RSS

Etiket arşivi: Aslı Serin

Öyle Böyle Değil

Diyor ki Allah paraların ve masaların belasını versin…

(şimdi seni yayımlatmazsam yayabilirim sadece, öyle mi?
şu kadar sözcük eksilt yok burayı komple at, bağla, kısalt
geriye mi düştüm, çok mu ironik, tekrarlar mı var
kaç bir kaç çok kaç yani, falan…
öyle değil. Öyle böyle değil.)

bütün bunlar uyuyamamış
toprağı, aşkı, savaşı ve mesai saatlerini aynı anda yazmak isteyen
denize dili dönmeyen saçları uzun ve dalgalı
üzgünümü düz olmayacak birinin yarıklarıdır
kapılara ilgisi artmış, her şeyin yasını tutabilecek kadar sünger
duvarlar ve sıvalarının, bıçaklar ve saplarının
darbuka çalıcılarının…
esmerliğin acıyla direk ilgisi var

gördüm o adamlar kocaman kocamanlardı
göbekleri, yüzleri, masaları ve rakıları
karıları ve çocukları bilmiyoruz nasıl nasıllardı

İnsanı diğer canlılardan ayıran en belirgin özelliklerden biri konuşabilmesidir.

inkar etmem ağızlarında bomba patlatmak isteğimi
ve sallandırmak nerelerinden nerelerinden
darbukacı kızı kucaklarlarken…

şimdi yazık diyen dili kemirmekten başka
şarkısını söyleyen o kızı yazan ellerimi
kaç şiirle kaç durum bilgisiyle anlatabilirim
çağrıldıkça gelmeyen sevgili
ödendikçe bitmeyen borç
söylemekle olmayacak barış
sözcük olarak ne kadar sevimli
ve ne kadar sevimli yapıyor söyleyenini

kontrolsüz bir öfke bu insana ve tarihine
yazmak nasıl bir vicdan muhasebesi
nasıl bir ayaklanma, savaş ama kendine
kan gelmiyorsa ellerden birden
kör olmuyorsa gözler, dil parçalanıp düşmüyorsa kağıda
ah ve ey diye seslenilen nedir
ve neden küfretmeyeyim ki şimdi, burada
o fos kocamanlığa

güceniyorum çaresizliğe ve acizliğe
iç kafiye bile yaptım çok içten
daha neler neler yaparım istersem
seferler düzenlerim, dayılanırım, dayılık yaparım
tutar kaldırır daha şiddetli çarparım. Şimdi, şu anda
akrabayla iş yapmamalı diyen akla yanayım

inansam bir işe yaradığına
8-9 paket sigara içtim -şiir başına, ortalama
işe geç kaldım, oğluma ve eşe dosta
baktım adamlar ve darbuka, orada, masada
baktım, ben burada, masada

inansam bir işe yaradığına, sabah akşam
Allah paranın ve masaların belasını versin yazardım

ben senin bildiğin kızlardanım kerem
alıcı gözle seyrederim kendimi vitrinlerde
ışığı kapatman yeter bozulmam kotla sevişebilirim
beni hep sev onlar da sevsin -göz çıkarmaz-
acıtırsa fermuarım yarın sevmeyebilirim

işte söyledim, nihayet söyledim, oh be söyledim
ben senin bildiğin kızlardanım sevgilim

karşıma çıkacağını mesela üç vakte kadar
ela olduğunu gözlerinin şöyle omuz genişçe
-nasıl da biliyor ölmeyesice-
doktor olsun mühendiz… öğretmenler aç
kızım gözlerini aç benim gibi olma kaç
mesela sensiz yaşayamam sevgilim

güzel ve nassı farklı olduğumu;diğerlerinden-
hayvan isimleri koy bana
;küçüktavşanımcicikuşum- günde üç defa
benden önce yoktun di mi sevgilim?

işte söyledim, nihayet söyledim, oh be söyledim
ben senin bildiğin kızlardanım sevgilim
bütün kızlar gibi aşka şiir
verebilirim…

Aslı Serin

Reklamlar
 
Öyle Böyle Değil için yorumlar kapalı

Yazan: 29 Ekim 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Çığlık

Bir gülün rengine katıp ömrümün tüm ayazlarını
Dudağımda senden kalma yarım ıslık
Kolaysa yağmasın bu gece yağmur, düşlerken seni
Kolaysa silmesin gece yüzümün çizgilerini
Bütün oyuncaklarımı topluyorum, gülüşler silik
Eksiltiyorum biriktirdiklerimi
çorak tarlalarda sekiyor kurşunlar
Korkuluklar çıplak geziniyor geceleri
Barut kokuyor bıkkınlıklar
Göremiyorum karanlıkta sürdüğüm izleri
İntihar çiçekleri çalıyorum aşk bahçelerinden
Dipte görünmüyor gidenlerin yüzleri
Çığlıklar büyüyor, bütün çığlar üzerime
Çareler direnemiyor, gözlerinin büyüsüne
Bütün oyuncaklarımı topluyorum
Damarlarımda gezinen, değiştirmiyor duvağımın rengini
Gece gebe kadın gibi yırtınıyor
Maskeler avutmuyor kalıntı düşlerimi
Korkuluklar çıplak geziniyor geceleri…

Aslı Serin

 
Çığlık için yorumlar kapalı

Yazan: 21 Eylül 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Çamur Etkinliği

gelişinden belli, acıklı olacak, olsun
teneke değiliz çok şükür

doğru taşı çekmiş ama bitememişlerden
ağzını büzmeden gülebilmişlerden
aynı şarkıyı bin defa dinleyebilmişlerden
babadan dertli anneden az
hayat böyle biraz, öyle biraz
bir ev yapalım taş toprak olsun

bu evde çukurlar, düzlükler… Çukur bu düşülür olsun
iki kişiden birinin olmadığı bu ev eksik olsun gedik olsun

tesellicisine âşık olmamış adam ve kadınlardan
çıkarsa naparım diye şans oyunu oynamamış
3. tişörtü isteyememiş, 2.sini mecburiyetten almış
ilkokulda ön sırada, üniversitede sırasız
ağıtçısı değiliz buraların Nuray

düz yolda herkes araba kullanır, gel şuraya sapalım
anarya başta zor sonra şık, sapalım
biraz imkânsız, biraz rakı, biraz hepsi aynı
sana kukumav kuşlarına bakan oda ayıralım
korunmanın takvimi yokmuş
biz zamanı zamana bırakalım
yürümeyi sevmem ama istediğimde iyi koşarım
koşalım

anlaşalım, sakin ol demek yok, çok sıkılıyorum
dallarımdan çaputları söktüm, zor oldu
tökezledim tümsekte, oh oldu
çıktığım dağlar puf oldu
parçalar birleşmiyor, alıntı gibiyiz Nuray

gel gitmenin kitabını da biz yazalım
“gittiğim yere geldim” olsun
rüyamıza o dede girmeyecek
canı cehenneme olsun
istatistiklerin, analizlerin, geri dönüşüm projelerinin
ve hayat bilgisinin ve yerçekiminin
ve senin ve benim

biraz yaklaş şunu çekmelisin
taş toplayan kadın, şaire ilham verir
diş sıkmak bilemekten her zaman mı iyidir
kırk taşla yıkanıp sokağa çıkarılmışız
belimizde kurdelalar zılgıtlarla çıkarılmışız
bak güzel oğlum güzel kızım bak bu sokak
ağzına sıçacak…

sokak dışarıdan bitirilmezmiş, çıktık
horoz şekerleri ve bonibonlarla
pankartlar ve diplomalarla
3 defa kınasalar atılır mıyız buradan
çelme taksalar, tekme tokat atsalar, kazık
herkes en büyük acı kendinde sanıyor, yazık
hâlâ şaşırabiliyoruz ya çok şaşırıyorum Nuray

ama sen gel pılınla pırtınla
bir ev yapalım, bu sokağın ortasına
varsın çamurdan olsun.

Aslı Serin

 
Çamur Etkinliği için yorumlar kapalı

Yazan: 20 Eylül 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: