RSS

Etiket arşivi: Ezher

Eksik Ömrüm (II)

Güneş gecenin kuyusunu kazarken,
Düşünü yağmura batırıp dilek tutmuş annem
Ondanmış gözlerimin ela oluşu…

Kuru sıkı ağlayışımla vurduğum annem
ellerini yüzüme dikip
ayağında sallıyor kundağıma iliklediği ömrünü

Göz çukurlarına alın terini biriktiren babam
Günden önce ağaran saçlarını düzeltip
bir yanı göçük yüreğini
dedemden yadigar türküyle ovalıyor
geçiyor içinin ağrısı
Ekmeğine emeğini sürüp
düşüyor yola
Aklında günışığı saçlı annem…

Gözleri güneşi küstüren annem
Ses tellerine asıyor taze gülüşünü
Kurutup çeyizine koyacak ömrü sürmeli kızının
Yanına da katlanmış bir parça hüzün
Hayattan artırabildiği kadar umut
nazar değmeyecek kadar da gökyüzü…

Ben
gözlerim kandil
ellerim çiçek
Yüzümde denize aç martı merakı
Uğur böceklerini kovalarken bahçede
Annem kollarımı, babam ayaklarımı sündürüyor
Sıkıca sarılıyorum hayatın bacaklarına…

sonra
masalların kısırlaştırıldığı bir vakit!
Gecenin içine gece düşüyor
Ölüyorum karanlıktan…
Annem yüzüme çarpıp çıkıyor hayatı
Babam hiç dönmüyor gittiği türküden.

büyüyorum içimde dünya kadar kimsesiz çocukla…

EzHer

 
Eksik Ömrüm (II) için yorumlar kapalı

Yazan: 23 Eylül 2013 in Türk Şiiri, Şiir, Şiirdir Baba

 

Etiketler:

Evvel Zamandı

Bir vardı bir yoktu
evvel zamandı
Alnı kınalı gelinlerin
duvağından sızardı ay ışığı

Aşk;
Tavan arası rutubetinde
Naftalin kokulu bir bohçada
El değmemiş, simli bir duaydı

Aşık;
Kirli şehrin sokak aralarında
hayatı tekmeleyen
cananın avuçlarına ömrünü akıtan
az yaşayıp çok ölendi

Hayat;
Gece ve gündüz kavgasında
serçeleri saklayan ,
Öksüz çocukların saçlarını okşayan
Mazlumun alnını öpen
Aşıkların duasıyla ağlayandı

Zaman/e ;
kadir kıymet bilmeyen
üstünde tepinirken
son nefesini veren aşığı
oldum olası hiç sevmeyendi.

EzHeR

 
Evvel Zamandı için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Kasım 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Bir fincan huzur…

Anladım…
hayat tutmuyordu verdiği
hiç bir sözü…

bıktım bu şehrin bana bağırıp durma…sından
kaldırımlara düşen soluk yüzlerden
Ey Allah’ım!
hep mi keder satar sokaktaki çocuklar?
Neden yanmaz hiçbir evin umut ışığı…

Gecenin en kör vaktinde,
Darma dağın ömrümle,
Çalsam kapını.
Var mıdır ikram edeceğin,
Bir fincan huzur…

EzHeR

 
Bir fincan huzur… için yorumlar kapalı

Yazan: 10 Ekim 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Gidişin Kadar Korkaktın

Sen gittin…Mabedim oldu isyan kuyularım.
Zaman dikenli tel etrafımda.
Ben çabaladıkça o kanatıyor.
kırık dökük yanlarım.
Umutlarım yaralı
Düşlerim sürgün.
Yokluğun kadar yaşlandım.
Özlediğim kadar yosun bağladım diplerde
Ben gelmek istedikçe sana
Hasretin kesti bileklerimi.
Oysa yoldun bana,varıştın.
Aşımdın,suyumdun,hayattın.
Ama izini kaybettim sevgili.
Rüzgar getirmez oldu kokunu
Kuşlar söylemiyor nerdesin?
Yağmurlar kurak yüreğime faydasız.

Sen gittin..
Baharın soluğu kesildi
İklimlerim hep kış artık…
Buzdan bir heykelim,ayazlarında.
Eriyeceğimi bile bile
Yine de bekliyorum ecelim olacak güneşi.
Ben yokluğunun çıkmaz sokaklarında
yüreği kelepçeli mahkum,
Gülüşün, boğazıma dayalı keskin bıçak
Anla esaretin yordu,öldür artık..

Sen gittin
Hangi duvara assam yakışmadı gidişin.
salonda ayak izlerin kalmış.
Hala bıraktığın yerde kitabın.
Bu kadar küçük müydü evim?
Nereye dönsem sana çarpıyorum.
Yara aldıkça, kanıyor ruhum.
Saatler yine sensizliği gösteriyor.
Demleniyorum ıssızlığında.
Dokunulmaz şimdi hüznüm.
Susturuyorum hayatı.
Masada yalnızlığım ve ben.
Kokunla sarhoşum,anılar mezem.
sevdiğin türküleri söylüyorum hıçkırarak
öksüzlüğüme ağlıyorum sevgili.

Sen gittin
Ve sen kök saldıkça ruhumun derinliklerinde
Ben sen oldum çoğaldım,büyüdüm.
Ahh cana susayan sevgili!
Ben hiç sırtımı dönmemişken sana
Sen gidişin kadar hep korkaktın.
Oysa direnmekti sevmek.
Madem ki gitmek istedin,peki..
Kayboluşum,kimsesizliğim
Matemim,can çekişim,kıyametim,
Bil ki,İstemiyorum dönme artık geri.
Sen bile dolduramazsın artık bendeki yerini..

EzHeR

 
Gidişin Kadar Korkaktın için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Nisan 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Anladık…

Biz seninle…
varoş bir mahallenin
beğeneni çok alıcısı yok.
en gösterişli vitriniydik
bir taş darbesiyle
tuz buz olduğumuzda
anladık
su geçirmez değildi hayat…

Biz seninle
eski bir cami avlusunun
sahipsiz iki güverciniydik
ezan sesiyle başlardı
güne öksüz uyanmalarımız
dualarımız ağladığında
anladık…
annemiz değildi
her başımızı okşayan

Biz seninle…
ıssız bir kentin
tek ıslık sesiydik
kendi sesine yabancı
birbirine sevdalı…
şehir dirildiğinde
anladık…
aşktı bizi kör ve sağır eden…

Esra Ezher

 
Anladık… için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Nisan 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Sesine Yaslandığım

saçlarından sağdığım umudu
dudakları çatlamış ömrüme içirdim
kahır yumağı zamanın ortasına
mayaladım çay rengi gözlerini…
toprakları kurak yüreğime ektim
sesindeki taze yeşili…
sakın susma!

anlat bana…
delik heybendeki
ağlak yalnızlıkları
kırık testine doldurduğun
içli yağmurları
her gittiğin şehirde
seni tanıyan vefalı kuşları…

sen yazgısına ağıtlar yakanım
kanserleşmiş keşkelerine dayanamazken mi
denize döktün bunca mevsimi…

anlat bana…
gölgeni çalan martıları
intihar düşkünü gözlerinde
doğan öksüz çocukları
tenhalaşmış yüreğinde
kalabalıklaşmış sesini…
çürümüş kentlerde
kamburlaşmış düşlerinle
kazandığın zafersiz savaşları…

sen öldükçe güzelleşenim
yaralarını gün ışığı yakmasın diye mi
sıkı sıkı kapalı perdelerin…

anlat bana..
kendi sesini ararken
eskiyen vatansız ayaklarını
zamansız acıların öldürmezken
nasıl aşık olduğunu…
gökyüzünü maviye boyarken
şehrin bütün kornalarına basıp
serçelere yol açtığını…

sen aşkı biriktirdikçe azalanım
gün/eşin uzağına düştüğünden mi
kanatlarını kendin koparışın…

anlat bana…
usulca gökyüzümden kayarken
ıssız topraklarını üstüne çekişini
gecenin rengini giyinirken
ölmeden az evvel serçelere
bağışladığın şiirlerini…

Ezher

 
Sesine Yaslandığım için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Nisan 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Sen gittin

Sen gittin (II)

Hangi duvara assam yakışmadı gidişin.
salonda ayak izlerin kalmış.
Hala bıraktığın yerde kitabın.
Bu kadar küçük müydü evim?
Nereye dönsem sana çarpıyorum.
Yara aldıkça, kanıyor ruhum. Saatler yine sensizliği gösteriyor.
Demleniyorum ıssızlığında.
Dokunulmaz şimdi hüznüm.
Susturuyorum hayatı.
Masada yalnızlığım ve ben.
Kokunla sarhoşum
sevdiğin türküleri söylüyorum hıçkırarak
öksüzlüğüme ağlıyorum sevgili.

Sen gittin
Ve sen kök saldıkça ruhumun derinliklerinde
Ben sen oldum çoğaldım,büyüdüm.
Ahh cana susayan sevgili!
Ben hiç sırtımı dönmemişken sana
Sen gidişin kadar hep korkaktın.
Oysa direnmekti sevmek.
Madem ki gitmek istedin,peki..
Kayboluşum,kimsesizliğim
Matemim,can çekişim,kıyametim,
Bil ki,İstemiyorum dönme artık geri.
Sen bile dolduramazsın artık bendeki yerini..

“topla arkamdan sana biriktirdiklerimi rüzgarın kucağına bıraktım ve bir adım sonrasının uçurum olduğunu bilerek yürüdüm.korkmadım sevgili çünkü kanatlanmaktı sevmek….”

Ezher

 
Sen gittin için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Nisan 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: