RSS

Kategori arşivi: Türk Şiiri

DER SITAYIŞ-I HACE EFENDI

1
Seher şehin-şeh-i çârum serîr-i nüh-kişver
Diyâr-ı Şâm’ı alup itdi nice feth ü zafer
2
Tekâver-i felege oldı devletiyle süvâr
Sevâd-ı magribe dek ide tâ ki `azm-i sefer
3
Adem diyârına gitdi gurâb-ı kulle-nişîn
Bedîd olınca felekde hümâ-yı zerrîn-per
4
Sipihr var ise bir nev-cevâna âşıkdur
Ki dag yakmak içün sînesine kor ahker
5
Şu`â-ı mihr degüldür felek sahîfesine
Debîr-i çarh çeker her sabâh cedvel-i zer
6
Pür idi dâne-i encümle gerçi hırmen-i şeb
Düketdi komadı bir dânesini mürg-i seher
7
Sabâh olınca yüzi karası çün itdi zuhûr
Gice aceb neye gögsün gerüp gezerdi kamer
8
Arûs-ı dehri bu gûne zîb ü zînet eylemege
Şafak olur tutuk-ı al mihr otâga-i zer
9
Alup eline yâhud tâs-ı mihri sâ`il-i çarh
Der-i atâ-yı hudâvende geldi cerre seher
10
Sipihr-i kevkebe Hâce Efendi kim virdi
Cihâna pertev-i hurşîd-i fazlı revnak u fer
11
Kanı anun gibi bir hâce-i huceste-misâl
Kanı anun gibi bir pâk-tâb u sâf güher
12
Mekârimini yakarken sahîfe-i felege
Kusûr idem diyü hurşîdün elleri ditrer
13
Bu denlü rütbe-i ulyâsı var iken mihrün
Yine işigine yüz sürmek ile fahr eyler
14
Dehânı gonce-i zîbâ-yı gülşen-i efdâl
Ruhı sipihr-i fazîletde bir meh-i enver
15
Bu beyt-i dil-keşi gûş eyleyince bülbül-i dil
Hezâr şevk ile itdi bu matla`ı ezber
16
Ne goncedür bu ki sayf u şitâda tâze vü ter
Ne mâhdur bu ki gitmez ziyâsı şâm u seher
17
Nihâl-i bîd kerem berlerin virürdi şehâ
Bulaydı neşv ü nemâ âb-ı lutfun ile eger
18
Semend-i tab`a süvâr olsan ey felek-rif`at
Rikâbveş fuzâlâ pâyun öpmege sarkar
19
Ne hoş dimiş bu safâ-bahş dil-küşâ nazmı
Yegâne muhteşem ol şâ`ir-i suhan-perver
20
Zamîr-i hâzin-i re`y-i tû râz-ı dar-ı kazâ
Zebân-ı hâme-i hükm-i tû hem-zebân-ı kader
21
Kapunda hâke ber-â-ber kul olmagile güneş
Başını göklere irgürdi buldı rif`atler
22
Ayaguna yüzüni sürmek ile sultânum
Gubâr-ı kûyun olur tûtiyâ-yı ehl-i basar
23
Arûs-ı nazmunı Yahyâ müzeyyen itmek içün
Getürdi rişte-i nazmıyla niçe lü`lü-i ter
24
Dahı latîf olurdı zülâl-i şi`r-i terüm
Eger ki çeşme-i hâtırda olmayaydı keder
25
Gül-i neşâtumı pejmürde itdi sarsar-ı gam
Sehâb-ı lutfun ile eyle anı tâze vü ter
26
Nite ki mahv ola her subhgâh zulmet-i şeb
Nite ki ide münevver sipihri tâbiş-i hûr
27
Şeb-i siyâh gibi tîre-baht olup a`dâ
Cihâna pertev-i devletle ol ziyâ-güster

Şeyhülislâm Yahyâseyhulislam-yahya-efendi-siiri

 
Yorum yapın

Yazan: 25 Haziran 2017 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Tâ ki düştüm hecrine gönlüm figana başlar

158
Ey ki yoktan bu cihânı var eden Perverdigâr
Yeri sâbit gökleri devvâr eden Perverdigâr
Küntükenzen âyeti vâsfmda olmuştur nüzûl
Varlığına Künfekân ikrâr eden Perverdigâr
Cümle bu âlemde sen günden dahi zâhir iken
Dilde dâim adını Settâr eden Perverdigâr
Mü’mine mesken kılubdur bâğ-ı cennât-ı naim
Münkire kâfir makamın nâr eden Perverdigâr
Cümle eşyâlar gözün der hâb ettin giceler
Gökte kevkebler gözün bîdâr eden Perverdigâr
Üşte doğdu ay ü gün hem gölge saldı âlerne
Künfekânın sırrını izhâr eden Perverdigâr
Mısr içinde Yûsuf’u bir kul iken sultân edüb
Derd ile Ya’kub’ımu bîdâr eden Perverdigâr
Yunus’u derya içinde unutturan bir balığa
Âteşi İbrahim’e gülzâr eden Perverdigâr
Bir kulunu zâr edüb hışm ile fin-nâr-ıs-sekar
Bir kulunu mahrem-i esrâr eden Perverdigâr
Yağdıran deryâya gökten âb-ı nîsan yağmurun
Katresinden lü’lü-i şehvâr eden Perverdigâr
Enbiyâlar cem’ine yazdırdı a’lâ mertebe
Mustafâ’yı cümleden muhtâr eden Perverdigâr
On iki ma’sûm imamı piş eden keramete
Murtezâ’yı Hayder-i Kerrâr eden Perverdigâr
Lûtf ile ahvâline kılgıl Hatâyî’nin nazar
Aşk içinde vâlih-i dîdâr eden Perverdigâr

159
Tâ ki düştüm hecrine gönlüm figana başlar
Geldi âbımdan heman feryâda dağ u taşlar
Hüsnünü yâd eylesem ey sery boylu dilberim
Firkatinden çeşme tek akar gözümden yaşlar
Mihr-i rûyin serbeser sihrile tuttu âlemi
Fitne vü gavgaya saldı sol gözile kaşlar
Aşka dil verdik deyu cevr etme zâhit gel bana
Can verir ma’şûka dâim âşık-ı kallâşlar
Nâsıhâ ayb etme gel miskin Hatâyı şi’rine
Çün Hak’a ma’lûmdur gönlünde sim fâşlar

160
Gitmesün aşkın ki bir genc-i nihân elden gider
Bil ki sen gitsen yanımdan tende cân elden gider
Gaib oldu gün yüzün çeşmimden ey rûh-i revan
Korkaram ki sünbül-i anber feşân elden gider
Candan oldum ey perîveş mihnetinden Tanriçün
Kıl terahhum ki bu cism-i nâtüvâri elden gider
Âhım od’undan kim oldu yer ü gök zîr ü zeber
îhtiyât et ki zemîn ü âsmân elden gider
Men yamân etsem niçe sen yahşilik kıl ey azîz
Nesne kalmaz dünyede yahşi yaman elden gider
Basma sen her yere kim bir dem kadem tutmaz karâr
Mesken ile çün müşerreftir mekân elden gider
Bu Hatâyı ey sanem bir dem cemâlin görmese
Tâkat etmez vâh ey rûh-i revan elden gider

Hatâyî (Şah İsmail Safevî)divan-edebiyati

 
Yorum yapın

Yazan: 25 Haziran 2017 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Ol yâr işiginde bize yer komadı agyâr

1
Arâm idemem bûs u kenâr eylemeyince
Sînemde gelüp yâr karâr eylemeyince

2
Fârig olamam deşt-i talebde tek ü pûdan
Ol gözleri âhûyı şikâr eylemeyince

3
`Ayb eylemenüz her gice feryâd u figânum
Râhat bulamam nâle vü zâr eylemeyince

4
Ol yâr işiginde bize yer komadı agyâr
Olmadı gönül terk-i diyâr eylemeyince

5
Bâzâr-ı mahabbetde ruh-ı zerde bakılmaz
Tâ sırma-keş-i `aşkı `ayâr eylemeyince

6
Kan aglamaga başladı zahm-ı dil-i Yahyâ
Açılmadı çak cânına kâr eylemeyince

Şeyhülislam Yahya Efendidivan-siirinden-secmeler

 
Yorum yapın

Yazan: 25 Haziran 2017 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Sana Bunca Yangından

geceler kör ve sağır / ses vermeyen bir kuyu
haklı kılar uykuyu ve uyuşturucuyu

ağzındır çiçek açan erguvan gökte
yeşertir bir aşkı ve küçücük bambuyu

anka’ya işmar eder zümrüt ve yakut
çıldırtmak için serkeş bir kuyumcuyu

bu yüzden kana boyar aklının saçağında
tüneyen tahta kuşlar bütün ortadoğu’yu

ne kadar içsen de kandırmaz artık seni
yaranı azdıran o bengisuyu

yürek bir mermi gibi sürülür yalnızlığa
mutlandırırsın tetiği ve namluyu

sendin ve büyüten de hep sen olacaksın
göğsünde akrep diye sakladığın korkuyu

ahmet necdet ne kaldı sana bunca yangından
kendine dert ettin de aşk denen kuruntuyu

Ahmet Necdetahmet-necdet-siirleri.jpg

 
Sana Bunca Yangından için yorumlar kapalı

Yazan: 22 Haziran 2017 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Mustafa Gezgör

nerde bir yangın varsa yüreği orda
inancından başka giysisi yok üzerinde
her kucaklaşma bir ayrılık
her ayrılık bir kucaklaşmaydı onda

Müslüm Yüceldaha-ne-desin

 
Mustafa Gezgör için yorumlar kapalı

Yazan: 21 Haziran 2017 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Babanın Yokluğuna Gitmek

Ne vakit babamın yokluğuna gitsem
Babam bana bir şey diyor.

Diyorum ki, bir yerdeyim ben baba
Bir gökte. Gökte gece var, ay var,
Sen de varsın. Ama hercai bir şey sanıyor
İnsanlar beni böyle görünce.

Oysa benim karnımda bir zehir var.
İçimde çok uzakta biri kalmış da
Onu çok özlemişim gibi bir zehir var.

Babam burası yatmak için çok güzel, diyor.
Sen de kaldır kıçını biraz gez dünyayı,
Kastamonu’ya git mesela Devrekani’ye
Çok güzelmiş de, bak o zaman geçecek,
Dünya göreceksin, gülümsüyor.

Elim soğuk mermeri okşuyor.

Onun  yokluğuna giderken biz
Kardeşlerim annem hepimiz
serin ufkundan geçiyoruz Balkanların
ve bizim oraların havası
Sanki hepimizin zehrine iyi geliyor.

Bana “sen kalk, güllerin altını çapala,
dünyayı belle, ben artık gideyim,” diyor.

Bir elim öbür elimi okşuyor.

Birhan Keskinbabalar-gunu-siiri

 
Babanın Yokluğuna Gitmek için yorumlar kapalı

Yazan: 19 Haziran 2017 in Türk Şiiri, Şiir, Şiirdir Baba

 

Etiketler: ,

Bu İşin Sonu

IX

Güler gitti
Pencere çekip başını gitti
Gök gitti, ağaçlar gitti, sokak gitti
Kimse kalmadı seninle

Yarın Güler’i gördüğün yerde
Gökleri, ağaçları bulursun
Bir başka sokak gözünde güzelleşir
Ama unutma ki gün gelir
Gün gelir de Güler
Buralardan giderse
Bu gezdiğin tozduğun
Dört yanı haram eder de gider
Bu odayı bırakır
Bu şehirde duramaz olursun

Necati Cumalıgulerin-ardindan

 
Bu İşin Sonu için yorumlar kapalı

Yazan: 15 Haziran 2017 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: