RSS

Etiket arşivi: Osman Konuk

Geleceğin Şiiri

1.
kapının önünde bir okyanus olmalı
normal bir evrende normal bir mimar böyle düşünürdü
yıkanmak istersen dışarda bekleyen bir okyanus fikri
bir fikir başka neye yarar melanie

bak bizde ölebilirsin çünkü hiçbir film peşte’de bitmez
bizde ölebilirsin bunun için ayırdığımız bir tuna nehrimiz var
bir odamız var sakinleşme odası diyoruz
bir gardrop dolusu ceset torbası
buradaki vurgu asılmış kelimesine
-öyle bir şey geçmiyor ki yukarda
öbür türlüsü de geçmiyor ama

2.
yedi şehir sana teşekkür eder
iki kral gülümser
biri yalancıktan gülümser ama
herneyse bu sadece beni ve bütün şiirlerini ilgilendirir
bir kıtayla el sıkışma tecrübesini ilgilendirir

karar değil, veda değil, sıkılgan bir el sıkışma

bari bir an eşit olsa iki elin
sıkılgan bir el sıkışmadaki kuvveti

bu bölümü onsekiz yaşında da yazamadım
yazmış şairlere baktım yazamamışlardı
doğacakları yer biliyorlardı

ben o şiiri gelecekte de yazamadım melanie

3.
bazı filmlerde vardır
çocuk namluyu tutup içine bakar
anlaşırsak o asker hiç olmamış olabilir
bir asker elbakiresi olabilir kötü bir tercümeyle
iyi genlerimiz kötü genlerimizi kusabilir yeri gelince

elyazması kuran’ın kapağındaki tarihe bakarken
kendimi hiç zeki hissetmediğim bir saniye
-bir saniye
önemsiz bir karede bir saniye görünmek gibisi yok
o çılgın ihtiyar için de geçerli bu
-hey ihtiyar ne dersin?

namluya bakacak çocuk gelmedi mi daha

ama seninle mükemmel değilsin bilgisini paylaşabiliriz
ayaklarıma kapandığında bunu yapabiliriz
beraber ayaklarıma kapanabiliriz
bir gün sana bir cuma ısmarlarım yürüyerek gideriz,
kontağı çevirdiğinde ama kardeşlik biter

4.
neden “bu bir bahtsızlık olsun” sonra
80 öncesi fuarlara katılamazdık
şimdi her şeyin bir fuarı oluyor
birer kere gitsek dünyayı değiştireceğiz oluyor
stantlarda en meraklı dalgın halimizle
sen beni seviyorsun ben seni seviyorum halimizle

5.
anlaşırsak ben yokum

Osman Konuk
Beyaz Savunma / Profil Kitapben_yokum

 
Geleceğin Şiiri için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Eylül 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Wernicke – Korsakoff Sendromu

1.unutmak özgürleştirir
-şimdi serbest miyim memur bey?

2.radyoda bir şarkı aşktan kimsenin ölmediğini söylüyor
ölü şarkıcı koyuyorum adını
ölümün bir şarkıdan geriye doğru ilerlemesi
eski gömlek cebinde bulunmuş onluk sevinci
eski gömlek cebinde bulunmuş onluk gibi işe yaramaz

3.bütün güzel sözler önceden söylenmiştir aşkım, ama bütün kötü
sözler
değil
yeni

4.vazgeçtiğimiz herşeyden
artakalanlardan yapılmışız
gözlere gelince yetmemiş deri

5.yeni bir kitaba başlamasaydım keşke

6.sıfır yaşında olmak; ilk ve tek samimi acıkmayla
çatal kaşık da icat edilmemiş, meme bilinir ama
bugünlerde normal olarak seni düşünmem lazım
unutmasaydım

7.doğmuş bulunduk niye, kim, nasıl ve
hazır bir dağ ciçeği sevgisiyle
sonra anladık ama ölmüş bulunduk
tanımadığım birini de sevme tecrübesiyle

sonrasını biliyorsunuz

10.gökyüzü için fark eder mi altında kaç kişinin olduğu

Osman Konuk
Tehlikeli Belki / Profil Yayınlarıtehlikeli_belki

 
Wernicke – Korsakoff Sendromu için yorumlar kapalı

Yazan: 05 Ağustos 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Muhatap

bunda merak edecek ne var
bir mısra, hayat kurtaran bir mısra
a’yı ne kadar uzatacağını bilmeyenlerden şair
intikam alacaktır
tercüme kokan yerli kahpeliklerden
telif olsa da fark etmeyecek
otuzuna gelmiş ama yirmisine gelememiş kızlardan şair
kırkına gelmiş ve adına para bastıramamış erkeklerden
hiç asabı bozulmayan, başka her yeri bozulan
aptallar için tekrar etmek gerekirse
şair intikam alacaktır
küçücük elleriyle büyük davranmaktadır
bunda haklıdır

telefonlar şarzda, her şey yolunda
doğal felaketler ajandalarda özenle işaretli
istatistik tabloları mükemmel görünmekte
çaresizlik eğrisi yükselerek sürmekte
sayfalardan taşan çılgın bir eğri
hızlı bir eğri, renkli, manyak, sapık bir eğri
adı şehvetle tekrarlanan bir eğri
yükselen eğri

tacirler yeteri kadar kurnaz şairler yeteri kadar uykusuz
istiklâlde satılır istiklâl madalyaları en ucuz
etler ve oburlar kışa hazırlar
karılarının siparişini düşünürken ölmüş adamlar
harika bayatlamış poğaçalarından bir ısırık daha alabilir
ama şair
vazgeçmeyecek
çaresizlik sürmelidir
nedeni bilinmemektedir

bıktırıcı yeniden de eski bir hesap
deftere yazılmıştır
şımarık çocuklarını iyi okullara kaydettiren mütedeyyin esnaf
lacoste bir tişört giyip cnn’e çıkınca
timsah olmaktan da çıkmış sayılmaz
sümerbank botlarıyla büyümüş bir kuşaktan
ablaların ördüğü kazaklarla okumuş
bunun şiirde bir karşılığı olmalı
hayatçı mujikler, müsamere birincileri, kafaderisi avcıları
keyifle uzatırlar bir romalı’nın kılıcına kafalarını
bunun şiirde karşılığı yok

sadece muhataba anlamlı boş sözlerle
her poetikanın bittiği bir nokta var
hayat kurtaran bir mısra yok
hayat kurtaran bir mısra var

Osman Konukosman_konuk_siiri

 
Muhatap için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Nisan 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Melankoli

halksız şehirler değil kris, şehirsiz halklar
çok halklar, çok şehirsizler, çok moral bozucu
son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum

her yıl yeni modelleri çıkıyor melankolinin
içimden bir ses gelmiyor, hayır bazen geliyor
içimden bir ses, sesin dışarıdan geldiğini söylüyor
-iki saray odası alana bir saray odası bedava
o montu almam iyi oldu, çok iyi oldu, çok evet
kırışıklıkların geçer, beni seviyorsundur, ama böyle çok ölürüz

nihanka kızılderili bir kızın adı değil, çok değil
radikaller duygusal açıdan sağcı oluyorlar nerden aklıma geldiyse
aşk, sivilcce, direniş, kitaplar ve çay ocağı işletmesi:
-yanlış
hormonlar, atkılar, kitap kokusu parfümü ve sütlü neskafe:
-doğru
böyle muhalif şeyler yazıyorum ve bana ödeme yapıyorlar

çok değerli insanlar binalara doluyorlar, çok değerli
her şeyden kolay etkileniyorum, belgeseller çok acıklı
çarpıcı bir şey yazmak istiyorum, aklıma bir şey gelmiyor
ne zaman aklıma bir şey gelmese, içimden bir ses:
start tabancasıyla intihar eden adamı düşün

son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum
ışıklar açılmıştı, mikrofonlar, herkes çok şık
kahramanca evlerinden çıkıyorlar, vampirlerden korkmadan
kırmızı kravatlar takarak ve birbirlerine katılarak
çok değerliler, çok konuşuyorlar, az ölüyorlar
iki ayak, kırk ayakkabı; az ayak, çok ayakkabı
tek madonna kırık kürk, çok manto tek yalnızlık

çok saray, hiç prenses, prensessiz kadınlar ve kuralları
zayıf kadın sahneye çıkmadan opera bitmez
-şişman kadın işten kovuldu-
son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum
hadi ben kalktım, saçınız güzel olmuş, çok evet

kendi yeniden başlatmamı başlattım, bir şeye benzemedi
çok cehennem, üç saray, yedikule ve can yayınları berbat ciltler
bir hemşirenin adının cecile olması çok acıklı,
başka bir arzunuz var mı dememeli garsonlar
böyle şeylerden çok etkileniyorum,
 belgeseller çok acıklı
hizmet sektörü, çok hizmetçi, az patron, çok zamirsiz
zamirsizlik kimsesizliktir, şahıslar çok zamir az
katil her zaman uşak, yazarlar çok kötü kalpli

mutfak kapısını açık unutmuşum, kumrular içeri girmiş
ıslak ekmek koymayı unutunca balkona.

Osman Konuk

 
Melankoli için yorumlar kapalı

Yazan: 29 Mayıs 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

kahvaltıdaki risk

bir tuzluk kan kaybedebilir mi? tuz kaybeder. ama bir de
kanamaya başlarsa başka hiçbir şey o kadar kanayamaz.
kahvaltıdasın, tuzluk beyaz peynire doğru kanamaya
başlıyor. kan masaya yayılıyor.
-tuzluğu uzatır mısın
-uzatırım ama kanıyor
-olsun sen uzat

Osman Konuk
 
kahvaltıdaki risk için yorumlar kapalı

Yazan: 07 Aralık 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Aşırı Belki

daha fazla beklenemez aşırıya kaçmak için
patilerin gürültüsünden ibarettir kediler; çünkü…
çiçeğimizi ve pastamızı alıp müsaitseniz biraz
öldürülmeye, bu akşam size…

ya da söyleyin derinin dışına çıkınca
edip cansever derisinin dışına çıkmadan yaşadı mesela

kollar boşalınca eski bir sarılmadan,
belki değil; iyice ama
her belki aşırı demokrat, aşırı simetrik, aşırı belki…
çünkü
beğendiği idam mangasına peşin ödemeyle kazanılmış esmerlikte
zaten biliyorum beni bir tek o sevdi
arabasının güneşliğinde saklanır mutsuzluk akseptansı
“öpülürken ve öldürülürken sessiz kalacağıma söz
veriyorum”
durduk yere sting sevenler cemaatinden değil
aynı nedenden sağ kalmışız; raslantıya bakınız
seni belki sevmişimdir aşırı belki

kahvaltısını yarım bırakmış bir hastabakıcının sedyeyi
kavrayışındaki sinirlilik; seni taşıyan
beni bir tek o sevdi cümlesinde geçen seni
bana portakal aç diyen Türkçenin sahibi
ben hiç şair değilim, buna hiç şaşırmadım.

Osman Konuk

 
Aşırı Belki için yorumlar kapalı

Yazan: 07 Aralık 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Beyaz Savunma

// göz kamaştırmayan bir adamın tedirginlikleriydi beyaz //

-enis akın-

karşılama / sera

ne dokunaklı bir adın var ne de varsın
doğmamış kızımın adı konmamış kızımın
daha bir ebeveyn projesi olmamış
sadece bir beyazlık fikri, hafiflik, karışıklık
kızının yürüyüşünde devam eder bir anne
-şimdi hangisini esas alalım-
bir var doğmamış kızlar yürür rahminde
bir var adı konmamış –ona bir an sera diyelim-tavırların
sadece bir beyazlık fikri, hafiflik, karışıklık

büyümek

bugün siyah, üzgün bir parsla konuştum; dişi
otel odasında, pençelerine çoraplarını giyip
komidindeki incil’e bakıyordu
onu öpmeliyim dedim içimden
onu savunmalıyım
kitap’ta bunun bir tarifi olmalı
büyüdüğünü böyle şeylerle anlıyorsun biraz da

büyürken
normalde elbiselerin yırtılması düğmelerin kopmasıgerekir
sihirliymiş gibi elbiseler de büyüyor
ne yapacağını bilemiyorsun
sadece beyaz, hafif bir düşünce
siyah, üzgün bir parsı görünce hissediyorsun
onu savunmalıyım

elbiseleri yırtarak düğmeleri kopararak büyünmezmiş
çocuk resimlerindeki okul hiç tatile girmezmiş

aklımda bir resim var
beyaz gömlekli, büyümemiş, akşamdan yakşıklı
görmedim beyazın dışına çıktığını aklım da görmedi
tanrı borsayı korumasın başka şeyleri korusun
kaçak bir huzurevinde cinayet işlenmiş
hangi tepkiyle bileceğimi bilemedim
beni korusun

bir ölüden daha cool olabilir misin
ölüler beni serinliğe yakıştıramaz
yakıştırır: olamazsýn
neyi tartışıyoruz o halde; en baştan başlayalım
bazı güzel gözleri oluyor, gözlerini terk ediyorlar
bir gün buluşalım, gözlerimiz olmasın
üzülürken saçların hızlı hızlı uzuyor olsun
asıl sorun kendimiz olurken çıkan patırtı
kulaklarımız da olmasın

bir daha düşündüm de
kendimiz konusunda şaka yapmamalıyız
aramızda kalsın ama hiçbir şey aramızda kalmayacak
aramız diye bir yer yok
bunu bir adres tarifinde kullanamazsın
halklar dev kulaklarıyla her şeyi
istediğin kadar fısıldayarak konuş
hangi tepkiyle bileceğimi bilemedimadı su parası olan bir ödeme var
veznede bir su perisi olacağını umuyorum
sıra beklemezsen periyi görebiliyorsun
yirmi lira yetmiş beş kuruş
bu yirmi bu da yetmiş beş
veznedar gizli gizli kimseye benzemiyordu
nedense fazla şüpheciyim böyle konularda
sorular tek elle cevaplar iki elle yapılır
neden ama

sonuç

şiire sonuç yazacak kadar
bir yüzyıl daha yetecek kadar iyiyim
peşin, nakit, dekontuyla
bir çizgi filmdeymişim, kendinden desenli, sevinçli
düşünürken böyle böyle
kütahya yolunda yaşlı bir adam gördüm
otostop yapan bir imparatorluğa benziyordu

Osman Konuk
 
Beyaz Savunma için yorumlar kapalı

Yazan: 07 Aralık 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Yaşamak mı zor çince mi

bıraksalar anlatacağım merak ettiğim neydi
açlar, sevdalılar ve canı sıkılanlarla
büyük büyük merak ederken çocuklar
neyi

hakkımda yanlış bilgi sahibi halk
ve ikide bir savaş çıkaran insanlık
sözlüğe bakarak anlayamaz beni
klasik yöntemlerle konuşmadığım için
ama bıraksalar anlatacağım
tüm yeteneğimi kullanarak

aramızda tartışıyoruz
yaşamak mı zor çince mi
bilinçlerde sürünüp dururken umutsuzluk
ben neden ölümü hatırlatan süflörüm

açız, sevdalıyız, canımız sıkılıyor
türlü sevinçler kiralayacak paramız yok
uyusam
birileri gelip çekmecelerimi ve kafamı karıştırıyor
çeşmeleri açık bıraksam mı; dünya temizlenir
kurtarıcıya giderim haftasonları
ve hep onu çarmıha gerenleri bulurum

kimliğime insan yazdırmalıyım
kızınca aniden ortayaşlı çocuklar
ambalajını yırtarak bedenimin
beni de öldürmesin

Osman Konuk

 
Yaşamak mı zor çince mi için yorumlar kapalı

Yazan: 07 Aralık 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Ezbere Bir Türkiye Haritası

insan tanıdık birini arar kötü kararlar verirken
kolların hafızası en doğruyu hatırlar
ezbere bir türkiye haritası çizersin birini özleyince
ellerin tanımadık bir meleğin elleriyle değişir
karadeniz kavisinde
modern resmin bilmediği bir kavis
sıcak bazlama,iyisoğuk,ciğerde esen rüzgar
tanrı’dan makyaj dersi; güzellik mecburidir

vahşilik kalmaktandır; medeniyet gitmekten
alçak mimarların bilmediği bir konu
vahşilik gridendir, medenilik beyazdan
eski mısra yeni anlamla çıkıp gelir
‘yukarı inebilir, aşağı çıkabilirsiniz’

babasıyla kardeş çıkan kız ne anlatabilir diğer kıza
oyuncak bebeklerine yanlış isimler koymuş
anlamazlar psikiatrlara da sorma bence
ergin günçe’yi tanımadım, erzincan’ı görmedim
seni hiç bu kadar şiddetle özlemedim

bir adamın hayatı ve eserleri yazan sayfalar
niye yazmaz bir adamın niyeti ve kelimeleri
kırmızıda geçen süvari imgesi en gerçek hali
ergani’yi gördüm söke’yi gördüm
‘cemal zaza’dır’ cemal’i yüzünden gördüm
taze camili şehirde durdum
bir pasajda dört adam
ışıl çırak,yılmaz,hasan ve abdurrahman

insan tanıdık birini arar iyi kararlar verirken
kolların hafızası en doğruyu hatırlar

Osman KONUK

 
Ezbere Bir Türkiye Haritası için yorumlar kapalı

Yazan: 16 Ekim 2012 in Genel

 

Etiketler:

Şiiriyet

ve dünyanın en güzel adresine taşındım, senin yanına
kader renkli bir matematik gibi gerçekleşiyordu; senin matematiğin
ince abiler zemin katlarda ısrarla susuyordu
hiçbir kıza hiçbir soru ısrarla sorulmuyordu
gözlerinin adı ne?

aşkın en hoş şeklidir; yüz buruşturma siyaseti
geceleri gülümseme derslerinden sonra hiç uyunmazdı
ve sabah, sabah tetiği ilk çekenin hakkıydı, sonra
arkadaşlar için bir şarkı: ninna nanna: dünya
tek sıfır medeniyeti çift sıfır hayasızlıktı
isimler, sıfatlar, zamirler yerlerinden rahatsız
çocuklar çamaşırlarını sevinçle ıslatırdı

önce fotoğraflarda belirdi, belki adamları, bir dakikalık kadınlar
matmazel noralya ile filiz akın arasında
aşk intikamını çok korkunç almaktır
evlerden güpegündüz sarışınlık gasp edilir
oltalar balık kurtarmak için değildir
söz kalpten kâğıda düşer, şiiriyet cehennemdir

ve yüzyılın en güzel adresine taşındım
senin yanına

Osman Konuk

 
Şiiriyet için yorumlar kapalı

Yazan: 14 Ekim 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: