RSS

Etiket arşivi: Güvercin Gerdanlığı

İşte kader böyle cilveli, gidişli dönüşlü.

İsterdim ki yüreğimi bir bıçakla yarıp açsınlar
ve seni oraya yerleştirsinler;
sonra da göğsümü kapatıp diksinler.
Böylece sen kesinlikle orada olasın;
diriliş gününe kadar, başka yerde değil, orada kalasın.
Ben yaşadıkça sen de yaşayasın!
Eğer ölürsem, kabrin derin karanlığında,
kalbimin içinde kalasın!

***

Sen melekler âleminde misin, yoksa insanlar âleminde mi?

***

Anlamı ancak anlamak isteyene açık, başkalarına değil…

***

Onun o kadar çok derdi var ki
kağıt, mürekkeb ve yazı onun için ağlamakta!

***

Onu kınıyor, ayıplıyor; normal… onu tanımıyor çünkü…

***

Ey ruhum! Sakın umutsuzluğa düşme!
Umulur ki, o güzel günler, güler yüzle yeniden gelecektir…

***

Dertli bir âşığın sevgilisini görüşü gibi,
bahçedeki güller gülerken gökteki bulutlar ağlıyor…

***

Düşüşü görmeyen kimse izzeti ne bilsin…

***

Karanlıklara güvenme, çünkü yakında şafak doğacak;
ışıkla da kendini aldatma, çünkü akşam olunca güneş batacak…

***

Ama sonra o güzel günler yeniden geldi;
umarım sen de böyle yeniden döner gelirsin…

***

Önceleri kendim umut edilendim,
şimdiyse umut eden ben oldum.
İşte kader böyle cilveli, gidişli dönüşlü…

***

Ne bir evde ne bir vatanda karar kıldı;
o nazenin bedeni yatağını hiç ısıtmadı…

***

Her ayrılıkta tüm umutlar yitirilmez.
İnsan ölmedikçe tümden ortadan kaybolmaz…

***

Ancak üzüntü ve keder içinde yaşar, mutsuz olur;
her gün yenilenen bir utanç ve rezillik içinde geçer günleri…

***

Ne tuhaf!
Artık yaşamayan birinin ölümüne ağlıyor da,
zulme uğrayarak öldürülen için hiç üzülmüyor…

***

Hakkımda ne düşünürsen düşün, ben sana âşığım…

***

Dikkat et! Delicesine seven âşığı kınama sakın!

***

Dünya sana parlak bir hayat sundu;
ne ki paraklığı çabuk solacak…

***

Fâni, geçici bir dünyada karar kılmayı nasıl ister insan?
Nasıl olur da bir anlık dünyayı düşünür?

***

İnsanın ne denli akıllı kanıtı yaptığı seçimdir…

İbn Hazım
Güvercin Gerdanlığı

Kaynak: Dadaverdguvercin-gerdanligi

Reklamlar
 
İşte kader böyle cilveli, gidişli dönüşlü. için yorumlar kapalı

Yazan: 18 Eylül 2016 in Altı Çizili Satırlar, Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Güvercin Gerdanlığı Blog Arşivi 15000 Sayfalık e-kitap

Güvercin Gerdanlığı blog arşivini (125 MB) lık e-kitaba dönüştürdüm. İlgilenenler Pdf olarak aşağıdaki linkten bilgisayarlarına indirebilirler. Yaklaşık 15.000 sayfada 7.000 metin paylaşılmıştır. İçerisinde Türk ve Dünya edebiyatından 1.600 şaire ait 6.000 şiir bulunmaktadır. Diğer 1.000 paylaşımda çoğunlukla edebi eserlerden seçilmiş metinlerden oluşmaktadır. İndeks bölümü 188 sayfa olup, verilen linklerden istenen paylaşıma ulaşabilirsiniz.

https://drive.google.com/file/d/0B7qBZYNqtrrrZ0FmVklyeE5xQWs/view?usp=sharingsiir-antolojisi-e-kitap

 
Güvercin Gerdanlığı Blog Arşivi 15000 Sayfalık e-kitap için yorumlar kapalı

Yazan: 21 Mart 2016 in Berceste, Bercestem, Şiir

 

Etiketler: ,

A’dan Z’ye Şiir

436
1918
1949
1.Oca
1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin
128 Dikişli Şiir
3. Cemre
30 Şubat
4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim…
5. Şarkı
5555. Paylaşım
6000. Paylaşım
6666. Paylaşım
7 Tane Erik Ağacı
80’lerde İstanbul’da
99. Sone
Âb-ı hayât-ı lâ’lüne ser-çeşme-i cân teşnedür
ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin
Acı
Acı
Acı Bahriyeli
acı bir şarkı
Acı desem
Acılara Tutunmak
Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır
Acılı Bahar
Acılı bir yürek
Acılı Gecenin Bitiminde
Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum,
Aç Kollarını
açık açık çağırır aşkını
Açık Deniz
Açıkla beni kardeşim
Açıklama
Açıklamalar
Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç
Ada
Ada
Adada Gece
Adalar orada öyle duruyor
Adaletsiz Eros’a
Adam
Adam
Adam Olmak
adım atıyorum
Adımı Unuttum
Adına Kızan
Adres
Adsız Gazel
Afife
Afiş Yapıştırıcısının Şarkısı
Agora Meyhanesi
Ağacın İkindi Türküsü
Ağaçlar Ayakta Ölür
Ağaran Bir Suyum
Ağartı
Ağır
Ağır bir geceye doğru ilerleyen ağır bir gün
ağır çiçekli ıhlamur ağacı
Ağır Kan Kaybı
ağır kesik
Ağıt
Ağıt
Ağlama Defteri
Ağlamak
Ağlamak bir şey değil
Ağlamaklı Olacak Herşey
Ağlamaklı Şiir
Ağlamalar
Ağlamayan gözden Sana sığınırım
Ağlasak
Ağlasın Fuzûli
ağlayan harfler masalı
Ağlayış
Ağlıyor karşımda solgun sonbahar
Ağrı
Ağrı
Ağrı
Ağulu Mantar
Ağustos Melali
Ağustos Şiiri
Ah
Ah Fulya
Ah Geçkin Senin Düşün Bile
Ah Kuşu
Âh mine’l aşkı ve hâlâtihî Ahraka kalbî bi-harârâtihî
Ah Şu Erkekler!
Ah!
AH!
ah!
Ah! Günebakan
Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim
Ah. öpebilseydim o ateşten gözleri
Ah’ına ‘Yas’lanıp Dinlediğimdir
Ahanda’dan Karacaahmet’e 80 Yıllık Bir Şiirin Öyküsü…
Ahdolsun!..
Ah’lar Ağacı
Ahmet Ada
ahmet ağbi
Ahmet Kaya – Yüregim Kanıyor
Ahmet Kaya Belgeseli: Uçurtmam Tellere Takıldı
Ahmet Uluçay: Yıllarca kamyonculuk yaptım, kamyon …
Ahret
Ahtamar
Aile
Aile
Ajans Dinlerken
Ajitasyon
Akdeniz Şiirleri
Akdenizin Ufka Doğru Mora Çalan Mavisi
Akdua
Akgün Akova
Akıl Başka Yürek Başka
Akılla Konuşma
Aklıma Düştüğünde
Aklından Sonsuz Yazgı Çıkmayan Adam
Akşam
Akşam güneşi
Akşam Güneşi
Akşam Mûsıkîsi
Akşam Olur
Akşam Şarkısı
Akşam üstü rüyası
Akşam Vakti
Akşam ve Kandil
Akşam Ve Sen Ve Ben
Akşama Doğru
Akşamın tek gürültüsü
Akşamın Yarısında
Akşamlar ve Zaman
Alacakaranlığın Sesleri
Alacakaranlıkta
Alacakaranlıktaki Ülke
Âlâyiş-i dünyâdan el çekmege niyyet var
Alba
Albatros
Aldanma
Aldı Beliğ
Aldı Subhizade Fevzi
Aldırmamalıyım
Alem, gam hikayeni anlatmasıyla bir efsane
Alengirli Şiir
Alınyazısı Saati – Kudüs (Gökte yapılıp yere indir…
Alınyazısı Saati (İstanbul)
Alınyazısı Saati 4
Alınyazısı Saati 6
Alışkanlıklar
Alıştığım Düş
Ali
Ali’ye
alkolü bırak beni bırakma
Allah Aşkına
Allah Aşkına Kalbim
Allah seni bana vermekle bana vermediklerini telaf…
Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen
Allah’ın emri, mutlaka yerini bulan bir kaderdir
Allaha Sözü Var Bu Çocukların
Allah’ım Bu Vuslatı Hicran Etme
Allahın Duvarında Bir Harftir Kadın
Alla’Sen Söyle Nedir Aşkın Aslı Astarı!
alp’in defteri
Altı Çizili Satırlar
Ama gene de üzülüyorum
Amber
Amerikan Bilardosuyla Penguen
Âmin
Ana Gibi
Ana Oğul
ana, baştan başlayayım, beni yine kundakla
Ana’tomi
Anaflaksi: Allerjik Şok
Analar
Anarlar haşredek elbet şiirden zevk alan ahbâb
Anason Kokulu Şiirler
ancak saçlarıma aklar düştüğü zaman anladım
Andelîb-i Gûyânın Yolculuğu Olarak Aşk
Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğu…
Andre Breton’a Mezar Taşı
Anestezi
Angela
Anı
Anı
Anı Yaşa
Anılar
Anılar Öptü Dudaklarımı
Anılar Tipisi
Anılarla Yüklü
Anımsama
Anış
Anladın mı?
Anlam
anlam ormanlarında gezi için rehber
Anlamak
Anlarsın
Anlatılmayan
Anlatıyor Her Şey
Anlayasın Diye Beni
Anlık Değişmeler
anlıklar
Anne
anne beni merak et
Anne Vakti
Anneannemin Aşk Mektupları
Anneannemin Son Ölümü
Anneler Oğullarını Affetmez
Anneler ve Çocuklar
Annem İçin
Anneme Mektup
Anneme Okunmasın Lütfen
Annemin mezarından
Annemin Yüzünü Hatırlıyorum Bunaldıkça
Annesi Çalışan Çocuğun Ağıdı
Annesi Yok Akşamın
Ansızın bir vedalaşma öldürür seni
Apollon ve Marsyas
Aptal Bir Kadının Mektubu
Ara Sıra
Aracı
Aradan Çıksın Diye
Aralıksız Bir Acı
Aramızdaki
Araya Giren ‘Çöl’
Ardım Sıra Gel
Arınma
Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi
Arka Bahçe
Arkadaşım Badem Ağacı
Armut Ağacında Öten Kumrunun Anlattıkları
Artık ayrıyız dostlar
Artık ben düşünmüyorum dönmeyi hâne-i iyâlime
Artık bizim soframıza melekler inmiyor!
Artık Bu Oyunun Tadı Kaçtı
Artık dua etmemesi insanın / Allah’ı öldürmesi değil mi?…
Artık Gezmeyeceğiz Başıboş
Artık Günü Kapamak İstiyordum
Artık Kullanamam Seni
Artık sevişmek istemediğiniz bir kadınla aynı yatakta olmak…
Arz-ı Hal
Arzuuu* Okay
Asırların Efsanesi: Bu Kitap Şu Tecellîden Doğdu
Askerin Karısı
Askıda Olma Hali
Asla Uğraşma Aşkını Anlatmaya
Aslan Heykelleri
Aslında seni çok özledim
Aspasia
Astar
Asya İçin Henüz Vakit Var
Aşığa Bağdat Sorulur
Aşığın İnleyişi
Aşık mısın kızım?
Aşık Olan
aşık olunabilecek bir erkeğin özellikleri
Aşık Vüs’ati
Aşıkane
Âşıkların ateşini söndüren bir sabâ esintisi
Aşıkların Suâli
Aşırı Hız ve Dikkatsizlik..
Aşk
Aşk
Aşk
Aşk
Aşk
Aşk
Aşk
Aşk
Aşk
Aşk Adresini Yitirmiş de
aşk allah’ın ipidir kalbe iner… ona sımsıkı sarılın…
Aşk Batımı
Aşk belki de sadece bu işte
Aşk Daha Yoğundur Unutuştan
Aşk Dilinin Grameri
Aşk Fesleğen Kokar
Aşk gibidir şiir
Aşk İçin Prelüd
Aşk İki Kişiliktir
Aşk ile viran iden gönlini ma’mûr istemez
Aşk ki
Aşk ki Sevgili Kızım
Aşk Kocaman Bir Kent
Aşk Konuşur Bütün Dilleri
Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.”
Aşk Onarır
Aşk Rahmettendir ..!
Aşk Romanları Okuyan İhtiyar
Aşk Sarkacı
Aşk Şiiri
Aşk Şiiri
Aşk Şiirleri
Aşk Şiirleri
Aşk unutulduğunda, o nereye gider
Aşk Üzerine
Aşk ve Aşık
Aşk ve Hürriyet Şiirleri
aşk yaraları da arada bir sızlar
Aşk Yorgunu
Aşk Zamanları
Aşk, Kalpte Birikir ve Taşlaşır.
Aşka Çağrı
Aşka Dair Bir Şey Söyle
Aşka Sevdalanma
Aşkı Ayrılıkla Emzire Emzire
Aşkımızı ele vereceksin
Aşkın Aslı – Elli Unutulmaz Aşk Kitabı
Aşkın Bilançosu
Aşkın Cep Defteri
Aşkın En Güzel Yönü
Aşkın Felsefesi
Aşkın Karanlık Metali
Aşkın Paradoksları
Aşkın Serinliğinde Boğ Beni
Aşkın Tadını Çıkar
Aşklama
Aşklar İçinde
Aşktandır
Aşmak
Aşşşk
At Avrat Silah
Ateşböceklerine bakmaya gidelim
Ateşte Unutulmuş Ferman
Ateşteki İbrahim’in Şarkısı
Ateşten Künyeler
Âtiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak…
Auschwitz’den Sonra
Avarelik Yılları
Avcı
Ave Praha
Avlular Gazeli
Avuntu
Ay Antolojisi
Ay Düşünce
Ay Sarhoşu
Ay Tutulması
Ay Valsi
Ayakların
Ayaküstü Arabesk Sayıklamalar
Ayastefanos Ufuklarında…
Ayda’ya Dört Şarkı
aydınlığın tek değil
Ayışığı
Ayışığı Sonatı
Aylak Göz
Aylak Göz
Aylı Karanlık
Ayna
Ayna
Aynalar
Aynalar Risalesi
Aynalar Ve Zaman
Aynı Adam
Aynı Evde İki Yalnız
Aynı Lambalar
aynı odada
Aynı Topraklarda
Aynı Yalınlıkla Ölmek İsterim
Ayrı Düşmüş Sevgililer
Ayrıcalıklı olaylar
Ayrığın Yüreği
Ayrılanlar
Ayrılık
Ayrılık
Ayrılık
Ayrılık
Ayrılık Derdindeyiz Sevgili
Ayrılık Feryadı
Ayrılık İniltisi
Ayrılık Öncesinde Veda
Ayrılık Sevdaya Dahil
Ayrılık Şiiri
Ayrılık Türküleri
Ayrılık Vakti
Ayrılıklardan
Ayrılıkta hastalık gibi yaşanır.
Ayrılıkta Söylenmiş Bir Yaz Türküsü
Ayrılış
Ayrılış
Ayşa Hanıma Mektuplar IX
Azalan Ömre Gazel
Azalmış Ferman
Azap Bahçesi
Aze Yüreğime Dokundu
Azm-i sefer ettin, dil-i nâçârı unutma
Azrail a.s. geldiğinde paydos zilini çaldığı için boynuna sarılmak
Bab Aziz
Baba
Baba Beni İşitiyor musun?
Baba Bu Kitap Sana (Baba Şiirleri Antolojisi)
Baba Evi
Baba Gitme
Baba Olmak
Baba Tâhir Uryân
Baba Tahir Üryan Rubaileri
Baba, Anneme İyi Bak!…
Baba-Kız Diyalogları (Ekşisözlük)
Baba-Kız Diyalogları (Ekşisözlük)
Baba-Kız Diyalogları (Ekşisözlük)
Babalar bir kere sevildi mi hemen kısalıp ölüyor
Babalar Issız Ağlar
Babam ‘Trevanian’ Türkiye’de çok sevildiğini biliyordu
Babam ve Ustam
Babama
-babama sitemimdir-
Babamı çok mu sevdin anne?” “Sen olsaydın sen de severdin …
Babamın Bavulu
Babamın Gazeli
Babamın yanına gitmek istiyorum.”
Babanız Yaşıyorsa Siz Hâlâ Çocuksunuz..‏
Babi Yar
Bacak bacağa dolaşır..”
Bağ Bozumu
Bağlar
Bağrı yanık bir mermi*
Bahar Başlangıcında Düşünceler
Bahar Dalı
Bahar Hanım
Bahar Yok
baharat yolu
Bahçe
Bahçeli Rivayet
Bahçenin Fethi
Bahçeye Acıyorum
Bahtsız Deve, Çöl ve Kutup Ayısı
Bak Fena Olur
Bak Sitanbûl’un şu Sadâbad- nev bünyanına
Bakarkör
Bakışını İçimde Saklıyorum
Bakışların
Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
Bâki’ye Gazel
Balçığın Bileşimi
Baldamlası
Balık
Balkon
Balkonda Akşamüstü
Ballade
Bana Ayrılıktan Bahset!
Bana Baktılar
Bana Bir Şimşek Çak
Bana Böyle Bağırma
Bana Bulaşmasın
Bana nasılsın diye sorarsan
Bana Şiir Gönder
Bana Yalan Söylediler Issız Adam
Banko
Banksy diye biri
Baran
Barış Diyarından Bir Esinti
Barışma Rubaisi
Barut Hakkı
Basit Bir Yalnızlık da Yeterdi
Başarısız oldum..
Başbaşa
Başım
Başım Dönüyor İkimizden
Başım Eğik Dilim Kapalı Gözler
Başımla Gönlüm
Başka
Başka Bir Kıyı
Başka Dünyaların Haikuları’ndan
Başka Yerler Başka Düşler
Başkalarının Acısına Bakmak
BAŞKALARININ TOPRAĞINA KÖK SALAN AĞACA, DALLARINA …
Başkası Gibi
Başkasının Kederi Üzerine
Başkasının Kuğusu
Batalı kana ohun dîde-i giryân içre
‘Batıda Kan Var’
Batık Gemi
Batıl Şiir Duası; Manifesto
Bâtınî
Bayağı
Bayan Lazarus
Bayılırım Kır Zambaklarına
Bayramlık Giysi
Bazen
Bazen insan öyle bir özlenir ki
bazı kadınlar makyajını ağlayarak temizler
Bazı Şeyler
Beceriksiz
Bedahşan İli Ve Yüreğim
Bedelli İyilik
beden
Bediüzzaman’ın Üç Hayat Devri: Eski Said, Yeni Said…
Behçet
Bekle Beni
Bekle Dedi
Beklediği
Bekleme Hattı
Beklemezken
Beklenen
Beklenti
Beklerken
B’ekliyorum gün-be-gün..
Belki Afrika Menekşelerinin Kokusunu Duymuşum
Bellek
Ben Başkasının Adası Olsaydım
Ben Başkasının Dili Olsaydım
Ben Başkasının Evi Olsaydım
Ben Başkasının Kağıdı Olsaydım
Ben Başkasının Sokağı Olsaydım
Ben Başkasının Zalimi Olsaydım
Ben Bir Çocuğum
Ben Böyle Olmamalıydım
Ben de insanları ve özellikle işin içinden çıkamayanları seviyorum Olric
Ben Değilim
Ben Doğmadan Önce
Ben hergeleyi görmüşümdür
Ben İki Kişiydim O Yaz/ Göl Mevsiminde
Ben kafiye düşünüyorum…
Ben Karnında Annemin
Ben Ölmedim Diyorum
Ben Senden Ölürdüm
Ben Seni Seviyorum Bunda Bir Kasıt Yok
Ben senin krallığın ülkene yetiştim
Ben Sensiz Burda
Ben sizi ateşe düşmekten korumak için eteklerinizden tutuyorum…
Ben Su Kenarında Kavrulan Ağaç
Ben Tıpatıp Sana Benzerim
Ben yitirdim, ben ararım, yâr benimdir kime ne
Ben Yokum
Ben, bu resmi çizebilirim Abidin / Sana inat !
Bence Malumdur
Bende İnsandım Azize
Bende Kalanlar
Bende Öyle
Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
Benden De Koyu Mai Bir Blues
Benden Sonra Bir Daha
Bengal
Bengi İz
Beni Anlamayışına
Beni Dünyaya Çağırma!
Beni Güzel Hatırla
Beni nasıl öldürmek istersen öyle hatırla
Beni Rüzgara Verme
Beni Sevdin
Beni Sorarsan
Beni Yanlışsız Sakla
Benim Başka Kimim Var ki?
Benim Güzel Allahım
Benim kalbimi kırdın,
Benim Sevgilim
Bensiz Gittiğin Yerler
Bensiz Olacak Her Şey
Berber Aynası
Berceste Mısralar
Berfo Ana
Berfo Ana’nın Ağıdı
Besbelli
Beş Kuruşa Aşk Şarkıları
beş vakit / sabah
Beşiktaş Tramvayı
Beşikteki Kedi
Beşinci Cemre
Beşinci Mevsim
Beşir Fuad
Betül Mardin’den Kadınlara Öğütler
Beyaz Ev
Beyaz Meselâ
Beyefendi
Beyhude Ömrüm
Bıçağa Adanan Çocuk
Bırak Bırak
Bırakıp Gittin Beni
Bıraktığın Yerden Allahu Ekber
Bi daha yıkıldım kitapçı
Bi Düşün
Bid’at
Big Bang
Bile Bile Çöle Öle
Bilemiyorum
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Bilir Misin Bunu Da?
Bilirim Sözcüklerin Gücünü
Biliyor musun
Biliyorum Gelmeyeceksin
Bilmediğim ölüler içinde
Bilmeyecekler
bilmez miyim hiç
Bilmiyorum Nerdeyim
Bilmiyorum, Yaşamakta mısın Öldün mü?
Bilsem Gelir En Güzel Gemilerle Sularında Kalırdım…
Bîmaram ey ecel, bu gece bekle yânım al
Bin Mısra Kaçak Sonbahar Ele Geçirildi
Bir
Bir Adın Kalmalı
Bir ağaç bir mezartaşını yutuyordu çarşıkapıda
Bir Ağaç Karşısında
Bir Ağıt Olarak İnsan
Bir Ağıtla Övgü
BİR AN İÇİN … O AN DA …
Bir Annenin Notları
Bir Aşığın Duygularının Değiştiğinin İşaretleri ve Aşıktan Kurtulma Yolları
Bir Aşk Hatırası
Bir Aşk Hikayesi Ya Da Bir Aşk Şiiri
Bir Aşkın Başlaması
Bir Ayrılış Hikayesi
Bir bahr-i gamda urmadayız dest ü pay kim
Bir Başka Tepeden
bir buğdayın içini dökmesi
Bir buzulun çatlağından nasıl sızarsa su
Bir Cemal Bir Canan Birdir İkisi
Bir Cinayet ve İflasın Hikayesi; Kaplumbağa Terbiyecisi Ne Anlatıyor…
Bir Çiçek
Bir Çizgi Daha
Bir Çocuğa Layık Olmak
bir çocuk gibi, yaşadığım güzel an(ı)ları senden dinlemek istiyorum
Bir Çocuk Sevdim
Bir Dahiye Rastladım
Bir dakika sakin olun ve on dakika sonrasını düşünün…
Bir Daldan Bir Dala
Bir damla su
Bir Değirmendir Ölüm
Bir Delinin Mal Beyanı
Bir derdim var sevgiliden hatıra
Bir devlet içün çarha temennâdan usandık
Bir Eflatun Aşk
Bir Eflatun Menekşe
Bir Eflatun Ölüm
Bir El Son Bir Kez Uzanırsa
Bir eski yapıydı babam
Bir Firar
Bir Formül
Bir gecə baxırsan ki böyümüsən
Bir Genç Kıza Öğüt
Bir Gezgin Adam
Bir Göl Nasıl Uyandırılır
‘Bir gönüle iki sevda sığmaz’
Bir gözyaşı gözüktü gözlerinde
bir gül yaprağı gibi ince ve yalın
Bir Gün
Bir Gün İcadiye’de
Bir gün olur, hepsi biter Endişeler, o çocuk üzüntün Hepsi biter
Bir Gün Seni Yazmaktan Yazgeçtiğimde Anlayacaksın
Bir gün ver Tanrım, Ta çocukluğumdan kalmış
Bir gün yiter gider
Bir Güneydoğu Ağıdı
Bir Günün Dökümü
Bir Günün Sonunda Arzu
Bir Hastalıktan Sonra
Bir hayattan bir hayata geçmek
Bir hikayemiz var mı?
Bir İçki Şarkısı
Bir İmkan Olarak Yalnızlık
Bir İnsanın Asılırken Tekmelediği Boşluk
Bir İntihar Akşamı
Bir iplik
Bir kadeh rakı
bir kadın
bir kadın gidişinin bileti olarak saçlarını kesermiş…
Bir kadın zehirledi benim ruhumu
bir kadına dokunmayı özlüyorum
Bir Kadını Beklemek
Bir Kadınla Konuşma
Bir kadınla yapılan üç şey
Bir Karı – Kocanın Serüveni
Bir Karşılaşma Düşünün
Bir Kenti Bırakırken
Bir Kere Sevdim, Kalbim Köreldi
Bir kez gönül yıkdunısa bu kıldugun namâz degül
Bir Kıyı Kahvesinde
Bir Kipriğin Bile Değmedi Tenime
Bir Kokudur Bazen
Bir Kör
Bir Kuşun Resmini Yapmak İçin
Bir Küçük Burjuvanın Süperakademikrealistik Şiiri
Bir liman gibi ihtiyarlamışım
Bir Mektup
Bir Mektup Geldi
Bir Misafirliğe Gitsem
Bir Mutsuz Aile Fotoğrafı
Bir Nokta Hem Hiç Hem Dünya
Bir Orman
Bir Ömür Yetmez
bir öpücüğüne (XXXIII. Rima)
Bir Özlemin İzdüşümü
Bir resim olarak
Bir Resim Olarak
Bir Saadet
Bir Sevda Türküsü
Bir Sırrım Yok
Bir Sokak Orospusuna
Bir Sokakta Giderken
Bir Sonbahar Akşamı
Bir sonbahar sabahı istasyonda
Bir sonbahar tarlasındaki
Bir Soyguncunun Yüzü
Bir Sözcük O
Bir şair gördüm, konuşurken bir zambağa “siz” diyordu…
Bir şairden tanıtım amacıyla beş- on şiir alabilirsiniz…
Bir Şarkıya Ağıt
Bir Şehri Bırakmak
Bir Şey Kalır
Bir şey oldu bu memlekete. Kimse kimseyi sevmez oldu
Bir Şey Söyle
Bir şeyin son kez olduğunu bilmek yakıcı bir bilgidir.
Bir Şiir Üç Çeviri
Bir Şiir Yazmak
Bir Şiire Sığmayan
Bir şiiri şiir yapan
Bir Şiirin Gelişi
Bir Şiirin İzini Sürmek
Bir Taş Atarsın
Bir Tek Dileğim Var
Bir Tek Sensin Sen
Bir tek varlık, binlerce terk edişi karşılamaya yetiyor
Bir Tereddüdün Şiiri
Bir Ülke Olabilir Sevda
Bir Yabanînane
Bir yangının külünü yeniden’ hep yeniden…
Bir Yılın Bitimi
bir yılın en soğuk akşamında aşk övgüsü
Bir Yol
Bir yosma çıkmasın karşılarına
Bir Yürüyüşün Sonunda Şarkı
Bir Zamanlar Ve Şimdi
bira ve kahve
Biraz Bahar Gerekiyor Allahım
Biraz Daha
Biraz Oyalanmak
Birazdan Gün Doğacak
birazdan kıyamet başlayacak ; başlasın!
Birbirine Karışsın Diye Saçlarımız
Birçok
Birgün
Biri söyletir biri susturur
Birikime İnanmak
Birinci Kaçış
Birinden artık hoşlanmadığımda ona karşı duygularımda ölmeye başlıyor
Birini kendine âşık etmek
Birini sevsem dimek lâzım gelür nâ-çâr şi’r
Birlikte
Bismillah demeyi ve seni seviyorum.
Bitişik Nizam
Bitmemiş Şiirler I
Bitmemiş Şiirler II
Bitmemiş Şiirler III
Bitmemiş Şiirler IV
Bitmemiş Şiirler V
Bitmemiş Şiirler VI
Bitmemiş Şiirler VII
Bitmemiş Şiirler VIII
Bitmesin Diye Bu Figan
Bitmeyen
Bitmiş Şair
Bitti O Sevda
Biyografi Şiir ve Kader
Biz gamsız sarhoşlarız, aydın karanlıklarız
Biz Kadınlar
Biz Olmadan
Biz Sizinle Ne Kadar Güzeldik
Biz Suçluyuz
Biz yalnızız, korku yalnızıyız, bir başkasındadır …
Biz,
Bizansa Benziyor Aşkımız
bizden başkası bilmeyecek bizi…
Bize miras kalan hep sonsuz keder oldu
Bizim derdimiz bize yetiyor da, keşke bir bülbül olsaydı şurda, ötme demezdim.
Bizim Şarkımız
Bizler Susuyorduk
Bizsiz Odalar
Blues
Boaz Uykuda
Boğaziçi Notları
Boğaziçi’nde Sonbahar Düştü
Boğuntu
Bombiks Mori
Boşluklu Yaşamak
Boşuna kokluyorsun çiçekleri
Boşversene biz aşık olmayalım birbirimize.
Boynun Issız Bir Yurt Gibi
Boyunayım
Boyunun Ölçüsünü Bilmek
Bozkırda
Böcek İlacı
Bölünmeler
Bölünmeyen Bir Sessizlik İçinde
Böyle Başlamak İstemezdim
Böyle Başlar Sevişmek
Böyle Başlar Sevişmek
Böyledir Akşamları İstanbul’un
Böyleydi Eskiden
Böyleydi Şair
Bu Altı Söz
bu ara
Bu Aşk Şiri ‘Sana’
Bu Aşk, Bu Şehir, Bu Keder
Bu Bizimki
Bu Çıkmazda
Bu Dünyanın Tadı
Bu Eller miydi?
Bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim
Bu Gece En Hüzünlü Şiiri Yazabilirim
Bu gece yüreğim hüzün dolu
Bu Gemi Ne Zamandır Burada
Bu gün de ölmedim anne
Bu gün mah-ı Muharremdir, muhibb-i hanedan ağlar
bu günler kesinlikle ‘kara bir dönem’ olarak hatırlanacak…
Bu İğdiş Gökler Altında
Bu Mektup Sende Dursun
Bu ne biçim sonbahar
Bu Sevda
Bu Sevgidir
Bu Şehir Böyledir İşte
Bu Şiir 30 Mısralık Bir Sevda Şiiridir
Bu Şiir Kömür Kokar
bu uçurumlar/ bu kan/ bu sancı
Bu Yağmur
Buda’nın Yanan Ev Kıssası
Bugün Biraz Kustu Gök Beni
Bugün ne?
Buğulu sözlere övgü
Buhran
Bulantı mı Ölüm müdür Bu Yaklaşan?
Bulmak
Buluşma
Buluşma Yeri
Buluşmak Üzere
Bulut
Bulut Geçti
Bulutlanma Sonnet Si
bulutlu yazılar
Bumerang
Bundan ötesi değil nümâyân
Bunu demek istememiştim
Burası
Burdayım Sözümde
Buz Geceleri
Buz Üstüne Yazılan Şiir
Buzul
Bülbül
Bülbülün İniltisi
Bürde
Büsbütün yitirdi onu
Bütün bu karışıklığın üstesinden gelmek için şiir yazıyorum
Bütün O Aşkları Yazdı Da Ne Oldu
Bütün Yaz
Büyü Şiir
Büyücüm
Büyük Gözlü Kız
Büyük Hüner
Büyük Olsun
Büyükbabam
Büyümüş bir kız çocuğu
Büyüteçle Kağıt Yakan Çocuklar
Cahit Zarifoğlu’nun eşi Berat Hanım’a yazdığı bir mektup
Cam Fanus
Cam Kelepçeye Evet
Camdaki Hafıza: Ahmed Rasim, Fotoğraf ve Zaman
Cami Işıklarına Bakan Çocuk
Campo Dı Fiori
Canım İstanbul
Canımı yaktığın kadar büyüdüm
Cem Gibi
Cem’âh Süreya
Cemali – Şimdi Uzaklardasın
Cemil Meriç’ten Lamia Hanım’a Mektuplar
Cenaze Kaldırıcısı Adem
Cenaze Merasimim
Cenaze Merasimim
Cenaze Şiirimi Bir Şair Kılmalı
Cenazemde ağladım
Cengiz Aytmatov – Elveda Gülsarı
Cesedi Nereye Gömelim
Cevâb nâme-i pesendîde-eser ez dehân-ı duhter-i zîbende-güher
Ceviz Mevsimi
Chang-Kan Türküsü
Charles Bukowski Kadınlar
Cihânda Aşık-ı Mecrûha Sanma Râhat Olur
Cihânı hiçe satmakdur adı aşk
Cila Kül ve Kefen
Cin Masalı
Cümle
Cümleten İyi Yolculuklar
Cythere’ye Yolculuk
Çaadayev’e
Çağdaş Kaside
Çağrılmayan Yakup
Çakıl
Çalab’ım bir şâr yaratmış iki cihan ârasınde
Çalı Çit Bahçe
Çalınmış Yürek
Çalışma
Çalışmak Yorar
Çamur
Çamur Etkinliği
Çavdar Tarlasında Çocuklar
Çaya Methiye
Çaylar Kuyusu
Çekmece
Çelişki
Çeşitlemeler
Çeşme Küçük Kız Ozan ve Öbürleri
Çığlık
Çığlık
Çıkalı göklere âhım şererî döne döne
Çıkmaz Sinir
Çıkmazın Güzelliği
Çıldırmak Varken
Çınardan Dökülen Kırk İki Yaprak
Çıngırağın Ölümü
Çıplak
Çıplak Bir Kıza
Çırpınıp içinde döndüğüm deniz
Çiçeğimde Gizliyorum Kendimi
Çiçeğin açması da bir tür şiir belki. Bilmiyorum…..
Çiçeğin açması da bir tür şiir belki. Bilmiyorum…..
Çiçek
Çiçek kokan ağzı
Çiçek Sapını Kalbine Soktu
Çiçekleri Sulasan
Çiçeksiz Koku
çiğdemler gazeli
Çince
Çişenti
Çoban Çeşmesi
Çobanyıldızı
Çocuğan
Çocuk
Çocuk olamadım hayatımda ihtiyar doğdum
Çocuklar ve Trafik Lambaları
Çocuklara Dilekçedir…
Çocukların Ağıdı
Çocukların uçurtmalarına benziyorsun
Çocukluk Çağı
Çoğunu ezbere bildiğim kızlar
Çok Ender
Çok hazin bir yakarış…
Çok Sevmişti
Çok sürdü bu âlemde konukluk
Çok Şey Var Ki Geride Kaldı
Çok Şükür
Çöl
Çöl’de Aşk Yağmuru
Çölde Gizli Bezginler
Çöller
Çözemediğim
Çözülmüş Bir Sırrın Üzüntüsü
Çukur
Çünkü anılar, insanları birbirine bağlar
Çünkü Artık Mümkün Değil Aşk
Çünkü Biz En Çok Aşkı Sustuk
Çünkü kalpler Allah’ın iki parmağı arasındadır…
Çünkü Zordur Sevgi Özdeyişler, Düşünceler, Gözlemler…
Çürümek
Çürüyen Otlar
D e n i z d e
Dağ Başında
Dağ Yolu
Dağılan Gül
Dağın Yükü
Dağınık Terim
daha acı verir kanattaki yaradan/ kanat kırılmadan önce uçulan günler
Daha Ben
Daha Sonra
Daima Aynı
Daldıkların her neyse seni baya oyalamış olmalı
Dalgıç
Dalgınlık
Dar Alanda Kısa Paslaşmalar
Dar Zaman
Daralan Vakitler
Daralma
Darı
Darp
Davet
Davet
Davet
Davet
Dayan Dayanabilirsen
Dayan Kalbim
Dedikoducu
Dedim ki, güneşe dönen bir çiçeğim
Dedim ya işte, bocalıyorum. Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?
Değil
Değirmen
Değişen Nedir Güvercinleri
Değişim
Değişiverdi Her Şey
Delikanlıya İkinci Türkü
Delinin Ölümü
Deme
demek ki hiç bi şey anlamadın
demir tozu
Demiryolu Hikayecileri
Demiryolu Mecâzı
Deniz
Deniz
Deniz Feneri
Deniz Mezarlığı
Deniz Suyu Balladı
Denizde Şarkı
Denizden Toplanan Umut
Denizi Özleyenler İçin
Denizin Beklediği
Denizin Çağrısı
denizin eli
Denizin Sunduklarına Elveda
Denizler geçiyor içimden
Denizlerin Ardında
Deprem Senaryosu
Der(le)diğim Kiraz Şiirleri
Derin
Derin Zaman
Ders alınmıştı aşk konusunda
Derviş ve Ölüm
Derviş-i Nureddin olmağa istidad-ı ezeli gerek
Destan
Destan Önü
Destansı Öykü’den
Devrimiçi Sosyal Paylaşım
Dicle Üstü Ay Bulanık
Dikkat, Okul Var!
Dile Gelen Taş
Dilek
Dilek
Dilek
Dilenci
Dilimde ay tutuldu…/…dilsizim
Dilin Masumiyeti
Dinamit
Dingilizce Gibiyim, Anlıyorum ama Konuşamıyorum
Dinle Azize
Dinmeyen
Diriliş Saati
Dirimin Yüklemi
Dişi Kuş
Divan Şiirinde Güneş
Divan-ı Kebir
Dizeleriyle beni süsleyen bütün şairlere
Doğançay’ın Çınarları
Doğançay’ın Çınarları VIII
doğruluğundan emin olmadığınız konuda fikir yürütm…
Doğu-Batı Divanı’ndan Seçmeler
Doğunun Geçitleri
Doğunun Kadınları
Doğunun Kalıtı
Doğunun Ölümleri
Dokuzuncu Sonnet
Dost
Dost
Dost Arayan Şairler
Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn
Dostlar
Döküldü fesleğenin yaprakları:/ Sesleri hâlâ kulağımda
Dökülüş
Dönemeç
Dönüş
Dönüş
Dört Yapraklı Çiçek
Dörtlükler
Dua
Dua
Dua
Dua
Dualardan Bir Dua
Dudağında Yangın Varmış Dediler
Dudak dudağa yatıyorduk
Dudak Gazeli
Dudaklarından ayrılan ben değildim
Dumurlar
Duracaksın
Durgun yıllarda gelmiş olanlar dünyaya
Durulma
Duruş
Dutluk
Duvarcının Aşkı
Duvardaki Yazı
Duyum
Duyumsadığım Her Şeye
Duyuş ve Düşünüş
Düello ve Ölüm
dümdüz olmayı dileyen bir dağ” hastalığı varmış bende…
Dümen Suyu
Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum
Dün Gece
Dünya
Dünya
Dünya Geçidinde
Dünya İstasyonunda Yanlışlıkla İnmiş Keloğlan
Dünyada Olmak Acıdır Öğrendim
Dünyada Tükenmez Murat Var İmiş
Dünyadan Uzak
Dünyanın Bütün Çiçekleri
Dünyanın En Kısa, En Hüzünlü Aşk Hikayesi
Dünyanın en sert ve en yumuşak madeni kalb…Ateşini bulsun hemen değişir.
Dünyanın işleri hep aceledir
Dünyasal Şiirler
Dünyaya dair bir meseleye üzülüp kızacağım zaman, …
Dünyaya Teslim Olmak
Düş
Düş
Düş Fırçası
Düş Gören Atın Şiiri
Düş Oyunu
Düş ve Şiir
Düş(me) ler../..aşk bitti
Düşe Çağrı
düşen kiraz çiçeği gibi
Düşerken Üstümüze Akbabaların Gölgesi
Düşler Bir Ses Bulur Bende
Düşlerde Fener Olmak
Düşleri Çıkmayan Kadınlar
Düşlerimin ‘’Bozkır tenli’’ adamına
Düşman
Düştüğümde İnmiyorsam Kalbimi
Düşük Ciğer
Düşünce Özgürlüğü”
Düşünceler
Düşünmüştüm ki, oruç tutarım, çok çalışırım, küçül…
Düşünürken Buldum Kayayı
Düz Bir Aşk Şiiri
Düzenli Dünya
Ecel Meleğine Övgü
Eda
Edalı Zihin
edebi bir aşk
Edebiyat Karın Doyurmaz Çay İçirir 1
Edinburg Şarkısı
Efendim
Efendim
Efendimsin cihânda i’tibârım varsa sendendir
Efsane
Efsunlu Şehir
Eğer
Eğer anılacaksam, kalbimle anılmak isterim.
Eğer Beni Unutmak İstiyorsan
Eğer bir daha Allah’a işin düşmeyecekse
eğer bir gün susarsam
Eğer elimi denize vursam, her defasında İnci ve ce…
Eğer maksûd eserse mısra’-ı berceste kâfidir
Eğilip Suyunu İçtiğimiz Çeşme
Eğreltiotu
Ekmek Arası Patates
Eksen’den
Eksik Cinayetler
Eksik Ömrüm (II)
El Desdichado
Elde Var Sıfır
Elektra Kadınlar
Elifbamdan Arta Kalan
Elimden Gelen Bu
Elimden Gelen Bu
Elizabeth Barrett
ellerine şeker yerine şiir tutuşturulmuş bir çocuktum…
Elma
Elsa’ya İlahi
Elsaya şiirler
Elveda
Elveda
Elveda
Elveda
Elveda Bakü
Elveda Gülsarı
Elveda! Boşa Gitmeyecek Dualarım
Elveda” denmemiş bir aşk
Emek
Emek istiyor, sabır istiyor… Hataları düzeltmede ise zarif bir dokunuş umuyor
Emekli Edebiyat öğretmeni Ahmet Yüzeroğlu Mevlana …
Emektar öğretmen Ahmet Yüzeroğlu
EMİNÖNÜ – KARAKÖY.
Emir geldi ve kâlb atmaya başladı
en ağır yük yalnızlığım
En Çok Ona Sarılmışım Hayatta
En çok, gözlerinden korkuyorum senin..
en güzeli ne biliyor musun polis koydu dediğimiz paraları bavulla geri aldık…
En Mutlu Gün, En Mutlu Saat
Endymion
Ene’l Aşk
Entel
Envanter
Ephemera
Erdinç Durukan – (Uzaklarda bir sevgili var…)
Erik Çiçekleri
Erkek Aşk Kadın
Erkek Şairler Kurtarmak Deyince
Erken Öten Bir Garip Olarak Tırsî
Erken Rezervasyon
Erken sonbahar ve Seyhan Erözçelik
Eros İle Thanatos
Esbab-ı Mucibe
Esedullah Galib Divanı’ndan Seçmeler
Esenlik Bildirisi
Esirinin başından kaçamazsın
Eski Ağıt
Eski Bahçenin Hafızası
Eski Bir Albüme
Eski bir komşuyu gördüm sanki, taşınmış gitmiş kalbimden
Eski Denizlerden Kim Kaldı
Eski Ev
Eski Nisan
Eski Sevda
Eski Şarkılar
Eski Yaram Tazelendi
Eski Zaman Âşığı
Eski Zaman Aşkları
Eski, Yeni, Ödünç Alınmış ve Mavi
Eskiden
Eskiden Terzi
Eskiler Alıyorum
Eskisi Gibi Değilim Artık Ben
Eskisi Kadar Özlemiyorum Seni
Esridi dönmekten altın yapraklar
Esrik Gemi
Estradıol 5.8
Eşikte
Eşime
Ev Karadır
Ev Zamanı
Ev: Yalnızlık Senfonisi
Evdeki
Evet
Evet Madam Gözleriniz
Evimin En Yüksek Penceresinden
Evin Halleri
Evladı Kerbelayıh. Bi hatayıh. Ayıptır. Zulümdür. …
Evler Evlilik
Evlerle Savaş
Evlilik
Evlilik Tabutu
Evlilik Üstüne
Evvel Zaman Kadınları Baladı
Evvel Zaman Şairleri
Evvel Zamandı
ey esir kuş
Ey eski sevdalarım
Ey Gezgin Yalnızlık
Ey gönül! Ey gönül! Vazgeç, vazgeç bu sevdadan ve …
Ey Hayat
Ey iman edenler!”
Ey İnsanlar
Ey kalbim, anladın mı?
Ey kardeşim! Dualarında beni de unutma!”
Ey Kavmim
Ey Müslüman! Şu arkamda duran kişi bir Yahûdî’dir…
Ey Sevgili
Ey Sevgili Yar!
Ey sevgili…
Ey Süleyman
Ey şiir vadisinde garip kelimeler satan kişi
Ey Zaman Kuşu
Ey, Güzel Koku!
Eyâ peri nicesin hoş musun safâca mısın
Eylül
Eylül
Eylül; Belki Son
Eylülde Unut Bunları Çocuk (Hafıza Kayıpları)
Eylülün Sesiyle
Eyvah! yine hüzün
Eyvallah Üzerine
Eyvây dilim vay dilim vây dilim
EYVAY!
Eyyûb’un Gözyaşları, Tesbih Olabilir mi?
Ezel kâtipleri uşşâk bahtın kare yazmışlar
Fakirliğim
Faktöriyel
Fantazya
Fanus
Farkında mısın?
Farkında Olmalı İnsan
Fatih’e Döktüğüm İçimdir
Fatma Savcı
Fay
Fayda Sızım
Felaketlere Gülecek Kadar
Felsefe – Gül göçüğü
Fena
Fener Taşıyan Kör
Ferahfeza
Feri Sönmemiş Ferman
Feride
Ferîdûn-i Muşîrî Şiirlerinden Mısralar
Ferman
Feryat-figan
Fesleğen
Fesleğenler
Fırtına
Fısıltı
Filistinli Sevgili
Fiyakalı Aşıklar Cemiyetinden Bir Müzeyyen
Flora
Fol
Folie à Deux’un Müslüman Oluşu
Folklor Şiire Düşman
Fotoğraf
Fotoğraf
Fotoğraf
Fotoğraftaki Mezar
Fred derlerdi ona
Fresk
Frida Kahlo: Aşk ve Acı
Fugue
Fulyaların mevsimi geldi geçiyor
Furuğ Ferruhzad
Fuzuli Gibi
Füg Çiçekleri
Galata Köprüsü
Gam diyarında kodu gittiyse cananın garib
Gangster
Ganîdir aşk ile gönlüm ne mülküm ne menâlim var
Gar ve Tren
Garîbseme
Garip Kuşun Yuvası
Gazel
Gazel
Gazel
Gazino
Gazze Avazı
Gazze Risalesi
Gece
Gece Bitkilerinden
Gece Bitti
Gece Derin Karanlıktır
Gece Emzirmeleri
Gece Görüşmesi
Gece Hazları
Gece Onu Beklerken
Gece Sisi Kaplamış Tepelerini Gürcistan’ın
Gece Sözleri
Gece Treni
Gece Yalnız Geçilmez
Gece Yarısı Başlayan Bir Hüzünle
Geceboyu Seni Anımsadım
‘Geceboyu seni anımsadım-
Gecem Gündüzle Geldi
Geceyarısı ayazında
Geceye Övgü
Geceyi Kaldır Omuzlarımdan
Gecikmiş Sevda
Geç geldin ey Musa
Geç Gelen Ağıtlar
Geç Saat
Geçen Şey
Geçen Zaman
Geçerim
Geçiş
Geçiş
Geçmiş Bir Dua Kitabından 1
Geçmiş Ola
Geçmiş Yinelenebilir mi?
Geçmiş Zaman Olur ki
Geçmişin Yükü
Geh kar yağar idi geh karanlık
Ge-Hinnom
Gel Bahar
Gel Zoya
Geldi gam padişahı mahkeme-i hicrane / Yazdılar kayd-ı ebed hicrine eyyamım gel
Geleceğin Şiiri
Gelecek Günlerdir Beni Yoran
Gelecektim. Ama daha bir kötü hatıram olsun istemedim
Gelincik
Gelincikler
Gelmeyen
Gelmeyen Ziyaretçi
Gelmiş Bulundum
Gelse de Trenden
Gemi
Genç Bir Şaire Mektuplar
Genç çocuk ona demeti uzatırken eli kızın serin ve ıslak eline değmişti
Genç Kızın Yakınışı
Gençler
Gençler Şairlikte İvecenlik Etmeyin
Gençölmek
Gerard de Nerval
Gercekten diyaloglar
Gerçek sahaf odur. Kitabın fiyatı değil adamın fiy…
Gereğinden Fazla Satırla Şiir
Gereksiz Kaçış
Gerginlik
Geri gelmeyecek Şeyler vardır, çeşitlidir-
geride kalan kalbinizse, mutlaka geri dönersiniz.
Geriye Kalan
Gethsemâne
Gevher saçıp bezme seher doldu lebâleb jale gül
Gezginin Üç Tılsımı
Gezi Adası
Giacimo Leopardi / Zibaldone
Giden Bir Sevgiliye
Gidene
Gidenler genç kalır
Giderek daha uzak
Giderken İçimden Geçeceksin
Giderken Söylenmiştir
Gidersen Yıkılır Bu Kent
Gidiş
Gidiş
Gidiş ve Ayrılık
Gidişlerin Güneşi Olmaz
gidiyorsun
Gidiyorum
Gidiyorum. Beni Affetme
Gidiyorum/kendime
Gidiyoruz, Tozlanmış Yüreklerimizle
Gitme Aşkım Benim; Bana Sormadan
Gitme Baba
Gitme demiyorum, hobi olarak gene git
Gitme Kal
gitme/sen
Gitmek biraz ölmektir
Gitmekle Kalmak Arasında
Gittiler
Gittim
Gittin ve kent üzerime yağdı
Gittin Ya
Giyotinsiz Karanfillere Ağıt
Gizem
gizemli bir sofrada
Gizemli Gül
Gizli Oda
Gizli Sevda
Gözün Süzdüğü Şiir, Şiirde Görsellik ve Görsel Şiir
Göçmen çiçek
Göçmen Kuşlar İlkyaz
Göçük Üstü Ağaç
Gök Kaçınca Üzerimizden Ve Yıldız Dengi Çözülünce
Gökliman
Göksefası
Gökten Şiir Dökülür
Gökten ve Denizden Daha Güzelsin
Gökyüzü, Uçurtmasıdır Tanrının
Gökyüzüydü Göğsü
Göl
Göle Bakmak
Gölge
Gölge
Gölge ve Zaman
Gölgedeki Kadının Şarkısı
gömleğinin düğmesini açacak olsa gülsuyu kokar
Gönlü Kırık Harami
Gönlümün İntihar Arzusu
Gönül
Gönül İşleri
Gönül Verme Ölüme
Gördüm
Gören Kâlp Mağazası
Görme Hevesi
Görü
Görünüm
Göz
Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
Gözdeki
Gözler
gözlerim uzak yollarda heves
Gözlerimi kim kapayacak?
Gözlerin
Gözlerinden Kayan Binbir Yıldız Masalları
Gözlerinin mavi limanında
Gözlüklü Hamdi’nin Notları
Gözlüklü Şiir
Gözümüz yaş döker, kalbimiz hüzün çeker, fakat Rabbimiz râzı etmeyecek söz sarfedemeyiz…
Gözyaşını Gördüm
Gözyaşları da Çiçek Açar
gri siyanür
Grili Çocuk II
Guido Piva ‘nın ölümü üzerine
Gurbet Benimle Anılır
Gururla Bakıyorum Dünyaya
Güç Bela Kurulmuş Cümleler
Güftesiz Beste
Gül
Gül Alışverişi
Gül Artık
Gül II
Gül İçin İlahi
Gül Olmak Külleşmeye Hazırlıktır
Gül Şiir
Gül ve Kiraz
gül zakkum ya da su boşluğu
Gülce
Gülcemal
Güle Söylenen
Güle Şiirler
Gülistane’de
Gülmek
Gülün İlkesi
Gülün niçini yoktur, açtığı için açar
Gülüşün
Gümüş Kuğu
Gün Batar Kuşlar Döner
Gün Doğumu Şiiri
Gün Gelir
Gün Sonu Konuşması
Günah Eskizinde Yaşama Davet
günahlar da dönüyor tövbe edildikleri yere
günahlarına kefaret
Güneş Çaldı Kapımı
Güneş Çiçeği
Güneş Filizi
Güneş Öğretmen
Güneş Rengi Kadehlerle Sonbaharın Bizi Daldırdığı Rüya Geçici
Güneş Saati
Güneş Uçurtmamdı Benim
Güneş Yaprak
Güneşi Sen Çekeceksin Buluttan
Güneşimi Vurdular
Güneşin Altında Ölmek
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşte
Güney Denizleri
Güney Hastalığı
günler ne kadar kısa!
Günlük İşlerdenmiş Gibi Ölüm
Günoldu… Yine Bir Şiir
Gürültülü Şiir
Güvenli Bölge
Güvercin Gerdanlığı
Güvercin Gerdanlığı
Güvercin Gerdanlığı
Güvercin Gerdanlığı
Güvercin Gerdanlığı Blog Arşivi
Güvercin Gerdanlığı Blog Arşivim
Güvercin Gerdanlığı’nın Avlusuna Yuva Yapan Güverc…
Güvercin Kardeşliği ve Halk Şiirinde Güvercin
Güvercin Telaşı
Güvercinin kaderi gerdanlık olmuştur boynuna
Güvercinin Ruhu
Güvercinler
Güvercinleri Sevindirin
Güvercinli Güvercinli
Güz
Güz Klasiği
Güz Mevsimidir Bu
Güz Rüzgârı
Güz rüzgarları esiyor
Güz Şarkısı
Güz Yorumcusu
Güzde
Güzde Unutulmuş
Güzel Irmak
Güzelleme
Güzelleme
Güzellik
Güzin’in Gençlik Yılları
Güzin’in Sonraki Yılları
Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği”
Haberci Bulut (Mega-Duta)
Habersiz
Haçlı Savaşlarında Bir Ahmet
Hâfız-ı Şirâzî’den Gazeller
Hâfız-ı Şirâzi’nin Gazellerinden Seçme Beyitler
Hafif Yaralama
Haiku
Haiku
Haiku
Haikular
Hak olur pir-i mungan, sohbet-i hemdem de geçer
Hakir
Hal
Hala Koynumda Resmin
Hâlâ Yaşıyorsun
Halk Albümü: Ceyhun Atuf Kansu
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Halkidikya Şarkısı
Hallaca
Ham Ferman
Hamam Sefası
Hamd ü Sena
Hamle Sırası
Han Duvarları
Hangi El İle?
Hangi Eşikte
Hangi Sözler
Hangi yöne gitmeye karar verirsen ver, hata yaptığını söyleyenler çıkacaktır
Hani Kurşun Sıksan Geçmez Geceden
Hapisteki Genç Kadın
harf sürüleri dağılmadan gel
harfler ve Hölderlin
Harfler Ve Melâl
Harnupun Bağrındaki Çivi
Harran
Hasar
Hasret
Hasretinden Prangalar Eskittim
Hasretli, üzüntülü ve matemli değilim
Hasta Çocukların Duası
Hasta Yatağında
Hastane Ciddi Bir Yerdir
Hastasınız Siz
Hatırla
Hatırla
Hatırlama
Hatırlatan
Hayal
Hayal Hanım
Hayal meyal
Hayali Cihan Değer
Hayat
Hayat Bu mu
Hayat Burcundan
Hayat Güzel
Hayat hafif ve kısa bir şeydir
Hayat hikayem mi? Tarlaların kıyısındaki gelincikler
Hayat Kadınının Şarkısı
Hayat üç buçuk ile dört arasındadır
Hayat, teselli olmaktır
hayat: çocukluktaki oyunları unutma süreci
Hayata Cevap
Hayatı satın alamazsınız hayat geçip gider
hayatın bu sarhoş denizinde/ umut gemim karaya oturdu
Hayatın Kırıntısı
Hayatın Provası Olmaz
Hayatta Ben En Çok Annemi Sevdim
hay’dan gelen hu’ya gider”
Haydarpaşa
Hayedeh, Feryat
Hayır ben gerekçe üretirim yaa gerekçe problem değ…
Hayır, Sanma Ki Acınmaya Değer Biriyim Ben
Hayırsız Ada
Hayy, Dar!
Hayyam’ın Sabahı
Hazan Gazeli
Hazır Kasabaya İnmişken Bir de Resim Çektirelim Dedik…
Hazin Kurallar
Hazin Yalnızlık
He Shot Me Down Bang Bang
Helallik Şiiri
Hele Bir Başlasın
Helene İçin Sonnet
Helen’e Yeni Sone
Hemşirem İçin
Hep ‘Gelirim’ der
Hepsi Aynı
hepsi bu
Her Akşam ki Yolumda
Her aşk ilk aşktır
Her Gidenden Bir Gülümseme Kalır
Her Harf Bir Melek
Her İki Adımda Bir Uygunsuzluğunu (Yalnızlığını) A…
Her insanda bir iskele bulur yanaşır acı
Her Kadın Kendi Ağacını Tanır
Her sabah ezanında duamdı Tanrı’ya/ onu içimden sök al, huzur ver yerine
Her Şey Bildiğin Gibi
Her Şey Ne Kadar Yakın Ve Nasıl Uzak Şimdi
Her Şey Şiirdir
Her Şey Tamam Bir Şey Eksik
Her Şey Yerli Yerinde
Her Şeyi Bırakabilirdim
Her şeyi bırakır, başımı alıp giderim!
Her Şiirin Uyaksızı
Her Taş Bir Kelime
Her Zaman Böyle Olmayabilir (it may not always be …
Hergele Şiirler
Herhangibirine Çağrı
Herkes Biliyor
Herkes bu meydana bir zafer için gelir; ben ise sa…
Herkes gitti, kimse dönmedi
Herkese Benden
Herkese Günaydın
Herkesin İki Meleği Vardır…
Herkimsen şimdi ellerinde tutuyorsun beni
Herşey Ayartabilir Beni
Hesaplanmadan Öldü
Hey
Heybeme Doldurduğum Mısralar I
Heybeme Doldurduğum Şiirler II
Heykel
Heykel
Hırsız
Hız
Hızırla Kırk Saat
Hızırla Kırk Saat
Hicab u uzlet ü halvetle ol mestûr olan gönlüm
Hiç
Hiç
Hiç
Hiç bir şey olmamış gibi
Hiç Bir Yere Doğru
Hiç Kimse Beni Beklemiyor
Hiç Kimse Bilemez Beni
Hiç Sevmedim (Neslihan)
Hiç Unutmadığım
Hiçbir merhamet gösterisi insanın içindeki acıyı hafifletmez
Hiçliğin Tadı
Hiçliğin Tadı
Hidrofobi
Hirodiasın Açılışı
Hislerin Açıklanması
Hissen Yok Bu Akşamda Senin
Hişt, Hişt!..
Hoş Eser-Sin Ömrüme…
Hoşça bak zâtına
Hoşçakal aşk mektubu, hoşçakal
Hoşgeldin
Hoşgeldin / Erkekler sessiz Ölür!
Hovhannes Tumanyan
Hurûfî
Huzur
Huzur-ı Hilkatte
Huzursuzluğun Kitabı
Huzurunda Biraz Yenileceğim
Hükümdar
Hüsn ü Aşk 1-100 Bölüm
Hüsn ü Aşk, 151-208 Bölüm
Hüznün Anlayışı
Hüzün Çocuklar İçin Arada Bir Yaşlılar İçin Sürekli
Hüzün Denizi
Hüzün Eşliğinde Akşam Şiirleri
Hüzün Şiiri
Hüzün Şiirleri
Hüzün Uçurumları
Hüzünce
Hüzünlerimin Defterinden Bir Yaprak
Hüzünlü Gezinti Güvertesi
Hz. Ali’nin Oğluna Nasihatleri
Ihlamurlar
Ilık Kocaman Bakışlar
Irmağa Dökülürken…
Irmağa Kapılmış Ferman
Irmak-Boyu Tacirinin Karısı: Bir Mektup
Islak Bez
Islak Çeltiklere
Islak Öykü
Islak Yaprak
Islık ve Uçurum
Işığı Kesen Duvarlar
Işığım Söndü
Işığın Örümcek Ağı
Işık Heceleri
Işık, Değişmiş
İBN KUTEYBE’YE GÖRE ŞİİRDE YETENEK SORUNU
İbni Hazm ve Zahiri Mezhebi
İbrahim abim Ayşe ablam
İbrahim’in Kuşları
İbrahimin Yıldızları Yakaladığı Gece
İç Nefes
İç Sıkıntısı
İç Zehiri Gir Koynuma Gökyüzü Tanrıçası
İçe Kapanış
İçerde
İçerde
İçerde
İçerlek
İçimde ne var biliyor musun?
İçimde seni saklamaktan öyle yoruldum
içimden kuşlar göçüyor
İÇİMDEN ŞU ZALİM ŞÜPHEYİ KALDIR/YA SEN GEL YA BENİ…
İçimi Basan Efkar
İçinden doğru sevdim seni
İçinden mi?
İçini İçime Döken Dil
İçkin
İğneleme
İhtiyaç
İhtiyar Aşık
İhtiyar Maria
İhvaniye
iki ateş arası
İki çay söylemiştim hani
İki Damla Gözyaşı
İki dosttan
İki Gövde
iki kişilik ada sessizliği
İki Kişilik İlişki Yoktur
İki Pencere
İki Sünnet Üç Farz
İki Şey
İki Şey, Pas ve Gam
İki Yıl Sonra
İkinci Tesadüf
İkinci Yada
İkincinin Gecesi
İkindiüstü Üsküdar
İkinin Şiiri
iklim
İle / İlişki Defteri
İletişim
ilgisiz meşe
ilham yiter ve solar gül
İlhami Çiçek
İlhan Berk ve İklimler
İlik
İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir
İlinti
İlişmek
İlk Cinayet
İlk Günün Ardından
İlk İntiba
ilk mektup
İlk Oruç
İlk önce harfleri kaybetti
İlk Söz
İlk Söz
İlk Vasiyet
İlkbahar
İlkbahar Gecesi
İlkyardım Bilgisi
İlkyaz Haikuları
İlle düşünce
İmam Şafiî Şiirleri ya da Kitabın kitapçı rafındaki kaderi…
İmkânsız
İmkânsız Tesadüfler
İnadına Şiir
İnce Elek
İnce L, Lalena
İncelikle Sevdiler Birbirlerini Uzun Zaman
İnci
İnci Dakikaları
İnficar
‘inna lillahi ve inna ileyhi raciun’
İnsaf Kelimeleri
insan dokunduğu ölüleri hiç unutmuyor
İnsan En İyi
İnsan Kendisinin Rüyasıdır
İnsan Kısadır Oğlum
İnsan Sevdiğini Görmeyince
İnsan Telefon Defterini Temize Çekerken Bazı İsimleri…
İnsan Tutkusudur
insan yürüdüğü yola benziyor
insan, kendi sesini, dâima, başkalarından önce işitir
İnsandan Bir Uçurum
İnsanın dönüp döneceği yerdir Çocukluğu
İnsanın Mülkü Yarasındadır
İnsanın Trajedisi Birinci Sahne
İnsanın Yedi Çağı
insanın yüreği yorulacağına bileği yorulsun, bilek yorgunluğu geçiyor da…
İnsanlar
İnsanlar II
İnsanlar sana fetva verse de sen yine kendi kalbine bir danış
İnsanlara gelince; artık hayatta olmayan ölümsüzlerde buldum ne bulduysam-kitaplarda
İnsanların Yakınlığında Gizemli Bir Çizgi Var
İnsanlığın köprüden atlayışı
İnsanlık Eğrisi
İnsanoğlu şahsiyetinin ve talihinin yarıda kalmasına razı olmaz
İnşirah
İntihar
İntizar
İp
İpine Küsen Mandal
İsimsiz
İslam dünyasının bugünkü görüntüsü Batı’nın Ortaçağını andırıyor
İsmene
İspanyol Ölüsü
İstanbul Ağrısı
İstanbul Bana Bir Şiir Söyle
İstanbul Bildiğin Gibi
İstanbul Geceleri
İstanbul Şehrine
İstanbul Ufuktaydı
İstanbul’un Fethini Gören İstanbul
İstanbul’un Gözleri
İstanbul’un Hazan Gazeli
İsteksiz
İstersen
İstinye
İsyanlı Sükut
İş Olsun Diye
İşaret Çocukları
İşitme engelli bir bebeğin anne-babasını duyduğu ilk an
İşte ölüm güvercini yaklaşıverdi
İşten Değil Aşk
İthaf
ithaka
İtiraf
itiraf
İtiraf Ve Gizem
İtki
İyi geceler
iyi şiir
İyi şiir yazmakla şair olunmaz… Siktir Git
İyi Tarafım
İyileşebilecek Yaralar İçin
İzdiham
Japon
Jestlerin Ölümü
John Ashbery’ye
Jose
jospi
just you
Kaab İle Hırka
Kabaran Bir Dalga Gördüğünde Sen
Kablo
Kabuk
Kabuk Adam
Kabül
Kaç Kişiydik
Kaç, Kurtul Benden
Kaçak Yaşamak
Kaçak Yolcu
Kaçar Gibi Bir Çocuktan
Kaçış
Kaçmak İsterken Vuruldu
Kadeh
Kader Yolları
Kadere Sitem
Kadere yenik düşen zaaflar
Kadın
Kadın – Doğum – Kadın ve Çocuk
Kadın Bacakları
Kadın Bedeni
Kadın Göğsü
Kadın Makamı – Poetika Sayfalarından
Kadın ve Nehir
Kadınım
Kadınlar
Kadınlar Çıkmazı
Kadınlara Dair
Kadınlara Masallar
Kafes
Kafes
Kafes ve Kış
Kafiyenin Efendisi
Kağıt Gemi
Kahır Kılıncı
Kâhir Ekseriyet
Kahverengi
Kahverengi Peni
Kâküllerine ol mehin, ey şâne dokunma
Kalabalık
Kalabalık bu aralar gönül ülkem
Kalabileceği, gizli bir yeri olmalı
Kalan Günlerden Sonralar
Kalanlar
Kalbi eski düzenine dönememişti
Kalbî Hüseynî
kalbim
Kalbim Gerçekten Kırık
Kalbim kalbinde misafir kalsın bu gece
Kalbim Sağ Yanımda
Kalbim Unut Bu Şiiri
Kalbim Unutacağız Onu
Kalbim, Kovulmuşlar Bahçesi
Kalbim, Sorarım Sana
Kalbimin Derinlerinden
Kalbin Emirleri
Kalbin Kararı
Kalbine Gel!
Kalbini ferah tut
kalbiyle söyleşen
Kaldırım Çiçeği
Kaldırım Mühendisi
Kaleler
Kalıbını Secdeye, Kalbini Kıbleye Bırak
Kalıt
Kalp Kalesi
Kalp Zamanı
Kalp, çölde rüzgarın içini dışına dışını içine çevirip durduğu ağaca takılmış bir tüy gibidir
Kalpler Daralıyor İnsanlar Büyüdükçe
Kamış
kan
Kan
Kan ağlasın bu dide-i dür-bârım ağlasın
Kan Atlası
Kan Kalesi
Kan Taneleri
Kanamalı Gazel
kanat çırpı(nı)şlarıdır ; adı AŞK…
Kanat Terzisi
Kandırmak İstemem Kendi Kendimi
Kaniçiciler Taşlaşabilir mi?
Kanla Kirlenmiş Evrak
Kanlı masal
Kanto’lar
Kapalı Mekân
Kapı Ağzı
Kapı Eşiği
Kapılar Açık Kalsın
Kapına Geliyorum Bugün
Kaptan
Kar
Kar Altında Hüzün Denemesi
Kar Kar
Kar Kasidesi
kar kesti yolu
Kar Mûsıkîleri
Kar Sesi
Kar Taneleri
Kar Yağdığı Günler
Kar Yağıyor
Kar Yağıyordu Karanlığa
Kara Adam
Kara Sevda
Kara Şarkı
Kara Yılan
Karabağ Şikestesi
Karabasan
Karabatak
Karabatak
Karadut şiirinin hikayesi
Karagün Dostu
Karakamu
Karakavak (1)
Karakavak (2)
Karakavak (3)
Karakavak (4)
Karalamalar
Karamela
Karanfil Karinesi
Karanlık Duvarlar
Karanlık Güvercinler Kasidesi
Karanlıkta Geçen Gemiler
Karar ve özgürlük…
Karda
Karda İzler
KARDAN ADAM VE KARLAR ERİDİĞİNDE DONMUŞ BULUNACAK …
Kardeşim
Kardeşlik
Karıma
Karıma Altıncı Evlilik Yıldönümü Armağanı
Karıma Mektup
Karınca Kumu
Karıncaların Dili
Karin Karakaşlı
Karina
Karla Gelen
Karmakarışık
Karne
Kars 1946
Karşı Bahar
Karşılaşma
Karşılığını Bulamamış Sorular İçin
kasîde der tevhîd-i hazret-i bâri
Kasîde-i Bürde
Kassandra
Katliamı savunmak, katliam savunmaktır
Kav
Kavalım
Kavminden ayrıldığı için kalbinde onun kederler var…
Kavuşmalarımız ağır aksak, ayrılıklarımız koşar adım
kaybedenler kraliçesi -1/3-
Kaybedenler Kulübü & Ne Yapar Şimdi
Kaygısızca Uykuya Dalıyoruz Aşkın Kollarında
Kayıp ilânı vermek istiyorum evlâdım!
Kayısı bahçelerine gökdelen diken uzaylılar var aramızda…
Kayser Eminpur
Kazâ-yı mübremi tedbîr ile tağyîr mümkün mü?
Keçiyi Yardan
Keder Gibi Ödünç
Keder gibi ödünç
Kederli Bir Öykü
Kedi Ağlaması
Kedilerin Alışkanlıkları
Kelebeğin Ateşe Yolculuğu: Klasik Fars ve Türk Edebiyatında Şem’ü pervâne…
Kelebek’in kanatlarında yanan tütsü
Kelimeler Maskelerini Çıkarırken
Kelimeler… Kelimeler…
Kelimelerden Sandallar
Kendi feryadımdır ancak ses veren feryadıma
Kendi Kalbinin Tanrısı
Kendi ölümüne beni hayattayken hazırlamaya çalıştı…
Kendine Ait Bir Oda
Kendine Veda
Kendini Aramak
Kendini Dünyadan Alacaklı Hissetmek
kerrat cetveli
Kesik Esintiler
Kestim Kara Saçlarımı
Keşke
Keşke
Keşke dikenler anlayabilse
Keşke rüya olsa”
KEŞKE,
Kılıcım, Çekicim, İnce Gül Dalım
Kır Çiçekleri
Kırgınlığım Bir Bayrak
Kırgınlık Şiiri
Kırık Anafor
Kırık Ayn’a
Kırık Bir Kemansa Yaşadığımız Hayat
Kırık Kalpler
Kırık Mozaik
Kırılan Ümit
Kırk Yerinden Kırık Şiir
kırkbinçiçek
Kırkikindiler
Kırlangıçlar
Kırlara Veda
Kırlarda çiçekler bensiz açacak
Kırmızı
Kırmızı Bahçe
Kırmızı Ferman
Kısa bir andı
Kısa Ferman
kısa kesikler
Kıskançlık
Kış Şiiri
Kışa Giderken
Kışın Bana Yaptıkları…
Kışın ilk yağmuru
kışındır
Kıtalar
Kıyamet
Kıyam’et
Kıyamet Taburu
Kıyıdaki Ev
Kıyıdaki Tekne
Kıyısız Bir Deniz
Kız Kardeşim İçin
Kız Kurusu
Kızaran nara benzersin, dalın tepesinde
Kızgın Kedim
Kızıl Reisi Nasıl Kaçırdık
Kızım (Julia) İçin Kelimeler
Kim Bilir
Kim biriktirdi
Kim Gölgesinden Kaçabilir ki?
Kim İzin Verecek Rüzgara
Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Kokusunu
Kim Şairdir
Kim tartabilir çektiklerimizi
Kimbilir Kaç Kişi Sevdi Seni
Kime gönül verir isem benim ile yâr olmadı
Kimi, Nereye Götürür Şiir?
Kimin Var ki
Kimse Soğutamaz Beni
Kimsesiz Akşam
Kimseye Bir Şey Söyleme
Kiraz Çiçekleri
kiraz çiçekleri
Kiraz Çiçekleri
Kiraz Devşirmeye Gitmiştin Hani
Kirazlar
Kirlenmiş Kâğıtlar
Kişi Yurdundan Uzak Kaldığında
Kitabevinde 1 liraya satmaya çalıştığımız kitaptan…
Kitap, Kurşun, Çığlık
Kitlelerin Dehası
Kocaman Bir Çocuğu Öpüyorsun
Kocaman Bolu
Kokuna Özlem
Kolları Bağlı Odysseus – Melih Cevdet Anday
Koma Azad – Muhtace Te Me
Kommageneli Ozan Iason Kleander’in Üzüntüsü
konu bu değil
Konuş(ma)…
Konuşmalar
Konuşmanın imkânsızlığı üstüne bir diyalog
Konuşsam Sessizlik Sussam Ayrılık
Konyak, Kitap ve Kahve
korkmayın unutuluyor
Korku
Korku
Korkunç Güzel
Koro Her Zaman Haklıdır
Koruganlar
Koşmalar
Kovulduğum Bütün Kapılara
Köle olmayı reddedenlerin hepsi, baş kaldırsın
Köprüde Sabah
Köprünün Çocukları
Köprünün Geceleri
Köpük
Kördüğüm
Körün Parmak Uçları
Kötüler Hep Kazanır
Kötüleşen Durum
Köyünü Bırakanın Ağıdı
Kristal Denizaltı
Kriz Zamanında Naat
Kûfe’de Bir Hüseynî Akşam
Kuğu Ezgisi
Kuğular mı Salmamıştı…
Kum
Kum ile Su
Kum Saati
Kumral Bukleli Kadın
Kunâla
Kundak
Kuran’a Öykünmeler
Kurban
Kurdela
Kurma Bebek
Kurşun Gazeli
Kurşuna Dizilme
kurtalan treni’ne gazel
Kurtuluş Bir Semt Adıdır
kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi
Kuş Bakış
Kuş Koysunlar Yoluna
Kuş Mitingi
Kuş Rab Hayat
kuş sadece bir kuştu
Kuş sesi ürkek
Kuş Yuvalarını Kuyu Ağızlarını
Kuşbakışı
Kuşkonmaz
Kuşlar Sanatı
Kutub-u Şikeste
Kuyu
Kuzgun
Kuzguncuk Oteli
Kuzuları ve oğlakları kucağına alarak öptü. Ahırda…
Küçük
Küçük Acılar
Küçük Naat
Küçük Ölüm
Küçükhanım
Kül
Kül Altındaki Kor
Kül Rengi
Kül ve Veda
Külçe
Küllenen
Kültür, “şuracıkta kotarılan” bir sistem olabilir mi?
Kün
kün
Kün
Küpe Destanı
Kürtçe yazmaya devam edersem belki sesimdeki, şiirdeli sızı sahiden azalır bir gün
Küskünlük
Kyteros’da Hiza
Lâ ilâhe illallah kıyamet günü karşına geldiğinde ne yapacaksın?”
La Tahzen
Labirent
Lali Berte’ye Mektuplar
Lâmia Hanım
Lavanta
lavinia
Lê ezingên min? (Peki ya benim odunlarım?)
Lehlik
Leke
Lepra
Lethe
Lethe
Leyal-i Sahiriyyet
Leyla
Li Po
Lilâ
Lilith’in Çocukları
Liman
Limon Çiçeği
Lirik Serseri
LİZİ (Bir bardak suda kurulan hayal)
Lodos
Lokantadaki Kadın
Lokman Hekimin Sev Dediği
Loreley
M
M Treni Patti Smith
Madrid’de Kahvehane
Mağaradakiler
Mahkum ve Kadın
Mahzun Durmak
Makas
Makber’in Mukaddimeleri
Maktul Yürek
Malatya’dan Deli Hatıraları
Malatya’nın 50 Yıllık Sahafı Muharrem Amca
Mandalina güzel kokan bir kelimedir
Mandan Hoca’dan günümüze OF’Lİ HOCA: İronik Şablon…
Manolya
Manşet
Manzara Gülüşlü Kız
Manzara Gülüşlü Kız
Mâra
Marguez’den Yaşam İçin 13 İfade
Maria Missakian
Marifet
Mart Öncesi
Martha
Martı Serçe ve Bürokrat (6.hayal)
Martin Eden
Maruri Sokağındaki Pansiyon
Marya
Masada Senin Gülümsemen
Masal
Masal
Masal
Masal Gibi Sevdim Ben Seni
Masalcı
Masalsız Çocuklar
Maske
Masumiyet Defteri
Mathilda F
Matilde’ye Sone
Matsuo Başo – Haiku
Matsuo Başo kuzeye giden ince yol ve diğer gezi notları
Mavi
Mavi Gök Orda Mı
Mavi Gözlü Dev
Mavi Kar
mavi kuş
Mavi Maviydi Gökyüzü
Mavi Yağmurluk
Mavilikler Ülkesi
Maximus Kendi Kendine
Mazideki Yaşam – Malatya
Mazursun
Mecnun
Meçhul Bir Kadına Mektup
Medüza
Meftun
Mehtapta Hüzün
Meksika Sınırı
Mektup
Melâl Perisi
Melankoli
Melankoli
Melce
Melek
Meleklerle Arkadaşlık Etmek
Mem û Zin
Memiş Emmi
memleket fotoğrafları / istanbul
Memleketimden İnsan Manzaraları
Men tā senün yanunda dahî hasretem sanā!
Menekşe
menekşelerden bir çiçek demeti
merak
Merak Kediyi Öldürür
Meral Okay’ın Şarkıları Kalbimizde Kaldı
Merdivenden İnen Bir Nü
Merhabâ hoş geldin ey rûh-i revânım merhabâ
Meryem
Meryem’in Dağınık Düşünceleri
Mesel
mesela işte…
Metafizik
metalik gri
Metruk Şiir
Metruk Şiir
Metruk Şiir
Mevsim Dönüyor
Mevsimler’den
Mevsimlerden Yaz
Meydan Okumak
Meyva
Mezar
Mezar Taşı
Mezar Taşı Yazısı
Mezar Taşları
Mezar ve Gül
Mezarlığa gidin!
Mezarlık
Mıknatıssız Pusula
Mırıldandığım Şeylersin
Mırıldanmalar
Mikail’in kalbi durdu
Mil Çekilmiş Sözler
Milenyumun İlk Özeti
Mine
Minik bir yavrunun ölü bedeni sahile vurmuş
Minnet
Mirabeau Köprüsü
Miras
Misafir
Misafir
Misafirlik
Misket
Modernle başa çıkabilen tek silahımız şiir
Mohsen Namjoo – Ey Sareban
Mona Roza
Monna Rosa
monoklinik notları 101
Montreal Mektupları – Onüç
Mor Karbasi
Mor Külhani
Morduman
Mosmor Salkım
Mr. Parkınson
Muallâka
Muallim Nâci’nin Diliyle Hâfız-ı Şirâzi ve Kelim-i…
Muhabbettir
Muhatap
Muhayyer Münacat
Muhayyer Sünbüle
Muhibbi Divanı’nda Şiir ve Şair ile İlgili Değerlendirmeler
muhtelif hüzünler geçidi
Muleta
Murphy Yasaları
musalla taşında açan gül
Muska
Mutlu Bir Hayat
Mutlu Olanlar
Mutlu Sevgili
Mutlu Şair
Mutluluk
Mutluluk
Mutluluk Anıtı
Mutluluk Cesaret İster
Mutluluk Veren Hasret
Mutsuza kim bakacak?
Mutsuzluk Evi
Mühür
Mülkiyet
Münacaat
Münâcât
Münzevi
Müphem Şiir
Mürekkep Balığı Kemikleri
Müslüman Kadın Olmak
Müslümanlık Nedir
Müsveddeler
Mütereddit Şiir
Müzeyyen ile Ben
N´oldu Bu Gönlüm N´oldu Bu Gönlüm
Naat
Naat
Nagehan aşkın sataştım dürr-i bi hemtasına
Nakış
Nâm ü nişane kalmadı fasl-ı bahârdan
Nar Taneleri
Nara Benzerdin
Nargile
Narkissos
Nasıl Bilirdiniz
Nasıl Doğuyorsa Çölde Palmiyeler
Nasıl Nezle Olunur
Nasıl Saklarım Sonbahar Olduğumu
Nasıldı
Nasihatler Kitabı Yunus Emre
Nat-ı Dîger
Nâzım Hikmet
Nazım Hikmet’in, annesiyle Yahya Kemal arasındaki …
Nazlı Bu: Dostum. Reelden
Ne
Ne acınacak hali vardı
Ne beyân-ı hâle cür’et ne figâna tâkatım var
Ne Çok Enkaz
Ne güzel şey küçük şeylerle mutlu olmak
ne içirdiniz bana lan
Ne İdi?..
Ne İstiyorsan O
Ne mutlu o güne ki, uçacağım o dosta
Ne Oldu?!
Ne Tuhaf
ne tuhaf değil mi
Ne varsa harap bir kalpde var
Ne zalimdir şu erkekler! Bize aşkı öğretirler, son…
Ne zaman yüzün düşse yâdıma
Necid Çöllerinden Medine’ye
Nedamet
Nedense
Nen Var Kardeşim
Ner’de… ağaç ner’de, babam ner’de
Nerdesin
Nereye
Nereye gidersek gidelim
Nereye Kadar Gençsiniz
neşe ve adalet
Nevmîdlik âteşine yandım Bil’llâh bu vücûddan usandım…
Ney
Neyi ararsanız onu bulursunuz. Burada ironi arayan…
Neyi Kaybettiğini Hatırla
Neyi Ki Çok İstersen
N’eyin Ben
Neylerin Çağırdığı
Neyse
NEYZEN TEVFİK (YAŞAMI, KİŞİLİĞİ VE ESERLERİ)
Neyzen Tevfik’in Şiirinde Mısır Günleri
Nezaket Kuralı
Niçin Ağlıyorsun, Mutlu Değil Miyiz?
Nidem ben bu gönül ile benim ile bile durmaz
Nigâr-ı Gülizâr Âteş
Nilgün Marmara
Nilgün’ün Göztaşı
Nilüfer Vakti
Nisan – Sevda
Nişane
Nişanlı Koltuğu
Nişanlılık
Niye Gitmeli Türkiye’ye
Nobel Ödülü
Noktalar
N’olur Bırak Beni
Non Dolet
Non Dolet-2
Nükte Ve Nüktenin Aracı Olan Edebî Sanatlar
o AN
O Büyük Fırtınadan Önce
O Geçilmemiş Yollardan Geçti
O Kara Kırlangıçlar Dönecek
O Taraf
O yâr benim kime ne
O Yılın
Oaristys
Odaya Kapatılan Gökyüzü
Oflama
Oğlum
Oğluma
Oğlumun Gölgesi
Oğlunun Doğumu Dolayısıyla
Okuma Sanatı Üzerine Bir Deneme
Okuntu
Okurken
Okuyucunun Bana Şiiri
Olağan
Olmadık Yerde Biten Rakının Ardından Yazılan Şiirdir
Olmak ve Ölmek Arasına Atılan Ad’ım
Olmak ya da olmamak, İşte bütün mesele bu
Olmayacak Temennî
Olric
Olsam Olamam Sonesi
Olsun da Gör
Olur ya!
Olvido
Olvido
Omzumda Yük Alnımda Ter
On Altı Ton
On Derste Birisi Ölünce Ne Yapmak Gerekir
on iki mısralık savunma
On Ölüm Şarkısı
O’na de ki…
Onbinküsürüncükez
Onlar ve Biz
Onlara de ki, bir halk ancak yazarlarına para verince millet olur
Onu düşününce içim titriyor; elim- ayağım- soluğum, her şeyim kesiliyor
Onu gördün ve hala yaşıyorsun öyle mi?
Onun mağlubuyum
Onüç Günün Mektupları
Orada Duran
Orada Olsaydım
Orda
Orda Kaldım
Orhan Veli Yaşıma Veda
Ormandaki Vaaz
Orşilim Kızları
Orta Asya’da Bir Fincan Dibi
Ortak Bir Işık
Osman, biraz dinlenelim mi?
Osmaniye’de Ağıt Söyleme Geleneği ve Osmaniye Ağıtları…
Otel Odası
Oto Portre
Otobiyografi
Otopsi
Ova
Oxymoron
Oysa aşk, biz kadınlar için, hayatın kendisidir
Oyun
Oyunbozan
Ozan ve Sesler
Ozymandias
Ödev yaparken, küçük ‘’e’’leri ve küçük ‘’a’’ları çok zor yazamıyorum” diye ağlayan …
Ödünç Gece
Öğle Rakıları
Öğrendim Ki…
Öldüğüm gün
Öldüğüm zaman, bir daha kitap okuyamayacağım
Öldüğümde beni, usulünce yıkayın, göğsünüze yaslayın ve toprağa bırakın. Bu kadar.
Öldükten Sonra
Ölmek
Ölmek Konusunda
Ölü Bir Deniz Yıldızı
Ölü Çizgi
Ölü Çocuklara Ninni
Ölü Doğanlar
Ölü Sirenler
Ölüm
Ölüm
Ölüm
Ölüm Bir Skandal
Ölüm Böyle Biter
ölüm düşüncesi izliyor beni
Ölüm Fügü
Ölüm Gelecek Ve Senin Gözlerine Bakacak
Ölüm Gibi
Ölüm Hayatı Kuşatalı Beri
Ölüm Hazırlığı
ölüm kapıda bekler
Ölüm Noktürünü
Ölüm Risalesi
Ölüm Risalesi – Kendi Ölümüme Ait Bir Deneme
Ölüm Şarkısı
Ölüm ve Genç Kız
Ölüm ve papatyalar
Ölüm ve Zaman
Ölüm Yıkanması
Ölüm Yıllar Önce
Ölümde Hiç Risk Yok
Ölüme Dair
Ölüme Dair
Ölüme Dair Konuşmalar
Ölüme Dair Konuşmalar
Ölümle kavga etmekten vazgeçmemiz gerekiyor
Ölümü seven şair: Ziya Osman Saba
Ölümün Bıyıklı Bir Resmi
Ölümün Kıyısındayım
Ölünün Ardında Bıraktığı
Ölünün Kıyıları
Ölür oğlum bu kuş
Ölürken
Ölüye Mektup
Ömrüm Gölgelendi
Ömrüm Seni
Ömrüm Yolunda Tükendi
Ömür Hanım’la Güz Konuşmaları
Ömürsüz Mavi
Ömüryiyen
Ön Niyaz
Önce mimozalar gelir… Önce daima mimozalar gelir.
Öncesi
Önden Yırtılan Gömlek
Öneri
Önsözler entelektüel itiraflardır
Öperek Uyandırdım Bu Sabah Ayrılığı
Öpücük
Öpüldüğü Yerlerden Kanar Aşk
Öpüş Tadında
Ört ki ölem!
Örtü
Örümcek Ağı
Öte
Öteki
Övladlıq
Öykü
Öyle Bir
Öyle Bir Gitmek
Öyle Bir Hayat Yaşıyorum ki
Öyle Bir Yere Gittin ki Bu Sefer
Öyle Böyle Değil
öyle durma
Öyle Güzel Bir Gül
Öyle Güzel Bir Yorgun Adam
Öyle güzel unutmuştun ki kıyamadım hatırlatmaya
Öyle Yukarıdan Değil
Öylesine Bir Aşk Şiiri
Özgeçmiş Yazmak
Özgürlüğe Doğru
Özlem
Özlem
Özlem
Özlem hüzünlüdür – hüzün de özlemli
Özü Geçici Olan Güzeldir Gerçekten
Özür
Özür
Özür
Pablo Neruda’dan Çeviriler Yaparken
Pâdişâh-ı ‘aşkam u dil defter u dîvân bana
Paldır Küldür Yaşam
Palyaço
Panter
Papatya
Paragraf Başı
Paranoya Kırlangıcım Paranoya
Parça Tesirli
Parçalanmış Gerçeklik
Parıltı
Paris’te İlk Günler
Parmaklarında Kırık Harf İzleri
Pars
Pars
Pastörize Sevgi
Payıma Düşen
Pâzubent
Peki yüzünün ne işi var, dalda titreyen yağmur damlasında
Pelin Onay
Pencere
Pencere
Pencere
Pencereden göründüğü kadarmış hayat
Pencerelerden seyret içlerine girme
Penceremden Görünmeyen
Penceremin Yanındaki Sığırcık Yuvası
Pençe Defteri’nden
Pepuk Kuşu Efsanesi
Perîşân-hâlün oldum sormadun hâl-i perîşânum (Mura…
Pervin İtisami: İran Şiir Semasının Pervin’i
Peyami’nin Dediği Gibi: Yalnızız
Piasora II
Piramit
Piraye İçin Yazılmış Saat 21-22 Şiirleri
Pire
pirinç
Pişmanlık
Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.”
Pişmanlık şarkısı
Pişmanlık Ve Çileler
Piyadenin Şarkısı
Piyale
Piyano Soloları
Portakalı Soydum
Portre
Prozac
Qiblegeha Aşiqan
Rabbin, onların, sinelerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.”
Râbia Hâtun Şiirleri
Rahatı Kaçan Ağaç
Rakı
Rakı ve Kadın
rakıyı severim. kadınları da severim. ama rakı içen kadını daha çok severim
ramazan bizi camiye götür!
Rapunzel
Rasûlullah’ın Eşlerine Bir Ay Küs Durması
Reading Zindanı Baladı
Reddediş
Rengarenk Bir İstanbul Akşamıydı Yüzün
Requiem
Resim
Resim Arkası
Resimde
Resmim İçin
Resulullahla Benim Aramdaki Farklar
Rica
Rilalizar`a mektup bile değil
Rindlerin Ölümü
Riyâh-ı Leyâl
Roboski ve ‘İstenmeyen Çocuklar’
ruh söküğü
Ruhuma Sinen Şehir
Ruhumun Oğlu
Ruhun Ateşli Aşkı
Ruz-ı mahşerde sorarlarsa nemiz var denecek
Rüknettin’in Kalbi İçin Kehanetler
Rüştü`den Gelen Mektup
Rüyâ Gibi Her Hâtıra
Rüya Hakkındadan Fazla
Rüya İçinde Rüya
Rüyalar
Rüzgar
Rüzgâr
Rüzgara Yazdım Adını
Rüzgârda Kayıp
Rüzgârı Acıtan Doğu
Saat Kaç?
Saat On’da Kalkacak Vapur
Saate Bakmak
Saatler Geyikler
Sabah Erkenden
Sabret
Saçıma Dokunma
Saçlarda Bir Yarımküre
Saçların İsyan
Saçmalık
Sadece Birkaç Saatliğine
sadece edip cansever kalsa şairlerden
Sadece güllerle söyleşiyorum derdimi
Sağ çıksalar ne olacak, çıkmasalar ne olacak?
Sağlama
Sahaflar Şeyhi Muzaffer Hoca
Sahi siz Allaha sarılıp ağlamak istemediniz mi hiç…
Sahilde Kafka
Sahip
Sahne
Sahtiyan
Saim Bey’in Gazeli (II)
Saint-Antoine’in Güvercinleri
Sait Faik’i Yaşatamadık
Sakın Şaşırma
Sakıncası yoksa, şiirin bir köşesine yaslanıp dinl…
Saklı
Saklı Ceylan
Sal
Salınacak
Salihat-ı Nisvandan Saffet Hanımefendi’ye
Samiha Ayverdi’nin Yusufçuk’u Üzerine
Sana
Sana
Sana Bakmak
Sana Bakmanın Tarihi
sana bir güzel öleyim bana bir güzel ağla
Sana bir sığınak yapabileceğimi ummuştum
Sana Bu Yaradan Ölüm Yoktur
Sana Bunca Yangından
sana da yağdı mı kar
Sana Geldim
Sana Ne Söylesem
Sana Saklayacağım Yer
Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair
Sanal Rüya
Sandalda
Sandalıma Aldığım Şiirler
Sanık
Sânihâtü’l Acem
Sanki
Sanma ey hace ki senden zer ü sim isterler
Sanman taleb-i devlet ü câh itmege geldik
Sappho
Sardunyanın Yazgısı
Sarı Ferman
Sarı Lira Gibi Ömrümüz
Sarmaşık
Sarmaşık
Sarnıç
Sarraf
Satranç Dersleri
Savaş Bitti
Savaşa Karşı
Savrulan Külleri Ömrümüzün
Savurgan Çocuk
Sazım’a
Sazlıkların ayağında bir ayna
Seamus Heaney
Seçenek
Sedat Bozkurt ile Türkiye’nin ve Siyasi Aktörlerin…
Seferis ile Üvez
Seher vakti burda kimler ağlamış Çimenler üstünde …
Selam Olsun Bahçeye
Selam olsun, hurmalıkta vedalaştığım Resüle
Selam Oza
Semender
Semender
Semper Eadem
Sempozyumda ‘Mavi bir kelebek’: Didem Madak
Sen aklıma getirdin sen bitir bunu
Sen Ben misin Bilmiyorum
Sen Bensiz Orda
Sen Bu Şehirden Gidince
Sen Duymazsın Biliyorum Konuşansam Kendime
Sen Geliyorsun
Sen Git
Sen git ben dağınık kalayım
Sen İstanbula Aldırma
Sen kalbi kırıkların Rabbisin Yani önce, en çok benim.
Sen ki Gülsün
Sen kimin şeytanını taşlıyorsun?
sen kokuyor yüzeyi bedenimin her gözeneği
sen masal söyle
Sen Nerdesin?
Sen Olmasan
Sen Sen Sen
Sen seni bil, sen seni.
Sen türkü yak ben mermi
Sen Uykudayken
Sen ve Başkaları
Sen Ve Siz
Sen Yaşat Beni
Sen Yokken
Sen… dedi, iki gözüm Neriman, sen fokstrot oynamak istiyorsun ve iyi bir kavalye. Onu da bulmuşsun.
sena
Senden İstediğim
Senden Sonra Ey Yedi Yaş
Senden söz etmekten yoruldum
Senden söz etmekten yoruldum
Senfoni
Senfoni
Seni Anmakla Artıyorum
Seni Arıyorum
Seni Bırakıyorum
Seni Çok Özleyeceğim
Seni çok özleyeceğim gülüş. M. Çolak
Seni çok özlüyorum
seni çok özlüyorum, elan…
Seni Düşündüğüm Türkü?
Seni Düşünmek
Seni gördüğüm rüyalardan uyanıyorum
Seni Korumak İçin
Seni Saklayacağım
Seni seven âşıkların
Seni sevene sende sevgini açıkla
Seni Seviyorum
Seni Seviyorum
Seniha’nın günlüğünden 2
Seniha’nın Günlüğünden 3
Seniha’nın Günlüğünden 4
Seniha’nın Günlüğünden 5
Seniha’nın Günlüğünden 6
Senin Bir Ceylan Gibi O Mahsun Bakışını
senin de mazin var mı
Senin Gidişine
Senin Kalbini Taşırım
Senin yüzüne o kadar çok bakmışım ki, Var olan her…
Seninle olmanın en güzel yanı
Sensiz
Sensiz Gece
Sensizliği Yitirdim
Sensizliğin Adıyım Ben
Sera Oteli
Serçe Ötüşü
Serçe Ve Kedi
Sere Serpe’nin Hikayesi
Serenad
Serseri
Sert Erkekler Şiir Yazar
Serüven
Servistan
Ses (İm) Duvardan Düştü… /… Kaldırın
Ses-Gölge
Sesin Rengi
Sesin Rengi
Sesler ve küller
seslerine yaprak hışırtısı karışan kızlar
Sessiz
Sessiz
Sessiz Düşünceler
Sessiz Gece
Sessiz Saat
Sessiz Sabırlı Bir ÖrümceK
Sessiz Şehir
Sessiz Vedaların Kışı ve Anne Michaels
Sessizlik
Sessizlikten bir önceki söz
Sestiniz Sesi Gördüm
Sevda
Sevda Peşinde
Sevda Üstüne
Sevdanın Son Kerem’i
sevdiğim gözyaşları biriktiriyorum
Sevdiğiniz Kaybolduğunda…
Sevdiklerim Erken Dönmeli Erken
Severmişim Meğer
sevgide ölçüyü kaçırmak
Sevgiler
Sevgilerde
Sevgili
Sevgili çocuk
Sevgili Dost
Sevgili Dost, Yoksa Görmüyor Musun
Sevgili Yakınlığı
Sevgili Yürek, Niçin Hor Kullanıyorsun Beni?
Sevgilim Ben Şimdi
Sevgilim benim
Sevgilim Bir Kır Şiiri
Sevgilim Ne Zaman Sokaktan Geçse
Sevgilim Sandılar Seni
Sevgilim, bir günün ortası şimdi
Sevgilim, Sözcükler ve Sonsuzluk
Sevgilime İftira
Sevgilimsin
Sevgilinin elleri bir çift kuğu
Sevgilisi Dahil
Sevginin Yalnızlığı
Sevinç İle Hüzün
Seviyordum Sizi
Seviyorum Susmanı
Sevmeye Başlayınca Birini
Sevmiyorum Dememden Bileceksin Sevdiğimi
Seyfi Baba
Sezai Karakoç Şiirinin İrfani Kökleri
Sezilmemiş Aşka Gazel
She Left Home
Sıcak Buz
Sıcak Kan
Sıfır Kalibrede Ölüm
Sıkılmak
Sıkıntı
Sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece Allah’a arz ediyorum”..
Sımsıcak Çok Yakın Kirli
Sır
Sır
Sır Meseli
Sıradan İnsanın Şarkısı
Sırası Gelince
sırnaşık çalı yoncaları
Sırtımızdaki küfe
Sızı
Sızımın Gizi; Ölü Ruhta Yara İzi
Silezyalı Dokumacılar
Sincabın Sakladığı Sözcükler
Siper Sanatı
sirk hayvanlarının kaçışı
Sis
Sis
Sis
Sis Oldu Şarkılar
Sisifos’a Öğütler
Sisifos’un Köyü
Sisle Örtülü Yollar
Siste
Sitem
Sitem
Sivas Acısı
Sivriada Geceleri
Siyah
Siyah Beyaz Kızlar
Siyah Bir Çığlık İçin Gitar Taksimi
Siyah Ferman
Siyah Kar Kasidesi
Siyah-Beyaz
Siz Aşk Nedir Bilmezsiniz
siz bana bir adamı hatırlatıyorsunuz
Siz bu aşkı haketmediniz!
Sizden Saklı
sizi hiç sevmiş miydim?
Sizi Rahatsız Etmeye Geldim
Sizi Sevmekte Ölüyorum
Sizin Hiç Babanız Öldü mü?
Sofra Adabı
Soğuk Dağ
Soğuk Geçen Yıl
Soğuk Kış Gecesinde
Soğuk Mevsimin Başlangıcına İnanalım
Sokak (Kûçe)
Sokakta Giderken
Sokaktan Geçen Kadın
Sol Elim
Sol Elle Yazılanlar
Sol yanım çok acıyor anne
Solan Gül
Solarken
Solfasol Otobüsü
Solmayan
Solmuş Çiçekler
Somut Şiiri
Son
Son
Son
Son Ağaç
Son Aldatış
Son Anda
Son Armağan
Son Aşık
Son Aşk
Son Aşk
Son Bir Kez
Son Bûse
Son Çağrı
Son Çiçekler Hep En Tatlısıdır
Son Düello
Son Gül
Son Hatıra
Son İçin Dua
Son İtiraf
Son Karşılaşmanın Şarkısı
Son Kitabı Gelmiştir
Son Kuşlar
Son Kuşlar
Son Sığınak
Son Söz
Son taşı günahı olmayan atsın Azize
Sonbahar
Sone
Sone VIII
Sone XI
Sone XX
Sonludur Aşk da
Sonnet
Sonnet
Sonnet
Sonnet
Sonra İstersen Bırak Beni
Sonra İşte Yaşlandım
Sonra sessizce köşeme çekildim
Sonraları
Sonrası Ayrılık (Bir Kitabın Basılış Serüveni)
Sorarım, aşk özlemi ne zaman daha derinden yaralar…
Sorma
Sorma
Sormuyorsun ama iyi değilim ben
Soru
Sorular Kitabı
Sorularla
Soyunma Odası’nda,
Soyut Bahçe
Söyle Peki Sen Hiç
Söylem
Söylemeyeceğim Adını
Söylenmemiş Şiir
Söylenmemiş Şiir
Söz uzar, kesmek gerektir vesselam…
Sözcük Mesafesi Sıfır
Sözcükler
Sözcükler IV.
Sözcükler Sözcükler
Söze İlahi’den
Sözler, Yaprak
Sözün Acıydı
Spleen (Melâl)
Stratejik Konum
Stratis Talasinos Bir Adamı Tanımlıyor
Su
Su
Su
Su
Su İsteyişine
Su Masalı
Sucul Şiir
Suçlu Şiirler
Suçluluk Duygusu
Suhte
Sular Karardığında Yekta’nın Mezmurudur
Suların da bir arkadaşlığı olur diye
Sulh Bir Hatıra Oldu
Sultan
Sultan Ahmet Çeşmesi
Sultana Mektuplar 1
Sun sâgarı sâkî bana mestâne disünler
Suna’ya Şiirler
SUNU
Sunu
Sur mağdurları anlatıyor
Sûre-i Velleyl okurdum dün namâz-ı şâmda
Surkontr
Sus Yoksa Vururlar Bizi
Susarak
Susesi… Kahvaltı ötesi bir mekân
SUSMA
Susmak mesele değil
Sustu
Susuzluk Güldürüsü
Suyum Unum Buğdayım
Suyun da Hafızası Var
Sühan Kasidesi
Sükût İçindeyim
Süren Harfler
Süreyya Berfe – Seferis ve Üvez
Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine – 1
Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine -2
Süsen çiçekleri açtı ayaklarımda
Şair
Şair
Şair Herkes İçin Söyler Türküsünü
Şâir Nâbî (Yusuf)’den Oğluna Nasihat (Hayriye)
Şair Nigâr Hanım’ın Hikâyesi
Şair Olarak Düşünür
Şair Telefonda Sevgilisiyle Konuşuyor
Şair’e
Şaire Ağıt
Şairin Açmazı
Şairin Hayatı Şiire Dahil
Şairler
Şairler Çok Yaşamıyor
Şairlerin Vasiyetleri
Şairlerin Yağmurlu Mısraları
Şairlik alınyazısıdır, kaçamazsın.
Şakayık
Şapka
Şarabın Sözleri
Şarkılar
Şarkılar
Şaşırdım Kaldım İşte
Şaşırtıcı Karşılaşma
Şeftali çiçekleri
Şehir
Şehir ve Doğa Burcundan
Şehrin Ölümü
Şehrin Şiiri
Şehriyar
Şevkız ki dem-i bülbül-i şeydâdâ nihânız
Şevki Yok
Şiddetli Geçimsizlik
Şiir
Şiir
Şiir
Şiir
Şiir
Şiir
Şiir Belki
Şiir Çalışmaları
Şiir Çalışmaları
Şiir Çoğu Zaman
Şiir Gibi Cevap
şiir gibi ya hu!
Şiir Gönlün Dili
Şiir Gücünü Nereden Alır
Şiir Hakkında Konuşma
Şiir Hevestir
Şiir ile Ankara
Şiir Nedir?
Şiir neye davet eder insanı?
Şiir Okuyan Kızlar
Şiir Sanatı
Şiir Sanatı
Şiir Sanatı
Şiir Sanatı
Şiir Sensin
Şiir Üstüne
Şiir Üzerine Aforizmalar
Şiir ve Ahmaklar
Şiir ve Sen
Şiir, onu yazana ait değildir, ona ihtiyacı olana aittir 
şiir, söylemekten ziyade bir susma işidir.
Şiir/Ağıt
Şiir/lerde Çocukluğumuz
Şiir; hakikat ve şair…
Şiirde Açan Gelincik Çiçekleri
Şiirden Anladığım
Şiire Eşlik Eden Fotoğraf
Şiire Tutunmak
Şiire Yetmeyen Zaman
Şiir-fotograf ilişkisi(zliği)
Şiiri Uçan Çocuk
Şiiri Yazılamayan Şehir
Şiirim
Şiirin Attıkları
Şiirin Deliliği Deliliğin Şiiri
Şiirin Dip Sularında
Şiirin Sıcak İkliminde
Şiirin Üç Kuralı
Şiirle Demlenen Çaylar
Şiirleme
Şiirler Okudum Bugün
Şiirlerden Dökülen Yapraklar
Şiirlerden yağan yağmurlar
Şiirlere Saklandım / Bul Beni
Şikayetler Gazeli
şimdi biliyorum ki kazanamayız
Şimdi bir dilek hakkım olsa
Şimdi biraz zaman dileniyorum ölümden
Şimdi Gel
şimdi iyi şeylerden susmalıyım
Şimdi Yoksun
Şirinevler Kitabevi
Şişedeki
şizofren
şurdan burdan hazırlanma’ya
Şükrü Erbaş ve Bir Şiirin Oluş Yapılış Yazılış Süreci…
Şüphesiz kadın, erkeğin şakayığıdır.
Tâ ezel “kâlû belâ”dan eyledim ikrâr-ı aşk
Tabiat Bize Gülüyordu
Tabirsiz Rüyalar Atlası
Tabl-ı tehîden gümdür suhanler Bî-hûde Gaalib ef g…
Tablo
Taburcu
Tabut
Tabut
Tahammül mülkünü yıktın Hülâgû Han mısın kâfir
Taha’nın Gül Muştusu
Tâhir Riyad
Tâhirü’l-Mevlevî’nin Koşmaları
Tahmîs bâ-ıstılâhat-ı zenân der vâdî-i nush ü pend…
Tahmîs-i Gazel-i Nevres (Hüznî)
Tahrik
Taktik ve Strateji
Tam aklımdan geçiyordun ki
Tamam Yavrum Meteliğimiz Yok Ama Yağmurumuz Var
Taneler
Tango
Tanıdık Rüya
Tanklar Kabe’ye dayanmadan, Mekke Savaşı başlamada…
Tanrım ! müsait bir yerde inebililir miyim artık ?
Tanrım Konuş Benimle
Tanrım Öldür
Tanrının Antonıus’u Bırakmasıdır
Tanrı’ya Mektup
Tardiyye
Tarih Beni Çağırıyor Sevgilim
Tarih Bitti
Tarih Geçidinde Bir Damla Gözyaşı
Tarih Kötüdür
Tarlabaşında Bir Ben Varım Bir Senin Yokluğun
tarlakuşu
Tastamam Yorulmak
Taş da Çürür
Taş Parçaları
Taşa Sarılmış Şiir
Taşlanmaksızın Ayrılmak
Taşlı Yol
Taşralı Uzak Akraba
Tatlı Bir Düşüş
Tavan Arası
Tayfalar
Tecelli
Tedbîrini terk eyle, takdir Hudâ’nındır
Tefsir
Tefvizname
Tek Sesli Şiirden Çok Sesli Şiire
Tekfurun Kızı
Telezaman
Telgrafhane
Temaşa Suresi
Tempo
Ten Orda Yırtılır
Tenhâ
Terastaki Havlu
Terci-i Bend
tereddüt
Terennüm
Terkedilmek
Terkib-i Bend
Tesirsiz Parçalar
Teşekkür Ederim Baba
Teşekkür Sana
Teşekkürler
The Cranberries – Zombie
Tırmanış
Tırpanladığım Ölüm Şiirleri
Ticaret
Tik Tak
Tipi
Tireleme
TK
Tolstoy’un Ölümü
Toprak
Toprak
Toptan ölür madenciler
Torino Atı
Tören Giysileri
TRAGEDYALAR 1
TRAGEDYALAR II
TRAGEDYALAR III
TRAGEDYALAR IV
TRAGEDYALAR V
Trenler de ahşaptır…
Trenler De Gecikir
Tufan Sonrası
Turgut Uyar
Tutkularım Bitti
Tutkulu Kadın Meral Okay
Tuttum, Sevdim
Tutunamayan (Disconnectus Erectus)
Tutunmadan Akıyorum
Tutuşmak Üzere Yeniden
Tuzu Özleyenler İçin
Tüketeceksin
Tül-Hayâl
Tülsü’yü Sevmek
Türbe
Türk Edebiyatı’nın açmamış çiçeği; Şükûfe Nihal
Türk Şairi ve Babası
türkçe sözlü hafif bir acı verebilirim sana
Türkiye Kadar Bir Çiçek
Türkü
Tzu-An İçin
Uçurtma
Uçurtma
Uçurum
Uçurumda Açan
Uçuyor Troyka Yel Gibi
Ufka Damlayan Alınteri
Uğultu
Uğurlama
Ulak
Uludere (Roboski) Katliamı – Ağlama Anne, Güzel Ye…
Umut Bizi Terkettiğinde
Umut ve Beklenti
Umutsuz Bir Şarkı
Umutsuz Bir Şarkı
Unutkan Yürek
Unutmak Azize
Unutmak Yok
Unutmamak
Unutulan Gömlek
Unutulan’dan
Unutulmayan
Unutulmuş Bir Mektuptur Aşk
Unutulmuş Bir Yaz İçin
Unutun O Kadını
Unutursun
Unutuyorum Sensizliğe Alıştığımı
Urla
Usandım
Usta İki Çay; Biri Açık Olsun
Uyan
Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan
Uyan Yarim
Uyanacağım Senden
Uyandırmak İçin Seni
Uyandırmaya Gücüm Yetmedi
Uyanış
Uyanıyorum, bakıyorum yok. / – Ölüveririm belki …
Uyku
Uyku
Uyku Kardeşim – Fikret Kızılok
Uyumak İstiyorum
Uyumak istiyorum, çok yorgunum,
Uyuyamıyorum
Uzak
Uzak Bir Ülkedir Gülmek
uzak çok uzaklara bakmakla nişanlı
Uzak Fesleğen
Uzak Fırtına
Uzak Gözler
Uzak Sevgililer
Uzaklarda
Uzaklardaki Birine
Uzakta Ölen İçin Ağıt
Uzaktır Aramız Yollar Ağlasın
uzanacağım ve ağlayacağım
Uzanmak Gölgesine Solgun ve Dalgın
Uzlet Köşesi
uzun
Uzun anlardan sonra
Uzun Yıllardan Sonra
Üç Ağaç
üç aşağı beş yukarı
Üç Frenk Havası
Üç Kez Seni Seviyorum Diye Uyandım
Üç Tekerlekli Kırık Bisiklet
Üç Ve
Üçkağıtçı Şaman
Üçleme
Üçlükler
Ünlem
ürkek bir anı oldum
ürpermeyen kalp
Üsküdar İskelesinde İki Lostracı Çocuğun Konuşması…
Üstad Necip Fazıl’ın Çile’hanesinin penceresinden …
Üstü Kalsın
Üstüme Sinmişliğin Var
üşümüştüm…
üşüyorum … sesimi ört
Üvercinka
Üveyka
Üzerinden Sevişmek
Üzerinden Sevişmek
üzgün kediler gazeli
Üzgün Mektup
Üzüleceksin
Üzülme
Üzülmek İçin Gerekli Malzemeler
Üzüm
üzüntülüydüm
Vadim o kadar yeşildi ki
Vaha
Vakit Sarı Tunç Kara Demir
Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim”
Valiz
Var
Varlığa Ve Yokluğa
Vasiyet
Vasiyet Bahşet Gölgeye
Vatana Dönüş
vâveylâm
Vazgeçmedim
Ve Artık Hükmü Kalmayacak Ölümün
ve bir haber, yoldaki
Ve Gittikçe Irayan
Ve Hüznüm Doğduğunda…
Ve İşte Elveda
Ve Ne Kadar
Ve sevdiğim herşeyi yalnız sevdim
Ve Sonra
ve taş düşmeye devam ediyor bir yıldız derinliğine…
Veda
Veda
Veda
Veda
Veda
Veda
Veda
Veda
Veda
Veda Şarkısı
Veda Şiiri
Vedia
Vefa bazen unutmaktır
Vefalı
Veni, Vidi, Vixi
Venüs ve Adonis
Venüs’le Buluşma
Vesvese
Vezn-î Âhâr
vicdanın olması da bir anlamda trajik bir olaydır
Vietnam
Virginia Wolf
Virginia Wolf’un Dama Taşları
Virginia Woolf’un eşi Leonard’a bıraktığı veda mektubu…
Virtüöz Ölüm
Viva Celevbato
Viyanalı Ermiş’in İtirafları
Wernicke – Korsakoff Sendromu
Yâ Rabbi Muheymin… Bizden hayır yok… Sen göze…
Yabancı
Yabancıların en yakınıydın sen!
Yabancılaşma
Yabancıyı Tanımıyorum
Yabani
Yâd-ı Sabâvet
Yadında mı doğduğun zamanlar?
Yadsıma
Yağma
Yağmur
Yağmur
Yağmur Dindi
Yağmur Duası
Yağmur Iscağı
YAĞMUR İÇ, GÜNEŞ ISIR, AY ÇİĞNE
Yağmur Mûsıkîsi
Yağmura Kaçan Şairler
Yağmurda
Yağmurdan Sonra
Yağmurlu göz şiire bakıyor
Yağmurlu Şarkı 1
Yakarı
Yakın Aşklar
Yakınmam
Yalan
Yalan
Yalancı Kehribar
Yalın Ölüm
Yalınlığın Anlamı
Yalıoba Günlüğü
Yalnız
Yalnız
Yalnız
Yalnız Adam
Yalnız alnıma değsin ellerin
Yalnız Bir Kadın
Yalnız Bir Opera
Yalnız Değiliz
Yalnız hüznü vardır kalbi olanın
Yalnız İnsan
yalnız kalan kadın ağıdı
Yalnız Serçe
Yalnızca Kanatlarına Güven
Yalnızım
Yalnızım gecenin ıssızlığında
yalnızım, yalnızsın, yalnızız
Yalnızım. Yalnız büzülüveriyorum
Yalnızın Şarabı
Yalnızlığa Çağrı
Yalnızlığa Veda
Yalnızlığın Hüznü
Yalnızlık
Yalnızlık
Yalnızlık
Yalnızlık
Yalnızlık
Yalnızlık
Yalnızlık Bir Tarihtir
Yalnızlık Hülyaları
Yalnızlık Kayzer’den Daha Güçlüdür
Yalnızlıklar 1
Yalnızlıktan Sarkan İp
Yalnızsın
Yan Yana İki Ülke Gibiyiz Seninle
Yanan Yüz
Yangın
Yangın
Yangın
Yangın Gülü
Yangın Yer Yer Devam Ediyordu…
Yanık
Yanılgı
Yanılsamalar
Yanıma yakışır mıydın? Bilmiyorum
Yanımda yürüyordun, bir düşünsene yanımdaydın.”
Yankı
Yankı
Yanlış Anka Destanı
Yanlış Bilmesinler Beni
Yanmaktayım
Yapı İskelesi
Yaprak
Yaprak
Yar Gidiyor
Yara Bandı
Yaralar
Yarı Yol
Yarı Yolda!
Yarıda Kalan
Yarım Kalan Bir Mevsim
Yarımada
Yarın Erkenden
Yarın Güzeldir
Yarın Seni Benden Soracaklar
Yarındaki Dünler
Yarim Çiçek Olmuş Burnumda Tüter: Mehmet Âkif’in M…
Yasaların vicdanların içinde çalışıyor olması gerek
Yase’de Aralık Ayı
Yasemin Senfonisi
Yaseminlerin Sabahı
Yaş
Yaş ve Şiir Üzerine Tomris Uyar’dan Edip Cansever,…
YAŞA ve YAŞAT
Yaşadım ve yaşlandım İstanbul’da
Yaşam İçin Öneriler
Yaşam İlahisi
Yaşama Uğraşı
Yaşamak
Yaşamak / Cahit Zarifoğlu
Yaşamak Bundan Sonra
Yaşamayı Deneme
Yaşarsın şiirimde sevenlerin gönlünde
Yaşım İlerledikçe
Yaşım Su
Yaşıyorum Demek
Yaşlanmak mı sükunet mi?
Yaşlı Bir Adam
Yaşlı Kadınlar Cemahiriyesi
Yaşlıların Cilvesi
Yat ve Uyu!
yatağında yalnız mısın?
Yatılı = Şair
Yattığım Kaya
Ya’u
Yavaş Yavaş Geçtim Kalabalıkların Arasından
Yaz Bitti
Yaz Dörtlükleri
Yaz Kalbiyle Gelir
Yaz Kuşlarının sisine gömdüm acılarımı
Yaz Tüketmiş Yaprak Gibi
Yaz Yadırgaması
Yaza Sızıla
Yazar
Yazarın Yazgısı
Yazarken Bu Şiiri…
Yazarlar ve Aşkları
Yazdı, Bitti!
Yazdım Yeryüzünün Kalbine
Yazgınız, sizinle Tanrı arasında bir sırdır
yazgı’ya dair…
Yazı Uçar
Yazılmaması Gereken Şeyler
Yazılmamış Şeyler
Yazın Bittiği
Yazlar Az Kaldı
yazma.. o zaman bekliyor insan
Yedi Beyaz Güvercin
Yedi Dağın Ardındaki
Yedi Fincan Çay
Yedi İnceltme İmi İnceliği
Yehudam
Yel Değirmenleri
Yeminler Ediyor
Yeni bir aşk, din değiştirmeye benzer
Yeni Bir Dünya
Yeni Bir Koltuğun Döşemelerini Sökerim
Yeni Kantolar’dan Mısralar
Yeni ne varsa şimdi viranede kalmıştır
Yeni Şeyler
Yeni Yıl Dansı
yeni yıl hediyesi: buruk bir aşk şeysi
Yeniden
Yeniden
Yeniden Babaevinde
yeniden merhaba diyeceğiz
Yenidoğan
Yenik Bir Aşk Öyküsü
Yenildik ey halkım…
Yenildin Hayatın Akışına
Yenilgi
yenilgi günlüğü
Yenilik İsteği
Yer Yok Bana
Yerçekimli Karanfil
yerim yurdum gözlerindir
Yeryüzü Aşkın Oluncaya Dek
Yeşeren Otlar
Yeşil Yağmur
Yeşilyurt Bedduaları
Yeşilyurt’un Lakapları
Yetmez mi sana bister ü bâlin kucağım
Y-Faktörü
Yıkılma Sakın
Yıkılmış Enkaz
Yıkım Kararı
Yıkıntı Ve Çöküntüyü Yaşamak
Yıldızlar
Yıldızların Efendisi Ömer Hayyam’dan Rubailer
Yıldızların Nerede Amsterdam
Yıldızlı Gece
Yıldönümü
Yıllar Değerini Artırır İnsanların
yıllarca bir övgü cümlesi olarak üst cebimde taşıdım…
Yırtılan Kâğıt Gibi On Yıl
Yiğidi Gül Ağlatır
Yine de
Yine Hâl
Yine Seninle Kundakladım Sensizliğimi
Yirmi Bir Yaşında
Yirmi birinci yüzyılın insanlarına
Yirmialtılar Baladı
Yirmibeş Yıl Önce Yine Beraberdik
Yitikçi
Yok benim gibi gamlısı
Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedim
Yokluğun Aynaları
Yokluğun İklimi
Yokluğunda her şey kokusunu kaybediyor.
Yoksul Yokuşu
Yoksulluğun Sğınağı
Yoksulluk beyin gelişimini etkiler mi?
Yoksulluk Bilgisi
Yokuş
Yokuş Kasaba
Yol
Yol
Yol Arkadaşı
Yol Ayrımında
Yol Düşüncesi
Yol İkiye Ayrıldı
Yol Sonunda Reddiye
Yol Şarkıları III
Yol Üstündeki Semender
Yol Yolcu ve Yolculuk Şiirleri Bercestesi
Yolcu
Yolcu
Yolculuk
Yolculuk
Yolculuk İyidir
yolculuk ve hüzün
Yolculuk Ve Şiir
Yolda…
Yoldaki Yalnız Kadın
Yoldaki Yalnız Kadın
Yollar
Yollar
Yollar ve Zaman
Yolumuz dar, çarpışma kaçınılmaz
Yolun sonunda
Yolunda İyi Giden Birşeyler Var
Yorgun ve hüzünlü kelimelere umudu aşılayıp şiire durduran …
Yoruldum Yaşamaktan Yurdumda
Yoruldum Yokuşu
Yoruluyorum
Yorumsuz
Yugoslav
Yukarda
Yusuf Atılgan ve eşi Serpil Hanım
yusuf ile zeliha
Yutkunma Resimlerimin Öyküsü
yuvasını bozduğum kuşların ahı desem çocuktum
yuvasını bozduğum kuşların ahı desem çocuktum
Yüksek Topuklar
Yüreği Gerilmiş Delinin İpinin Çekilmesini Anlatır…
yüreğim
Yüreğim Senden Yana
Yüreğimde Uskur Sesleri
Yüreğime Veda Ediyorum
Yüreğimin Hava Raporu
Yüreğin Dört Yandan
Yüreğindeki Kırışıklıklar
Yürek Müzikali
Yürek pür gam, gözüm pür nem, Muhibbi’yim, hoş hal…
Yürek Ve Ten Masalı
Yürek: Kutup Tan Vakti
Yüzler Ve Sözler
Yüzü çevrilmiş olmaya yakın zannedilen ilgisiz ama…
Yüzük
Yüzüm Bir Kentin Anı Defteri
Yüzüm Güvercinlere Emanet
Yüzümdeki Eşik
Yüzün
Yüzüyor ve Ağlıyorum
Zaman O’na yıl yazmamış…
Zaman… Geçerek… ten
Zamanın Gözü
Zamanın Ritmi
Zamansız Gül
Zambaklı Padişah
Zannetsin iyi bir iş yaptı da mükafaat aldı
Zara’da
Zarafet
Zarif Efendim, Buğular Girdi Aramıza
Zaten
zatürre
Zavallı Etem
Zehir Zakkum Zamanlar
Zende-Rud’u Geçerken
Zeytin Ağacı
Zima Kavşağı’ndan
Ziya Osman Saba ile anılar yolculuğu
Ziya Osman Saba’yı Unutmak
Z’ORDA ÇOK KALIRSAM,ÖLÜRÜM
zorluk derecesi
Zulümler yağmur gibi yağmaya başladığında
Zurnanın Zırt Dediği Yer
استقلال مارشی
الحان شتا
شعر اچون «كوز یاشی« دیرلر
مردیون
adan-zye-siirیاغمور
 
A’dan Z’ye Şiir için yorumlar kapalı

Yazan: 17 Mart 2016 in Berceste, Bercestem, Şiir

 

Etiketler: ,

Güvercin Kardeşliği ve Halk Şiirinde Güvercin

Kuşların evcilleştirilmesi M.Ö. 4500’lü yıllara kadar götürülmektedir. Güvercin insanın evcilleştirdiği ilk kuşlardan biridir Evrim teorisyeni Darwin’e göre güvercinlerin atası kaya güvercini olarak bilinen Columba Livia’dır. Darwin evrim teorisi ile ilgili gözlemler yaparken kullandığı kuş çeşitleri arasında güvercinlerde bulunmaktadır. Farklı güvercin ırklarını eşleştirerek yeni güvercin ırkları elde eden Darwin, türlerin gelişim ve değişimiyle ilgili evrim teorisini bu çalışmalarıyla kanıtlamıştır. Evcil güvercinlerin nereden yayılmaya başladığı tam olarak tespit edilememesine karşın Asya’dan Mezopotamya ve Mısır’a doğru yayıldığı kanısı yaygın, ancak son zamanlarda bu yayılmanın Anadolu orijinli olduğu da tartışılmaktadır. Güvercinlerin uzun uçması ve bir yere yuva yaptıktan sonra başka bir yere alışamamaları ve aradan yıllar geçmesine karşın özgür kaldıklarında ilk yuvalarına dönme yetisine sahiptirler.

Hititlerin koruyucu Güneş Tanrıçası İki önemli ve zıt sembolle temsil edilir. Doğru yargı, otorite ve merhametin temsilcisi olan bu tanrının sembolü panter ve güvercindir. Baykuş, akbaba gibi kuş türleri Mısır ve Mezopotamya’da çeşitli sembolik değerdeyken, aynı kuşlar Anadolu’da uğursuzluğun ve kötülüğün temsilcisi olarak değerlendirilmiştir. Törenlerde kullanılan gaga ağızlı testi ve ibrikler ise insanoğlunun oluşturduğu kuş kültünün göstergesidir. Bu sembollerin varlığı ve etrafında oluşan kült kutsallık olgusunu da beraberinde taşımıştır.

Mısır, Mezopotamya ve Anadolu’yu kapsayan bölgede güvercin türlerinden haberleşmek amacıyla yararlanılmaktaydı. Ayrıca güvercin ticareti karlı bir işti ve kutsal törenlerde kullanıldığını ve ayrıca gübresinden de yararlanıldığını göstermektedir. M.Ö. Çin’de güvercinlerle haberleşme ağı kurulduğu ve savaşlar sırasında da bu ağın kullanıldığı bilinmektedir. Eski Yunan ve Roma’da da savaşlar sırasında güvercinler haberleşme amaçlı kullanılmıştır. Selçuklu ve Osmanlı’da da savaş haberleşmesinde ve posta işlerinde kullanılmak üzere güvercin yetiştirilmiş.

Kutsal Kaynaklarda Güvercin

Kuş motiflerinin kutsal kitaplarda yer almasına karşın güvercine atfedilen kutsallık farklıdır. Güvercinin kutsallığı yazılı olarak ilk Tevrat’tan başlayarak karşımıza çıkar. Nuh tufanında da yer alan güvercin, anlatımları farklı olmasına karşın genel olarak şöyle yer alır; Nuh Peygamberin tüm canlılardan birer çifti almış olduğu gemisiyle denizlerde yol alırken, tufanın bitip bitmediğini anlamak için güvercini suların çekilip çekilmediğini öğrenmesi için uçurur. Güvercinin geriye ağzında bir zeytin dalıyla dönünce suların çekildiği anlaşılır. Bu haber üzerine gemi Ararat dağına oturur. Güvercinin haber vermesiyle hayat yeniden başlar. Tevrat’a kaynaklık eden efsanelerin Sümer ve Babil kökenli olduğu düşünüldüğünde, güvercinin daha önceden evcilleştirildiği veya kutsallık kazandığını düşünebiliriz.

Likyalıların inanışına göre insan ölünce vücudu yeryüzünde kalır ve ruhu başka canlıya, özellikle insana yakınlığı ile bilinen güvercine dönüştüğüne inanılırdı.

Gaziantep çevresinde bilinen ve Güvercin Avı olarak isimlendirilen efsane ise şöyle; Avcı ağaçtaki güvercini vurmak için nişan alır ve bunu denediği her üç seferinde de ağaçta nişan sırasında güvercini insan olarak görür ve avlamaktan vazgeçer. Ancak her üç seferinde de hayal gördüğünü düşünerek bir daha nişan alır ve tetiğe basar. Ateş ettiği gibi bayılır ve avcıyı ‘nefes etmesi’ için Gazali’ye getirirler. Ayılan avcıyı gören Gazali ise göğsünü açarak, ‘bak beni ne hale koydun’ diyerek onu azarlar. Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi bu yörede, bu gibi efsaneler nedeniyle güvercinler av olarak değerlendirilmez. Kimi istediği zaman güvercin istediği zaman insan donuna girdiği düşünülür kimi insanüstü kişiliklerin aynı zamanda güvercinlerin koruyucusu olarak görülür.

Tevrat’ta Nuh Tufanı dolayısıyla yer alan güvercin, Hıristiyanlıkta ise insanlara kardeşçe ve bir arada yaşama duygusunu getiren kuştur. Barış, cennet ve sevgiye ait özellikleri üzerinde barındırır ve insana bu duyguları yaşatır.İslamiyet’e göre saflığın ve günahsızlığın timsalidir. Suçsuz insanların ruhu güvercin kılığına girerek dünyada kalır bir süre. Hz. Muhammet’in Hira Dağı’nda mağarada saklanırken, mağaranın önüne örümceklerin ördüğü ağ üzerine bir çift güvercinin yuva yaptığı ve düşmanlarını yanıltması Kısası Embia’da yer alır. Yine güvercinlerin Hz. Muhammet’e duydukları saygıdan dolayı Kabe’nin üzerine konmadığına ve üzerinden uçmadıklarına inanıldığından kutsallığı öne çıkan bir kuştur.

Dem Çeken Güvercinler

Hüseyin’in de paçalı ve ankut adı verilen güvercin türleri yetiştirdiği ve bu nedenle Evliya Çelebi’ye göre İstanbul’lu  ‘kuşu kuş ile avlayan’ kuşçuların Hüseyin’i kendilerine pir saydıklarını yazmaktadır. Yine E. Çelebi, Ali’nin de ‘kırmızı çatal ibikli, paçalı ankut güvercin’i yetiştirdiği ve bu nedenle güvercin beslemenin sünnet olduğunu belirtmektedir. Bugün özellikle Urfa çevresinde ankut türü güvercinlerin uğurlu olduğu, Eyüp’ün mağarasında bunları beslediğine ve ‘halk arasında çocuğu olmayan kadınlara uğur getirdiğine inanılmaktadır.’ Kuş sesi olarak beğenilen ankut güvercinlerinin bir başka özelliği de ötüşlerinin ‘dem çekme’ adını verdiğimiz tasavvufi müziğe benzetilmesi-dir.Ankut türü yanında demkeş adı verilen güvercinler de aynı ötüş ve güzelliği için yetiştirilir.

Yuvalarına sadık olmalarıyla ünlü olan güvercinler bu özelliklerinden dolayı nereye gitmiş veya götürülmüş olurlarsa olsunlar yuva yaptıkları yere geri dönerler. Bu özelliklerinden dolayı da insanlar tarafından haberleşme aracı olarak kullanılmıştır. Askeri haberleşmede de kullanılan güvercinler, Hasan Sabbah tarafından Alamut kalesinden müritleri ve daileri ile iletişimde kullanması efsanevi bir üne sahiptir. Hasan Sabbah’ın teşkilatının diğer bir adı da  ‘güvercin kardeşliği’dir. Öte yandan tasavvufta sır ve gönül taşıyıcısı anlamına gelir. Güvercinler, makamdan makama sır götürür, gönülden gönüle hakikat taşır. Batınilikte dervişlerin ruhlarının uyku sırasında güvercin donuna girdiğine inanılır. Dervişler bu güvercin donunda manevi makamlara yolculuk eder. Güvercinler, manevi ışık taşır, tanrının dervişlere nail ettiği kerametleri manasıyla akıtır. Bu hal dervişin ruhunun gerekli mana ışığını görmesine yarar. Mevlana’nın da özellikle güvercinlere ilgi gösterdiği ve bu nedenle ardılı Çelebiler’inde güvercin yetiştiriciliğine önem verdiği bilinmektedir. Bu yetiştiriciliğin menkıbelerde yer almasına karşın tasavvufi anlamı üzerinde durulduğu tam olarak bilinmemektedir.

Don’dan Don’a Hacı Bektaş Veli

13.yy Anadolu’da İncil’e inananlarla birlikte farklı inanç ve öğretilerin yaygın olduğunu görmekteyiz. İlk çağlardan başlayarak gelişen inançların rahatça sürdüğü bir bölgedir Anadolu. Anatanrıça Kibele isminin ve kadına verilen değerin sürdüğü, tapınak girişlerinde ‘kendini bil’ ibaresi yer alan Apollon, ‘iki kez doğan’  Dionysos, Mısırlı rahiplerle yirmi yıl yaşayan ve ‘tanrılar bizde ölür, bizde dirilir ‘diyen ve ‘kamil İnsan’ mertebesini kabul eden öğretisiyle Orfe,inisiyatik yöntemlerle üye kabul eden Hermes, ‘sayılar evrene hükmeder’ diyen ve evrenin sevgi üzerine kurulu olduğunu söyleyen, ‘hoşgörü’yü öğretisinin temeli olarak sayan ‘kendini bil, bu yolla tanrılar alemini de bilirsin’ diyen Pisagor’un yaşatıldığı Anadolu’ya Hacı Bektaş Veli ‘güvercin donunda’ Horasan’dan gelir. Bu inanç ve kültür ortamının olmasına karşın savaşın, açlığın, katliamların ve bozuk düzenin boy verdiği bir dönemdir. Çeşitli varyantları bulunmakla birlikte Hacı Bektaş Veli’nin Anadoluya’ ‘güvercin donun’da gelişi şöyle anlatılır konuya ilişkin en eski belge olan ve 15. yy’da Aşık Paşa tarafından kaleme alınmış olan Vilayetname’de; ‘Rum kadın erenlerinden (Bacıyan-ı Rum) Sivrihisarlı Seyit Nurettin’in kızı Fatma Bacı’ya Hacı Bektaş Veli’nin Horasan’dan yola çıktığı malum olur. Hünkar Hacı Bektaş Veli, Horasan’dan Rum ülkesini (Anadolu’yu) aydınlatma için gelir. Hacı Bektaş, Rum ülkesine yaklaşınca mana aleminden, Rum erenlerine selam verir. Bu sırada Rum ülkesinde, erenler sohbet meclisindedir. Rum’un gözcüsü de Karaca Ahmed’dir. Hacı Bektaş’ın verdiği selamı, Fatma Bacı, ayağa kalkıp Hünkar’ın bulunduğu tarafa döndürerek, elini göğsüne koyarak karşılık verir ve yerine oturur. Meclistekiler, bu hali görünce, ‘Kimin selamını aldın’ derler. Fatma Bacı, ‘Rum ülkesine bir er geliyor, siz erenlere selam verdi, onun selamını aldım’ diye yanıtlar. Erenler topluluğu; ‘O, buraya gelirse ülkeyi alır, halkı kendisine muhib eder, artık Rum’da bize oyun(!) kalmaz. Bir şey yapalım da Rum ülkesine giremesin.’ Bazısı, ‘Kanat kanata gerelim, arş altında Sidre’ye (gögün yedinci katı) dek yolunu keselim, Rum’a girmesin’ dedi. Hepsi bu tedbiri uygun bulur, vilayet kanatlarını birbirine çatarak yolunu keserler. Hacı Bektaş Veli, Rum sınırına gelince yolunun çevrildiğini görür, ‘Bismillah ve billah’ (!) deyip,  sıçrayarak, ulu arşın tavanına yetişir. Melekler, elifi taçla karşılarlar Hacı Bektaş’ı. Hacı Bektaş Veli bir güvercin şekline girip, uçarak Sulucakaraöyük’e inmeyi başarır ve bir taşın üstüne konar. Erenler telaşlanır ve Hacı Bektaş Veli’nin Rum ülkesine girdiğini anlarlar, Yolunu kesemediklerini düşünürler. Karar alırlar: Hacı Doğrul şahin donuna girip uçar. Sulucakarahöyük’te, bir taş üstünde güvercin donunda Hacı Bektaş Veli’yi bulur. Süzülüp üstüne inerken, Hacı Bektaş don değiştirir ve insan şekline döner, elini uzatır, şahin donundaki ereni tutup boğazını sıkar, Hacı Doğrul’un aklı başından gider. Sonra aklı başına gelince gördü ki Hacı Bektaş Veli, yanına gidip peymançeye durur ve özür diler. Hacı Bektaş Veli’ye, ‘Kem bizden, kerem sizden’ der. Hacı Bektaş Veli, ‘Ey Doğrul, er, erin üstüne böyle gelmez. Siz, bize zalim kılığında geldiniz, biz size mazlum kılığında; eğer güvercinden daha mazlum bir yaratık bulsaydık onun donunda gelirdik’ der. Hacı Doğrul, ‘ bizden ve soyumuzdan ne kadar dişi ve erkek olursa hepsi de size ve size uyanlara nezrimiz olsun’ der. Hacı Bektaş Veli der ki: ‘Hacı Doğrul, şimdi dön, geldiğin meclise var, erenlere gördüğünü anlat, onları buraya çağır, hepsine selam söyle, sonra da onlarla beraber tekrar yanımıza gel.’ Hacı Doğrul, olanları anlatır ve davet aktarır.

Akçakoca Sultan Ve Hacı Bektaş Veli

Hacı Bektaş Veli’nin en ünlü efsanelerinden birisinin bu olmasına karşın, farklı yerel anlatımlar da vardır. Akçakoca Sultan efsanesi şöyledir; “Akçakoca Sultan, türbesi, Yıldızeli’nin Akçakoca köyündedir. Akçakoca, köyün ileri gelen insanlarından biriymiş. Herkes onun ermiş olduğunu düşünürmüş. Köyde tarım ve hayvancılıkla uğraşan Akçakoca’nın hanımı, asık suratlı, aksi, çok inatçı, misafirden hoşlanmayan  biriymiş. Akçakoca bir gün tarlaya burçak yolmaya gitmiş. O sırada Hacı Bektaş Veli müritleri ile köyün yakınlarından geçmekteymiş. Akçakoca Sultan’ı ziyaret etmek istediğini söylemiş. Müritler Akçakoca Sultan’ın evine bir kişi göndermişler. Eve giden derviş Akçakoca Sultan’ın karısına durumu anlatmış. Akçakoca Sultan’ın karısı eve misafir istemediği için, Akçakoca’nın tarlada olduğunu söylemiş. ‘Gidin orada görün’ demiş. Hacı Bektaş Veli, Akçakoca’nın çalıştığı tarlaya gitmiş. Onu burçak yolarken görmüş. Sohbete başlamışlar. Hacı Bektaş Veli: ‘Bu kadar  burçağı yolmak sana zor gelir. Ben bir dua edeyim, siz amin deyin. Burçaklar yolunur, toplanır, yığılır, demiş.’ Hacı Bektaş Veli dua etmiş, yanındakiler amin demiş. Burçaklar yolunmuş, toplanmış, yığın olmuş. Biraz daha konuşmuşlar. Akçakoca mahcup olmuş: ‘Pirim, ben alnımın teriyle çalışayım, burçakları yolayım’ demiş. Hacı Bektaş Veli tekrar dua etmiş. Yanındakiler de amin demişler, tarla eski haline gelmiş. Akçakoca misafirleri evine götürmüş. Karısı misafirlere saygısız davranmış, onları içeri almamış. Akçakoca Sultana: ‘Eğer beni sırtına alıp evi süpürttürür-sen, konukları eve alırım’ demiş. Akçakoca Sultan mecburen kabul etmiş. Kadını sırtına almış. Tam bu sırada evin penceresine bir güvercin konmuş ve aşağı inip dile gelmiş. Bu durumu sormuş. Adam, olanı biteni anlatmış. O anda güvercin kanatlarını sallamış ve Hacı Bektaş Veli’ye dönüşmüş. Hacı Bektaş Veli, kadına ‘hay taş kesilesin’ demiş. Kadın simsiyah bir taş halini almış.”

Pir Sultan Abdal’ın asılması dolayısıyla söylenen ise şöyledir; “Bir güvercin havalanır Keçibulan köyünden Hallacı Mansur’a ve Seyit Nesimi’ye çoktan kavuşmuştur” denir. Yine Hıristiyanlıkta İsa’nın suda vaftiz edilmesi şöyle aktarılır; “İsa vaftiz olur olmaz sudan çıktı. O anda gökler açıldı ve İsa, Tanrı’nın Ruhu’nun güvercin gibi inip üzerine konduğunu gördü. Göklerden gelen bir ses; Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum.”der. Başka bir öykü ise şöyledir; “Tanrı bir gün peygam-berlerin birine bir sandık hediye eder ve der ki; Bu sandığı sana emanet ediyorum ama sakın ola ki içini açıp bakmayasın. Tamam der peygamber. Aradan zaman geçer ve peygamberi bir merak sarar. Acaba sandıkta ne var? İçi içini kemirmektedir. Sonunda dayanamaz ve sandığın kapağını azıcık aralayıp içine göz atar. Ancak kapağı aralar aralamaz içinden bir sarı güvercin ve bir de mavi güvercin uçuverir. Peygamber son hamleyle kapağı kapatır ve içinde tek bir beyaz güvercin kalır. Bir süre sonra tanrı yanına gelir. Peygamber işlediği günahın farkındadır ve mahcup olmuştur. Tanrı şöyle seslenir; Kaçırdığın o sarı güvercin insanoğlu için sonsuza dek yaşayış yani ölümsüzlüktü. Kaçırdığın o mavi güvercin ise sonsuza dek mutluluk yaşatacak barıştı. Peki der peygamber içinde kalan beyaz olanı nedir? Tanrı cevap verir. O da sonsuza dek sürecek olan umutdur.

Anadolu topraklarında yaşamın bunca karmaşası içinde güvercinin ne önemi olabilir denemeyeceği aşikardır. Yaşamımızı birbirine bağladığımız yollar üzerinde doğada yalnız yaşamadığımızı biliyoruz. Aleviliğin kendi öğretisini sırlamak için çokça kullandığı kavram, motif ve ritüellerden sadece biridir güvercin. Alevilik içindeki bu motif gibi başka inançlarda da benzer motiflerin bulunmaktadır. Tüm inançların ritüel ve motiflerin anlam ve öz açısından birbirini tamamlar biçimde sürdüğünü görmekteyiz. Bunun nedenlerini ayrıştırmak ayrı bir konudur. Ancak inançların iç içe geçmeleri yanında birbirlerini de geliştirdiklerinin göstergesi olarak sayabiliriz bu ilişkiyi.

Hacı Bektaş Veli etrafında kişiselleşen bu kadar berrak bir güvercin motifinin bin yılların birikimi olduğunu görmek gerek. Horasan’dan; ki kelime anlamıyla güneşin yeri olduğunu, yani ışığın doğduğu yer anlamını öne çıkarırsak oradan gelen bir erenin yayacağı ışığında ancak barışın aydınlığıdır. Hasan Sabbah ekolü çevresinde yetişen Hacı Bektaş Veli’nin ‘güvercin kardeşliği’ törenlerine katılmış olabileceği ve güvercin donunda Anadoluya gelişinin bu kardeşlikten kaynaklanabileceğini düşünebiliriz. Hacı Bektaş Veli etrafında oluşmuş bir çok muğlaklığa yeni bir kargaşa eklemek değildir amacımız. Daha çok tarih çarpıtmalarına ve Batıni inanışlar içinden koparılarak başka kapılara yamanmaya çalışılan Pir’in kendine has bir sır dünyası ve yaşam ilişkisi olduğunu gösterebilmektir, bir sıfatlandırma çerçevesinde. Anadolu’nun kopmaz bir parçası olduğu gibi, kendinden öncekilerden aldığı ‘sırları’ yaşadığı dönemde yaymak ve kendinden sonrasına bırakmak. Alamut Kalesi güvercin ‘hattının’ önemli bir bilgini ve yol göstericisi olan Pir’in bu zinciri Tanrıça Kibele’den belki de daha önce oluşmuş düşünceler, inançlar kandilinden alarak bu topraklara ‘ışık’ olmuştur.

Hasan Harmancı




HALK ŞİİRİMİZDE GÜVERCİN

Motif olarak kuşlar halk şiirimizde çok kullanılır. Efsanevi Hüma kuşu, Tuti ya da Dudu kuşu, Leylek, Kumru, Kırlangıç, Keklik vs. bunların başında gelir. Bülbülün ise ayrı bir yeri vardır. Bülbül, gerek yalın olarak, gerekse gül ile olan macerası ile ciltler dolduracak kadar çok işlenmiştir bu şiirlerde. Geçen bir yazımızda keklikten söz etmiştik (sayı 280). Bu kez güvercinden örnekler vermeye çalışacağız.

Kutsal bir kuş olarak bilinen güvercine din kitaplarında ilk kez Tevrat’da rastlanır. Nuh peygamber tufanın dinip dinmediğini anlamak için gemiden bir güvercin uçurur. Bir müddet sonra bu güvercin ağzında suların çekildiğini gösteren bir zeytin dalı ile gemiye döner. Bu haber üzerine gemi Ararat dağına yanaşır ve içindekiler karaya çıkarak yer yüzünde görülen her türlü canlının çoğalmasını sağlar.

Hıristiyanlıkta, insanlara kardeşçe yaşama duygusunu, barışı, gönül sevincini götüren ve cennette mutluluğu, sevgiyi taşıyan yine kutsal bir kuş olarak bilinir ve sevilir. Büyük sportif yarışmalarda havaya uçurulan güvercinler bu inanışın en güzel örneklerindendir.
İslam dinindeki inanışa göre de her türlü günahtan uzak, suçsuz bir kuştur. Ölen suçsuz insanların ruhu, güvercin kılığına girerek yer yüzünde uçar. Kısas-ı Embia’da, Hazret-i Muhammet’in İslam dinini yaymaya başladığı sıralarda saklandığı Hira dağı mağarasında örümceklerin ördüğü ağ üzerinde bir çift güvercinin yuva yaparak Peygamberi gizlediği anlatılır. Yine bir diğer inanışa göre de, güvercin, Hazret-i Muhammet’e duyduğu saygıdan dolayı Kabe’nin üzerine konmaz ve onun üzerinden uçmazmış.
Bunlara dayanılarak İslam ülkelerinde özellikle Osmanlılarda güvercinler için cami, mescit, medrese ve büyük yapı çatılarında, kalelerde, surlarda küçük hücreler yapılırdı.

Anadolu’nun çoğu yerinde olduğu gibi İstanbul’da da, örneğin Yeni cami avlusunda, Süleymaniye’de, Eyüp sultan’da ve daha bir çok tarihi yapı önünde bol bol rastlanan güvercinleri Ahmet Haşim bir yazısında ne güzel tanımlıyor ;
“… Çini gibi, Şark mimarisi tamamlayıcısı olan güvercinler, gökyüzünün her köşesinden üşüşerek kubbe ve minare olan yerlerde küme halinde toplanırlar. Sinan’ın en hakiki hayvanları, şadırvanlar etrafında fıskiye serpintileri ve su alaimsemaları içinde oynaşan bu lacivert kanatlardır….”

Yeryüzünde 80’e yakın türü vardır. Ak güvercin dışında diğerlerinin göğsü yanar döner, benekli. Siyah beyaz karışımı, gül rengi veya esmer tüylüdür. Gaga düz, zayıf, biraz yumuşak, dip kısmı etlidir. Bir özellikleri de yuvalarına sadık olmalarıdır. Ne kadar uzağa giderlerse gitsinler gene yuvalarına geri dönerler. Bu özelliklerinden yararlanarak insanlar onları askerlikte haberleşme aracı olarak kullanmışlardır. Çabuk ürerler ve kendilerine göre bir aile düzenleri vardır.

Tasavvufta ise manevi olarak gönül ve sır taşıyıcısı olarak tanınır. Makamdan makama sır, gönülden gönüle haber taşır. Hemen hemen her dervişin ruhu uyku sırasında güvercin kılığına girer. Bütün manevi makamları, gök katlarını, cennet ülkelerini dolaşır. Ruhlara gerekli mana ışığını getirir. Tanrının sevgili kullarına haber ve rısk taşır. Hızır ve derviş gibi değişik biçimlere bürünür.

13.yy’da yaşamış olan Bektaşiliğin piri Hacı Bektaş-ı Veli de bir efsaneye göre keramet göstermiş ve güvercin olup uçmuş. Kendisinden sonra yetişen hemen bütün Bektaşi şairleri pirlerinin bu mucizatına şiirlerinde, nefeslerinde yer vermişlerdir. Bu şiirlerde Hacı Bektaş’ın güvercin donuna girip yaptığı işler anlatılır ve övülür. Don kelimesi burada şekil, kıyafet, elbise anlamında kullanılmakta.

Ali geldim adım oldu bahane
Güvercin donunda kondum cihane
Abdal Musa oldum geldim zamane
Arif anlar bizi nice sırdanız
( Abdal Musa 14.yy )

Güvercin donuna girmiş oturur
Zemheride gonca güller bitirür
Güzel şahım hayırlısın getirir
Yetiş Allah, Ya Muhammet, Ya Ali

Güvercin donuna dalına konsam
Arayup eksiğim özümde bulsam
Çevrilip yolunda kurbanın olsam
Yetiş Allah, Ya Muhammet, Ya Ali
( Pir Sultan Abdal 16.yy )

Güvercin donunda çıkıp oturan
Hak der, yalvarırım Hacı Bektaşa
Zemheride dost elmasın yetüren
Hak der, yalvarırım Hacı Bektaşa
( Seyyityaroğlu 17.yy )

Güvercin donunda pervaz eyledi
Rum erleri gelip niyaz eyledi
Tevalla sırrına ağaz eyledi
Hünkar Hacı Bektaş Veli Pirimiz
( Hilmi 19.yy )

Yunus Emre’de hakiki anlamı ile güvercin sözcüğüne ancak bir yerde rastlayabildik. Yolu üzerinde rastgeldiği bir ağaç ile konuşurken diyor ki ;

Gider idim yollar sıra
Yavlak uzanmış bir ağaç
Böyle lati, böyle şirin
Gördüm aydur birkaç sır aç

Ağaç karır devran döner
Kuş budağa bir kez konar
Dahi sana kuş konmamış
Ne güvercin, ne hod duraç

Yavlak : Çok fazla, Hod: Kendi, Duraç : Turaç kuşu, kekliğe benzer bir kuş.
Kaygusuz Abdal, baharı anlatan bir şiirinde bahsediyor güvercin çiftinden.

Erişti bad-ı nevruz güls’tane
Gülistan vaktı yetti kim uyane

Temamet yeryüzücünbişe geldi
Behişte benzedi devr-i zamane

Güvercin çifti ile öte geldi
Dudak dudağa verdi canı cane

Bir kuş, doğayı en güzel yönleri ile dile getiren Karacaoğlan’ın da gözünden kaçmamış. Diğer güzel hayvanların özelliklerine benzeyen ve ayrıca güvercin gibi edalı yürüyen, onun gibi güzel duruşlu bir yar istiyor mevlasından. İşte bir koşması :

Kadir mevlam budur senden dileğim
Şöyle bir güzel ver gönlüm eyleyim
Ellere veriken benim ne suçum
Birinde bana ver gönlüm eyleyim

Güvercin topuklu hem ince belli
Gerdanı bir karış püskürme benli
Hemen Köroğlu’nun Ayvaz’ı dengi
Bana bir suna ver gönlüm eyleyim

Güvercin duruşlu keklik sekişli
Kıl ördek boyunlu ceylan bakışlı
Tavus kuşu gib göğsü nakışlı
Şöyle bir güzel ver gönlüm eyleyim

Karacaoğlan der ki yüzü bembeyaz
Durayım divana edeyim niyaz
Almadan kırmızı, elmastan beyaz
Şöyle bir güzel ver gönlüm eyleyim

19.yy’da yaşamış olan Mesleki de zevk sahibi bir adam. O da Karacaoğlan gibi aynı özellikleri olan bir sevgiliyi arzu ediyor.

Kadir mevlam senden bir dileğim var
Ver bana bir yavru gönlüm eğlensin
Ellere vermişsin nedir günahım
Ver bana bir yavru gönlüm eğlensin

Tavus kuşu gibi göğsü nakışlı
Güvercin topuklu keklik sekişli
Yavrusun aldırmış şahin bakışlı
Ver bana bir yavru gönlüm eğlensin

Güvercinler yuvalarını hafif şeylerden yaparlar. Evcil güvercin yetiştirmek ve beslemek için ise özel olarak hazırlanmış küçük evcikler yapılır. Bunlara güvercinlik denir. Bu terim askerlikte de kullanılıyor ve kalelerdeki küçük gözcü kulelerine de aynı ad veriliyor. Bundan başka eski piyade kayıklarının kıçında, öte beri koymaya mahsus küçük kamara veya ambar şeklindeki dolaba da güvercinlik denilirmiş. Yine Karacaoğlan’dan bir semai :

Bire afet sürdür atın
Geçer çağın demedim mi
Harami olmuş gözlerin
Yollar keser demedimmi

Yıkılıp bağ ile bostan
Ne umarsın bu nefisten
Hüma gibi şol kafesten
Bir gün uçar demedimmi

Yürü hey kaşları kalem
Sağ olursam seni bulam
Güvercinliktir bu alem
Konan göçer demedim mi

Eti çok lezzetlidir. Gübresi de çiçek ve sebzeler için faydalıdır. “Etimi yiyen doymasın bokuma basan onmasın” diyen güvercin için 18.yy şairlerinden Savni, İlaçlar Destanı’nda hastalara şunları öğütlüyor. Kullanmak isteyenlerin Allah yardımcısı olsun.

Sesini açmaya güvercin boku
Baş ağrısına da tokmakla oku
Mayasıl oldunsa bir bayır turbu
Yahut ki falandan filan edelim

Tüyleri kalın ve sık kanatları sivri ve geniş olduğu için saatte 100 km hızla 15 saat devamlı uçabilenleri de var. Ayrıca bu kuşlar havada uçarken takla atmaları ile de meşhurlar. Bu özellikleri Karacaoğlan’ın bir türküsünde geçiyor.

Evlerinin önü bakla
Çift güvercin atar takla
Al koynunda beni sakla
Sabahınan tana karşı

Bu sözler Adana yöresinden derlenmiş bir türküde de yer alıyor.

Evlerinin önü bakla
Güvercinler döner takla
Al beni yanına sakla
Amman Amman ( aman ) dayanamam
Seher vakti uyanamam
El kızısın güvenemem

Ve Kırım’dan derlenmiş sevilen bir türkü.

Evlerinin önü pakla
Güvercinler vurar takla
Al meni koynunda sakla
Ninne de yavrum ninne
Esmer yarim ninne
Ninne ninne

Ankara’nın tanınmış oyun havası Misket onda da var güvercin:

Güvercin uçuverdi
Kanadın açıverdi
Elin oğlu değil mi
Sevdi de kaçıverdi

A benim aslan yarim
Dağlara yaslan yarim
Dağlar cefa götürmez
Sineme yaslan yarim

Güvercinim uyur mu
Çağırsam uyanır mı
Misket orda ben burda
Buna can dayanır mı

A benim hacı yarim
Başımın tacı yarim
Eller bana acımaz
Sen bari acı yarim

Manilerimizden de örnekler vererek bu yazıya son verelim.

Güvercinim havada
Yavruları yuvada
Kızlar kahve kavurur
Çıngıraklı tavada

Ak güvercin olaydım
Cadde yola konaydım
Gidip gelen yolcudan
Ben yarimi soraydım

Güvercin milen kurban
Ağızından dilen kurban
Yardan bir mektup aldım
Okuyan dilen kurban

Güvercin havadadır
El yetmez yuvadadır
Bir elim var koynunda
Bir elim duadadır

Güvercin vurdum kalkmaz
Kanı kurumuş akmaz
Küçükten bin yar sevdim
Şimdi yüzüme bakmaz

Güvercin bıçakladım
Kanadın saçakladım
Yari koynumda sandım
Yastığı kucakladım

İndim derede durdum
Çifte güvercin vurdum
Güzellerin içinde
Bir çapkına vuruldum

Güvercini vurdular
Kanadını kırdılar
Kız beni seviyordu
Ona tuzak kurdular

Güvercin vurdum uçtu
Vardı bahçeye düştü
Küçükken sevdiğim kız
Şimdi yanımdan geçti

Güvercinim düz beyaz
Ayrı düştük biz bu yaz
Hediyeni istemem
Mektubunu sıkça yaz

Yazan : Ali Esat Bozyiğit

Derleyen: Yavuz İşçen / Ankara
Türk Folklor Araştırmaları Dergisi sayı 336’da Temmuz 1977

 
Güvercin Kardeşliği ve Halk Şiirinde Güvercin için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Şubat 2016 in Şiir, Şiir Gibi

 

Etiketler: , ,

Güvercin Gerdanlığı

İbn-Hazm’ın sayfaları beni çok etkiledi; aşkı, sağaltımı kendi içinde
olan, başkaldıran bir hastalık olarak niteliyordu; çünkü bu hastalığa
yakalanan insan sağaltılmayı dilemez; (Tanrı bilir, doğru!) O sabah her
gördüğüm şeyin beni niçin böylesine coşkulandırdığını, aşkın, Ancira’lı
Basilio’nun da söylediği gibi, insanın içine niçin gözlerinden girdiğini ve
-şaşmaz bir gösterge- böyle bir hastalığa yakalanan kimsenin niçin aşırı bir
sevinç gösterdiğini, aynı zamanda niçin (o sabah benim yaptığım gibi) kendi
kendine olmak istediğini ve yalnızlığı yeğ tuttuğunu, çevresindeki öteki
olayların büyük bir tedirginlik ve insanın dilini bağlayan bir şaşkınlığa yol
açtığını anladım… İçtenlikli bir sevdanın, sevdiğini görmesi engellendiği
zaman sararıp solduğunu, sonunda yatağa düştüğünü, bazan hastalığın beyne
egemen olduğunu, bu duruma gelen kimsenin aklını yitirip abuk sabuk şeyler
söylediğini okuyunca korkuya kapıldım (henüz o aşamaya gelmediğim açıktı;
çünkü kitaplığı keşfettiğimiz sırada zihnim oldukça uyanıktı). Ama hastalığın
kötüye gittiği zaman ölüme yol açabileceğini kaygıyla okudum ve kendi kendime,
kızın bana verdiği sevincin, ruhun sağlığına gereken ilgiyi göstermeksizin,
bedenin yüce bir biçimde kurban edilmesine değip değmeyeceğini sordum.

(…)

Daha sonra, Ermiş Hildegard’ın bazı sözlerinden o gün duyduğum ve
kızın yokluğundan kaynaklanan tatlı acı duygusuna yorduğum hüznün, cennetteki
o uyumlu ve kusursuz durumundan ayrılan bir insanın duyduğu duyguya tehlikeli
bir biçimde benzediğini, bu “nigra et amara” karasevdanın, yılan ıslığından ve
Şeytan’ın esininden doğduğunu öğrendim. Bu görüşe onun gibi bilgili olan
kafirler de katılıyordu çünkü Ebu Bekir Muhammed ibn Zekeriyya er-Razi’ye
yorulan satırlar ilişti gözüme: Er-Razi, Liber continens’de sevi hüznünü,
kurbanını tıpkı bir kurt gibi davranmaya iten kurt hastalığıyla bir tutuyordu.
Tanımı boğazımı sıktı: Sevdalıların önce dış görünüşleri değişime uğruyordu;
görme yetileri azalıyor, gözleri çukurlaşıyor, gözyaşları tükeniyor, dilleri
yavaş yavaş kuruyor ve üstünde kabarcıklar beliriyor, tüm gövdeleri kurumuş,
sürekli susuzluk çekiyorlardı; o zaman bütün günlerini yüzükoyun yatarak
geçiriyorlar, yüzlerinde ve kaval kemiklerinde köpek ısırığına benzer izler
beliriyor, sonunda geceleri tıpkı kurtlar gibi mezarlıklarda dolaşıyorlardı.

Umberto Eco / Gülün Adı

güvercin_gerdanligi
 
Güvercin Gerdanlığı için yorumlar kapalı

Yazan: 25 Temmuz 2014 in Şiir Gibi

 

Etiketler:

Güvercin Gerdanlığı

Kuşkusuz en ufak engeller dahi en ateşli gayreti soğutmaya, dostluk bağına senin kadar sıkı bağlanmayan insanların belleklerindeki anıları silmeye yeterlidir.

İbn-i Hazm

 
Güvercin Gerdanlığı için yorumlar kapalı

Yazan: 13 Temmuz 2013 in Şiir Gibi

 

Etiketler: ,

Güvercin Gerdanlığı

Aşk bizzat ruhta oluşan bir şeydir. Kimi zaman olur ki gerçekten aşkın nedeni dışarıdan bir neden olur. Ama o zaman nedeni yitince, aşk da biter ve yiter. Öyleyse siz herhangi bir nedenden dolayı seviliyorsanız, bu neden ortadan yok olunca, sizden kolaylıkla yüz çevrilecek ve artık sevilmeyeceksiniz.” (s:39/40)

“…ruh güzel olan her şeye hemen tutulur; güzel ve hoş motiflere karşı bir eğilim gösterir. Güzel bir şey gördüğünde hemencecik ona bağlanır; biçimin ötesinde, kendisiyle uyuşan bir çizgi ayrımsarsa, işte o zaman birleşme meydana gelir. Gerçek aşk da budur zaten. Şayet, görünenin ötesinde kendisiyle uyuşabilen en ufak bir nitelik göremezse, sevgisi bu dış biçimden ileriye geçmez. Sadece bedensel bir arzu olarak kalır. ” (s:43)

“…aşk göz açtırmayan bir derttir. Bu derdin ilâcı, acısıyla orantılı olmasıdır. Bu öyle bir hastalıktır ki, hasta zevk alır. Öyle bir acıdır ki dert sahibi arzu eder. Bu derde kim uğrarsa artık iyileşmek istemez. Acı çeken ise, bu acıdan kurtulmayı dilemez. Aşk insana, vaktiyle iğrendiği şeyleri süslü püslü gösterir. Kendisine zor gibi gözüken şeyleri kolay gösterir. Doğuştan olan huyları ve doğal eğilimleri değiştirecek kadar ileri gider.”(s:45)

Aşkın Belirtileri

Aşkın belirtilerini maddelersek şunlarla karşılaşırız:

1. Sevgiliyi derinden derine seyre dalmak.
2. Sevdiği nesneden başkasına söyleyemeyecek şeylere sahip olmak.
Bu kısımda aşkın belirtilerini açar şair: Sevgilinin sözünü can kulağıyla dinlemek, ileri sürdüğü şeylerden dolayı hayret etmek, bütünüyle saçma sapan konuşsa, yalan söylese bile ona hak vermek, haksız olduğu anlarda dahi onu doğrulamak, büyük haksızlıklar karşısında bile ona tanıklık etmek, ne yaparsa yapsın, ne ederse etsin bütünüyle onu izlemek, sevgilinin bulunduğu yere gitmekte ivedilik etmek, onunla oturmanın yollarını aramak, ona yakın olmaya çalışmak, onu bırakmasını gerektiren her türlü uğraşıdan kurtulmaya çalışmak…
3. O zamana kadar başkalarına vermekten kaçındığı malının tümünü bir anda dağıtmaya başlamak.
4. Sevgiliyle dar yerde buluşmadan haz duymak, geniş ve açık yerde buluşmadan canı sıkılmak.
5. Önemsiz nedenlerden dolayı birbirinden kaçmak, konuşmalarında bilerek ve isteyerek zıtlaşmak. (Bunun sebebini şair, birinin öteki hakkında neler düşündüğünü öğrenmeye çalışma olarak belirtmiştir.)
6. Sevdiğinin adını kendi kendine tekrarlamaktan hoşlanmak.
7. İştahla yemek yerken sevgilisinin hatırına gelmesiyle iştahtan kesilmek, yemek yiyememek.
8. Yalnızlığı sevmek, inzivaya çekilmenin yollarını aramak, zayıflamak.
9. Uykusuzluk çekmek.
10. Sevgiliyle karşılaşmayı umduğu bir anda beklenmedik engel çıkmasından korkmak ve iki sevgilinin birbirine karşı yakınmaları sonucu ortaya çıkan durumun yarattığı kaygıyı yaşamak.
11. Sevgili kendisinden yüz çevirdiğinde büyük bir sıkıntı yaşamak.
12. Sevgilinin ailesine, yakınlarına ve çevresine bazen kendi ailesinden fazla ilgi ve yakınlık duymak.
13. Gözyaşı dökmek.
14. Sevgiliye olan ilgi; önemli-önemsiz hiçbir şeyi gözden kaçırmamak, onun bütün hareketlerini izlemek.

“…zihni görmediği bir varlığın tutkusuyla meşgul olan bir kişi, düşünceleriyle baş başa kaldığında, kafasında hayâlinden doğan bir biçimi ve gönlünde beliren bir nesneyi canlandıracaktır. Düşüncelerinden başka bir şey tasarlayamaz. Hayali durmadan oraya yönelir. Şayet bir gün gerçekten sevdiği nesneyi görecek olursa, o zaman iki durum ortaya çıkabilir: aşkı ya artar, çoğalır ya da büsbütün yok olur.” (s:57)

“Azîz ve Celîl Allah ruha, Hz. Adem henüz balçık iken, Adem’in cesedi içerisine girmesini buyurdu. Ama ruh bundan ürktü, tedirgin oldu, yıkıldı âdeta. O zaman Allah ona, ‘Oraya zorla gir ve oradan zorlukla çık!’dedi… Bu türden insanlar gördüm. Kendilerinde bir tutkunun olduğunu hissedince, ya da herhangi bir dış güzelliğe eğilim gösterdiklerinde edindikleri zevke göre böyle bir tutkunun doğabileceğini sezince, hemen tüm ilişkilerini kesiyorlar. Hissettikleri duygunun daha fazla büyümemesi için artık sık sık görüşmekten kaçınıyorlar. Çünkü kendilerine egemen olamayacaklarından ve kaçınılmaz bir durumun içine düşeceklerinden korkuyorlar. Bu açıkça kanıtlıyor ki aşk, böyle karakteri olan kişilerin gönlüne çıkmamacasına girer, oraya yapışır kalır. Benzeri kişiler birbirine tutulduklarında, ne pahasına olursa olsun ona sonsuza değin bağlı kalırlar.” (s: 62)

”Ben aynısını düşünmüyorum.”dedi, “tam tersine onun aşkını kendi aşkıma, onun arzusunu kendi arzuma tercih ederim. Kendim için, öleceğimi bilsem bile, sabrederim, sabredeceğim de.”

“Bense” dedim, “ancak kendi nefsim için severim onu ve sevgilinin suretinden canımın hoşlanması için, haz alması için severim. Ben kendi mantığıma uyarım; kendi ilkelerime göre davranırım…”

“İşte” dedi, “tam bir mantık zulmü. Ölümden daha güçlü olan şey bize ölümü göze aldıran şeydir; candan daha kıymetli olan, canın kendisi için feda edildiği şeydir.”

“Eğer canını feda ettiysen, onu istediğinden dolayı değil, fakat gerektiği için.” dedim. “Eğer başka türlü yapabilseydin, onu feda etmezdin. Kendi isteğinle sevgilinle karşılaşmaktan kaçındığını kabul edecek olursak o zaman kınanacak biri olursun; çünkü canına haksızlık etmiş ve bizzat kendi elinle onu öldürmüş olursun ?” O zaman bana şöyle dedi:

”Sen kıyasçı bir adamsın dedi. Aşkta kıyasa yer yoktur.”

”Bu durumda âşığın başı büyük bir derttedir” dedim.

”Aşktan daha büyük dert var mı ki ?” dedi. (s:88-89)

“Kiminle istersen arkadaş ol, ama şu üç kişiden sakın: Aptal, çünkü faydalı olayım derken sana zarar verir; kararsız, senin uzun ve sağlam dostluğun nedeniyle kendisine tam güvendiğin anda, seni ortada bırakır; ve yalancı, çünkü, senin aklının ucundan bile geçmeyecek bir tarzda, senin aleyhinde bulunacak, sana kıyacaktır; oysa sen ona en ufak güvensizlik belirtisi göstermezsin.” (s:99)

“Serabı görünce matarasındaki suyu yere döken kişi gibi olma; böylece bomboş ve uçsuz bucaksız çölde başına belâ açarsın.” (s:102)

“Kaç kez pervâne gibi aşk ateşinin çevresinde dönüp dolaştım; öyle ki sonunda o küçük kelebek gibi o ateşin içine düştüm.” (s:113)

“Bu saat sana veda etme saati mi, bu saat kıyamet saati mi?
Bu gece senden ayrılışımın gecesi mi, bu gece diriliş gecesi mi?” (s:126)

“İnsanın ne olduğunu ancak edimleri öğretir bize; gözümüzle, hakkında başka bilgiler araştırmamıza gerek kalmaz… Hiç zakkum ağacının üzüm verdiği ya da bal arılarının kovanlarına, acı balözü biriktirdikleri görülmüş müdür?” (s:128)

Ayrılık

Her birleşen bir gün ayrılır, her yaklaşan bir gün uzaklaşır. Bu, Allah’ın kanunlarından biridir. Öyle büyük bir felakettir ki, kardeşi ölümdür. Çeşitleri vardır: İlki geçici ayrılıktır, sevgilinin dönüşüyle âşığın derdi biter. İkincisi, âşığın sevgilisini görmeyi yasaklayanın neden olduğu ayrılıktır. Üçüncüsü, dedikoducuların dedikodusundan kaçınmak amacıyla sevgilinin istediği ayrılıktır. Dördüncüsü, birtakım nedenlerden dolayı sevenin kendiliğinden sürüklendiği ayrılıktır. Beşincisi, yolculuğun veya evlerin uzak olmasının neden olduğu ayrılıktır.

Bu bölümde vedalaşmadan da bahsedilir. İki türlüdür: Birincisi, sadece bakışlarla ve göz işaretleriyle vedalaşılır. İkincisinde ise kucaklaşma ve birbirine sarılma mümkündür.

Altıncısı, iki sevgili arasında meydana gelen darılmalardan ötürü ayrılmadır ve en elem verici olanıdır ayrılığın. Son ayrılık ise, ölümden kaynaklanan ayrılıktır ki bu, tam anlamıyla ayrılıktır.

 
Güvercin Gerdanlığı için yorumlar kapalı

Yazan: 20 Ekim 2012 in Altı Çizili Satırlar, Şiir Gibi

 

Etiketler: