RSS

Etiket arşivi: Süreyya Berfe

Çiçek Yerine

Yüzüne bak güneşin.
Yüzüne bak körfezdeki denize düşen güneşin.
Yüzüne bak acılı aşkların üstüne inen güneşin.

Gelişine bak akşamın.
Gelişine bak körfezdeki denize çöken akşamın.
Gelişine bak yarım yamalak aşkların üstüne giden akşamın.

Hayatı unutma.
Yeniyi unutma.
Yaşayanı unutma.

Sen ki duvarlardan akar sulara baktın ağladın.
Leğenlere dolan yağmura baktın ağladın.
Özendin sulara ve yağmura.
Kalbini gözlerinin yerine koydun.
Aktı mı sanki kanlı günlerin gecelerin kanı?
Uykusuzluk uçtu mu yuvasından?
Gönüller şen oldu mu?
Aktı mı ayrılığın deli ırmağı ayaklarının önüne?
Yumuşadı mı sert yanları
yuvarlandı mı kayaları?
Tutuldu mu ayrılık sevginin depremine
çekildi mi mağarasına inine
kayboldu mu ayrılık denilen yabanıl hayvan?
Hayır, hiçbiri olmadı bunların.
Çünkü, çamur içinde kalan çıplak ayaklarını
bana alacakaranlıkta da yazdığını unuttun.
Çocuk, genç kız ve kadın olduğunu unuttun.
Kapalı, uykuya dalmış gözlerinden duyguların yayıldığını
kalbimin içinde çarpan kalbinin sesinden sellerin boşandığını
beni alıp sürüklediğini. bir o yana, bir bu yana savurduğunu
kötü geçmiş zamanlarla iyi geçmiş zamanlar arasında bıraktığını
yanından uzaklara, uzaklardan yanına attığını unuttun.

Çocuktun, çocuk oldun “herbirşey”e özenmedin.
Büyüdün, malları mülkleri terk ettin.
Gün oldu yanlız kaldın bir başına acıların ortasında.
Sevecen yanların eksilmemiş eksiltemedin.
Çoğu zaman kolların çocuğunu kucaklar gibi
koşman ayrılmak için değil kavuşmak için sanki.
Sabahları ilk önce ısınan senin bedenin
kar yağsa da ısınan senin bedenin.
Ne olursa olsun en geç soğuyan senin yüreğin.
insanlarla değil buzullarla da çevrili olsan
en geç soğuyan senin yüreğin.
Görmesek de yaşıyor o mavi kuş.
Beraber bakmasak da yağacak ilk kar.

Yağışına bak sevginin,
Yağışına bak körfezdeki dağların üstünde duran sevginin,
Yağışına bak vakitsiz aşkların üstünde kalan sevginin.

Yükselişine bak hasretin,
Yükselişine bak körfezdeki dağların üstünde uyuyan hasretin,
Yükselişine bak yavru aşkların üstünde çırpınan hasretin.

Hayatı unutma,
Yeniyi unutma,
Yaşayanı unutma.

Süreyya Berfebeni-unutma

 
Çiçek Yerine için yorumlar kapalı

Yazan: 15 Ekim 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Değişmez

Bu yılları boşuna beklemişim
günler solup giderken damlarda, odalarda.
Gençliğim
göster yüzünü bana:
Bakarım
korkularım, kuşkularım silinir.

Nedir bu kitaplar, bu şiirler?
Nedir kayalaşmış sıkıntılar uçup giden sözler?
Nedir aklımın ermediği şu olup bitenler?

Buduyor zaman dalları, acıları.
Hayatım, kapalı bir hava
açılmıyor.
Geldiğim yerlere kayıyor gözlerim.

Çocukluğum
ver elini bana.
Kuşat kökleri, geleceği.
vaadlarla gelme, karlarla gel
kızaklarla gel, faytonlarla…
Senden uzakta eridi gençliğim.

Ölümüm
duy çığlığımı.
Duyur kendini bana.
Tanıyamıyorum bu çağı.
Belli, erken gideceğim.

Süreyya Berfeerken-gidecegim

 
Değişmez için yorumlar kapalı

Yazan: 15 Ekim 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

“Acele Giden Ecele Gider”

Güneş açtı, uzun sürmedi
gözle görülmüyor.

Çocuk okula başladı, uzun sürmedi
bir yerde çalışıyor.

Rüzgâr esti, uzun surmedi
yaprak kımıldamıyor.

Delikanlı oldu, uzun sürmedi
ev geçindiriyor.

Kar başladı, uzun surmedi
sular akıyor.

Karısı iyileşti, uzun sürmedi
tımarhanede yatıyor.

Ağaç büyüdü, uzun sürmedi
sobalarda yanıyor.

Emekli oldu, uzun surmedi
kadavrada bekliyor.
Süreyya Berfeacele-giden-ecele-gider

 
“Acele Giden Ecele Gider” için yorumlar kapalı

Yazan: 15 Ekim 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Kim tartabilir çektiklerimizi

19

Kim tartabilir çektiklerimizi
bulduklarımızı yitirdiklerimizi
nasıl hangi tartıyla

Biz zorla bedel ödeyenler gnomonuz
bilmenin bir yoluyuz
sadece yolu

Tahta bir çubuk çakmışlar yere
zamanı öğreniyorlar bakamayan gözleriyle
basarak gölgelerimize

Süreyya Berfeacilarimiz

 
Kim tartabilir çektiklerimizi için yorumlar kapalı

Yazan: 27 Aralık 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Sen aklıma getirdin sen bitir bunu

37

Sen aklıma getirdin
sen bitir bunu

“Gözümde tütüyor kırlar, tek ağaç bile.

…bellek hiç şaşmadan çalışıyordu
buralardan gideli bir yılı geçmemişti sanki.

Bütün varlığım İskele’nin yüzüne bağlı.”

Süreyya Berfeiskele

 
Sen aklıma getirdin sen bitir bunu için yorumlar kapalı

Yazan: 27 Aralık 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Evler Evlilik

aşkı ehlileştirir

Kuzu kuzu oturur bir kenarda
kırlent gibi durur
o kısa ömürlü vahşi

Süreyya Berfeevlilik-aski-ehlilestirir (2)

 
Evler Evlilik için yorumlar kapalı

Yazan: 27 Aralık 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Bostan korkuluğu bazı insanlardan daha çok işe yarıyor

Bir gün de annenin
seni emzirirkenki
yüzünü gör düşünde

*

Ölen arkadaşlarım
yaşayanlardan çok

Sabah ağaçkakan gördüm
hafifledi acım

*

Taç yapraklar
her geçen yıl
biraz daha azalıyor

*

Fırtına

Tanıdığım bildiğim
bütün kuşların dili tutulmuş

*

Bir sarılsan
istediğin gibi

Bütün çiçeklerimi dökerim
açık gizli

*

Kelebekler
cenazelerdeki çelenklere
gelmezler

*

Bahar yağmurunu
yalnız bırakmıyorum

Soyunup dinmesini bekliyorum

*

Yaş altmışyedi

Sesini yeni duyduğum
bir kuş daha

*

Bu yaştan sonra
baharda
sırtüstü yatmam kırlarda

Ya kalkamazsam altından

*

Yeni tanıştığımızda
iç geçirirken
nefesim nefes aldı
nefesinden

*

İskele’de
bütün çiçekler
enginarın son çiçeği

*

Bahçedeki
ıtır ile sardunya
zamanında çiçek açtı

Sevdiğimi anlamışlar

*

Dağ tepe mi bıraktılar
baharda
yollarında yürünecek

*

Çiçek olsaydım
Bu dünyada
geceleri açardım

*

Teknoloji aldı başını gidiyor

Hatmiler melûl mahzun
gülümsüyor

*

Ateşböceklerine bakmaya gidelim

*

Ateşböceği olsam
ben de sevmem sabahı

Hangisi ateşböceği
belli olmuyor

*

Ay’ın umurunda değil
çevresindeki hâle
okşuyor
ıtır çiçeklerini

*

İyi ki gelmişim İskele’ye

Bahar da
İyi ki diyor

*

İğdenin altına
kursam tezgâhı
neler yazarım
kimbilir
kim bilir

*

Akşam sefası
kapıya dayanmış

Gel de uyu

*

Şehrin hercümecinde
hatmiyi gösterdim

Aşk gibi oldu yüzü

*

Yıllar önce ölen
sakamın ruhunu gördüm
zamansız kırılan
bir dalda

*

Beklemezdim bunu
dalı yaprağı kalmamış asmadan

Dolunay’ı seyrediyor

*

Itır ile sardunyanın
aşkına şahidim

Çocuklarını büyütüyorum

*

Bostan korkuluğu
bazı insanlardan
daha çok işe yarıyor

*

Nasıl biri diye
sorarlarsa

Beni baharı ve
şiiri sever de

*

Bahar
bu kadar değil

Daha açacaklar
kokacaklar var

*

Kelebekler mi uçuyor
başaklar mı

*

Ortancaların zamanı geliyor
Benim zamanım

*

Ortanca
Senin yerinde olsam
açmam

Renklerini değiştiriyor
zevk sahibi insanlar

*

Susalım
bir an susalım

Ortancaların açışını
duyarız belki

*

seferis-ile-uvez
Li-Ta Po’nun
kayığına almak istediği
mehtap değil bu

İnanmak zorundayım

*

Ya bahçe muzu istemiyor
ya da muz bahçeyi

Aralarına giremem

*

Hosai yazmış o zamanlar

Kasaba gazetesi
okuyayım dedim
hemen bitti

Bugün de öyle

*

Bir daha
yakından bakmayacağım bahara

Yaşımı unutturuyor

*

Sabahı görmeyen
çiçek olsaydım
bu halimden iyiydi

*

Altından geçtiğimiz iğdeler
yine çiçeklendi

Bir yıl daha gençleştik

*

Sabaha karşı
ince bir ses

Baktım
sardunya yürüyor
sana ve güneşe doğru

*

Itır
yarın bir çiçek
daha verecek

Her yerimi tırmalıyor

*

İğde kokuları
dolaşmaya başladı evde

Meyveler çıkana kadar
onlara teslim

*

Bahar akşamı
aldım kendimi karşıma

Yaz diyorum
bir işe yara

*

Bahar gecesi
hangi kokuyla uyuyacağımı
bilmiyorum

*

Geçinip gidiyordum yalnızlığımla

Gördün
Kenara koydun

*

Yaşım
sonbaharın sonu

Aklım ilkbaharda

*

Kendini anlat diyenlere
uzun uzun anlatıyorum

Şiir ve hüsran

*

Ömrümün son güzünü
seninle yaşasam
başka sonbahar istemem

*

Ateşim çıksa
istirahate çekilsem
duyulur duyulmaz sesle
sorsam

Fırtına mı geliyor

*

Martılar
Yuvasız kuşların ayaktakımı

*

Ağustosböceği kurumuş
gövdesi ağaca yapışık
kabuğu çığlık çığlığa

*

Kargaları da ayarttı deniz

Akşam olunca yuvalarına
ağaçlardan değil
denizden gidiyorlar

*

Ayrıldık diyorlar
Yeni tanışıyorlar

*

Karın içine sindiği
kış aydınlığısın

*

Yağmur gibi yağdı yağmur

Karga
sesini tanıyamadı

*

Bahar yağmuru
kaçışan yavru kuşları
kuş yavrularını gördü

Durdu

*

Deniz çekildi

Yosunlar telaşsız
bakıyor

*

Ateşböceğini gördüm
Kayboldu

Müthiş yalnızlık

*

Örümcek ölmüş ağında

Buz gibi oldum

*

Yakışıklı sivri
ölmeden önce ısır beni

Korkma

*

Manolya
kendiliğnden koptu

Hemen düşmedi
Nazlandı

*

Bütün sonbahar
şehrin ortasındaki
yere düşmüş
çınar yaprağıdır

*

Eski
yıllanmış bir üvez

Titriyor
dudakların gibi

*

Kış biraz geciksin

Üvezler
hayatın tadını çıkarsın

sureyya-berfe-uvez

Süreyya Berfe
Seferis ile Üvez / Metis Yayınları 2010

 
Bostan korkuluğu bazı insanlardan daha çok işe yarıyor için yorumlar kapalı

Yazan: 18 Mayıs 2015 in Haiku, Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Seferis ile Üvez

Birden patladı hava
anlayamadık kaçıştık
evlerimizden kaçar gibi
içeri girdik

Rüzgâra kapılmış bir kuş
nereli olduğunu bilemedik

Denizden biraz uzakta
kurumuş bataklıklar arasında
otlar inekler Kıbrıs Akasyaları
dönüyor üveyik kerkenez martı

Toz ve taş Limantepe
Aynı toz ve taş toprak Klazomenai

Aynı rüzgârın aklından
düşlerinden geçiyor
kapılmış kaybolmuş bir kuş

Süreyya Berfe

 
Seferis ile Üvez için yorumlar kapalı

Yazan: 15 Eylül 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Süreyya Berfe – Seferis ve Üvez

Bir anlasam şiirden

şiirden ne anladığımı bilsem
Aşktan -yalan-
yaşlılıktan -doğru- anlarım
Belki bilirim yaşlı olanları
sadece onları
Yaşlı karmaşık ilişkileri
Yaşlı sıkıntıları bıkmaları
Yaşlı istememeleri ve sonuçlarını
ve benim gibi bütün yaşlıları
Yaşlarına göre geç de olsa anlarım
Aşktan ve şiirden
ve insan sevgisinden
ve senden anlamam
Şiir olsun diye değil
sahiden anlamam
Süreyya Berfe

 
Süreyya Berfe – Seferis ve Üvez için yorumlar kapalı

Yazan: 15 Eylül 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Şiirden Anladığım

Bilinmeyenlerin
Renkten, kokudan, biçimden, ışıktan, kütleden ve
Coşkudan, hüzünden, sevinçten, acıdan ibaret olanların
Ya da öyle varsayılanların karşısında bilim adamı olmayı yeğlemem.
Şimdilik yazıyorum, yarın? Bilmiyorum.
Atamız Sokrates, anarnız Vislaya Şimborşka öyle dediler:
Bil – mi – ya – rum.
Ben onların hala cahil bir öğrencisiyim.

   Şiirsel olanla şiir arasında bir fark yoktur.
   Hatta çok küçük bir fark da yoktur.
   Gözle görülür, elle tutulur koca bir uçurum vardır.
Akıl ile duyguyu, özgürlük ile doğayı
karşı karşıya getirirsek şiir ezilir, kesik süte benzer.

Hala yazıyorum. Demek ki anadilimi tam anlamıyla
                                     öğrenememişim.
   Jean Genet yazdıklarından ötürü mahkum olmuş.
   Fransızcayı en iyi kullanan yazarlardan biri olan Genet:
  “Fransızcayı
   iyi okuyup yazabilseydim mahkum olmazdım.” demiş.
   Bütün varlığımla katılıyorum.

Anadilimi ne kadar iyi bilirsem, anadil bilincim ne kadar gelişirse
Şiirimin sınırları da o kadar genişler, dünyamın da.

   Şiir olmuş mu? Ben ona bakarım.
   Bu yüzden rastlantıya inanmam.Yaza yaza yok edemezsek
   Önümüzde rastlantısal bir sözcük yığını durur.
   Onu şiir sanırız, kendimizi de şair.

Şiir olacak malzemeyi önce yürek görür
sonra göz, daha sonra da akıl.
   Irmaklar ova olmak ister, ovalar ırmak…
   Şiir her zaman arada kalır.

Süreyya Berfe
 
Şiirden Anladığım için yorumlar kapalı

Yazan: 17 Kasım 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: