasktan-sonra

 
Kav için yorumlar kapalı

Yazan: 14 Nisan 2017 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Evet Madam Gözleriniz

başı boş tomurcuk sağanağı ile başlamıştı
ıhlamur uykulara uzandığım yaz
maviye dönüşürken gök – deniz
evet madam gözleriniz
bir darbesi ile kesip içimdeki düğümleri
-aşk deyip de alıp başımı gittiğim-
yaza hakim renk gözleriniz
ve kırlangıç fırtınası kirpikleriniz
sür atını demişlerdi
sür sevda dağlarına
kaç aşka sığar ki bir ömür

mine çiçeklerine sığındığım anlardı
göğsümdeki durağan ağrılardan
yaz ökselerle doluydu/ geceler de…
siz de öyleydiniz
evet madam öyleydiniz
kirpiklerinizin çevikliği fırtına kuşlarıydı
bal köpüğü/ eflatuni/ ıslak
içimdeki müzik kutusuna sakladığım gözleriniz
usumun acıyla irkilişi/ ya da
çeliğin akkor çekilişi yürekte
şakaklarımdaki turuncu sıcak

gözlerim madam gözlerinize adak

Emre Gümüşdoğan

 
Evet Madam Gözleriniz için yorumlar kapalı

Yazan: 16 Aralık 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Ben İki Kişiydim O Yaz/ Göl Mevsiminde

ben iki kişiydim o yaz/ göl mevsiminde
tek tek ve bütün
birisi sendin kesin
içimdeki boşluğu aşarak
yerinde kullanılan onurlu bir sözcük gibi
kuruluyordun cümlelerime
imgeler değildi artık hamağımı sallayan
incelten zamanı
ve büyüten geceyi geceden öteye
geceden ötesi
nar çiçeği sabahlara taşınan
tetiği çekilmiş yaşamdı

ben iki kişiydim o yaz/ göl mevsiminde
birisi sendin kesin
birisi sıyrılmıştı kendisinden çırılçıplak
-çıplaklık gelişimizde ve gidişimizde vardı
ölmeye başlardı her şey daha ilk adımında-
çıplaktık… kendimizdik…
başlangıcı olmayan masallarda
çiğnenmiş kimlik ve kişiliklerimizden uzak
korkuyorduk… yalnızdık şaşkın ve şaşırtıcı
bir basmada desendik… tek tek ve bütün
tenimize güller döşerdi güneş turuncu adımlarıyla
genç kız nefesi kadar sıcak
sıcaktı hazirandı yazdı
çıplaktık… zamanı atmıştık eski bir giysi gibi sırtımızdan
zaman yoktu…

zaman yoktu belki de…
mine çiçekleri miydi zaman/ kısa ve dolu
damarlarımızda yavaş yavaş akan
bazan susar kendini örterdi kendisiyle
zaman yoktu/ belki de
anılardı… anılarda yüzlerdi
ıslak kayıp bir kent gibi suda
sazdı göl mevsiminde zaman
taş binalardı iri tokmaklı kapılardı
zaman durmuştu İznik’te
belki de zaman yoktu
ama ben iki kişiydim o yaz/ göl mevsiminde
birisi sendin kesin
birisi kendini yaratıyordu sil baştan…

Emre Gümüşdoğan

 
Ben İki Kişiydim O Yaz/ Göl Mevsiminde için yorumlar kapalı

Yazan: 16 Aralık 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Fotoğraftaki Yağmur

‘ceviz gölgesinde uyuma’ diyor annem
sesi mısır püskülü / tenha
kendimi fotoğraftan öğreniyorum
bakır kapları kalaylayan çingenenin
altın dişi gülümsüyor
teline kuşlar konmuş saz çalıyorum
ben yokum sesim var

çiçekleri yolarken tanrının eli
ıslık gibi kesiliyor aniden rüzgar
yağmur başlıyor fotoğrafta
kurak bir ağaç bir giz her yüz
yelkovanı sıkıntıya ayarlı
saatin tik takları / bu yüzden
nabzımda taşımıyorum zamanı

sokakta başlıyor yağmur
çatılara taşıyor damlalar
kediler kaçıyor çöp kovasının etrafından
‘yağmur tüm zamanlarda sebil’ diyor tanrı
ıslak alazlar düşüyor kanatlarından
oradasın o sabah ve her sabah
yağmur usta yağıyor üşüyor fotoğraf

kır çiçekleri üzerinde evler
uygarlığımı yok eden şimşekler
yaralarım ortaya çıkıyor duruldukça suyum
‘adresini ver kurtul peşine düşen sokaktan’
diyor o ses / kavımdan kurtulup
akıyorum fotoğraftan toprağa
kanım soğuk

– anılar açık kalmış
zaman cereyan yapıyor
kapatıyorum belleğimi… –

Emre Gümüşdoğan (Abdullah Çelik)

 
Fotoğraftaki Yağmur için yorumlar kapalı

Yazan: 13 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Karanfilin Üç Rengine

Aynur Dursun’a

I
– illegaldir karanfil
tutuklanır anaların ellerinde –
kuş gözlerinde çoğalır bahar
nevroz ateşi dağlarda
toprağa sızar karanfil olmak için tohum
kanaviçe işleyen anaların yastığından
kokusunu sunar sabaha
karanfilleşir tan / rengi
doğanın bekaret kanı
karanfilsin / her yaprağın
illegal şiirlerin saklandığı
kutsal kitap
– nevroz / sen / su ve ateş
yüreğimdeki kızıl tomurcuk –

II
dalıp giderken taç yapraklarında
firari renklerinin kokusu
kaç türkü tanığı bağlamanda tezeneyim
serin uykularımın eşkalini yitirdiği
çınar gölgelerinde
düşer debisi ay ışığımın
yolculuklara çıktın
dönüşün kendinden uzağa
fırtınalarını iyi tanıyan kaptanındım
yırttın atlasımı sert iklimlerinde
sevdanı kundaklayıp yüreğimde
kendimden uzakta ölürüm
bir karanfil düş izime

III
dedim ya
belki göremem dönüşünü
göçer hayta yüreğim
birkaç sıcak yazın ardından
beyaz bulutlar tarlasına
aynalarına siner huzurum
yine diyorum
gelirken karanfil getir bana üç renginden
şiir koksun
bir dal karanfil istiyorum boynumda
diş izi olsun
otur dizimin dibinde
yaz akşamı gibi
ben hecelerken üç rengini
karanfilli şiirlerimi anımsa…

Emre Gümüşdoğan

 
Karanfilin Üç Rengine için yorumlar kapalı

Yazan: 13 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

kavşak

aşktan sonra da yaşayacağım, kaçınılmaz
açık bir hesap, denkleşmemiş… içimdeki
çanı çalacak zangoç, her saat başı!
sayılı günlere bölecek beni yeniden
masallar üreten çocuk yanım.

zehir biriktirecek akrep, kav atacak yılan!
gözleri sabah, kumrular konacak balkon demirime.
ha bir eksik ha bir fazla, değişen bir şey yok
sokaklar aynı sokak; evler eski evlerim!
yalanlar incitecek şarkıların yüzünü…

yanlış numara çevirip kendi sesini dinleyen
parmaklarım, cebimde bir şeyler arayacak: bana
ait olmayan bir iz, bir mevsim adı belki de;

geçmişten bir slogan, bir düş, aynada…
en çok da unuttuğum sözcükleri, eksileceğim…

dilimin altında bir hap gibi duran adın,
böbrek sancımla uyandığım geceleri aniden!
o kuyu! ağrı biriktirdiğim sabırlı sarnıç…
ilk nefesimde sigaramın iliğimi emmesi,
kavşakta yönsüz bir tabela gibi kaldığım!..

“alt tarafı aşk!” diyecekler, inanmadan;
beni bir tek zeytin ağacı anlayacak!


Emre Gümüşdoğan


 
kavşak için yorumlar kapalı

Yazan: 13 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Öp Beni Konuşturma

gelişin yorgun bir kuşun
uzun yoldan dönüşü
ayrılık ve kavuşma üzerine
ışığın dansı gölge oyunu
iki meme arası
ben uykusu

-dilim tuz kesiği
adım tekil şahıs-

kollarıma sar
büyüt çocukluğunu
değil mi her kadın saçı-
örgülü okul bahçesi biraz-
da rüzgarın soldurduğu
gül kokusu

-masallara kanmadan
sözcükten kes dilimi-

mum bitiyor tütsü de…
sabahın yanağı penceremde
saçlarını terime yatır
kavsime yasla gövdeni
bir şeylere zorla beni
içimde soyundu su

-kaçık dudağımın damarı
öp beni konuşturma-

Emre Gümüşdoğan

 
Öp Beni Konuşturma için yorumlar kapalı

Yazan: 13 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Anlat Bana

rüzgarın dilinde saklı olanı söyle
ağaçların ve yıldızların çoğul yalnızlığını
bekaretini şah damarında saklayan
düşleri yaprak yoksulu kızın
uçuruma düşen polen duruşunu anlat
nefesi yetmez bir ağaçtan ötekine

– ki yüreğinin her parçası
bir yıldıza dağılır geceleri
yüzü ayın karanlık yanıdır –

atmaca bulutu anlat
bereketli yağmur serinliğini
okyanusu köpüğü sonsuz tuzu
iç içe kırılan dalgadan söz et
iki sevişme arası sigara içimi
yaşamın anahtar sözcüğünü fısılda

– ki yanılgı
silinsin reçetemden
sevdama güneş değsin –

ipsiz tespihe benzeyen günler
doldurur kum saatimi tay hızı zaman
acıyla biçimlenen bilinçlenen yüreğim
aşı tutmadı iklimi sert poyrazı asi
anlat ki el değmedik umuda tutunsun
tanıdık eşya gibi baktığım elim

– umut ki çocuk eli
devşirilmiş sıcak
dilimin deli cesareti –

çiğne ve tükür kem sözü
aşktan / şiirden yalın söz üret
o dilden anlarım o anlatır beni
masalda kanar çocuk yanım
güzel ve hüzünlü öyküler anlat
kıtalar ötesinden kurgula düşlerimi

– ki sersemlemiş lodos
toy ve ivecen
liseli çocuk heyecanım –

gözümüzde çakan şimşek suskunluğunda
anlat toprağımda kaygı yeşermeden
anlat ki kökü kurusun çelişkimin
açılsın korkumun pastel rengi
dağılsın bir ömür izimi süren
soluk soluğa hüzün

– ki hüzün munis kedi
koynumda uyur
yokluğunda –

Emre Gümüşdoğan


 
Anlat Bana için yorumlar kapalı

Yazan: 13 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Aşk Suresi 1

Lâhit Kapağı Ayetleri

“… onlar ki
çölde remil attılar aşka
ve içini göstermeyen
gözlerle baktılar…”

durmadı yağmur gece boyu
bulutlara gizlendi ay
kapkaranlık kentin lâğım suları
kıyılarıma vurdu aynı ritimle;
bitek rüzgarlar ekti toprağıma
sessiz konuşan bir çift dudak…

“… ve onlar gece boyu
ten teneşirinde
ölü bedenlerini yıkadılar…
… ki onlar mahçuptular
mahrem yerleriy’çün…”

sınırımın başlayıp bittiği yerde
resmi tarihe benziyordu
insan yüzleri ve bavullarında
naftalinli bir yaz taşıyorlardı
buzul çağından kalma; sesleri
cıva buharı yüklüydü

“… ve onlar
küçük dünyalarına büyük
yalnızlık sığdırdılar… “

Emre Gümüşdoğan

 
Aşk Suresi 1 için yorumlar kapalı

Yazan: 13 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Şuara Suresi

‘… ki onlar sesimi duydular…
yüreklerinden perdeyi kaldırdım…’

‘…zaman tanımadım onlara
kendilerini sevemediler…’

‘… ki onlar bir ırmağın
çöl-yaşam vahasında
varı yoka derdiler…’

‘… ki onlar sesi
ışık diye bildiler…
ve onlar konuşunca ben sustum…’

‘ …ve yalnızlığı saldım üstlerine
sustular… ateşi saldım, sustular;
aşkı saldım…
ve onlar
konuştular!…’

‘… ki onları
kendi içlerindeki kuyuya attım
sesi merdiven yaptılar…’

‘… ve karanlık ve zaman
onlar sustuğunda başlayacak;
… ve and’ım ki, onlar
benim birer parçamdılar…’

‘… ki tüm ayetlerimi onlar yazdılar…’

‘…de ki onlara,
şuaraya
sebil kılındı söz…’

Emre Gümüşdoğan

 
Şuara Suresi için yorumlar kapalı

Yazan: 13 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: