RSS

Etiket arşivi: Stephane Mallerme

Zangoç

Sabahın arınmış, saydam, derin havasına
Yayıyor yine çan, sesini, aydınlık, duru
Okşuyor, lavantalar, kekikler arasına
Duasını bırakan küçük bir çocuğu,

Çıkmış üstüne eski bir ipi geren taşın,
Dilinde dua, zangoç, üzgün, mırıldanarak
Dinliyor inişini uzak çınlamaların
Bir kuş geçiyor yanından, ona dokunarak.

Ben arzulu gecenin o adamıyım. Yazık!
Boşa çekiyorum Ülküyü çalan halatı
Bir tutam tüy söylüyor soğuk günahlarımı,

Çok usul geliyor kulağıma sesler artık!
Ve bir gün, yorgun, boş yere çekmekten bu ipi
Taşı atıp ucuna asacağım kendimi.

Stephan Mallarmemallarme-siiri

 
Zangoç için yorumlar kapalı

Yazan: 30 Haziran 2019 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Sıkıntı

Sana geliyorsam bu akşam, ey hayvan, amacım
ne bir halkın günahlarıyla dolu gövdeni yok etmek,
ne de öpücüğümü akıtan onmaz sıkıntı altında
ve iğrenç saçlarında hazin bir fırtınayı eşelemek;

Azabın bilinmeyen perdeleri altında uçan
hiçliği başkalarından daha iyi tanıyan senin
ancak kara yalanlardan sonra tadabildiğin
düşsüz ağır uykuyu istiyorum yatağından;

Çünkü, katıksız soyluluğumu kemiren çirkef
senin gibi beni de kısırlığıyla damgaladı.
Ama, senin. bağrında hiçbir suç dişinin yaralamadığı

Taş bir yürek çarparken, ben, bozguna uğramış,
solgun, kefenimi kuşanmış, kaçıyorum
yalnız yattığım zaman ölmekten korkarak.

Stephan Mallarmeah paris

 
Sıkıntı için yorumlar kapalı

Yazan: 30 Haziran 2019 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Savurgan Çocuk

Aşkın, erguvan rengindeki nektarsız eski
bir güzel kokuyu saklayan kuru bir portakal
olduğu kadınlarda insana günah
işleten Sonsuzu aradım, ama, yalnızca, uykuya
düşman bir uçurum buldum.

-Sonsuz, çalkantısında ağaçları ve yürekleri
ince bir kum gibi sallayan gururlu düş!
– Şarapla karışık iğrenç bir düzgün selinin
yuvarlandığı buruk böğürtlenlerle dolu
bir Uçurum!

II
Sen ey gizemli kadın, ey kanayan kadın,
ey sevdalı kadın, mum ve günnük kokularıyla
çılgın, İsanın kutsal yüreği tablosunu acıyla yolladığın akşam, seni hangi iblisin bulduğunu bilmiyordun.

Hülyalı duaların sertleştirdiği dizlerini ve
denizi dinginleştiren ayaklarını öpüyorum;
Sinirli kalçalarına başımı daldırmak ve
at kılından acı çile gömleğinin altındaki
yanılgıma ağlamak istiyorum;

Orda, kutsal kadınım, siyah Uçurumun ve sevgili Sonsuzluğun
unutuşunda, usul usul uzun ilahiler
söyleyip, körpe teninin üstünde uyutacağım
yürek sızımı.

Mallarme
Şairler Prensi / Broy Yayınevi
Çeviri : Erdoğan Alkanmallarme (2)

 
Savurgan Çocuk için yorumlar kapalı

Yazan: 09 Mart 2015 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

Yaz Üzüntüsü

Sen ey, o uykulu savaşçı, kumlar üstünde,
Yorgun bir su ısıtıyor güneş saçlarında
Ve bir günlük yakarak düşman yanağında,
Karıştırıyor bir aşk içkisini gözyaşıyla.

Duruk sessizliği ak yalımın, üzüntü içinde
Dedirtti, ey benim ürkek öpüşlerim, sana:
“Tek bir mumya olmayacağız seninle asla
Bu mutlu palmiyeler altında, eski çölde.”

Ama ılık bir nehirdir işte saçların,
Ürküsüz boğmak orda bize tebelleş ruhu
Ve bulmak o Yokluğu senin tanımadığın.

Akan düzgünü tadacağım gözkapağından,
Verebiliyor mu diye ezik yüreğime
Duygusuzluğunu gökyüzünün ve taşların

Stéphane MALLARMÉ

 
Yaz Üzüntüsü için yorumlar kapalı

Yazan: 10 Temmuz 2013 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

Hirodiasın Açılışı

Hükümsüz, ve korkunç kanadını boğmuş gözyaşları
Hükümsüz havuzun, ki yansıtır telaşları,
Kıpkırmızı mekanı çıplak altınla kırbaçlayarak,
Seçti o armalara yaraşır tüyler, seçti bir Şafak
Ölü külleri taşıyan ve kurban veren kulemizi,
O ağır mezarı ki, kaçırdı şafakta kimsesiz bir kaprisi,
Güzel bir kuşu, nafile tüyleri simsiyah…
Ah, düşkün ve kasvetli ülkelerin malikanesi ah!
Çalkantısız! Yatışıyor donuk su,
Ne tüy konar diye ne unutulmaz kuğu:
Su yansıtmakta güzün terk edişini,
Suda söndürürken güz, meşalesinin ateşini:
Kuğu gömünce solgun kabrin ya da tüyün
İçine başını, taşından toprağından sürgün,
Saf elmasını gördü göreli bir yıldızın,
Ama eski zamana ait, varolmuş ışıldamaksızın.

Stephane Mallarme

 
Hirodiasın Açılışı için yorumlar kapalı

Yazan: 24 Ocak 2013 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

Deniz Meltemi

Hayır yok tenden artık; hatmedildi kitaplar.
Ah! Bi kaçsam! bilirim, o mest kuşlara diyar,
Bir akl’almaz köpükle göklerin arasında.
Bir şey tutamaz gayrı, gözlerin aynasında
Yanan bahçeler bile, bu deniz kokan gönlü;
Tutamaz ne geceler, ne duran o hüzünlü
Boş kâğıtlar üstüne iğilmiş kandil öyle;
Tutamaz o çocuğunu emziren taze bile,
Gidiyoruz! Kalk, gemi! Yalpanı vur şöyle bir,
Ve sonra al bir günâ âleme doğru demir!
Ümitten onca çekmiş sıkıntı şimdi, dersin,
Hayır duasına mı kanmakta mendillerin?
Belki de bu direkler, fırtınalara davet,
Nâçar bir gün yığılır güverteye…Ne imdat,
Ne görünürde ada ve ne kürek ne yelken;
Ama sen geçme gine gemici türküsünden!

Stéphane Mallarmé
Çeviri: Can Yücel

İmbat

Devirdim sayfaları! gönlümde yine hüzün var.
Kaçmak! oralara kaçmak! Nasıl da mutlu kuşlar
Göklerde köpükler arasında kanat çırpmaktan!
Denizde ıslanan yüreğimi bu yolculuktan
Hiçbir şey durduramaz, ne gözlerin yansıttığı
O yaşlı behçeler, ne lambamın sürgün ışığı
Aklığın savunduğu boş kâğıda bakıp duran.
Ne de emzikli gelin bebeği doyuran.
Gideceğim! Ve gemim doldurup yelkenlerini
Kalkıyor, götürmek için o ülkelere beni!
Hüzün bu, acımasız umutlarla aldanıyor,
Sallanan mendillere yine inanıp kanıyor!
Fırtınaları çağıran şu direkler, kim bilir
Rüzgârların gömdüğü o batık gemilerdendir,
Şimdi ne direkleri ne adaları kaldı…
Boş ver kalbim, dinle tayfaların şarkılarını!

Erdoğan Alkan çevirisi

 
Deniz Meltemi için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Aralık 2012 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

Deniz Meltemi

Bütün hazları tattım, kitapları okudum,
Ah, kandırmadı; kaçmak, kurtulmak istiyorum.
Bir başka köpükle gök arasındaki o kuşlar
Orada şimdi kim bilir ne kadar sarhoşlar!
Deniz çekiyor, deniz, kim tutabilir beni;
Gözlerde aksi yanan o eski bahçeler mi?
Geceler! Mahzun ısığı mı yoksa lambamın,
Beyaz kağıda vurur, korkar dokunamazsın;
Ne o, ne de çocuğuna meme veren o taze;
Gideceğim, ey gemi, bilinmedik ellere.
Demir al, sallayarak direklerini. Sızlar
Yürek ümitle, ama sonra her şeyi anlar.
Belki de fırtınaları çağıran direkler,
Şu anda, rüzgarla gelecek ölümü bekler,
O zaman ne yelken, ne ümit…ama sen yine
Kalbim, gemicilerin sarkılarını dinle.

Stephane Mallarme

(Çeviren: Orhan Veli Kanık)

Ten bitirdi hazlarını, tükendi kitap;

Kaçsam, kaçsam uzaklara… Üstümde mehtap;
Sanıyorum en güzeli mestoluşların
Gökle engin arasında uçan kuşların.
Kim tutacak denizlere bağlı bu gönlü?
Ne gözlere gülümseyen bahçenin gülü,
Ne sütbeyaz kâğıtlara aksi lambanın
Ne dizinde yavrusunu emziren kadın.
Gideceğim, güzel gemi haydi demir al,
O ellere yelken aç ki sanılır masal…
Bir üzüntü, küskün ama umutlarına
İnanıyor mendillerin elvedasına.
Belki deli rüzgârlara uyan direkler
Karayelde bir kazaya baş eğecekler
Ve görünmez olacaklar… Denizler derin
Gönül, dinle türküsünü gemicilerin…

Kemalettin Kamu çevirisi

 
Deniz Meltemi için yorumlar kapalı

Yazan: 20 Ağustos 2012 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: