RSS

Etiket arşivi: Düşsel

Şiirim

Bir veda havasında bu gece gökyüzü
yere değecek gibi yıldızlar,
kulaktan dolma korkularla
deprem bekler gibi ketum kaldırımlar.


Upuzun gecemin
sabah içtimasında güneşe tekmili
kaytarmışım senden belli
namlusu paslı bir uykuda..
Sanki yitirmişim seni
sol yanımda sağlam bir sancı.
Birkaç kaburgam,
seni korumak için feda etmiş kendini.

Şiirim..
İncinmişliğim..
Sen düştüğünde aklıma
Kepenk kapıyor hüzünler.
Pervasız bir çocuk
erik çalıyor bahçemden.
Cemre düşüyor ayazıma,
salkım salkım sözler topluyorum gönül bağımda;
tomurcuk gülücükler çiçek açıyor hırkamda.

Şiirim..
Eril halim..
Bedeninin kuytularında doğup
göğsümü kundaklayan
acz yangınım..

Şiirim..
Lal kalbim..
Boşa yanan cümlelerim.
1-3 nöbetlerinde öykündüğüm,
huzurlu uykum.
En üst rafta kurulmayı bekleyen,
çocukluk düşüm..
Sessiz kalma haklarına sığınıyor mevsimler.
Oysa hep sulhtan bahsediyor gülüşün.

Şiirim..
Esaretim..
Bağımlılık halim.
Senden başka herşeyi görme zorundalıklarında,
gıcırdamalarını duyuyorum gözbebeklerimin.
Canları yanıyor yerini yadırgayan serapların,
küçük bir çöl dudaklarım;
onlar için.
Yine de memnun seraplar,
en azından evlerini aratmıyor kuraklığın..

Düşsel

 
Şiirim için yorumlar kapalı

Yazan: 05 Mayıs 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Yalnızlık

Bazen,
evin bir köşesinde kendi başına takılan,
ayağına küçük gelen bir çift terliktir yokluk.
Gözüne çarpar bir an, düşünürsün..
Düşünmekten öteye geçer, alır masanın üzerine koyarsın.
Tozlarını ıslak bezle alırken, ilgisizliğin için özür dilersin.
Kahve fincanının tam önüne koyarsın, kahveni içmek için elini uzatmalarının ve fincanı tutmanın periyodlarında bakarsın onlara.
Sonra konuşmaya başlarsınız ibraz ettiği yoklukla, farkında olmadan.
Sorarsın, cevap beklersin, susar..
Sorarsın, cevap beklersin, susar..
Sorarsın, susar,
sorarsın, susarsın..
Oysa en basitten başlamışsındır sorularına,
basitlik içeriyordur en zor soruların.
Sinirlerin bozulmaya başlar bir süre sonra,
çünkü kahve içilmeyecek kadar kötü değildir.
İkramı red, sinir bozucu olabilir bu gibi ortamlarda, bilinmelidir.

Kızdığını anlar.
Sorar, cevap vermezsin.
Sorar, cevap vermezsin.
Sorar, susarsın..
Bir çift terliği kaale mi alacaksın ?

Düşsel

 
Yalnızlık için yorumlar kapalı

Yazan: 09 Nisan 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

İçimde seni saklamaktan öyle yoruldum

-Araf-

Ustaların bir kaçı atladıktan sonra,
tüm korkularını bir kenara bırakıyor acemi yağmur damlaları..

Sen hala düşmekten korkuyorsun..

-Sahne 1-

Yağmur yağdığında bu şehre, hiç sevilmez şemsiyeler.
Her yalnızlık yeni bir sevgili edinir,
dindiğinde, şemsiyelere nefrete kalınan yerden devam edilir..

-Sahne 2-

Reglini saklamıyor Tanrıça İrene,
göğün kapısı şimdi bembeyaz..
Ayetlerin kırmızı zamanlara yer çektiğinden beri böyle bu,
bir de hikaye içinde altı ilk çizilen cümlelerin küfü var,
eskiyen kokusu..

Bazen bir köprü uzuyor karşı kıyıya,
geçmek istiyorsun
bacaklarından yere doğru yumuşacık akıyor kasların.
Kimse geçmeden kapanıyor köprü,
sözlerinin dudaklarındaki çatlaklar iç içe giriyor,
metanet katlediliyor..

-Sahne 3-

Uyuyamıyorsun,
yatağın altında şehrin gürültüsü,
dolabından sızan, annenin patiskalara sarılı ninnileri,
komşudan yayılan yanık et kokusuna karışıyor odanda.

Yalnızlığın anormal alkol tüketimi,
senden çok daha önce ölen bir sesin çığlık gereksinimiyle,
şehrin üzerine kusuyorsun herşeyi.

Gardiyan yatağının kenarında,
elinde yağlı ebonit bir jop
ne zaman sigara isteyeceğini bekliyor tutkuyla..
Belinde sallanan anahtarlar
daha önce hiç duymadığın bir özgürlüğün şarkısını mırıldanıyor,
köprü açılıyor,
senin canın sadece sigara istiyor..

-Sahne 4-

Beni affedebilecek misin ?

İçimde seni saklamaktan öyle yoruldum,
cehenneme gidiyorum..

Düşsel

 
İçimde seni saklamaktan öyle yoruldum için yorumlar kapalı

Yazan: 19 Mayıs 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: