RSS

Etiket arşivi: Necmi Zeka

Kitabevinde 1 liraya satmaya çalıştığımız kitaptan bir paragraf:

Sapanca Gölü’nün yanından geçiyoruz. Onlarca küçük kuş var durgun suyun üstünde.
Kuş mu, başka bir şey mi (mutluluk mu) o da pek belli değil ya!
Aytül de müziği bıraktı, uyumaya başladı. Başı omzumda. Kıpırdayamıyorum. Şiir çalışamıyorum artık. Şiir yaşıyorum.
İnsanın sevdiğinin başı omzunda uyuması, yüz şiire bedel değil mi…

Necmi Zeka Şiiri/Yom Yayınları

 
Kitabevinde 1 liraya satmaya çalıştığımız kitaptan bir paragraf: için yorumlar kapalı

Yazan: 30 Kasım 2012 in Şiir Gibi

 

Etiketler:

YAŞA ve YAŞAT

Her şey biriksin istiyorum
dilimin altında
ağzım tıkalı

O bir gün bu yoldan geçecek
iki azı dişi ve ağırlaşan gövdesiyle
önümden geçecek
bir diyeceği kalmış gibi

Kusursuz bir saygı duruşu yerine
azarlanmaya razı
yanımda gezdirdiğim kollarım
hala benim kollarım

ağzım tıkalı

Necmi ZEKA

 
YAŞA ve YAŞAT için yorumlar kapalı

Yazan: 30 Kasım 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

neşe ve adalet

kendisi değil çaresizliğinden sanki
hep bir başkası zarar görmekteydi
karşılar mıydı herkesin zararını
karşılarım demişti
biz de inandık ona
sabırlıydık, bıraktık geciktirsin adaleti

haklı tepkilerin habercisi olmayı isterdi
garipliği erişilmez bir güvence
çok şey yapacakken daha
titizliği bir tür tembellik
hep kederli bir güne rastlayan neşesinden
belliydi, kızgındı kendine, hayatına girmiştik
bize kızgın değildi

inanmak zor, sayıları düzeltmek en kolayı
önündeki yıllar en kolayı
sevimli bir azınlık olmanın mutluluğu onunla
gizli kalması gereken tedirginliği
bu bir tercih değil miydi
ben de verdim yıllarımı kendi ömrümden
haydi verdim diyelim, doğru olur mu ki

bizim de bir yarınımız var
göreceğiz ne kaldığını geriye

Necmi Zeka

 
neşe ve adalet için yorumlar kapalı

Yazan: 30 Kasım 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

karşılıklı istismar

Söyle, günlerini yedi sayı yolculuklarıyla
doldurabiliyor musun? Sinirli olmak, sinir olmak
peşinde; ben ne diyorum, sen ne diyorsun…
Bu sıkışıklıkta, birini açıkça sevme gereği
görüyor musun? Çok parça, ama tek perde,
bu ters aydınlıkta, af ve özür! Af ve özür,
dilencilerin kostümü! Katılıyor musun?..
Seyrek de olsa, daha zoruna alışık olan. Olay güzel,
olay basit de… Sonuçları? Onlar ne olacak? Bizim
gibiler de olsun diye. Biraz benden, biraz senden,
birbirimizi kullanarak…
Gerçek sona eremeyen, son gibi görünür,
uzadıkça uzayan… Sırları bulabilen,
her şeyi bilip, sessiz kalır, izleri silen.
Bu duyarlığa şartlanmak nasıl bir şey,
anlayabiliyor musun? Tepkisizlik bilgisi,
kendine kuyruk olmak. Sen çok fazla vurgulu
konuşuyorsun! Uyurken düşündüklerin, düş olamaz.
İfadende ‘ben motordan anlarım’ saflığı.
Kimse bu hareketlerden bir şey anlayamaz.
Anlayabiliyor musun?
Kafana monte edilen, bu kesin böyle tıkırtısına karşı,
messagequisse dinlerken. Seyrek bir çiziktirme gibi.
Sakinleşme arzusu, yol açıcı olabilir mi bizim için?
Yorucu yolculuklar gibi, bundan daha sıkıcı bir aşk
olabilir mi bizim için?
Sen, içi dolu dolu olan, içi başka türlü parlayan…
İçi sımsıkı, içi sürekli kararan… Katılıyor musun?

Necmi Zeka

 
karşılıklı istismar için yorumlar kapalı

Yazan: 21 Ekim 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

belli bir yaşa gelenlere

sakarlığından utanmayanlar sevimlidir
sakarlığının farkında olmayanlar daha sevimli

edebin dışına çıkabilen bir beyefendinin cesareti

cesur olmak edebin dışına çıkmak için mazeretidir
ya da yerine göz diktiği kaba saba birinin etkisi
aklı olan yaşar ve parası olan bilirsin

aklın kendince tedbirleri var
çok satan bir felsefe kitabından öğrenmişsin
gemiyi açık denizde tamir etme çaresizliğine
çılgınlık mı yoksa komiklik mi dendiği
çok önemli değil önemli mi

sevişmenin nasıl başladığı önemli mi
bazen kendini naza çekmen gerektiğini
kendini bazen zora koşman gerektiğini öğrenmişsin

başladık bir heves (sakarca öpüştük)
şimdi küsüp barışmadan utanıp sıkılmadan
ayrılmaya ne dersin

Necmi Zeka

 
belli bir yaşa gelenlere için yorumlar kapalı

Yazan: 19 Ekim 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

susanların kulağı

perdeyle pencerenin arasına saklanmak
bizim uzun perdelerimiz yoktu ki

birinden daha iyi nefret edebilmek için
ondan aşağıda durmak
sokak ortasında dövülen birinin gururuyla
bir insanı çok iyi tanıyıp
hakkında hiç konuşmamak

iki bisiklete aynı anda binmeye çalışan açgözlü
iki farklı hayatta
bu çocuk her iki hayatta da
büyük işler başaracak beklentisi
hassas bir denge
perdeyle pencere arasında sert bir konuşma

sevişirken bize şarkı söyleyen
sevişirken şarkı söyleyebilen

bizim evde böyle bir hassasiyet
hiç olmadı ki

Necmi Zeka

 
susanların kulağı için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Eylül 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

son satır

Her acı, bir diğerine uzaklığıyla oyalar kendini
artık herkesi utandıracak yaştasın
sana hak veriyorum: Bir hayat kurmalısın kendine…

Göğün eksik yerleri artık başka renk
kimse değilse bizden çalan o dalı
kimse değilse düşman, kaçmaya bak sen
dermiş devşirmiş yükünü piyanosunda akşam
ilk tuşunda -ilk adımda- o yorgun hayal gücü
tanıyamaz ki, yok yere arayıp dursun
kendiyle savaşıp, geçsin bir sokak ötemden
göremez ki, hiçbir ağaç bilmez, ama sen osun
‘bir hayat kurmalısın kendine…’
peki, yardım et çirkinleşmemesine sözün
acı tembel özrüdür, azarla beni kendimi tuttum

Diyorum ki
bir kırlangıçtır gelen bakarsın, görmüş göreceğini
yazgısını benden ayırmaya kararlı
sadeliği o büyük oyunların kaçmaz gözünden
eskidenmiş bıraktığı yerden sürdürür her aşk
bir diğerine yakınlığıyla oyalarmış kendini
sırtını döndüğün an, biri söyler bakarsın
leşler üzerinde tasarruf hakkı kimin
söyleme ‘gerçek mutluluk yalnızlık ister’ biliyorum
kırlangıç sensin, sen bir kırlangıç değilsin
artık herkesi utandıracak yaştasın
herkes sana hak veriyor: Bir hayat kurmalısın kendine…

Necmi Zeka

 
son satır için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Eylül 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: