RSS

Etiket arşivi: Yasin Erol

Bir Şiirin İzini Sürmek

Ustaca başlamıştık aşka
Bir yanımızda genç ağaçlar
Bir yanımızda alkış kokan elleriyle insanlar
Biraz daha arasaydık
Kendi başına üşüyen o ağustosu da bulurduk

Senin fal kandırmayan avuçların var
Senin kırmızı şaraba alışkın dudakların
Ve kapılardan önce vardığın insanlar
Benimse üşüyen ellerin için sadece cebim

Seni birgün sokak lambaları ürkek toplanınca necatibey’e
Kapı aralığı gözlere sahip insanlar olsa da yanında
Haritalara sığmadığı için unutulan o ırmağa götüreceğim
Seni bir gün ucuz eşyaların satıldığı bir pazarda
Kargaşaya alışık olmayan gözlerinle
Seni bir gün yağmurda yalnız gezinirken
Kısacık saçlarından tutup dudaklarından öpeceğim

Şeker tadında bir hüzün bırakarak gidiyorsun
Çünkü alışkanlıklarına yetecek büyüklükte bir evin
Ve dudaklarında bir başkasının dudak izleri var

Bu şehrin beklenmedik yerlerine trafik lambaları konmuş
Seni aramaya kalkışsam
Kaldırımlar insanlar
Caddeleri arabalar kaplar
Seni ihtiyar ve saati olan adamlara
Ya da bakirelik çılgınlığına tutulmuş kadınlara sorsam
Karanlığı geçince az ötede gördüklerini söyleyeceklerdi
Çünkü onlar sadece büyük kavşakları
Eski sinemaları
Bir de randevularına erken girmeyi bilirler

Çınarlar yapraklarını döküyor dökme isteğinden
Kumrular sokağında sıradan bir kadın aşktan söz ediyor
Sözcükleri eski bir alışkanlık bildiğinden
Omzumda bir el azar azar büyüyor
Ne gitmeleri biliyorum ne kalmaları
Gecede şiirin izini sürüyorum
Artık hüznü ustaca yaşamanın zamanı

Yasin Erol

 
Bir Şiirin İzini Sürmek için yorumlar kapalı

Yazan: 16 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Yüreğe Uygun Acılar

bir sağ omzum vardı
bir de sol omzum
bir kez bile koymadın başını

insan yüreğine uygun acılar yaşamalı
adı kötüye çıkmış bir iklimde fazla kalmamalı
yüzü yeşile dönük de olsa
her mevsimce benimsenen bir ağacı sevmemeli
ve uykuları göçebeleşiyorsa
bedeninde birer sığıntı gibi duruyorsa rüyaları
oturup yatağını kollamalı

kışlara koşar adım giden güneş
bahçelerin dışında büyümeyi
aklına koyan ahlat ağacı
ve terli avuçlarımdan
tekin olmayan sulara inen geyik sürüleri
beni yalnız bırakıp gitmeyin
gitmeyin anlayın işte
ben onu çok özledim

yüzüne bakılmaz bir yalandı beni sevdiğin
yüreğimin akıl sır erdiremediği bir yalan
bir türlü yüreklenip resmine bakamıyorum
kalbimin rutubetinde
şimdi yüzüne kirli bir esmerlik çöreklenmiştir
saçların ve aseton kokan tırnakların uzamıştır
ve yıldız yüklü gecene
becerikli bir ay bile konmamıştır

dolunay tozlu köy yolunda
beni bekliyordur şimdi
elbet aklımı alacak bir öpücüğü daha vardır
babamın
ve annemin kötü günler için sakladığı
saçlarımı okşayacak ellerinden kalmıştır

iklimlerin silkelediği bir bahçede
ağaçlarda aldatıcı bir kahkaha gibi
patlayınca kuş kanatları
yüzümü güneşe çevirip terli avuçlarımı
kurutacağım
uzayan tırnaklarımı ve saçlarımı seveceğim

yüreğim
sen beni anlarsın
ya omuzlarım
onun bir kez bile başını koymadığı omuzlarım
asıl onları nasıl avutmalı

Yasin Erol

 
Yüreğe Uygun Acılar için yorumlar kapalı

Yazan: 16 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Yüreğimin Acemi Elleri

Yüreğinde yerini değiştirdiğin bir sevgiyle
Bahçelerinde evlerin dinlendiği o yerdesin
Bütün günahlarını biraraya toplayarak
Uzakların neden sinsi birer bıçak gibi
Durduğundan söz etmektesindir

Sen şimdi camların ardında buğulanan gözlerinle
Yağmura sarılacak kadar hüzünlüsündür
Rüzgara alışık kavak ağaçları gibi sessiz
Yüreğimin acemi elleri arasında
Ufalanan ekmek gibisindir

Bil ki bunlar bozkırca sezgilerden değildir
Birazdan başına üşüşür yıldızlar
Gecede ömrünü yarılayan kelebeklerin
kırılmalarını duyarsın
Eğer ağlayacaksan dilinin altına
bir ağaç parçası yerleştir
Güleceksen dudaklarını örtecek büyüklükte
bir bulut bulunsun yanında

Yerini yadırgayan bir ay dolanıyor gecede
Karanlık desen ölçülü salmış susmalarını
Aşkı utandıran bu hüzün de ne
Sen benim yüreğimin acemi elleri arasında
buğulanan ekmeğim değil miydin
Sen değil miydin
Bir çocuk yüzünden ekmeği öper gibi öptüğüm

Haydi ince ayarlanmış bir gülümseme seç dudaklarına
Çekip çevir şu karanlığı gözlerinle
Kaldır başını
Bak gökyüzüne
Gökyüzü dedikleri ilkel maviliğe
Mavilikte gizlenmiş bulut izlerine
Say ki bu bir rüyaydı
Say ki ben konuştum sen dinledin
Beni merak etme
Uzun ölümlerimi yarıladım bitmek üzere

Yasin Erol

 
Yüreğimin Acemi Elleri için yorumlar kapalı

Yazan: 16 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Kanıyorsan

Kanıyorsan eğer
Gece de bir şiirde
Şiirlerimden bas kanayan yerlerine

Benimle senin aranda
Yetişkin bir ten uzaklığı
Benimle senin aranda
Arada kalmış sözcükler

Taşların sekişinden belli
Bu su bir kez bile anlatmamış kendini
Sulara parmak uçlarıyla dokunan taşlara sorsan
Su anlatmak istememiş kendini
Eğer anlatsaymış
Bu gök burada duramaz
Bu deniz de koylardan istermiş sakin sularını

Benimle senin aranda
Uslu durmayan bir hüzün
Benimle senin aranda yazılmış şiirler
Kaçışmasın diye sözcükler
Masaya yüzükoyun yatır sayfaları
Ve büyüyen yaralarımdan göster onlara
Onları korkut

Şimdi kanıyorsundur
Usulca düşür gözlerini içine
Gece de bir içimizde

Yasin Erol

 
Kanıyorsan için yorumlar kapalı

Yazan: 16 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

İstersen

Gece kederli bir insan gibi
Gelip dokununca omuz başlarına
Çocukça bakışlarına
Büyük adamlar yerleştirmeyi unutma
Avuçlarını sıcak tutacak bir gül bulunsun yanında
Unutma
Hüzündür bu dile kolay
Aşkın arka bahçesinde hızla yetişen
Hırçın çocuk oydu
Başka çocuk sanma
Acılardan da yarar um
Kırlarda yalnız yaşayan ağaçlara tutunarak büyü
Beni unutabilirsin
Ama bunları unutma

Yasin Erol

 
İstersen için yorumlar kapalı

Yazan: 16 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Yitik

kaç kadın çözülüp giderdi
saçlarından uzamış kederleriyle
kaç kadın
çekip giderdi yaşamından gizlice
ve kaç gündüz gecenin yarısıdır
insan sevince
saçları örülmeye muhtaç kız nereye
nereye yaşamın ortasına tutturulmuş bu genç gülümseme
nereye bozkır yaşamları
kaç adam çekip giderdi yaşamından gizlice
ve kaç gece gündüzün yarısıdır
insan terkedilince

Yasin Erol

 
Yitik için yorumlar kapalı

Yazan: 16 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Düşünen Çocuktur Baba

yıllar önce bir gece babam
unutup yorganın altında
gözleri çakmak çakmak çocuğu
anlattı anneme tane tane
dünyada ondan daha güzel başakların olduğunu

ertesi gün sofrada
annem bir tuhaf bakarken babama
anladım onun
anneden çok bir kadın olduğunu

bir gün toprakta uyurken
karıncaların tanrısı kadar sessiz
eğilip yeryüzünün en güzel yüzüne
dedim anne
senden başkasını sevse de bu adam
korkma ben varım
çünkü düşünen çocuktur baba

Yasin Erol

 
Düşünen Çocuktur Baba için yorumlar kapalı

Yazan: 16 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Çığ

Her şey giz içinde
Giz içinde herkesçe bilinen bir gece
Cinlerin cadıların mekanıdır sessiz bir orman
Başkaları duyacağı kadar duysun
Sen bağır
Çığ düşürecek dağlar benim içimde

Tek başına bir çiçek ne kadar anlar sevildiğini
Ah kim öğretti aşkı sana böyle
Kim gösterdi erken olan çiçekleri
Ya kimindi bu bölüştüğümüz yalnızlık

Herşey giz içinde
Giz içinde herkesçe bilinen bir gece
Cinlerin cadıların mekanıdır sessiz bir orman
Başkaları duyacağı kadar duysun
Sen bağır
Çığ düşürecek dağlar benim içimde

Yasin Erol

 
Çığ için yorumlar kapalı

Yazan: 16 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Sanık

her aşkın bir numaralı sanığıyım
ya tutuklayın
ya da uzak durun benden
sakın aldanmayın sarışınların azalmasına
ve siz de süphelenin karınızdan hakim bey
çünkü ben tanımadığım kadınları da sevmiştim
tenimde alev alev bir yalnızlık
ben tanıklık da yapamam ayrılıklara
tutuklayın beni hakim bey
bir kadın soyunmadan avukatlığıma.

Yasin Erol
-bu aşk öykü tutmaz-

 
Sanık için yorumlar kapalı

Yazan: 22 Aralık 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

sizi hiç sevmiş miydim?

bakar mısınız bayan
bu masumiyet sizin mi
tanıdık biri gibi davranıyorsunuz yağmurlara
sevinçleriniz cumhuriyet
dalgınlığınızsa osmanlı
sizi daha önce hiç sevmiş miydim

biraz önce göğe bakmış gibi her haliniz
teninizde büyük bir güzelliğin yaz çıkartması
bunca çocuk bunca siyahlık içinde
her aşkta eğilip gözlerinizden mi öptüler ki
bedeninizin okulunda dudaklarınız hep yıldızlı pekiyi

gölgeli bir hüzünle bakıyorsunuz insanlara
eylül desem değil nisan desem hiç
bir ikindi gibi ikircikli
babadan kalma sanki bu kahkahanız
sizi daha önce hiç sevmiş miydim

çoluk çocuğa karışmış korkular
gözlerinden okunur kadınların sizin de öyle mi
biraz yaklaşın lütfen
aman allahım yalnızlığınız ne büyük ve de görkemli
hayatınıza sultan süleyman olmalı
ister ferhat ister mecnun fark etmez
bana bir emir verin
sizi nasıl sevmemi istersiniz

tuhaf sözcüklerle iyi şeyler duydum hakkınızda
adres teslimiymiş bakışlarınız
dili geçmiş korku zamanları
ağzınızda bir tövbeler ordusuyla
kaçamak yanıtlar veriyormuşsunuz tanrıya
canımın içi dermişsiniz dostlarınıza örneğin

ben değil tenim tanıdı sizi
göğüsleriniz küçülmüş kalçalarınız solmuş hasta mısınız
yanlış yerlerinizden mi sevildiniz yoksa
durgunluğunuza iyi gelecek bir öğüt
sevişirken en gözde eşyanızı bulundurun yanınızda
ve karamsar düşüncelere dalmayın alnınızdan öpülürken

bir gün konuşmak istedim sizinle
ama hayırsız utanma duygusu
gizlenmeleri küçümseyen bir yerden
daha yeni karışmıştınız hayata
hatta yakanızda bir gölge izi de vardı
sonra baktım ki bakışlarınız kırık
eski bir aşkla dolusunuz hâlâ
sizi daha önce hiç sevmiş miydim

Yasin Erol
 
sizi hiç sevmiş miydim? için yorumlar kapalı

Yazan: 22 Aralık 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: