RSS

Etiket arşivi: Mehdî-i Ehevân-i Sâlis

İhtar…

Devrim olmadan bizim derdimiz hallolmaz,
Bu vahiy mücâhedesiz nâzil olmaz.

Hırsızlık ve haramdandır; varlıklı ile yoksulun ayrımı,
İhtişamlı saraylar helal para ile hâsıl olmaz.

İhtardır bu: Senin derdin Cemiyet-i Akvâm’da
Karar bile çıksa, ey dost, hallolmaz.

Kendine bir çare düşün zira sâbit bir söz var:
Cihâd olmadan tevfîk sâbit olmaz.

İnan ki kırk yıllık riyazet olmadan,
Durup dururken kimse Muhammed-i Mürsel olmaz.

Ben saf gerçeğe susamışım, bana “Omîd” deyin,
Devrim olmadan bizim derdimiz hallolmaz.

Mehdî-i Ehevân-i Sâlis

 
İhtar… için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Mayıs 2022 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

Kış

Selamını alan yok,
Başlar yakaların içinde,
Selam alıp dostları görmek için başını kaldıran yok.
Bakışlar ayakların önünden başka yeri göremiyor,
Çünkü yol karanlık ve kaygan.
Birine dostluk elini uzatsan,
Gönülsüzce çıkıyor eli koynundan,
Çünkü soğuk şiddetli ve yakıcı.
Nefes, çıkınca göğsün sıcaklığından dışarı, karanlık bir bulut oluyor.
Bir duvar gibi dikiliyor gözlerinin önüne.
Nefes böyle olunca ne bekleyebilirsin ki
Yakın ya da uzak dostların gözlerinden?
Ey delikanlı Mesih!
Ey gömleği eski püskü pir!
Hava kalleşçe soğuk… Ah!
Sen üşümüyorsun, keyfin de yerindedir umarım.
Selamımı sen al, aç kapıyı. Benim ben!
Her geceki misafirin, bedbaht ayyaş.
Benim ben! Tekmelenmiş taş.
Benim! Yaratılışın utancı, falsolu nota.
Ne beyaz bir Romalıyım ne siyah bir Afrikalı, rengim yok benim
Gel aç kapıyı, aç, daraldım.
Ey dost! Ev sahibi!
Her zamanki misafirin kapının önünde denizin dalgaları gibi titriyor.
Dolu yağmıyor, ölüm de dayanmadı kapına.
Soğuktan takırdayan dişlerin sesi bu duyduğun.
Hesabı ödemeye geldim bu akşam,
Borcumu bırakacağım kadehin yanına.
Diyorsun, vakitsiz geldin, sabah oldu, şafak söküyor,
Aldatıcı bir kızıllık bu gökyüzündeki, şafak değil,
Soğuktan donmuş kulakların kızıllığı bu, ey dost, kışın soğuk tokadının izi.
Daracık gökyüzünün kandili güneş, ölü ya da diri,
Dokuz kat ölümle sıvanmış kalın ve karanlık bir tabutta,
Ey dost! Bade lambasını yak, gece ile gündüzün farkı kalmamış,
Selamını alan yok,
Hava karanlık, kapılar kapalı, başlar yakaların içinde, eller saklanmış,
Nefesler bulut olmuş, yürekler yorgun ve üzgün,
Ağaçlar sivri billurdan iskeletler gibi,
Yeryüzü cansız, gökyüzü alçalmış,
Güneş ve ayı toz kaplamış,
Mevsim kış.

Mehdî-i Ehevân-i Sâlis

 
Kış için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Mayıs 2022 in Çeviri Şiirler, Kar Yağıyordu Karanlığa, Şiir

 

Etiketler:

Sabah

Yağmurun altında yolunu kaybetmiş bir kuş gibi,
Düşman çadırına benzeyen bir gecede çölden geçmiş,
Ve geceyi tek başına çölde geçirmiş,
Şimdi orada beyhude bir gayretin leşi üzerinde duruyor.
Her şey yorgun ve ıslak…
Mutluluk alevinden haber getiren aydınlık dumanı gibi
Seher yükseldi.
Karanlığın tozu, su buharı misali,
Yeryüzünün üzerinden kalktı gitti.
Felek tutuştu bazen kendini gösteren ebedi bir utanmayla.
Altın rengi örümcek geldi,
Ve gecenin yorgun ıslaklığını ağlattı.
O anda ışık suyunu, su ışığı ile karıştıran Nesim yeli esti.
Kadifeyi bile ipeksi uykusundan kaldırmayacak kadar hafif bir yel…
Ve o zaman sabahın ruhu gözümüm önünde nazlı nazlı soyundu,
Ve ebedi saflık pınarında yıkanıp
Hasret ve gam tozunu üzerinden attı.
Doğruldu ve altından dokunmuş örtüsünü kuşandı,
Ve o zaman eteği sonsuzluğa doğru yayıldı.
Bu yüce ve pak, ilahi sabahta,
Sana soruyorum ey Ahura Mazda! Ey Mazda Ahura!
Sen ki ihtiyar feleği yukarıda tutansın!
Senin iradendir onun aşağıya kayıp düşmesini,
Ve ters duran o tastaki tanelerden birinin bile dökülmesi engelleyen.
Sen ki yeryüzünü yerinde tutansın!
Senin iradendir onun aşağıdaki yerinden süzülüp,
Daha da aşağılara düşmesinin engelleyen.
Yüzbinlerce dağ ile yerine mıhlamışsın dünyayı sağlamca,
Ne düşüyor ne yukarı kalkıyor.
Sana soruyorum ey Ahura Mazda! Ey Mazda Ahura!
Bu sabahın,
Kime hayrı var? Kime faydası ve hoşluğu?
Kimin için, benim gibi, bir başka boş ve beyhude başlangıçtan ibaret.
Söyle bana, söyle… bana…
Kime ağlama?
Kime gülme?

Mehdî-i Ehevân-i Sâlis

 
Sabah için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Mayıs 2022 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

Seni Seviyorum Ey Kadim Memleket

Eğer ki boş dünyada bir şey seviyorum,
Ey Kadim Memleket! Ben seni seviyorum.

Sen ihtiyar bilge, sen ölümsüz civan,
Eğer ki seviyorum, ben seni seviyorum.

Sen soylu ve kadim ülke İran,
Paha biçilmez mücevher, seni seviyorum.

Ey uluların anası eski memleket,
Ulularınla meşhursun, seni seviyorum.

Sanatın ve düşüncenle parıldıyorsun,
Hem düşünceni hem sanatını seviyorum.

İster efsane olsun ister tarih,
İster eskilerin anıları, hepsini seviyorum.

Kalem yerine çiviyle taşa oyulanları,
Dağlara kazınmış yazılarını da seviyorum.

Defterlere siyah mürekkeple yazılsa da olur,
Kamışla ya da kuş tüyüyle fark etmez, seviyorum.

Gümanlarını yakîn sayıyorum,
Ayan beyanlarını en büyük sır gibi seviyorum.

Hürmüz’e ve tüm ilahlarına tapıyorum,
İlahi ışığını ve yüceliğini seviyorum.

Canımdan çok kadim ve pak peygamberini,
Münevver bakışlı ihtiyarı seviyorum.

Yüce Zerdüşt’ü ben her peygamberden
Ve her pirden daha çok seviyorum.

Beşer ondan iyisini görmedi ve görmeyecek,
Ben beşerin en iyisini seviyorum.

Onun üç “iyisi” dünyada en iyi rehberdir,
Böyle özlü ve faydalı öğütleri seviyorum.

Yüceydi, yol göstericiydi ve İranlıydı.
Ben rehberimin İranlı olmasını seviyorum.

Öldürmedi ve kimseye öldürmeyi buyurmadı,
Bundan dolayı onu hassaten seviyorum.

Efsanelerin ötesine göçmüş olsa bile,
Ben o dosdoğru piri seviyorum.

Bâmdâd’ın temiz kalpli oğlunu,
Güneş gibi parlayan Nişaburlu’yu seviyorum.

Yüce Mezdek, çağların ölümsüz aklı,
Onu her yönüyle seviyorum.

Adaletsizlikle savaşırken cesurca can verdi,
Ben o adaletli aslan yürekliyi seviyorum.

Cihanşümul ve adaletliydi onun fikri,
Bu yüzden onu daha da çok seviyorum.

Hem peygamber hem ressam olarak,
Mani’yi övüyorum ve seviyorum.

Ruhları güzelleştiren o nakkaşı,
Ve onun kitabı Erjeng’i seviyorum.

Sulak olsun kurak olsun, bütün mezralarını,
Bütün çöllerini, bütün nehirlerini ve derelerini seviyorum.

Çölünle denizin, dağınla ormanın aynı bana,
Bütün topraklarını ıslak ya da kuru seviyorum.

Cesur ve ilim ehli şehitlerini,
Ki beşeriyetin iftiharıdırlar, seviyorum.

Nesim yeli gibi halim ruhlarını,
Ve demir gibi cesaretlerini seviyorum.

Onların çağları alt üst eden,
Coşkulu fikirlerini de seviyorum.

Onların eserlerini de ister öğüt ister haber,
Birkaç satır bile kalmış olsa seviyorum.

Her asır ancak birkaç tane çıkan,
O unutulmaz insanları seviyorum.

Senin bütün şairlerini ve onların eserlerini,
Seherde esen nesim yelinin saflığıyla seviyorum.

Firdevsî’nin iftihar ve zafer ufuklarına,
Diktiği o efsane sarayını seviyorum.

Hayyâm’ın yüreklere ebediyen tesir eden,
Öfke ve feryadını seviyorum.

Attâr’ın yürek yakan, dertli sevdasını,
Ki canlardan ateşler yükseltiyor, seviyorum.

Şems’in aşığının ruhu alevlendiren,
Coşkusunu ve ateşini seviyorum.

Sa‘dî, Hâfız ve Nîzâmî’nin,
Bütün şiir ve hikayelerini seviyorum.

Ne hoştur Rişt, Gürgan ve Mazenderan!
Onları Hazar Denizi gibi sonsuzcasına seviyorum.

Ne hoştur Kârûn Nehri ile Ahvaz!
Şekerden tatlıdırlar, onları seviyorum.

Büyük Azerbaycan ne uludur!
Azamette öncü olan o diyarı seviyorum.

Dünyanın yarısı olan Isfahan’ını,
Dünyanın öbür yarısından çok seviyorum.

Güzide insanların doğduğu toprak Horasan’ı,
Canımdan bile daha çok seviyorum.

Şiraz şehri güzellikler cennetidir.
O bediiyat ve sanat beşiğini seviyorum.

Kürt ve Belûc diyarlarını da senin,
Asil ağacının meyveleri olarak seviyorum.

Ne hoştur Kirman ve güney sahillerin,
Kuru ve ıslak, toprağını ve suyunu seviyorum.

Afganistan, bizimle aynı kökten bir bahçedir.
Şimdi Tatar’dan beter ellerde olsa da seviyorum.

Kadim Hârizm ve Soğd çölünü,
Kaçarlar kaybetti ama ben seviyorum.

Irak’ını ve Körfez’ini de Çin tarafındaki,
Mâverâünnehir gibi seviyorum.

Kadim Kafyasya’mız İran’ın yanında,
Babasının evindeki oğul gibidir.

Onu seviyorum. Dünün efsanesi, yarının rüyası,
Seni anlatan her şeyi ben seviyorum.

Dinlediğinde insanın kanat çıkarıp da
Uçası gelen tatlı efsanelerini seviyorum.

Ebediyen üzerinde uçsam doymayacağım,
Rüya ufuklarını da seviyorum.

Dün efsane ve yarın rüya ise,
Her ikisini de ayrı ayrı çok seviyorum.

Ama bunların her ikisinden çok,
Ey diri ve değerli memleket, senin bugününü seviyorum.

Sen hem mana hem surette zirvedeydin,
Ben o azamet ve kudret zirvesini seviyorum.

Tekrar çık o mana zirvesine ki ben,
Yeni rengini ve suretini seviyorum.

Ne Doğu ne Batı ne Arap!
Ben seni, ey memleket, olduğun gibi seviyorum.

Cihan kaldıkça sen de kutlu kalasın,
Mümbit ve âkil ve bahtiyar kalasın.

Mehdî-i Ehevân-i Sâlis

 
Seni Seviyorum Ey Kadim Memleket için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Mayıs 2022 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: