RSS

Etiket arşivi: Mahmut Avcı

Masada Senin Gülümsemen

yastığıma birikmiş saç tellerin
her birine yazılası bir şiir

en güzel yerin gözlerin desem…
seni seviyorum diye anla bunu.
gözlerini seviyorum,
gözlerin çingene çiçekçinin bahanesi
bir yavru kurbağaya dokunsan onu da…

bu sigarayı seninle içiyorum
masada senin gülümsemen
bir bakışın var ki,
masa ile aramızda dert oluyor

hani yoksun, hani bir ses olur
kokun sarar odayı,
en güzel ağzından genişler göğsümün kafesi

erisin istiyorum kınalı ellerin avucumda
hani ben, heybesinde karanfil kurusu çelebi
yaktım bütün eski haritaları
vakit şimdi tamam,
bir duanın en makbul yerindeyiz
ben solda duruyorum, sen sağ elim

hafifler gövdem sana gelirken
boğazda martı olurum
uzar gövdem tren olur
müjde taşır bir iç şehre
bilek olurum Ferhat’ın gürzüne
Zin’in saçlarında Mem’in elleri
kendimce seni seviyorum

bir dilek, bir dilek daha
dün geçti, yarın bir çocuk sevinci

Mahmut Avcı

 
Masada Senin Gülümsemen için yorumlar kapalı

Yazan: 05 Şubat 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Kuş sesi ürkek

I.
çağıran sesim
kuş sesi ürkek

korkunç uzuyor sessizlik
şimdi tüfekleri doldurmak vakti

çağıran sesim
kalbin saatini kurma vakti

o süslenmiş tabuttan hafiflik alınmalı
tren rayları ve çile
herkesin biraz ağzı ve kaderi

metalden gül dökmüş anneleri
kadın mutlu
adam kamyon kadar ağır

çağıran sesim
kuş sesi ürkek

II.

bir nefes olduğu için bu şiir
yola çıkmış olana ay ve çokça güneştir

nasıl da göresim var
söylesem utanır

yakın durmak için
yaslandım öylece denize

acemiyim yine
ezber edilmiyor aşk

zora düşmüşüm, yüzüstü
sevmişim aslanın gözlerini

benden doğru beyaz
kalbin saatini kurma vakti

çağıran sesim
kuş sesi beyaz

III.

balkız çiçeğinden yoğurmuşlar da
nazdan bir oyuncak yapmışlar

halini sorsan bana
bahçelerden bahçelere gül aşırmışlar

bir eksiğim olsa, çeşmenin suyu kesilse
geç kalmışlığın kalır aklımda

anaç kuşun ağzı ile tutturduğu
ve sonra saklandığı, çöpten yuvayım

çağıran sesim
kuş sesi kırmızı

ne mi olurdu erken uyusan
ayaklarım dolanır, gece aceleye gelirdi

şarabın aklında zehirli bir ok
testinin dibini vurmakta

IV.

pusatsız çıktım
nasıl hafifse yalınayak koşucu

bir gülü anlatmak için
sana başvuruyorum

meydana çıkarken
çelikten bir bilek olduğun için

çamurun apaydın olduğunu
daha yüce bir el arzuladığını öğrendim

kuş sesi beyaz
bir su kaynağından kalktı yürüyor

yalnız elleri ile direnir
kalbi yanında vur emri olan

V.

seni bilmek mi tehlikeli
yoksa unutmak mı felaket

sevince boyadın, dünyanın o eski şehrini
alnımdan geçen bu süt nehri

kuş sesi beyaz
senin elinde güneş doğuyor

yarından söz et; o uçan ak bir kuştur
uzasın saçların, bir kadından ilham alır
her denizin kabarması

sen az söyle ben çok bilenirim
benimle başla bir çocuğu büyütmeye

derimin altında harp sırası almışız
derimin altında zenciler yıkanıyor

iyi ağırla beni kadın kadın olsun
erkek erkekliğini doğursun, yorsun

VI.

çağıran sesim, kalbin sorgusu
kendine sakladığı neşidesi süleyman’ın

gönlüne Allah
uzuuun bir neşe olarak insin istedim

bir yağmur damlası gök kadar ağır
örtün, senin örtün beyaz yanımız
bir saadet gelip sokuluyor yanıbaşıma

durdu her şey kafamın içinde
kıpırdasam bozulacak düzen

kanatlarından kuşlar çıktı
senin kuşların

ak köpük ve yaratılması güneşin
tüylerine sürtünmesidir kanatsız bir kelebeğin

VII.

göz göze bakamasak da
parçalara bölünüyor zaman

kançiçekleri tutuyorum
gebe yanım şiirin içine düştü

çocukları seviyorum senden sonra
eşikte yatmakla sınıyorum kendimi

kızkardeşisin hasan’la hüseyin’in
ellerin ferahlık vermeli

çağıran sesim
kuş sesi yalaz
toprağın tenime sokulması var

inandım inandın inandım sana
inandım ellerinin sarhoş ediciliğine

VIII.

içinin ılık duru nehri ile gel
çağıran sesim
kuş sesi ürkek
bir saadet gelip sokuluyor yanıbaşıma

gelip durmuşsun dilimin ucunda
şarkı ve şiirlerin tarhında
ve de kalbin

ben illa gelirim üzümün bereketiyle
saçlarımda sevilmek ağrısı var
diyor gibisin, duydum

kuş olur gelirsin
bir kanatla bir kalbe
bir bakış zamanında kuşlar ancak girer

sevgili ellerin türlü tatlar yoğurur
kimsesiz çocukları alırsın soframıza
biter rızıktan yana korkumuz

ben daha ağlamadım
sen o zaman gör nasıl güzel oluruz

IX.

yağmur yağdı sana benziyorum
bir bahaneyle bir daha benziyorum sana

dileniyorsun çaresizliğim
biraz daha yanlızlık yağıyor

bu akşam, bir başka yerde olduğuna inanıyorsun ya
yanılıyorsun, işte şuradasın
ihtimal bir aynayı sevindirmeye kalktın

çok durmaz aynada görüntü
göğün sancıdan karın vermesidir ebemkuşağı

eski güzel kadınlar gelip sende durdu
kalbin saatini kurma vakti

imdaaat, kalbim
sen nerdesin ben nerde nerdeyim

X.

valide cami avlusunda kendi şiirimi okuyorum
ismihan sultan dinlesin diye

elinin en güzel parmağına
şiirden en güzeli bir yüzük yakıştırıyorum

ağustosu hazırladın getirdin eylülü
sözü dinlemek kolay sükutu duydum

delirmiş kadınlar kedilerle konuşur
şair adamın kendisi ile konuştuğu gibi

inandım inandım inandım sana
inandım ellerinin sarhoş ediciliğine

XI.

korkunç uzuyor sessizlik
şimdi tüfekleri doldurmak vakti

isyan isyanın içinde diş
isyanın çevresi tuzak

gülü sevme hallerinde hata yapar insan
kalbin kendisi için
et olmadığı anlamı için
bağışla, geç kaldım

kuşanmalar ve gitmek kadının getirdiğidir
sar beni, duvar diplerinde kalmasın serinliğim

her şey için aramızda bir yer olsun olmasına
kara olsun deniz olsun, insan olmasın

çekiç olan arzum bir kuştur
sen bir kuşsun, kuş sesi sıcak soluk

XII

tüm kelimelerin sabıkası var
kimi vurulmuş
kiminin yüzükara

bir suskunluğum var bana benziyor
nasıl dilersen öyle bil

kürtçede uçsuz bir namazgahtır mezopotamya
senin bakışına kardeş, kanatlan gel turaç

her bakışım aşk gibidir, odalarına girmelisin
odalarında güzel çocukların rüyaları, ellerini katmalısın

ben kadının yüzünde
cenneti ve cehennemi de gördüm

hoşgeldin turaç
kalbin saatini kurma vakti

Mahmut Avcı

 
Kuş sesi ürkek için yorumlar kapalı

Yazan: 05 Şubat 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: