RSS

Etiket arşivi: Tuğrul Tanyol

Oğluma

oğlumun gülüşünü duyuyorum hâlâ
evimin eskiyen duvarlarında
kokusunu, geçtiğim tüm denizlerde
saçlarına vuran ışığın gürültüsünü
kalbimin alt güvertesinde

oğlumun büyüyüşünü izliyorum hâlâ
zihnimin gizli odalarında
her birinin içinde bir başka an,
özenle saklanmış zaman
bana bakıyor oradan

rüzgârı durdurmak istediğimiz anlar vardır
inmek, hayatın eski duraklarından birinde
tutunmak, sana uzanan o küçük ele
bakmak özlemle,
dünyayı henüz tanımamış gözlere

kalbimin ışığı! geleceğe yaptığım çağrı
son sevgilim, ömrümün baharı
ben gittikten sonra bile
sımsıkı sarıl, anımsa bu aşkı

Tuğrul Tanyol

 
Oğluma için yorumlar kapalı

Yazan: 03 Haziran 2022 in Türk Şiiri, Şiir, Şiirdir Baba

 

Etiketler:

Babalar Uzak

Kimi geceler vardır bir çocuk

Usulca yer değiştirir yatağında
Gizli mağaralarda gündüzden artan ışık
Gibi kendi ıssızlığını çoğaltır yalnızlık

Kimi geceler vardır yıldızlar
Kendileri kadar çok ve uzaktırlar
Tozların dinlendiği saatlerde elişi
Sıcaklığını arayan çocuğun usulca ürperişi

Kimi geceler vardır uzak yollara çıkılır
Bakınca bir kapı açılır karanlıkta, uçuşur tozlar
Orada bir erkek usulca bir kadından ayrılır
Orada kendi gövdesine sığınır bir çocuk

Kimi geceler vardır, babalar uzakta eskir
Suya atılan bir taşın buruşan sessizliğidir
Ayışığı, gölgeler… kâğıttan yelkenli
Kimi geceler uzakta, bir tepenin ardında

Ova: bir çığlığın izdüşümü avuçlarımda

Tuğrul Tanyol (1953)

 
Babalar Uzak için yorumlar kapalı

Yazan: 15 Nisan 2022 in Türk Şiiri, Şiir, Şiirdir Baba

 

Etiketler:

Dost Günlerin Sonu

Çingene ruhum, dizginle artık atını
Bundan öte yol yok.
Akşam, rüzgâr kanatlı bir kuş
Çökmede ağır ağır, şimdi
Yolculukların suya düştüğü andır.

Eğilip bir bak yüzüme
Gözlerimde çizili eski atlaslara bak
Yıldızların döküldüğü o eski yollara,
Şimdi orada
Ne ağır ve uzun kervanların
Konakladığı ırmaklar
Ne göçebe sarhoşluğu var
Sıcak yaz gecelerinin.

Gecenin çatısıdır, açılınca
Evrenin dişi güzelliği,
Binbir gökyüzü altında uyuduğumuz
Sevişip çoğaldığımız o özgür
Gururlu ve dost
Günlerin sonuna geldik.

Hangi hasrettir bu, bitirir bizi
Kapısı aralık odalarda eridi mumlar,
Saat kaç, neredeyiz, kimin bu telle çevrili duvar
Kimin eseri bu karanlık sokak
Bu bembeyaz kefen, bu ansızın
Ölüp yitiveren zaman.

Bir ok atıp düşürsem geceyi
Önümde diz çökecek aydınlık günler
Çıplak göğüslerimizde yeni yıkanmış yaralarla
Ve ağacın en yüksek dalında
Gürültüyle açarken kalbim.

Çingene ruhum, dizginle artık atını
Yolun sonuna geldik

Tuğrul Tanyolyolun-sonu

 
Dost Günlerin Sonu için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Mayıs 2017 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Ölüm Hazırlığı

ekim güç geçti, ağır su
yüzeye çıktı, yelken kırıldı
savunmasız limanlara çektik gemimizi

örümcek ağından cennete tırmanır gibi
kolay mı kurtulmak öylece günahlardan?
orada, ayışığının sunduğu kadeh
dallara takılı kalan gölgem
dans ediyor kendince dalgalanan suda

ben gölgeme daldırıp kadehimi
kendimden bir şeyler içiyorum
ağzım hoşlanmıyor dilimdeki tattan

ekim geçti. suya bakarak kederlendik.
yoksul insanın içindeki yük
örümceğin ağında kalan günah,
yelkeni onardım, artık hazırım

bir sevap olarak dönmeliyim tanrıya

Tuğrul Tanyol
 
Ölüm Hazırlığı için yorumlar kapalı

Yazan: 07 Aralık 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Beni Sevdin

‘Ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün
Ülkü Tamer’

seni içime bırakıyorum
kilitsiz bir kapıyı
açar gibi kolayca,
evin yalnızlığını
yüklenir eşyalar
giderayak
boşalınca,
mührü sökülmüş bir mektup
sahibi arar durur
yağmurun yağmadığı
şehirler boyunca

seni içime bırakıyorum
çünkü beni sevdin sen
hiç anlamadım nasıl,
bir deliği dolduran
su gibi aktın
beni kendimle buluşturdun

seni içime bırakıyorum
örterek üzerine
kapısını zamanın
sen orada hep genç kalacaksın
eşyalar yaşlanıp dururken uzakta

bir resim çizmiştim bir zamanlar
avutmak için yalnızlığı
tozdan bulutlar arasına
camlara, bir ürpertiye…

beni sevdin
ben teşekkür ederim sana

Tuğrul Tanyol

 
Beni Sevdin için yorumlar kapalı

Yazan: 07 Aralık 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Lethe

ruhum bir kapı, orasıyla burası arasında
içinden sana bakan bir su akar.
bir ormana gireriz sanki usulca
bir gölge oradan suya dalar,
ağaç onu almak için eğilir
kıyıya çekilen beden artık o değildir.
toprağa çevirdim yüzümü, ellerinin
sırından dökülen kırlara doğru
yüzünü aradığım aynalarda beliren soru,
uzandım boşluğuna tepelerin
dağıldım bir kuş kanadı gibi
senin aşkınla dolunca vadi.
rüzgar ayaklı İris, içtim o testiden ben de
kendi yalanına dalan sözlerle örüldü ağzım
dokuz yıl, dokuz nehir
bir ayet gibi örtüldü üzerine gecenin
Tanrım, beni unutma
unuturum nasılsa ben
geçerken
sularından Lethe’nin.

Tuğrul Tanyol

 
Lethe için yorumlar kapalı

Yazan: 07 Mart 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Yalnızlığımda

avaz
avaz
bağır
söz

kuyuya düştümü çıkmaz
oradan
oraya
savrulan yaprak
rüzgârı götürür
çağrıldığı yere

kulak ilk duyduğu sesi arar
gövde ilk dokunuşu
avuçlarımda bir göz resmi var
bana bakar
yalnızlığımda

Tuğrul Tanyol

 
Yalnızlığımda için yorumlar kapalı

Yazan: 07 Kasım 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Memento

bir gün oradan bakacağız
hiçliğin bir gölge gibi
gelip geçişine,
eski alkışların sesi
avuçlarında

mürekkep bitti,
daha yazacak onca şey
vardı, unutuldu
ve çizildi üstü…
aşk güz yapraklarına büründü

kumun dilini bilmeyen bir bitki
gibi, çölde tek başına
o birkaç adım
gittiğin yoldan
bir anı olarak döner sana

sandalını sağlam kazığa bağla
aşkın gibi karışıp gitmesin kalabalığa

Tuğrul Tanyol

 
Memento için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Kasım 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Sen Elimden Tutunca

Sen elimden tutunca
Deniz basardı içimi
Sen elimden tutunca, yüreğim
Yeşil yosunlara takılıp günlerce
Dip akıntılarının peşisıra gitmek isterdi.

Günlerce, gözbebeklerini tutuşturan o gizli alevin kaynağını
Sorardım kendime. Geceler boyu yolumu arardım zor ve
aşılmaz tepelerde. Sonra ışıklar söner, sonra yıldızlar
Düşerdi içimdeki serin göllere. Sen elimden tutunca
Ben miydim, yoksa bir başkası
yürüyen seninle…
Dalgalara ve rüzgâra basmadan yürüyen.

Sen elimden tutunca
Bir mavilik çökerdi gözlerime
Sonra tüm denizler çekilir
Bir orman uğultularla sarsılır
Bir güvercin sürüsü havalanırdı
Kış bürümüş yüreğimden
Sen tutunca ellerimden
Avlunun beyaz taşlarına dökülürdü
Kızıl yaprakları bir çınarın
Ve ben günlerce
O yapraklara gömülüp ölmek isterdim.

Panjurları açık kalmış eski evler gibiydik
Rüzgârda çarpan, başıboş ve ürkek
Sen elimden tutunca
Kayaları delip çıkardı bir çiçek.

Sen elimden tutunca
Yolculuk basardı içimi
Külrengi bulutlara takılıp günlerce…

Tuğrul Tanyol

 
Sen Elimden Tutunca için yorumlar kapalı

Yazan: 09 Eylül 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Anımsama

Her şiir biraz yalanla başlar
Ve her şiir biraz ölümdür.
İşte bir bir sürüyorum taşlarımı
Ne kaldıysa cebimde
Ve en son askerim ölene dek
hiçbir savaş yitirilmemeiştir

Size hiç bakılmamış aynalar getirebilirim
Alır ardınıza bakarsınız çünkü hep dönüktür sırtınız
Sen geceyi alnında soğutan gülünç ve zavallı insan
Bırak lambaların yalancı aydınlığını
Şimdi hangi kapıyı acsan
Orada ölüm
Kandilsiz bir ruh gibi beklemektedir.

Olmdık intiharlar taşıyoruz cebimizde
Elimizde gülünç ve acıklı bir kahraman sureti
Çalınmış,açılmış ve kapanmış kapılar çalıyoruz
Saatlerimizi hep yanlış saatlere ayarlıyoruz
İşte bu yüzden aramızda hep kelepçesiz dolaşır caniler

İşte iki adım daha atıyorum
Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadıdilimde
İçimde kar yüklü geçit vermez anılar
Ve her şiir biraz ölüm
Bir bir çekilip gidince dostlar.

Her şiir biraz yalanla başlar
Varlığın ve yokluğun ikiz yalnızlığında….

Hey Sen!
Her oyuna yedek soyunan zavallı insan
Uygun adımla yürüyüp
Aykırı düşler kurmayı bırak
Çık artık sıradan..

Tuğrul Tanyol

 
Anımsama için yorumlar kapalı

Yazan: 17 Ağustos 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: