RSS

Etiket arşivi: Nikolay Alekseyeviç Neksarov

Unutkan Yürek

Yanlış yolun karanlığından
Kandırıp ateşli sözlerimle
Alçalmış ruhunu kurtardığımda
Derinden acı çekerek
Seni saran utancı,

Lanetledin pişmanlık içinde.
Unutkan yüreğini
Cezalandırmak için anılarla
Benden önce olup biteni
Anlatırken bana bir bir
Aniden yüzünü kapadın ellerinle
Ruhunda başlayan isyanla
Utançla ve dehşet içinde sarsılarak
Gözyaşlarına boğuldun.

Nikolay Alekeyevich Nekrasovgozyaslarina_boguldun

 
Unutkan Yürek için yorumlar kapalı

Yazan: 31 Temmuz 2015 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

Çağdaş Kaside


ÇAĞDAŞ KASİDE

Erdemler süslüyor seni sürekli
En değerlileri tüm erdemlerin
Ve bu yüzden, gökler şahidimdir ki –
Sana olan sevgim sonsuz ve derin!

Sen boş yere alçaklara çatmazsın,
Merhamet edersin caniye bile,
Yıkanmış değildir sonsuz varlığın
Dul ve yetimlerin gözyaşı ile.
Güçlüyle yakınlık kurmazsın elbet
Fırsat görüp bu dostluğun sonunda
Bir kötülük düşünmezsin nihayet
Bulsan da kızını onun koynunda.

Dışlamazsın ayaktakımını
“Onlar da İsa nın kulları!” dersin
Ne de saç sakallı yakınlarını
Sille tokat uluorta döversin

Nerden geldiğini asla sormadım
Sandığında yatan zenginliklerin
Hepsi gökten inmişlerdir umarım
Ödüllü olarak şanının senin.

Erdemler süslüyor seni sürekli
En değerlileri tüm erdemlerin
Ve bu yüzden, gökler şahidimdir ki-
Sana olan sevgim sonsuz ve derin!

ÇAĞDAŞ KASİDE (2)

Senin istihzandan hoşlanmıyorum
Onu yarı ölmüş ruhlara sarf et,
Sevişmemiz gerçekten de felaket
Gibiyse de, yitirmeden hararet –
Tez biteceğine inanıyorum.

Hep böyle utangaç nazlarla bana
Kalman için yalvardığın sürece
Kıskançlık ve kuşku damarlarıma
Dalarken çılgın gibi dün gece –
Kaçınılmaz olan ayrılığı zorlama!

O zaten yakında! Bu yüzden belki
Kalbimde kabaran coşkular kadar
Bir yandan yayılan bir soğukluk var.
Nehirler de, eser esmez güz yeli,
Çok daha coşkun ve soğukturlar

ÇAĞDAŞ KASİDE (3)

Bugün mezarını ziyaret ettim,
Ey zor günlerimin eski yareni!
Belleğimde sanki canlı bir resim
Gibi canlandırdım aydın çehreni.
Bir bez, asık yüzlü, üzgün ve gergin,
Müthiş ağrılarla ayaklarımda,
Yürüyordum zar zor yanında senin
Bir akşamüzeri günbatımında.
Senin şakaların ve gülüşlerin
Avutacak yerde bungunluğum,
Sanki saplanarak beynime derin
Daha da zor kılıyordu durumu.
Bana göre sende merhamet yoktu,
Yoktu yüreğimi duyma sezisi;
Büyüdü içimde tuhaf bir korku
Yaşadıkça beklenmedik bu hissi.
Eyvah, o günler hep anı oldular!
Gençlik, ne yazık ki, bilmiyor bugün:
Ne gözyaşı döktürmeyen keder var,
Ne sevinç olmadan, gülüşmek mümkün!
Sen öldün…Zamanla dağıldı yasın.
Üstelik de başka bir kadın buldum.
Ne ki bende kaldı hep gözyaşların
Gülüşünü her an içimde duydum.
Ne azizmiş oysa, ne sevimliymiş
O acılarla dolu sandığım günler –
Ne çok güç ve ne çok sıcaklık vermiş
Onlar bu yaralı ruhuma meğer!
Bu yüzden ben suçlayarak kendimi:
“Onu niye anlamadın” diyorum,
En canlı, en güzel halinle seni
Gözümün önüne getiriyorum –
Gözlerin aydınlık, saçların diri:
“Neşeni yitirme !” diyorsun bana,
Oysa şen gülüşün hıçkırık gibi
Çınlıyor kalbimin gözyaşlarında.

ÇAĞDAŞ KASİDE (4)

Bağışla ve unut geçen günleri
Acıları, öfkeleri, kederi…
Unut gözyaşını, dramları bir bir,
Unut, kışkançlıklar hiç gereksizdir!

Ama aşkın pırıl pırıl verdiği
O sevimli, o güzelim günleri
Ve o yolculuğu umut ufkuna
Her zaman kutsa ve asla unutma!

ÇAĞDAŞ SONRA (5)

Sen o denli uslu, saygılısın ki
Adeta kölesi gibisin onun,
Ama o hep öyle ilgisiz, sanki
Yüreği küllenmiş, bedeni durgun.

Unuttun mu… Önceleri gençtin sen,
Güzeldin, kurulmuş gurur tahtına,
Onu kasten görmezlikten gelirken
Oysa delilerce aşıktı sana!

Güneş de böyledir – güz geldiğinde
Açık havada da göstermeliktir,
Ama yazın puslu günlerde bile
Dünyayı ısıtır ve yaşam verir.

ÇAĞDAŞ KASİDE (6)

Ey, esin perisi, ölümdür gelen!
Suçlarım çok da olsa dünyada
İnsanlar onları arttırsalar da
Yüz katına, bin katına nefretten,
Sen ağlama! Çünkü şansımız yarın
Tekdir etmeyecek bizleri kesin:
Sen sonuna izin vermeyeceksin
Temiz insanlarla gönül bağımın –
Kan terle yoğrulan zorlu ömrümde!
Salt Rus olmayanlar sevmezler çünkü
Esin perisinin solgun yüzünü
Ve secde etmezler onun önünde

Nikolay Alekseyeviç Neksarov
 
Çağdaş Kaside için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Eylül 2013 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

Yıldan Yıla

Yıldan yıla azaldı gücüm
Aklım uyuştu, kanım soğudu
Yurdum benim! Belki ölürüm
Görmeden senin kurtuluşunu

Ama bilmek isterdim hiç değilse
Ferah günlerin yaklaştığını
Kıtlıktan kırılmayacağını
Yoksul çiftçinin bundan böyle

Ve köyümden kopup gelen rüzgâr
Kulağıma tek bir ses ulaştırsaydı
Tek bir ses, içinde ne insan kanı-
Olsaydı, ne hıçkırıklar…

Nikolay Alekseyeviç Nekrasov

 
Yıldan Yıla için yorumlar kapalı

Yazan: 31 Temmuz 2013 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

Ağıt

Yanar döner kalemler, yazıyor bir düzüye,
“Halkın derdi konusu artık eskidi” diye;
Bu zamanın şairi unutmalıymış onu,
Kanmayın sakın, gençler; hiç eskir mi bu konu?
Ah keşke eskiseydi, cennet olurdu her yer
Yılların geçmesiyle… Ne yazık ki milletler,
Cılız sürüler gibi kırbaçla sürüldükçe,
Çorak kırlarda böyle aç çıplak süründükçe,
Yalnız Musa onların derdine çare bulur,
Yeryüzünde en güzel, en sağlam birlik budur.
Kendileri gülerken, halkın çektiklerini,
Güçlülere anlatır, uyandırır hepsini,
Gözlerini boyuna millet üstüne çeker,
Şiir bundan daha iyi neye hizmet eder?

Bağışladım millete elimdeki sazı ben,
Ölüp gitsem de yanmam beni asla görmeden.
Ödevimi bitirdim rahattır artık gönlüm,
Savaşta bütün erler düşmana saçmaz ölüm,
Ama herkes savaşır. Hayat savaştan doğar.
Bir gün gördüm ne mutlu, Rusya’da hürriyet var.
Bol bol sevinç gözyaşı döktüm, ürperdi içim,
Musa’nın dürtmesiyle birden kendime geldim:
“Coşup taştığın yeter, ileri gitmelisin,
Gerçi hür oldu millet, ama rahat mı dersin?”

Altın buğday biçen kız, güler, türkü söyler mi,
İhtiyar rahat rahat tarlasını sürer mi
Yiyecek götürürken çiftteki babasına,
Gülüp oynar mı çocuk çayırlarda bir başına,
Ses verir mi oraklar, hışırdar mı tırpanlar,
Kafamı kurcalayan daha nice soru var.
“Son yıllarda kimbilir köylünün binbir derdi
Hiç çekilmez mi oldu, yoksa biraz dindi mi?
Sürüp gider mi böyle bizde kölelik yine,
Çıkar gelir mi dersin bir gün onun yerine
Hürriyet, köy kızının sevinçli türküsünde,
Yaslar mı bürür yoksa bu türküyü o gün de?”

Artık hava karardı, yapayalnız kırlarda,
Hayallerime dalıp yemyeşil çayırlarda,
Akşam serinliğinde düşünceli gezerken
Bir ezgi perde perde dalgalandı içimden;
Canlandı bu ezgide demin düşündüklerim
Köylünün emeğine başarılar diledim.

Onu çiğneyenlere hep lanetler yağdırdım
Bu halkı kurtar diye Yaradana yalvardım.
Uğuldayan türkümü vadiler de tekrarlar,
Yankısını çınlatır uzakta yalçın dağlar,
Orman karşılık verir, tabiat beni anlar,
Ama asıl türkümü söylediğim biri var,
Millete sundum sözde bütün şiirlerimi,
Yazık ki dinlemiyor, anlamıyor o beni.

Nikolay Alekseyeviç Neksarov

 
Ağıt için yorumlar kapalı

Yazan: 31 Temmuz 2013 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

Çocukların Ağıdı

Kardeşler, dinlerken lanetlerini umursamadan
Yaşam kavgasında tükenip giden insanların,
Acaba duyuyor musunuz onların ardından
Sessiz gözyaşlarını ve acısını çocukların?

‘Mutlu yaşar her canlı
Pırıltılı yıllarını çocukluğun,
Alır çılgınca yaşanan çocukluktan
Alır oyunların, sevinçlerin haracını.
Ama kısmet değil bize kırlarda,
Altın rengi ovalarda koşup oynamak:
Çeviriyoruz, çeviriyoruz, çeviriyoruz fabrikalarda
Çarkları sabahtan akşama dek!

Döküm çark dönüyor,
Çark uğunuyor, ve bir rüzgâr kopuyor hızından,
Baş alevler içinde, baş dönüyor,
Ve yürek çarpıyor, çevredeki her şey dönüyor:
Gözlük camlarının üzerinden bizi gözetleyen
Kırmızı burnu acımasız ihtiyar kadının,
Duvarlarda gezinen sinekler,
Duvarlar, pencereler, kapılar, tavanlar,
Giderek daha hızlı dönüyor! Başlıyoruz çıldırasıya,
Avazımız çıktığınca bağırmaya:
– Ey korkunç dönüş, biraz dur!
Fırsat ver zayıf belleğimizi toparlamaya!
Ağlamak da yararsız, dua etmek de
Çark durmuyor, çark acımıyor:
Lanet şey dönüyor- gebersen de,
Gebersen de vınlıyor, vınlıyor, vınlıyor!

Bu kölelik içinde, bitkin,
Sevinmek, hoplayıp zıplamak nerde!
Şimdi deseler ki hadi kırlara çıkın,
Çıkar uyurduk serilip çimenlere.
Ama dönmemiz gerek hemen eve,
Ne diye gidiyoruz ki sanki oraya?..
Tatlı geliyor evde avunmak bize:
Oysa keder ve yoksulluktur karşılayan bizi eşikte!
Orda, yorgun başı yaslayıp
Solgun annenin göğsüne,
Dağlıyoruz yüreğini zavallının
Sarsıla sarsıla ağlayarak hem ona, hem kendine..

Nikolay Alekseyeviç Nekrasov

 
Çocukların Ağıdı için yorumlar kapalı

Yazan: 23 Nisan 2012 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: