RSS

Etiket arşivi: Mustafa Özçelik

Ellerimde Bir Demet Karanfil

Her sabah
Hayatın alışkanlıklarına karşı durarak
En yakın ve uzak mesafeleri
Birlikte tarayarak
Başlarız güne

Aşk ve ölüm iki yanımızda durur
birlikte ve iç içe yürürler hayatın yokuşlarında
Biri sonsuza kadar alıngan
Diğeri cesur

Sen meydanlarda büyümüş çocuk
caddelerde ve sokaklarda
her söze açık
Bir yapraktın belki
Esen rüzgarlarca kımıldayan
Hava kararır ve gökyüzü
Bütün yükünü boşaltırken üstümüze
Unutulmuş bir zamandan
Sesler ve sözler hatırlatan ellerinle
Dikkatli ve tedirgin basıyorsun hayatın tuşlarına

Sen hangi aşkları içinde taşıdın da
Şimdi ölümün
Yorgun tayını gözlüyorsun

Kalabalıklardaydın sen
Dudaklarında
Başkaları için
Sana ait olmayan
Tebessüm provaları yaparken
Ben seni
Meydanlardan kitaplara çağırdım
Antenler telefonlar zincirler tükenip biterken
Toplu sesler çıkardım içimden
Dağlarda yankılandı
Meydanlarda uğuldadı da
Sen duymadın

Sanki biz göçebeydik
O insan bu insan
Hepsinin içinden geçtik
Duymadılar

Şimdi bize sunulan yırtık resimler
Ve parçalanmış binlerce hayat
Çok alıngan bir çocuk oluyor gökyüzü
Dokunsan ağlayacak
Kadınların
Bir mendilde kalıyor gözyaşları

Sokaklar
Bizden daha özgür ve telaşlı
Bense
Her şeye rağmen
Ve herkese aykırı
Ellerimde bir demet karanfil
Yine sana geliyorum

Mustafa ÖZÇELİK

 
Ellerimde Bir Demet Karanfil için yorumlar kapalı

Yazan: 19 Kasım 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Manolya

Bana biraz gökyüzü getir
Tek bir kelime bile konuşmadan
Suyun kıyısında durup
Işaret ver kalbime
Gözlerin hangi çiçekten renk almışsa
Mecaz duruşuyla o dalga
Beni de içine çağırsın
Konuştukça azalıyor güzelliğim
Dalından düşen bir yaprağın kaderini yaşıyorum
Aynalar kırılınca
Fotoğraflar da düşüyor suya
Muğlak bir cümlenin peşine düşüp
Üşüyorum
Rüzgâra açık bir yanında oluyorum hayatın
Merhametin, o ılık rüzgâr değmese yüzüme
Elbet benim de kıyametim olacak
Bedenimdeki dünya kokusu
Kendime sapladığım bu bıçak bu ağrı
Dışımdaki kalabalık içimdeki tenhalık
Ne çok şey buluyor beni sen olmayınca…
Bana kehanetler üzerine sorular sorma şimdi
Sesim ki bir gölgenin rengine bürünüp
Sana varlığını sunuyor
Manolya! Yüz yıllık adresim
Beni bana bırakma
Bak, daracık merdivenlerinden çıkıyorum sarayına
Düşebilirim sen olmasan
Derin kuyulara
Yeryüzü korkularına
Ey bir yazın rüyasında
Bir kere daha açan çiçek
Her gölge varlığının esîridir
Âşikâr kıl kendini
Demli bir çay, biraz melâl
Yetmiyor bu hayatı anlamaya
Istersen çocuk olur
Defne ağaçlarını düşünürüm
Meleklerin yaprakları altında
Gizli duruşlarıyla oldukları yerde
Beni kimseler bulamaz
Uyurum suların serin yatağında
Istersen yolcu olurum dağlarında
Kapında akşamları bürünüp sabahı beklerim
Ey ay ışığı! Gökten bana bakan sûret
Mürekkebi kurumadan şiirimin
Bana bak
Yeni açılmış bir güle benzesin yüzüm

 Mustafa Özçelik

 
Manolya için yorumlar kapalı

Yazan: 19 Kasım 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Kar Sesi

Hava puslu kar sesi var
Ne yana dönsem yoksulluk
Ateşe özlemi çoğalıyor çocukların
Bakıp bakıp anne yüzlerine
Üflesem harlansa ocak
Yaslanmadan yalana
Çocukları göğsümüzde ısıtsak
Yollar kapanmış
Dönmemiş eve baba
Suya ve ekmeğe uzanıp
Bir yoksulun kapısını çalsak
Kaybolmadan evlerimizde
Bilsek başka evler de var
Bacalarında acılar tüten
Televizyon seyredip
Ölüleri sevmek derken
Unuttuk kar altında yolları
Hele bir açalım perdelerimizi
Ne kalmış insanlığımızdan
Her kıyıda martı ölüsü
Denizlere tuzlu acılar bırakan
Gel bölüşelim ekmeğimizi
Ekle sesini bedenime
Ki büyümesin çığlıklar
Bütün yalnızları topla içinde
Bağlara bahçeler inip
Fikredelim bir ceylanın
Ağaç kovuğundaki uykusunu
Koru ve kolla koru ve kolla
Düz yollara in
İçinin eşkıyalarına
Çok derin mezarlar kaz
Böyle güzelleşsin yüzümüz
Utanç bizden uzakta
Bağışlasın bizi çocuklar

Mustafa ÖZÇELİK
 
Kar Sesi için yorumlar kapalı

Yazan: 28 Haziran 2012 in Kar Yağıyordu Karanlığa, Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: