RSS

Kategori arşivi: Türk Şiiri

Keşke sarı bir kuğu olsam da yurduma geri uçabilsem

Ailem beni evlendirip dünyanın öbür ucuna gönderdi
Çok uzaklara, Wu-sun hükümdarının yaban ellerine.
Çadır benim evim, keçe benim duvarlarım
Et yiyorum, kımız içiyorum.
İçimde bitmeyen bir özlem ve kalbimde bir sızı
Keşke sarı bir kuğu olsam da yurduma geri uçabilsem.

Hsi Chunturna-siiri

Reklamlar
 
Keşke sarı bir kuğu olsam da yurduma geri uçabilsem için yorumlar kapalı

Yazan: 22 Ekim 2017 in Çeviri Şiirler, Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Anneciğim

Ak saçlı başını alıp eline,
Kara hülyalara dal anneciğim!
O titrek kalbini bahtın yeline,
Bir ince tüy gibi sal anneciğim!

Sanma bir gün geçer bu karanlıklar,
Gecenin ardında yine gece var;
Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar,
Yaşlı gözlerinle kal anneciğim!

Gözlerinde aksi bir derin hiçin,
Kanadın yayılmış, çırpınmak için;
Bu kış yolculuk var, diyorsa için,
Beni de beraber al anneciğim!…

Necip Fazıl Kısakürekelveda

 
Anneciğim için yorumlar kapalı

Yazan: 18 Ekim 2017 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Gündüz Ağacı

Seni sevmeye dağlardan başlıyorum
Kalbine yenilmek diyorlar buna.
Yürürsem yakındır, bakarsam uzak
Derinleşiyor birden, evet, yaşamak.

Ahmet Murat der, meyvenin hayatı
Dalların ucunda bir tutam heves-
İnsandan insana geçiyor ömrüm
Mezar yeri aldım dünyadan bugün.

İbrahim Tenekecigunduz-agaci

 
Gündüz Ağacı için yorumlar kapalı

Yazan: 18 Ekim 2017 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Yıkılma Sakın

Sana durlanmış kelimeler getireceğim
pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler
kelimeler, bazısı tüyden bazısı demir
seni çünkü dik tutacak bilirim
kabzenin, çekicin ve divitin
tutulduğu yerden parlayan şiir.

Zorlu bir kış geçirdim, seninki gibi neftî
acıktım, bitlendim, bir yerlerim sancıdı
sökmedi ama hoyrat kuralları faşizmin
çünkü kalbim aşktan çatlayıp yarılırdı.
Her sabah çarpışarak çekilirdi karanlık alnacımdan
acılar bile duymadım kof yürekler önünde
beynim her sabah devrimcinin beyniydi
ayaklarım donukladı gelgelelim
sağlığın yerinde mi?

Yaraların kabuğu kolayca kaldırılıyor
halkın doğurgan dünyasına dalmakla
onların güneşe çarpan sesini anlamayan
dört duvarın, tel örgünün, meşhur yasakların sahipleri
seyir bile edemezken içimizdeki şenliği
yılgı yanımıza yanaşmazken
bizi kıvıl kıvıl bekliyorken hayat
yıkılmak elinde mi?
Boşuna mı sokuldu bankalara
petrol borularına kundak
kurşun işçinin böğrünü boşuna mı örseledi
varsın zındanların uğultusu vursun kulaklarımıza
yaşamak
bizimçün dokunaklı bir şarkı değil ki.
Bu yürek gökle barışkın yaşamaya alışmış bir kere
ve inatla çevrilmiş toprağın çılgarına
yazık ki uzaktır kuşları, sokaklarıyla bizim olan şehir
ama ancak laneti hırsla tırpanlayamamak koyuyor insana
öpüşler, yatağa birden yuvarlanışlar
sevgiyle hatırlansa bile hatta.

Köpüren, köpürtücü bir hayatın nadasıdır kardeşim
bütün devrimcilerin çektikleri
biliriz dünyadaki yorgunluk habire mızraklanır
dağlarda gürbüz bir ölümdür bizim arkadaşlarınki
pusmuş bir şahanız şimdilik, ne kadar şahan olsak
ama budandıkça fışkıran da bizleriz
ölüyoruz, demek ki yaşanılacak…

İsmet Özelyikilma-sakin

 
Yıkılma Sakın için yorumlar kapalı

Yazan: 18 Ekim 2017 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Adını andım, rahatladım Allah’ım!

İstediğim gibi gitmiyor bazan işler..
Dokunuyor ruhuma her ne var ise..
İncitiyor kalbimi..
Zindanda boğazı sıkılan bir adamım sanki..
Ellerim titriyor..
Dizlerim de öyle..
Artık merdivenleri sayıyorum,
Yolları, yokuşları hesaplıyorum..
Gözüm kesmiyor..
Birkaç dakikada hem de çifter çifter..
Bilmem o kaç basamaklı merdivenleri,
tek nefeste çıkmak geçti artık..
En az basamak,
En az merdiven neredeyse oradayım..
O yolu tercih ediyorum..
Ruh yorgun,
Kalb yorgun,
Beden yorgun,
Yorgunlar şehrinin,
Ben de yorgun bir yolcusuyum..
Ama bir şey var..
Herşeyi güzelleştiren bir şey..
Zorluklar çoğaldıkça,
Aczim ve fakrım arttıkça,
Daha yakın hissediyorum kendimi Sana..
Daha da yakınlaşıyorum..
Hiçbir yaşta,
Hiçbir çağda böyle olmamıştı..
Kendimi Sana bu kadar yakın hissetmemiştim..
Bir yanda hayatın biteceği, hesabın başlayacağı endişesi..
Titretiyor kalbimi, bir ağaçtaki son yaprak gibi..
Diğer yanda o sonsuz merhametini,
Ve şefkatini gördükçe, düşündükçe..
Ümitleniyorum yeniden yeniye..
Bütün ağırlıklar kalkıyor üzerimden..
Adını anınca hafifliyor birden..
Bu sabah da, bu gün de..
Öyle oldu..
Adını andım, rahatladım
Allahım..
Bütün yaralarım adını anınca iyileşiyor..

Bazen sol yanım, bazan sağ yanım uyuşuyor..
Yolculuk buraya kadar diyor bir ses..
Yeni bir durağa geçmek üzereyim..
Anlıyorum..
Anladığımı anlayan var mı bilmiyorum?
Hergün bir başka eşyamı kaybediyorum..
Üzülüyorum kaybettiğim şeyler için..
Ömür ki, en kıymetli biricik sermayem..
Günlerin bir bir geçip gidişine..
Bitip tükenişine..
Neden acaba neden,
kaybettiğin bir eşya kadar da üzülmüyorum?
Bilmem ki neden bunu anlayamıyorum?
Anlayan varsa anlatsın dinleyeceğim..
Ümit bir dal..
Tuttuğum dalı bırakmak kolay değil..
Kolay değil Allahım!
Adının anılmadığı bir yerde,
bir mekânda yaşamak kolay değil..
Nasıl yaşıyor bunca insan Senden uzakta?
Adını anmadan nasıl yaşıyor, onu da anlamış değilim..
Neye üzüleceğimize de şaşırmışız..
Gündelik işler, telaşeler peşindeyiz..
Değer mi, değmez mi?
Kaybettiğimiz gün kazandığımıza..
Değer mi, değmez mi?
Onu da bilemeyecek kadar uzaktayız..
Adını andım,
Rahatladım Allahım..

Bir çocuk gülümsüyor
Yüzü yüzüme odaklanmış..
Yeniden bakmaya,
Yeniden yaşamaya çağırıyor sanki..
Yanlış yerde duruyorsun..
yanlış yerden bakıyorsun sen hayata diyor..
Sular durmaz ellerinde akar gider..
Hayat da öyle..
Şu dünya neydi?
Onu bilmelisin önce ey nefsim..
Burası hizmet yeriydi..
Sen de bir hizmet eriydin..
Burada eriyip, dağılmaya ve çürümeye gelmedin sen..
Seni bekleyen ne bu hayatta?
Önce onu bil sen..
Önce onu iste, onu tut,
onu yakala sen..
Burası çalışma yeriydi..
Bir tarlaydı, bir bahçeydi..
Sen söyle hadi,
öyle değil miydi?
Ücret burada değil ötelerdeydi..
Hem ne yaptın ki?
Ücreti almayı hak edecek kadar..
Bir bak hayatına..
Dolap beygiri gibi dolanıp duruyorsun..
Hep aynı yerdesin..
Başladığın yerdesin..
Gölgen bile senden ilerde,
Sen, onun bile gerisindesin..
Gölgene bakıp özenebilirsin..
Koşuya yanlış yerden başlarsan elbette hedefine varamazsın..
Gölgeyi avlamaya çalışırsan çuvallarsın..
Boşluktasın, zindandasın..
Kendi ellerinle boğazını sıkan sensin..
Ümit ışığını yakmayan,
sonra da karanlıklardan şikâyet eden yine sensin..
Suçlu sensin..
Hayata, hayatı verene göre bakmamışsın..
Havayı tutmaya, suları avlamaya,
Güneşi zapt etmeye çalışırsan olacağı bu..
Yanlış yerden bakarsan hayata..
Göremezsin hiçbirşeyi..
Bir de aksini dene öyle bak..
Hayatın nasıl da anlam kazandığını göreceksin..
Nedir hayatın ve ölümün gerçek anlamı nedir?
Sor bir gün.
Sor da öğren..
Sade sen değil, herkes bu yolun acemisi..
Kaybolmak istemiyorsan, kılavuzsuz çıkma yola..
“Son Peygamber kılavuz..”
Hem bir yanlışı sonuna kadar sürdürmek niye..
Dibe vurmaya gerek var mı?
Hatadan ve yanlıştan dönmek de bir erdemdir biliyorsun..

Biri derdini dinlesin,
Seni bilsin, seni sevsin istiyorsun..
Hem de hiç kimsenin sevmediği kadar..
Sevin işte Rabbin var..
Biri sana ilgi ve şefkat göstersin istiyorsun..
Sevin işte Rabbin var..
Senin Rabbin sana herkesten yakın..
Merhametli ve sonsuz şefkatli bir Rabbin var..
O seni hiç terk etmedi ki..
Senin haberin yok,
kendin gibi fanilerden meded arıyorsun..
Yardım umuyorsun..
Kel ilâcı bulsa kendi başına sürecek..
Onların kendilerine hayrı yok
Sana ne hayrı,
ne faydası olacak ki?
Onlar fani, sen fani..
Ne olacak yani..
İki faniden bir baki
Olmaz ki yani..
Allah’tır baki..
O’dur Hüvelbaki..
Ya baki, entel baki..
Sadece O’dur baki..
Adını andım.
Rahatladım
Allahım..

Bir şey daha..
Bu dünya bir boy aynası..
Sen nasılsan, görüntünde öyle aksediyor bu aynaya..
Sen kendini değiştirirsen,
Aynadaki görüntünde değişir..
İş sen de..
Maharet sen de..
Ha gayret..
Bir hamle daha,
Güzel bir niyetle başla,
İnan ve güven Allah’a..
Ne kaldı şunun şurasında
Madem yolcusun..
Madem çok yakınsın o durağa..
Haydi bismillah bir daha..
Yeniden başlamak için hayata..
Haydi bismillah bir daha..
Esselâtü vesselâm aleyke Ya Rasulallah (asm)…

Selim Gündüzalpona-bakinca-bir-an-annemi-gordum-baba-senin-adina-uzuldum

 
Adını andım, rahatladım Allah’ım! için yorumlar kapalı

Yazan: 13 Ekim 2017 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Gözlerin Gökyüzünde Bir Dolunay

Diyelim
ki sessiz gecede poyraz…
Sis çökmüş o heybetli dağlara;
yurdun
da kar altında, gözlerin gök-
yüzünde bir dolunay.

Diyelim ki sınamışsın uzaklığın ihanetini.
Seslere çarpmış sesin,
ama ulaşmamış hiçbir yere nefesin…
Diyelim ki şarabın dökülmüş, suların kesik,
bu hayat seni bir oyuncak sanıyor…

Diyelim ki sana çıldırmak yasak, sana ağlamak
yasak, yarın yasak, düş yasak sana.
Diyelim ki üşüyorsun kısacık bir ömrün sığınağında;
bir çay bile ısmarlamıyor hayat!

Diyelim ki lekesiz hiçbir şey kalmamış artık;
sis çökmüş güvendiğin dağlara…

Kederli bir süvari ol orda, sen orda!
Bıkma atını mahmuzlamaktan,
bıkma bu puştlar panayırında
berrak nehirler aramaktan…

Yaslı bir kışa rehin düşse de günler,
kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt;
o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın.

Çünkü her insan bir limandır başucunda tekneler;
çünkü herkesin hüznü kocaman, aşkları dalgın…
Kimi kanıyor şahdamarından,
kimi bozgununda yetim, dervişan,
kimi aşklarıyla, düşleriyle perişan…

Yamalı yerlerinden
kanıyor hayat,
tutunduğun günlerinden
soluyor hayat.
Bu yüzden salıver düşlerini kendi uğruna yansın;
salıver düşlerini ateşlere abansın!

Tutunduğun yerlerinden solarken hayat,
bıkma atını mahmuzlamaktan;
bıkma sendeki insan için,
derin uçurumlar arşınlamaktan…

Yaslı bir kışa rehin düşse de günler,
bir gün rüzgâr esecektir suların serinliğinden;
bir gün kırlangıçlar da geçecektir göğün genişliğinden.

Yaslı bir kışa rehin düşse de günler,
kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt,
o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın;
ıslansın…

Çünkü senin de bir ütopyan varsa,
insansın…

Yılmaz Odabaşı
İstanbul, Ocak 2002Gözlerin-Gökyüzünde-Bir-Dolunay

 
Gözlerin Gökyüzünde Bir Dolunay için yorumlar kapalı

Yazan: 09 Ekim 2017 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Sergüzeşt

büyüyeceksin çocuk,
sıkı giyin kalbini.
öğreneceksin;
sana atılmayan her ok
önce sana saplandığında.
anlayacaksın;
kavmin yanlış yerlere göçtüğünde
hiçbir yerin doğru olmadığını.

-bu hançer fazla büyük, iyisi mi göğsümde dursun.

canımın yarısını kaybettim;
denizin mavisi,
kuşun kanadı kırıldı.
canımın yarasını kaybettim;
bir dağ oluştu kaybetmişliğimden.

en iyi uzaktan bakılır sana;
bir pencereden
bir kapı aralığından.
çünkü beni görürsen,
ruhun sakatlanır biliyorum.

şair olsam derdim elbet:
“zorla çıkacaksa dimağınızdan
sevgi dolu bir sözcük,
bırakın patlamamış bir kovan gibi
yerinde kalsın.”

-ki ben gökkuşağını gökyüzünden değil, annemin fistanından öğrendim.

ah güzel adam
ah güzel şair
ah yara tarlası

Kazım Gülerserguzest

 
Sergüzeşt için yorumlar kapalı

Yazan: 04 Ekim 2017 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: