RSS

Etiket arşivi: Turgay Demir

Güvercin Güzergâhı

göz ucuyla yüzdüm dünyanın derisini
ömrüm kısaladursun bir başka kıtaya, kutbuna yıldızların
kırlangıçların süzüldüğüdür yaşamak dediğin, yerde.
sıtmaya tutulmuş siyah, bu matem, bu mavi…
bir örnek giyinen kadınlar yani, varsın lavanta koksunlar
ölüm etajer üstlerinde, öylece annesizlerin
ve ciğerim tükenir sıcak asfaltta biten, renginde menekşenin.

nehirler latince bilmiyorlar doktorum,
yalnızlaşıyorum içimden ateşin bulunuşuna doğru.
balkonum güvercin güzergâhı,
banyomda kabilesinden kovulmuş örümcekler
biraz önce yaratılmadı kombine aldanışlarım
gidecek gibi değil bütün bu davetsiz rivayetler.

adım geçiyor koyu renk, boğuk ve derinden
bir soruşturma evrakında değil belediye hoparlöründe
gözleri mürekkep mavisi, gözleri giyotin ağrısı celladım tamam
betonarme düşlerimle ben kerpiç evlerde
masal başka masal, sen küt saçlı kızıl rapunzel
üstelik kuleyle irtibatı koparmış en talihsiz pilotum
yere çakılırsam işimden olur muyum?

hışırtıyı duyuyor musunuz?
yalnızlığın frekansında kırıldı kadranı bu radyo
artık iş görmez elleri gibi rahmetli dedemin.

Turgay Demir

Reklamlar
 
Güvercin Güzergâhı için yorumlar kapalı

Yazan: 10 Ekim 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Gereğinden Fazla Satırla Şiir

Satır satır beyan ediyorum, ülke ekonomisi ile ters orantılı seyreden matematikten bağımsız anılarımı.

Sanat müziği literatürüne kendimce kazandırdığıma inandığım bu kırkbirinci makamı, tüm kalabalık aile kimsesizlerine armağan ediyorum.

Pek yakında öleceğimi biliyorum ve almaya üşendiğim tedbirlerin tasdikli bir listesini yastık altımda saklıyorum.

23. yıl dönümü şerefine annemin lohusalık bayramını şerbet içip mehtaba kaldırdığım yıkanmamış kadehimle kutluyorum.

Kutsuyorum musibetlerimi, onların benden korunmaya ihtiyacı olduğunu düşünerek bir jest ile, son kalan el yapımı, içerisinde; yazan şeyhin acıklı hayat hikayesini barındıran müteessir olduğum ceylan derisi kılıfındaki muskamı hibe ediyorum.

Hayırseverlik anlayışıma türküler yakan her bir ozan için var edenime şükrediyorum.

Otobiyografimi yazmaya koyuluyorum sabaha karşı, lüksüne düşkün bir farenin bir gariban kilerindeki çileli mahpusluğundan bahsediyorum

Gözlerim bir türlü dolmuyor.

Yerli yersiz aralıklarla aşırı mutluluktan nefesim kesiliyor; ölmemem gerekiyor gözlerimi hep açık tutmaya çalışıyorum.

Nane kokulu bir nefese muhtaç olabilir miyim? Bilmiyorum. Suni teneffüs aşıklar için değil, hakiki nefesiyle o kadın yaklaşıyor saat onbir yirmibeş yönünde.

Ve böylece Cehennem sokaklarında sıcaktan bunalan kuşlara tazyikli su fışkırtıyor panzerler.

“Kaosun bürokrasiye pabuç bırakacak yüzü yok” isimli şarkıma eşlik edecek bir vokalist için iş ilanları veriyorum yerel gazetelere.

18. dünya savaşı şölenlerle başlıyor, savaşmak mutlaka kan dökmek değildir diyor zamane diktatörleri.

Sensiz yaşayabilmem dediğimde realist görünmek için, Sevdayı bir bardak suya endeksliyorum.

Gökyüzü kararıp şehrimin üzerine kapaklanıyor. Ayağı taşa takılan güvercinim ağlıyor.

Çocukken bisikletimi çaldılar komiserim diye bağırıyorum, komiser bisikletimin markasını soruyor.

Annesizlerin evsizler gibi üşüdüğünü anlatıyorum, hükümet konağının antipatik istinat duvarlarına.

Kendi reklamını yapan şairlere küfrediyorum denetimden muaf televizyon kanallarında.

Raiting gayesi girdabında yerimi alıyorum böyleyken.

Pul parasına yetişemediğimden gönderemediğim mektuplarımı yakarak ısınmayı tercih ediyorum bazı geceler.

Demem o ki benim kıymetli zahmet verenim:

Dünya ile eş zamanlı soğumaya devam ediyorum, çekirdeğimde saklı bir tek kıymetli maden yok ama yine de ben, çoğu zaman çok seviyorum.

Turgay Demir

 
Gereğinden Fazla Satırla Şiir için yorumlar kapalı

Yazan: 20 Eylül 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Kimyevi Ayrılıklar

Dedim ki:
Lütfet
Diz kapaklarıma dokun
Okyanusları yeniden keşfedeyim.
doğmuş bulunmakla hüzne bulaştım
insanlar, evet onlar ki hep tanış oldukların
…beni ne kadar da anlamamışlar
oysa bir sıcacık soluğuma tutundu dünya
Kederimden okunuyor yüzüm
Yarı silik, yarı parçalı hüzünkâr.

ey benim ağrıyan yerim,
bugün göğümün gövdesi yaralı
yansız bir mühletin kaldıysa bağışla
kimyevi ayrılıklar ve
bir pahalı kahramanlığım var
kasketimin yırtığında sakladım zamanı
yenilirken rastlıyorum yanağındaki bene
sevdiğin şarkıları ciğerime sapladım
gel etme yağmurun arkadaşı
koş ve gitmekten vazgeç.

Kalbim,
kaburgasına yakın olmadığı kadar
kalbine yakın
Ve benim Sevgili
kalbinden öptüğüm kadın;
Senin yalnızlığın güneşin ağrına gider
Benimse sensizliğim âyan beyan kıyamet.

Sen biliyorsun, en güzeli
Maviliği martılarla,
Seni kendimle düşünmek.

Bu filmin icabı böyleymiş demek
Sahici beyaz parmakların ve
Bir parlak namlunun cazibesine şahidim
Bir fotoğrafta adamakıllı ölmek demek bu
Yaşayabilmişliğimiz hiç olmadıysa zaten
Sevgilim,
Baştan ayağa mutsuz sonlara kestim
Film bitiyor, uzat elini.

Turgay Demir

 
Kimyevi Ayrılıklar için yorumlar kapalı

Yazan: 19 Eylül 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: