RSS

Etiket arşivi: Nuri Pakdil

Bülbülün İniltisi

Dalında bırakmış kendini bülbül
Durmadan üzüntüsünü yinelemeye
Şarkısında bulamadım hiçbir hile
Tuhaf gelen ezgisine
İnsanlar dolduruyorlar plaklarını şiirleriyle
Plağı bülbülün işte bahçesi
Bir aruz vezni var bülbüllerin: O da köstekliyor düşüncelerini.

Bir şarkısı var bülbülün serbest vezin o da
Saklıyorsan bülbüle acını
Sayıp döker önünde açıkça türkülerini
Saklıyorsan ondan gözyaşlarını
Bülbüle gelince duruyor önünde silahsız
Komşusu yitirdi mi yuvasını
Böyle iççekip duran dolaylarda
Akbaba geçirdi mi kılıçtan dosyalarını
Hıçkırıkla yorumluyor mu ayrılış esenlemelerini
De bana ey yutsamayı yaşayan
Görmedi mi insanlar ruhunun bu hâlini
Bak hele ne tuhaf: yurduna ağlayan sadece bülbüllerdir

Acılarını yitiren insanlar
Nasıl geri getirecekler onları

Şefik Cebrî
Çeviri: Nuri Pakdil
Arap Şiiri I-II Güldeste / Edebiyat Dergisi Yayınlarıbulbulun_iniltisi

Reklamlar
 
Bülbülün İniltisi için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Nisan 2015 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Bile bile aynı kâğıdı açıyorum: kendimi sınamanın ağırlığı hergün artsa da.

Bile bile aynı kâğıdı açıyorum: kendimi sınamanın ağırlığı hergün artsa da.

*

Saat kaç olmuş… hâlâ bir çocuk yürümemiş sokakta!

*

Sabah da, akşam da kül boşaltıyorum: yanan zamanın.

*

Tek tek kendi yazgımızı mı yaşayacağız, yoksa yazgılarımızın toplamından her birimize düşen parçayı mı yaşayacağız?

*

Hayır! yazar havlu atmaz. Olsa olsa, sükûtunu duvara asar, tüfek gibi; bakar.

*

Bir nidâ kadar gerekli bana: sinirliliğim sakinleştiriyor beni.

*

Alınyazıma sâdık kalmalıyım.

*

İki eliyle sıkıyordu başını: çatlamasın diye…

*

Çileyi çeken yazıyı yazandır. Bin çile de bin çeşit yazı demektir.

*

İnsan, yeryüzündeki garipliğini, sabaha girmek üzere olan ıssız bir sokakta daha iyi mi anlar gibi oluyor ne?

*

Ağlaya ağlaya yanına geldi zaman: diz dize oturup, teselli etti; n’apsın. İçinden, ‘Amma da buldu ha adamını!’ da geçmedi değil doğrusu.

Ne durumda olursak olalım, bir müziğiz; insan, kendi sesini, dâima, başkalarından önce işitir. Herkesin, kendince bir çileye dayanabilme gücü de burdan gelir ya.

*

Elbette aynı şeylerle acı çekmek çok zor bir eylem.

*

Yüzünüze güller, dün gece çok okudum.

Uzak bir pencereydi, yeni kalkmıştım uykudan: bir ağacın dalları Kâbe’ye bakıyordu.

*

Stop – zamanın da bir uğunması var ki, doğrusu dayanamıyorum bakmaya; mekânda, çünkü, zamanla derin bağıntı içindedir ya, herhalde sana göstermemeye çalışıyor.

*

İnsan, yıkılan KENDİKENDİSİYLE DE burun buruna gelebilir bazan.

Nuri Pakdil
Klas Duruş / Edebiyat Dergisi Yayınlarısokagin_huznu

 
Bile bile aynı kâğıdı açıyorum: kendimi sınamanın ağırlığı hergün artsa da. için yorumlar kapalı

Yazan: 19 Ocak 2015 in Altı Çizili Satırlar, Şiir Gibi

 

Etiketler:

Düş Gören Atın Şiiri

I
Dağ yürür bir yerinde
çıkar üstüne dağın
bu çelik çağında
ata iyi binin

Kalbinde bir gül bu atın
Ceyhan sızar gibi gözlerinden
düş gören at
bellidir gözlerinden

Ses yüklediler
varacağı üs Kudüs
titretir güney yeli
bir dal buğdayı

Alın bu atı denize atın
geçer denizden de
bakıyor özenle
sayfalarına kitabın

İnsan saçı yelesi
yürüyen bir fabrika
tüylerinde oyun
roman şiir

(Temmuz 1975)

II

Boynunda kan torbası
geçer balkonlardan
koşuşuruz pencerelere
şimdi başka balkonlarda

Sözleri uzun
kolay mı anlaşılması
düşer burnundan
bir kaç kurşun

Ayaklarında nal
kırmızı
şaraba batmış
silindir şapka

Yapışır kızlar
cidarlarına
duruyor bürolarda
her görevli atın üstünde

Lik lik gidiyor
ne yaman
serperek ardından
dizeleri

(Ağustos 1975)

III

Büyür yumak
gözlerim açıksa
uzayda ayaklarım
gülyağına bulandı

Az da olsa
duyarım
acısını
toprağın

Yapsanız daha
büyük bomba
sığar kalbime
gömersiniz ölülerinizi

Başımı sallarım
ya giderken
bir Kudüsteyim
bir İstanbul’da

Avrupa
şey gibi
eskir de
gülerim

Soluğum bekler
gece pastanede
düşünen
gerillayı

Bir gün konuşacağıma
tanık
tutuyorum
ayı

Sırtıma
alarak
Asyayı
Afrikayı

Nuri Pakdil
 
Düş Gören Atın Şiiri için yorumlar kapalı

Yazan: 22 Kasım 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Anneler ve Kudüsler

I

Güz suları bizim şehrin önünden akar
Kış savunması
Bizim şehir üs öbür şehirlere
Dakka şimdi bir doğu kamerası
Ölümü çeken

Geleceği parmakların bir bir gösterdi
Yeşil bir harmani dizlerinde
Çek denizi aradan
And anıtları koy
Eski çağ taşlarının üstüne
Yeni çağ silahları üstüne

Eylem öğlesi
Gül kurularını birbirine bağladık
Ekmeğimize bulaşan çağın hakkını
Kitabı açarak
Yonttuk

Soluğunda gül kokusu
Okunan ve bitmeyen bir sayfa
Gibi
Beni çeker bir girişime

Daha dinç ötede
Gerçekte olduğundan daha parlak
Yeresel
Otuzüç katlı bir yapı gibi
Damarlarımızda dolaşan kan gibi
Hamid çizgisi

II

At ipi atladı
Kitap soluyan atlar
Çocuk atı çağırdı
At çocuğu tanıdı

Denizi çek annemin başörtüsüyle ey sevgili
At geçer o zaman denizi

Bilirsiniz ormanlarla sonsuz bir at gelir
Görmüşsünüzdür çocukların rüyalarında da gelir
Biner ona
Sünnetçi

Cezayir’e atlarla gidilirdi
Babam atla bağa gelirdi
Yeni Ali
Paris’i atla dolaşacak

İyi binen ata
Bir solukta geçer Hazer’i
Yavaş yavaş ingiliz
Tuzağına düşer at süren yiğitlerin

III

Tûr Dağını yaşa
Ki bilesin nerde Kudüs
Ben Kudüs’ü kol saatı gibi taşıyorum

Ayarlanmadan Kudüs’e
Boşuna vakit geçirirsin
Buz tutar
Gözün görmez olur

Gel
Anne ol
Çünkü anne
Bir çocuktan bir Kudüs yapar

Adam baba olunca
İçinde bir Kudüs canlanır

Yürü kardeşim
Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin

(Ocak 1972)

IV

Narin bir üzüm anne yüreği
ağlaması çocuğun
çöl tülbent üstünde
sarar onunla anne yüreğini

Çocuk harita
anne çocuğun gözleriyle bakar
uyur çocuk
anne bekçi daim

Sokaklar dar mı
boğulur anne
bu atlar
geniş alan isterler

Çocuk koşar
ardından K da
insanın yüreğinde bir parça Kudüs vardır yani K
anne şimdi eline aldığı yüreğini yerine bırakır

Irmak yatağıdır
çocukların cepleri
bilmeyiz bütün ırmaklar sabahları
akşamları çocuk ceplerindedir

Erişince kelime beyi
çocuğun etine
pamuk gibi yumuşak olur o dağ
anneler her yerde o dağı ararlar

Dener çocuk
öndeki çocuk boynu mitralyözdür
toz kalktı mı ayaklardan
Alttaki çocukla birlikte ikisi de attır

Doğudan mı batıdan mı
yürüyen bir çocuk göreceğiz Kudüse
ben çok önce çıktım doğu’dan
anneler her yerde ararlar beni

Çocuk akdeniz görmüş
her ülkede bulunan
bir
K’dır

Büyüyor elinde bomba
bombanın gerçeği yumuk çocuk eli
ama çocuk
aykırı görülür ölüme

Ölüm de yasadır
artar K
annelere sunu günaydın
çocuk önder

(Kasım 1973)

V

Mavi ışın dolanır anne gömleğinde
bal arısı deniz suyu
tayfı çocukların
gözetir kudüsleri

Kar yağmaz uçar anne gözlerinden
anne eli ovadır
oynayınca çocuk
daha genişler

Kudüse şiir gömlek dikişi annenin
gösterir yönümüzü iğneden çıkan ipliğin konumu
kare ya dikdörtgen
annenin çocuk yanağındaki izi

Düşününce anne
kudüsler yakınlaşır
bir tanrı tanımazın elinde de
kudüs haritası bakar kudüs yaklaşımıyla

Kelime anne dişleri
kiminde otuz iki kiminde otuz üç kelime
çocuk bu kelimeleri
öğrenerek yaş alır

Tapınakla yürek arasında en canlı ilişki
yüreğimiz sıkışınca
anladık
el aksa’dan bir taş düşürülmüştür

İnsan
soyaçekim
göğe yansır umudu
baktıkça aynada

Ve çocuk gülünce
ışır el aksa
el aksa bilir ki
çocuk koyacak o taşı

Ki biraz kirazdır ki biraz silâhtır
çocukların
gözleri
parmakları

Getirince baba
kudüsü özümleyen ekmeği
yeniler anne andını
kirazın ve silâhın üstüne

Deniz kabartısıyla
aynı andadır anne andı ve çocuk solunumu
bilir baba
toprağı süren makinanın hüzünle kudüsü söylediğini

Ağıt yakışmaz
şiire ve çocuk yüzlerine
ki çocuk yüzleridir getirir bizlere
gereğini bağımsızlığın

İlerler zaman
kudüs koşusunda
ancak anlar
çocukların daim önde olduklarını

(Şubat 1974)
Nuri Pakdil

 
Anneler ve Kudüsler için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Ocak 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

İnsanı kalbinden tutamadınız mı…

İnsanın en çok kalbi temiz olmalıdır.
Tüm organlarımıza buyuran bir güç var onda.
Anlatmaya, yorumlamaya gücümüzün yetmediği bir giz birikimi bu.
İnsanı kalbinden tutamadınız mı, görün nasıl kayıp gidecek elinizden!
Kaygan, yabancı madde dolu bir şey olup çıkacak sonunda.
Kalbin gereksinimlerine dikkat edilmedi mi emek de, ekmek de yitiriverir anlamını.
Ne emek, ne ekmek; önce kalbimiz bozuluyor çünkü.

Nuri Pakdil



 
İnsanı kalbinden tutamadınız mı… için yorumlar kapalı

Yazan: 18 Kasım 2012 in Şiir Gibi

 

Etiketler:

Cemre

Kalbime bir daha cemre düşer mi?
kalbime cemre düştü

nuri pakdil, ahid kulesi

 
Cemre için yorumlar kapalı

Yazan: 02 Nisan 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Destek

Yolda, çocuğunun elinden tutmuş bir bayan görsem yürürken çocuğun düşmemesi için tutuyor sanırdım. ama öyle değilmiş. kendimize bir destek bulmak için tutuyoruz çocukların ellerinden.

Nuri Pakdil

 
Destek için yorumlar kapalı

Yazan: 02 Nisan 2012 in Şiir Gibi

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: