RSS

Etiket arşivi: Perihan Baykal

Kıtlama

              “an ki fıskiyesi sonsuzluğun

                keşke yalnız bunun için sevseydim seni”*


bitti iyi günün azığı
geceye düşen şiire sarılır
cam önü seyranlığım
çay demledim içiyorum
şeker niyetine gezdirerek dilimde uzun
uzun
bir şiiri
kokusu alıcı kuş
kokusu uçurum
bir mektup aldım yardan
cemalli, süreyalı
ağlayan taş olsun bundan kelli
-mihenk taşı, kan taşı, su taşı-
usandım çünkü usandım dağından firkatin
ah, kaç kere yanılır aynı yangında
kaç kere yırtılır perdesi sır evinin
çoktan kayşadı yol, durma
en çok sevdiğin kendini söyle bana
nerde o ince sözlü bahçeler
birlikte büyüttüğümüz o sazlı göller
yanıyor gözlerim, gözlerim yanıyor
mevsimin dalında kişne kirazı
eşiklere oturmuş bir dolu insan
bir öbek zakkum, bir masa: huş
örttük işte bir vedanın üstünü
eyer vurur gibi bir küheylana
çoğu sana düştü bana azı
dündü belki dünden de yakın
son suyumu içtim fağfur bir kurnadan
dudağımın kıyısında bir karanfil mecazı

*Cemal Süreya

Perihan Baykal

 
Kıtlama için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Eylül 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Upuzun Bir Kılıç Girmese Aramıza

sana aşktan söz edebilirim saatlerce
öpebilirim seni saatlerce
upuzun bir kılıç girmese aramıza apansız
bir güzel balığı öldüren zıpkın
kanamasa geceye konmasa simsiyah
kanatları ölümcül yara/sa

üç ağulu zakkum bordasında akşamın
dokunur köklerime dilsiz kökleri
düşer çimlenir içimde kekre bir tat
üç kere bahtı kara, üç kere har’tasız
gözleri taştan Niobe
-akıtır mürekkebini denize kan!-

sana aşktan söz edebilirim saatlerce
dokurum ipince kumaşlar, ak tenteneler
fağfur tabaklarda mahmur gülüşler
yeri göğe, göğü yere saklayan
kalbin en pileli yerinde ağlamasa bir çocuk
bir ağaç simsiyah ölmese biteviye

geçerdi yüzünden kuş sürüleri cânım
iyi korsanlar, sonsuz adalar
suyun ebrusuna ebruli kanca
ipek yolum, en baharat gecem
-düşürdü söz kuşu şahperini, yolda kaldı dengim
yağar siyah bir yağmur yağar biteviye-

sana aşktan söz edebilirim saatlerce
öpebilirim seni saatlerce
upuzun bir kış girmese upuzun aramıza

Perihan Baykal

 
Upuzun Bir Kılıç Girmese Aramıza için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Eylül 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Bir Ada Cıngılı

-kovuğunda, gökyüzünün-

I.

ne zaman kuşlansa içim, için için
darlansa ne zaman

gökyüzü çekiliyor gibi olsa başımın üzerinden
ya da bir şal düşer gibi

hani aşerer gibi ansızın
çilleri çillim çillim bir çileğe
kapı önündeki

şiire giderim, iyi gelir

gün ağarır, şavkır aynamda sır
sarışın bir gül olur hayat
açılır da açılır kat kat koncası
atı şahlanır “hayy!” olur
menzili hakikat içinde rüyya
rüyya içinde hakikat

tekerlerinde şimşekler çakan bir fayton
bir fayton, yazdan ve hazdan
hızla döner köşeyi

II.

şiir! o en dipteki mercan, azur mavisi
ve en güzel yüzü göğün, en süvarisi

kandığım diken, kanadığım gül
susa susa unuttuğum dil, ey!
söve söyleye avuttuğum deli

volkan camı, miho kuşu, yusufçuk
ilk ağzın emdiği ilk süt, yeryüzündeki

dile gel ve dile, kuşların diliyle:
günden, geceden
boşlukta yankılanan
ilk heceden!

ey sonsuzgülü zamanın
ölünce bir şiire versinler ismimi

Perihan Baykal

 
Bir Ada Cıngılı için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Nisan 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Bugün Aşk Benim

I.

ahh!
yalıncak bir şiir gibi, imgesiz
siz, yalnızlık nedir
-ama gerçekten-
bilir misiniz?

kaç kolon tutar ki saraylarınızı
sağ ve zâlim
sürveyanlarınızı

kiraz ayı, orak ayı, aylandız
bırak kim kazanacaksa kazansın sürümden
kaldı mı bir tonu grinin… bilmediğimiz!

mataramda bir içimlik zülâl
alnımda zül!

bir kalbim, bir de ben
-bir de çiçeği burnunda şu mavi-
yeteriz!

II.

beni leylaklar getirmiş
kuş konağı, kış ortası, bahar!
bilirim kimseye göstermeden ağlamayı

sen sür atını, merhem niyetine
ben çoktan ondum

koynunda sürmene bıçağı
sürdür sen oyununu, ey fettan felek
ben çoktan bozdum

gözyaşı dediğin ne ki
-aynıyla vâki
aynasıyla kör-
başımın
gözümün
sadakası olsun!

III.

“omnes vulnerant, ultima necat”

kapat defterini gözünde seyiren seyirin
düşür tetiği
menzili çoktan aştı aşk
üşüyen bir kuştur şimdi avuçlarında elîm

el verdi sâki: bugün aşk benim!

Perihan Baykal

 
Bugün Aşk Benim için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Ekim 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Sungu

1.

en zor günlerimdi
en kor günlerimdi!

yağıp esip serinlettin içimi, delcileyin
kazıp kazıyıp
derinlettin!

inandım
kazaya ve kedere
gölgesine huma kuşunun
devcileyin

işledin beni iliklerime kadar
gümüşledin, gülledin

açtım, bîlaç
mavi somonunla besledin

dili ısrar, ili esrâr
sözün ağzımdan aldı közümü (alsın!)
eğildim
suça değdi saçlarım

susmanın ilminden geçtim
aşkın kadim toprağından
bir hasreti kuşandım da geldim sana
bir kuşluk vakti

sür’gününüm

al, avuçlarımdaki bütün çizgiler senin!

2.

bırak döksün kavını yalan!
a’yan! be’yan!
at tozunu gülün, kostak yürü
u’yansın cihan!

işte hayâlim işte hânem
ziyâsı gökten yere, siyâbend!
gel buyur, otur başköşeye

banayım ateşimi terine, kanayım
derine, hep daha derine
sureti boşver, aslın olsun perdemde

gel fethet beni
bitsin bu fetret!

3.

bir yarayı büyütüyoruz şimdi seninle
(anarak edip’i)
campo dei fiori meydanında yanan kalbim!
karıncalar, kuşlar ve cânım gökyüzü

ah larçin, larçin, larçin
ardına saklanacağım bir ağacım bile yok
(hiç olmadı)

bindim bilinçaltımın atına gidiyorum hey!
rahvan ve rahim rahvan ve rahim rahvan
ve rahim

kurşun sesi ve cıvıltı arasındaki gülâyan fark
aşk!
korusun bizi

inandım rahmetine şafağın
inandım kazaya ve kedere

su gibiyim
şırılçıplak

al, sağıncım senin!

Perihan Baykal

 
Sungu için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Ekim 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Safirnâme

bunu nasıl yazmalı
nasıl edip yazmalı bunu?
dil yanarken ateşinde yalım yalım
düştü yakamızdan güzalıcı karanfil
mayestro!
dünyadan erkler korosu

sen de mi demekten yoruldu sezar
uzadıkça uzadı akşamlar sabaha
ellerinde dörtnal izi
aynattı hodan çiçeği:
hiç kahraman yok!
hiç kahraman yok!
ne yeni ne eskisi
çitiledikçe bozaran
puslu göğün altında

yitirdik kabilelerimizi
-totemi o içten gül!-
bir nefesti tek bir nefes
donmadan göl
sondan bir önceki

vakterişti, doldu mühlet
hey cânım, heyecânım!
dile geldi dilsiz taş:
ben varım! dedi telli turna
ben varım! dedi “kayayı delen incir”
ben varım! dedi suyu öpen gölgesi söğüdün

çek şafağı kınından
ışığa kes yeryüzünü

bak ufukta şaha kalkan atlar var
görülmemiş rüyalar!
bütün küsülü küller adına
ve hatırasına o narçiçeği sevincin
yak hadi ateş böceklerini içinin
durma yak!

tut ki
sevdiklerin ölmemiş ve kaymamış daha
en parlak yıldızları göğün

gittikçe ağırlaşırken hayat
gittikçe sağırlaşırken dünya
ey olduran ve solduran yakaza!
ey canımıza minnet mihnet!
sana bu şiiri yazdım, sâfi safir
sana bu şiiri, soluk soluğan!
gagasında kuşlar getirecek

Perihan Baykal

 
Safirnâme için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Ekim 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Uzun Yol Meseli

“Söktüm atımı söğüdün gölgesinden
Şimdi yol benim yeniden”
Birhan Keskin

1.

en yalman yüzünde durdum vâdimin
vâdesi solmuş vaatlerin… leyyl!
akları mor ötesi

ah, ne çok recm acısı yürekte
sakalı cefayla uzamış
ne çok forsa!

kanlı ekmek doğruyor suyumuza tanrılar
saatler hep aynı yerden
vuruldukça derin!

ala geyik, âlâ geyik!
hangi sılanın gurbetidir göğsünde, tığ teber
sen yara de, ben
dört mevsimlik dalgınlık diyorum ona

2.

aç göğünü ben geldim!
kimim var ki senden başka?
ey çatlayan kın, kabaran kabuk!

işte giydim o âteşten gömleği
bir çiçek sapı gibi eğip boynumu
buldanından süzülen zağlı buhura

aşka nâzır olsun da kalbim
varsın görmesin denizi!

mem û zin’den beri
mem û zin’dan beri!

yaramın içi
nar içi

3.

bir yelkendi açtığın geceye, kaçtığım
sabahın epergeni
durmadan oğullar büyüttüğüm

uzun bir konvoy, silsilesi dağ
eşkıya kesti yolumu
dediler –ağızları köpük-
git kendine yeni bir çöl bul
üzerinde hiç toz izi olmayan

ah! ne çok gül, kör kuyulara
yanlış adreslerden dönen
ne çok allı pullu mektup!

uyutup ateşi külde
-tennenni nen-

yeniden öğreniyorum adını nesnelerin
bir, bir, unutup!

4.

yeniden öğreniyorum adını, ey eğri kemik
kim kimin karasına kefil
kim kimin kefinine yama

bir şahmaranmış susmak, belki iki
içine büyürmüş bazı dağlar, derin!

kesildi hayzından gelincik
beyazından tellim kuğu!

anladım geçen anla
incinmeden incisi açmaz
ne hayatın, ne dilin!

5.

hadi benim sarı sabrım, hadi benim arı
al işte gül tadında bir bergüzâr
hatırladıkça ağla, ağladıkça gül!

onca dereden geçtin bilmedin
en çok
ateşten geçerken tanırmış insan suyu

Perihan BAYKAL

 
Uzun Yol Meseli için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Ekim 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Angela

giremedim evine dünyanın
ben hep eşikte kaldım

kapadım perdelerimi kaçtım içime
pervazlarımı, -silme cezayir-
gayrı çakar da almaz bu fitil
oğun dur
o mantar ağulu, şu bulut nemli

eksik olan ne, gecenin ceplerinde
eksik olan ne, ellerinde

açtım perdelerimi, kaçtım dışıma
upuzuuun bir merdiven, yoksa
serpenesi mi serpilen ömrün
bilemedim, serenini bendini
ben müneccim değilim
melek desen hiç değil
çok kahve döktüm üstünüze, tuzlu

tıynetimde aşk çıktı, keşkesiz
kanımda barbar kanı, hû
kış konmaz, yüzük tutmaz
ah, kuğusu boynumun
iki dirhem bir çekirdek
öde… öde… öde…
bitmedi borcu

yara bıçağı unutmaz angela
yara, bıçağı unutmaz
-unutsa da yarayı bıçak!-

tüter durur
tütün gibi
dün gibi

işte bu yüzden, bu yüzden işte
yarın olacakları anımsarım birden
boğar burmanız, bukağınız sıkar
kalbiniz ve kalibreniz dar gelir aklıma
okşamanız eğnime ar!

bak ağarıyor gün, pusarıyor çöl
küle gömülmüş bir elma kadar sıcak
-gül sen angela, gül
güllere sür manşet-
gördüm!
çiy ve çiğ kadar açık bir fark
çimlerin terkisinde

ağlayarak… ağlayarak…

kimbilir, ben bir meleğim belki de
cennetinize yakın, cehenneminize uzak!

Perihan Baykal

 
Angela için yorumlar kapalı

Yazan: 23 Eylül 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Sır Meseli

âh o derin susuzluk, kanımdaki
dalgaların durmadan, durmadan, durmadan
yazıp sildiği

~*~

1.

biz bu sokağı fesleğenli bilirdik, ezelden
şurada bir çeşme vardı hani
suyu güvercin sebili, gölgesi söğüt!

semâvi bir şey midir iyilik
neresinde konuşlanır sonsuzluğun
-o son susuzluğun!-
kötülük neresinde?

saldım atımın dizginlerini, uzaktan
tanrı görünüyordu ve kan rengindeydi
ufuk çizgisi

bir cebimde gizlice okşadığım
tetiği taze çekilmiş bir gökyüzü
ötekinde topaz benekli bir yavru pars!

korkmayın tehlikesizdir, ısırmaz
ve beyazdır düşleri, bir zencinin dişleri denli

yaralarım: gizli celbim:
mahfi kenz!

2.

bozaltıyor kendini bir ip yeryüzüne doğru
“bıktım ey! bıktım ey! bıktım ey!”
ne çok yalansınız ah, ne az sâhi!

kaplumbağanın bağasında üç kelebek
üç kınkanaat melek!
biri evvel, biri âhir, uçtu biri

hangi kehanetiydi yuhanna’nın
ve hangi güldü, erken açardı
sustu! bunca yıl inandığımız sanrı

:yok dünyanın kalbine tuttuğumuz aynada
buğunun zerresi dahî!:

biz hâlâ, biz hâlâ, biz
hâlâ bir tufan bekliyoruz
boyumuzu aşmışken alazlı su

3.

ben şimdi hangi eyvanlara döksem yüzümü
ben şimdi hangi kuyuya!

maviyeymiş bütün nazım
âh o çocuk nazarım!

kendi ışığımmış meğer
kamaşktıran gözümü

;

çıkıyorum bütün oyunlarınızdan
sırtında bir doru atın

kırıldım
soyumdan

bu sonuncuydu
artık başka tanrı gelmeyecek!

4.

düşümü yor! düşümü yor!
hamayliler acı safran kokuyor
ah o meyil: gitmek ve bir daha dönmemek!

~*~

Perihan Baykal

 
Sır Meseli için yorumlar kapalı

Yazan: 23 Eylül 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Füg Çiçekleri

uzadı gölgesi kurganların, kavi
ve sildi korungalar pembe terini
alaca değirmisine akşamın

şimdi su verme zamanı
yaralara ve sardunyalara

1

acı
sen miydin yalınayak geçen yanımdan
ağzında firuze bir ıslık
ve bir türküyle, inceden:
‘değmen benim gamlı yaslı gönlüme’…

ben miydim
o küçük mercan balığı, o kef-i derya
uçsuz bucaksız yelkenlere düş açan
incisi incinmiş kabuk!

ne kaldı bize şimdi söyle ne
has bahçenin hangi zül’ü, hangi şehri zakkum
hayatı beklemeye değil istemeye
hangi tozlu rengi gökkuşağının
iğdenin rüzgâra eğilen dalından?

füg çiçekleri açtık mahur hem şen
avcumuzda ılık tarih külleri. terli
at sağrıları ve meczup kahramanlar

ah, sevmekten utandığımız
yetim dünya, nâçar dünya, güzel dünya
-sormaya sormaya unuttuğumuz-

2

katranlaşır ağı ağacının gözleri
sunağında ölü çocuklar

bizdik bu sokaktan geçen
durur ayak seslerimiz hâlâ
pencere demirlerinde

bilinmez nerde söndü ışık!

işte bu yüzden üşür geceleri
deniz fenerleri

Perihan BAYKAL

 
Füg Çiçekleri için yorumlar kapalı

Yazan: 23 Eylül 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: