RSS

Etiket arşivi: Hüseyin Ferhad

İki Şey, Pas ve Gam

Kime özendim de çekildim
kendi içime, şu ücra kente
çekildim ve tersine çevirdim
o murahhas defteri.
                     Seninki dahil
unuttum ezberimdeki yüzleri,
adına Yalnızlık denilen bir fikri
özenle emziriyorum işte

İki şey, pas ve gam üst üste!

Kime imrendim de çekildim
kendi içime, şu ücra kente,
kopardığımı sanıyormuşum meğer
o malûm zinciri.
                     İşte Kalbim
nasıl da bencil ve cimri
nasıl da kalbimle birlikte
tatlandırıyor kursağındaki zehri

Yol var mıdır Ölüm’den öte?
                     -Vardır elbette!

Hüseyin Ferhad

 
İki Şey, Pas ve Gam için yorumlar kapalı

Yazan: 23 Eylül 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Metafizik

Seni bir kilise avlusunda dilenmeliyim artık.
haçlara gerilmiş avuçlarımda bir suskun çan.
-Ben değil miyim şu yıkıntıların üzerine uzanan
saçlarım darmadağınık.

Seni bir tapınağın avlusunda dilenmeliyim artık.
çıplak ayaklarına sürmeliyim o ilençli yüzümü..
-Ben değil miyim kemirip duran madde’ye verilmiş tek sözümü
aklım darmadağınık.

Seni bir cami avlusunda dilenmeliyim artık.
kirli bir mendil gibi sermeliyim yüreğimi önünde.
-Ne var içimi kanatan bu ezan seslerinde
mihrabım darmadağınık.

Hüseyin Ferhad

 
Metafizik için yorumlar kapalı

Yazan: 23 Eylül 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Zende-Rud’u Geçerken

Şirin. Emzirir ve büyütür
çığa benzer bir dağı.

Şirin. Okur örtünür
dağdan kopan bir çığlığı.

Hüsnü hat bahçelerinde
periler sesli düşünür,
kazmayı vurduğun yerde
iki tâlik harf öpüşür.

Aşk dediğin alelade
şikeste bir minyatür,
nedense su küresinde
sana matah görünür.

Sahi kimler var belleğinde
zülfü siyahın haricinde
ki bencileyin bir imla çırağı
ismine ayağ üşürür.

Sustur ve çöllere sür
şu mağrur ırmağı. Ferhad

Kem bahtını aynalara nakşetsen de
ölüm senin eğninde
mengü süte dönüşür.

Hüseyin Ferhad

 
Zende-Rud’u Geçerken için yorumlar kapalı

Yazan: 23 Eylül 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Kûfe’de Bir Hüseynî Akşam

Saplı kalsın göğsümde
kanıma teşne hançerin,
yaramdan damlar tekrar
nasıl olsa bir Hüseyin

Hüseyin bir ayna değil
ki kırılsın Yezid’e,
kan dökülsün ister hırkası
Yezid bir bahane

Sırrı aşikâr bir Hüseyin
aşka verir ser’ini,
tebeşir dairesinde Azrail’in
çözer zifaf düşmesini

Hüseyin kadar şivekâr
kaç isim var dilinde,
kimseye ve herkese ait
bir başka menkıbe

Sanır mısın ki Hüseyin
kumların fısıltısıdır bes,
yazılan sağdan sola
iki veya üç hecelik bir nefes

Hüseyin bir cinaslı avazdır
kişiye özel bir temrin,
bengisuda boğmak gerekir
onu öldürebilmek için

Hârelidir elbet Hüseyin
bir o kadar çocuk,
ateş çemberi değil ki bu çizdiğin
basbayağı bir boşluk

Hüseyin gece bir vakit
dokunmak gibidir güneşe,
eski yarasını Kûfe’nin
yıldızlar basmadan önce

Bencileyin külden bir Hüseyin
ezbere bilir ihaneti,
ruhuma sapladığın hançer
şehvetle ürpertir etimi

Hüseyin bir sırma kamerdir
tasviri nafile bir şehrayîn,
zaten Kerbelâ’ya uçar
sûreti haktan her Hüseyin

Hüseyin Ferhad
(Kaşgar 36, Ocak-Şubat 2004)

 
Kûfe’de Bir Hüseynî Akşam için yorumlar kapalı

Yazan: 20 Eylül 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

İmru’l Kays

Atların lisanını bilirim
kadınların gizli tarifesini
itin hergelenin biriyim
muhabbet tellâllarına göre

Kalmadı yatmadığım hane
üryan girmediğim bahçe
İmru’l Kays’ı öldüren zehir
bana da sunuldu kaç kere

Doludizgin geçtim Yesrib’i
Mekke’yi kona göçe
görmek için şairin ülkesini
indim kadim Yemen’e

Yemen : Mısır ketenine
nakşedilmiş bir kaligrafi :
yüz bin sağmal deve
bir o kadar soru işareti

Yemen : çölün eteğine
serilmiş bir pösteki :
yüz bini çini kâse
bir o kadar cırcırböceği

Kahvenin yeşilini severim
sütün çivit mavisini
halden anlamazın biriyim
hayal tacirlerine göre

Necid bir kök hatmi
Aden bir dal defne
gözlerim şakaklarıma çekilir
güneş batarken Kızıldeniz’e

Nicedir dudaklarımda gezinir
Cemal Süreya’nın iki dizesi :
“İki şey : aşk ve şiir
bunlar kuşkuyla çiftleşir”

Boynundan sarkan gümüş zincir
sol kulağındaki pagan küpe
yine Kays’ı ele verir
dünyaya tekrar geri gelse

Her aşk bir şehir
gibi şiirin gri tipisine gizlenir
bir gün benim de kalbim
Ankara’da idam edilir

Hüseyin Ferhad

 
İmru’l Kays için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Ekim 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: