RSS

Etiket arşivi: Osman Nevres

Senden bilirim yok bana bir fâide ey gül

Senden bilirim yok bana bir fâide ey gül
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül
Etsem de abesdir sitem-i hâre tahammül
Gül yağını eller sürünür, çatlasa bülbül

Ellerle o zevk etdi ben âteşlere yandım
Çektim o kadar cevr ü cefâsın ki usandım
Derlerdi kabûl etmez idim, şimdi inandım:
Gül yağını eller sürünür, çatlasa bülbül!

Senden güzelim çare bana kat’-ı emeldir
Etsen dahi ülfet diyemem ellerle haleldir
Ağyâr ile gezsen de gücenmem ki meseldir:
Gül yağını eller sürünür, çatlasa bülbül

Gördüm açılırken bu seher goncayı hâre
Sordum n’ola bu cevr ü cefâ bülbül-i zâre
Bir âh çekip hasret ile dedi ne çâre:
Gül yağını eller sürünür, çatlasa bülbül

Bîgâne-edadır bilir ol âfeti herkes
Ümmîd-i visâl eyleme andan emelin kes
Beyhûde yere âh u figân eyleme Nevres
Gül yağını eller sürünür, çatlasa bülbül

Osman Nervessenden-bilirim

Ali Efendi, sûz-i dil makamını icat eden kişidir. Sûz-i dil; yani gönül yanışı!… Hüzünlü bir makam için ne anlamlı bir isim!… Hani o, “Anlatayım halimi dildâre ben” diye başlayıp “Yaş dökeyim yalvarayım yâre ben” diye biten o gönül ateşi yok mu?!… Ali Efendi’nin ta Midilli yalılarına uzanan gençlik hatıraları i.inde tutuşan ateş… On altı yaşında iken Kur’an dersi verdiği o sarışın kız. Kendisiyle aynı yaştaki o tazecik. Mehtaba ya doğ, ya doğayım diyen bir güzel!…

İskender Pala
(İstanbulcunun Sandığı s.110)

 
Senden bilirim yok bana bir fâide ey gül için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Aralık 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler: , ,

Tahmîs-i Gazel-i Nevres (Hüznî)

Fevvare-i derûndan dil intibâh olaydı
Tesir-i sûz-ı âha âdil güvah olaydı
Aşkın mezakına hem zerre âgâh olaydı
Sinemde ger mü’essir bir dûd-ı âh olaydı
Ruhsârını yakardım ger gökte mâh olaydı

Cismimde tab olaydı başka kârı niderdim
Ferhad u Kays’dan evvel aşk katarın yiderdim
Sultân-ı aşka kadar ifşâ-yı raz ederdim
Evvel senin elinden şekvâya ben giderdim
Âlemde âşıkana bir dâd-hâh olaydı

Tatar-ı aşk u sevdâ her taraftan gelirmiş
Nakdine-i şu’urun yağma eder alırmış
Vadi-i aşkta müdam hayran olup kalırmış
Zülfün görenlerin hep bahtı siyâh olurmuş
Tek zülfünü göreydim bahtım siyâh olaydı

Feryadı arşa sütün kılmakla tali-i dun
Gayet zebun-ı gerdun vahdette hal diğer gûn
Çeşm-i alude-i hun dal oldu kadd-i mevzun
Olmazdı kalb-i mahzûn tâ böyle zâr-ı Mecnûn
Çeşmin kılaydı efzûn zülfün penâh olaydı

Mecnûnu sebkat ettim aklın tetebbu’undan
Ferhadı mağlub ettim tişe tereffu’ından
Lütfun bana gerekmez geçtim tecemmu’undan
El çektim ey vefâsız vaslın temettu’undan
Ruyına bari bende tab-ı nigâh olaydı

Kasd eylemek rakîbe kûyunda pek günehmiş
Ben hasmım öldüreydim koy bir günah olaydı

Leşker-i dûd-ı âhla üftâde verse varın
Ebruyu şâh-ı merdân çekseydi zülfikarın
Müjgânımız alaydı sâlâr-ı ceyş kararın
Hattın Habeş kuluyla alsaydı Fes diyarın
Zülfün sevad-ı Çîn’e tek pâdişah olaydı

Hân-ı semahatından zerre ata göreydim
Bir nim nigâh tebessüm yâ merhaba göreydim
Sâye-i lütfunuzda bir an sefâ göreydim
Ömrüm içinde senden ger bir vefâ göreydim
Razı idim gamınla ömrüm tebâh olaydı

Müşkil hezara eyvâh düşmek cüda gülünden
Mecnûn olan bırakmaz Leylâ’sını dilinden
Hüznî visâl haberin bekler cânân ilinden
Güçmüş murada ermek Nevres vefâ yolundan
Ey kâş kûy-i yâre bir başka râh olaydı

Osman Nevresosman_nevres

 
Tahmîs-i Gazel-i Nevres (Hüznî) için yorumlar kapalı

Yazan: 01 Kasım 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: