RSS

Etiket arşivi: Zafer Yalçınpınar

Gelmeyen

1.

gelmeyeni
bekliyoruz

denizaltı iskelesinde
bekliyoruz

belki de gelmiştir çoktan
bilmiyoruz

görmeyince

2.

herhalde gelemedi
tek ders sınavından kalmıştır;

şiir!

ezberlenemez

3.

gelirse
bir düğüm daha atmak
bağ kurmak
isteyecek
ağlarıyla

bir kapağın ya da kapının kapanışı gibi

reddedeceğim

4.

gelse
sonunda
şu meydansızlığa

kimsenin
olmadığını
görecek

3 Nisan 2009

Zafer Yalçınpınar

 
Gelmeyen için yorumlar kapalı

Yazan: 03 Ağustos 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Karda

1/

suskunluk —ne güzel çelişki
sabırla bir araya gelen sessizlik
donması suyun suyla
kendisine birleşmesi düşüncenin
karların ağırlığımı yüklenmesi
boruların duvarları dönmesi
yaslandığım camın yüzü
geceyi beyazlatan kar
kendini bulan öz
ne güzel çelişki—

2/

devam edebilecek miyim böyle?
kaybediyorum kendimi
vazgeçebildiklerimle
bir varoluş biçimidir bu uzanan
sonuma kadar

3/

“Bir kere bile ölmeyi bilemedin!” diyor Nedim,
“Haklısın; bilsem ölmezdim…”
dedim.

Zafer Yalçınpınar
7 Mart 2012

 
Karda için yorumlar kapalı

Yazan: 03 Ağustos 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Mosmor Salkım

geçtim karşısına
sarmaşığın
kendine
yürüyüşüne
bakıyorum:

bir at arabası hareketleniyor
eski dünyadan
yeni dünyaya
kısalıyor bitişik karanlığı tüm imzaların
zamanda
zamanla
ağrısızlık yaprakların çizgisine yükleniyor:

tüm sırları suların, böceklerin, kuşların
ve toprağın

yavaş
yavaşça
uzanıyor
dallara
zamanla:

“çiçeklerim beni yordu” diyor sarmaşık
mosmor

26 Mayıs 2009
Zafer Yalçınpınar

 
Mosmor Salkım için yorumlar kapalı

Yazan: 03 Ağustos 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

iki kişilik ada sessizliği

(Yedi yıl sonra, bir şiirin negatifi)

Bir adam örgüsünden çıkıyor kadının: Gökyüzü bulutsuz ve yürüyüşsüz.
Bir taşı büyütüyor adamın yalanlı kalbi: Ağaç sallantısız ve meyvesiz.
Bir biletçi para basıyor: Örgücü kadın dimdik ileriye bakıyor.

1.

bir dağdan geri dönüyor rüzgâr
güneş sönüyor muhasebeci gibi beceriksiz

kadın adamı doğru anlıyor, yanlış
adam kadının yanlış anladığını biliyor, doğru
bir nokta yerini başka bir noktaya bırakıyor

“gündüz” diye bağırıyor kadın aşağıdan yukarı beyaz bir yelken

kadın ile adamın arasındaki ışıksızlık büyük söngü ustası

deniz, bir arabalı vapura teklifliyor, “hadi evlenelim!”

bir kadın “anlıyorum” diye sayıklıyor yatağında düz!

ismim söyleniyor bu ben miyim diye düşünüyorum
bir çakarın yanında evet bu benim ne hastalık !

iskelenin ucunda oturuyordu tanıdık bir yalnızlık

2.

“zamanın yanındayım bunu bilesin” dedi öküz ki büyük öküzdür

nerden baksak akıllıdır öküz
toprak şahittir buna

belli ki olaylar olmamak için sıraya girmiş,

“dolandırı” diyelim buna

veya nedensizlik

3.

ve batmakta olan bir teknenin suyunu alıyor bir sabırcı

ben sandallı kürekli bir adamdım yüzerim gündüz denizlerini

geceleri büyük bir cümle devrilir karşımda
“seni özlüyorum”

ya da bir içkisizlik dönüp durur buzlu aklımda

belli ki hiçbir şey birleştirmez bizi öyle bilelim

ve bortaçina şişesini doldurup şöyle dedim:
“aşk bir tarladır”

“köy lehçesiyle seni sevmiyor” dedi otogar büyük düşünür

karşı köyden cevapladı bir arabalı kadın:
“aşk bir süngüdür”

4.

ve sonunda

“mutluluklardan mutluluk beğen!” diyor bir yalnızlık eşek yükü

ama dağdaki sular gibi uyudum rüyamda hep seni gördüm

ve “kendini git” dedim
benim için

ben

im

in.

diyelim ki

batmakta olan bir teknenin suyunu alıyor bir sabırcı

Zafer Yalçınpınar
15 Haziran 2012

 
iki kişilik ada sessizliği için yorumlar kapalı

Yazan: 03 Ağustos 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

iki kişilik ada çarpıntısı

Bir adam bir ağa sarınıyor bir kadının. Bir bulut caz yürüyüşü yapıyor. Bir taşı yırtıyor bir adamın öfkesi. Bir ağaç sağa yatıyor, meyveleri toplanmamış. Bir yük gemisi denizi taşımaya kalkıyor cahil cesaretiyle. Kambur bir kadın gökyüzünü hatırlamaya çalışıyor.

1.

bir dağın sırtını sıvazlıyor rüzgar
güneş işliyor kayıtsız bir terzi gibi usta

bir adam bir kadını yanlış anlıyor, doğru
adam kadını doğru anladığını biliyor, yanlış
bir soru işareti yerini ünleme bırakıyor

“geceler” diye bağırıyor kadın aşağıdan yukarı siyah bir yelken

kadın ile adamın arasındaki ay büyük meramet ustası

deniz, bir arabalı vapura kızıyor, “beni aldattın!”

bir kadın “anlamıyorum” diye sayıklıyor yatağında yan!

ismim söyleniyor bu ben miyim diye düşünüyorum
bir çakarın yanında evet bu benim ne hastalık !

iskelenin ucunda oturuyordu tanıdık bir yalnızlık

2.

“zamana karşıyım bunu bilesin” dedi taş ki sonsuzdur

nerden baksak delirmiştir taş
deniz şahittir buna

belli ki olaylar olmak için sıraya girmiş,

“esas duruş” diyelim buna

veya nedensellik

3.

ve batmakta olan bir teknenin suyunu alıyor bir sabırcı

ben sandalsız küreksiz bir adamdım yürürüm gece denizlerini

sabahları büyük bir cümle devrilir karşımda
“özü senliyorum”

ya da bir rakı dönüp durur buzsuz aklımda

belli ki bir fırdöndü birleştiriyordu bizi öyle sağlam bilelim

ve bortaçina şişesini bitirip şöyle dedim:
“aşk bir korkuluktur”

“kıyı lehçesiyle seni seviyor” dedi o deniz feneri büyük düşünür

karşı adadan cevapladı bir yaya kadın:
“aşk bir kundakçıdır”

4.

ve sonunda

“korkulardan korku beğen!” diyor bir yalnızlık eşek yükü

ama dağdaki sular gibi uyanıktım hep seni gördüm

ve “kendini öp” dedim
benim için

ben

im

in.

diyelim ki

batmakta olan bir teknenin suyunu alıyor bir sabırcı

Zafer Yalçınpınar- 5 Ağustos 2005- Marmara Adası

 
iki kişilik ada çarpıntısı için yorumlar kapalı

Yazan: 03 Ağustos 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: