RSS

Etiket arşivi: Murat Özel

Ge-Hinnom

Küstün; we have a problem
O silahına davranınca ben de koynumdaki güle
Tomurcuklandı bir çocuğun gamzesi
Kılıcımı kırdım, kapımı kilitledim
Sûr’dan duvarlara yaslanarak
Yolumuzun bundan sonrasına hatıralarla

Küstün; we have a problem
Ah-u figan ağlayarak misilleme, muhafaza ve defans
Teşhiste hata olmaz; olur mu: Herkesin kaderi iki dudak arasında
Ben ise ‘oy’umu nedamete vereceğim yine
Arada bir görünüp kaybolan bulutların aşkı için
“Oy ben öleyim” diyen bir anayla

Küstün; we have a problem
Olmasa iyiydi ama oldu, hesap cüzlerinden bir netame : DAN
Borsa tahtalarına vur, tabelaları kurşunla
İnsan bile birikmezken zamanede bir hal
Gelirse başa, hangi günü gördün;
Kalbini yanına almayı unutma!
Yangında ilk o işe yarayacak unutma

Göğsün ve karnın aşkla, kalbin ölümle bir ilgisi
‘Oy’ un ise kahırla, bıkkınlıkla, ünlemle

Murat Özelkalbini_yanina_almayi_unutma

 
Ge-Hinnom için yorumlar kapalı

Yazan: 05 Eylül 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Esbab-ı Mucibe

Ben yaptım.
Aklınıza ne geliyorsa kötü,
Başınızdan ne geçmişse tarumar,
Ben yaptım.
Benim tüm faili meçhullerin faili,
Meçhule giden geminin kaptanı.
Mevsim soğuksa, üşüyorsanız
bendendir.
Dermansız dertler,şifasız kederler
benden.
Ayağınıza batan diken,
Yolunuzu kesen tipi
benim yüzümden.
Her ne varsa hayatınızda
can sıkan
Hasılı bendendir,
benim yüzümden…

Murat Özel
Kaynak: http://celladimibeklerken.blogspot.com.tr/esbabi_mucibe

 
Esbab-ı Mucibe için yorumlar kapalı

Yazan: 05 Eylül 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

İlk İntiba

İmtihan dediler, eyvallah dedim
İyileşmiş kekemelerden fetvalar aldım
Bunlar mevsimlerin değil
İnsanların insanlara yaptığı fenalıklardı
Her gün daha çok bilememek
Bazen iyi gelmiyordu bünyeye
Karar vereyim derken zarar vermek mesela.
Azalarak çoğalanın hükmü
Yok denecek kadar az iken
Üzerine tül perdeler çekili güneşin
Ve güneş perdeleri çekili ayın şavkında
Gündüze alışmak her gün daha zor
Söylerken hatta yazarken bile
“Onlara dayanıyorum yürekli savaşçılara”
Yaşamak başlı başına bir dert daima
Öyleyse ben de göğe sırtını dönenlere
Henüz belirlenemeyen
ve belki de hiç belirlenemeyecek nedenlerle
Hakkımı helal etmeme hakkını
Susma hakkımın yanına
Asr suresiyle beraber asıyorum.
Bir gün fazla yaşamak, bir fazla tahammül
insan suretleri aslına rücu etmiyor
Hüznü, kibre tercih ederken bu noktaya
nasıl geldiysek,
Hâl bu ki eğersiz atlardık
Yolumuzda tereddütten eser yoktu
Yine zannediyorduk
İnsan en çok kendini bilmezmiş artık öğrendim
Yanlış anlaşılmaktan her gün daha fazla korkarken
Bunca şiirden geçip buralara geldim.

Murat Özelilk_intiba

 
İlk İntiba için yorumlar kapalı

Yazan: 05 Eylül 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Kâhir Ekseriyet

Prerequiem
İnanılmaz sanılan şeyler
Beklemek çıkıyor lügatlerden bir bir
“Bir teselli ver” diyemem mesela birine İngilizce
Mutluluğun esrarı diye bir şey var ve bu kanunlara aykırı
-Yerçekimi Kanunu: Beton çeker-
Yağmur mazereti olabilir pek çok şeyin
Mesela yağmuru görmeden şehre inanmıyorum
Şiir geldi, içerilere koşuştuk
Çocuklar oyuna daldığı vakit
Sıradan bir cinayet kadar sıradan yaşıyoruz
Sorsaydınız söylerdim, dinleseydiniz anlatırdım
Bunu biz istediniz, bunu siz istedik

Relief
Aldandıysak da şair sözüne aldandık, ne gam
Birbirimizin yerine kameraların gözlerinin içine bakıyoruz
Ne kadar mesuduz
Faturalar, abonelikler, rezidansta bir daire
Köy suyu içiyorum ve bu bir nebze acılarımı hafifletiyor
Sensiz harfler birbirine benziyor
Overlok makinesi ayağına gelmeyen kadınlar
Ölümden bahsediyor
Cebime bir avuç şeker daha koyuyorum
Tuhaf bir ayna bu, nereye tutsam bir tuhaf
Gökdelenin gölgesinde bir çoban
Yazı da ölüm tura da. Her yol ölüme çıkıyor burada
Üzgünüm, hepsi bu kadar.

Murat Özeluzgunum

 
Kâhir Ekseriyet için yorumlar kapalı

Yazan: 05 Eylül 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

İlinti

Her gün yüzleştiğimiz gerçeklerle
Bu kaçıncı göz göze geliş gözden düşen
Bir ilinti var hepimizin bir kenarında
Her rövanşı baştan kaybettik farkında değiliz
Arz ve talep dengesi çok mühim
Artık daha da serbest piyasa
Hırsızlar galebe çalıyor
Katillerin katline ferman siyasa
Cumhuriyet meydanına iniyorum
Göğsümde iman
İniyorum dediysem yükseklik benden değil
Hiçbir şey daha iyi olmayacak
Müjdelenen elbet bu değil
Beni temin etmenize gerek yok
Zaten bu devre fazlayım, bu devirde zelil
Keşke beni de alsalar filoya
Ardı sıra ummana dalayım
Melale aşinalık varlık sebebi
İnanıyoruz, üstünüz hatırlatayım
Bu ne kibir, ne telaş
Değecekse eğer bana değsin
Atılacak ilk taş

Murat Özelatilacak_ilk_tas

 
İlinti için yorumlar kapalı

Yazan: 05 Eylül 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Hafif Yaralama

Atlar vurulduğu vakit yoldaki akislerine
Ayaklarını ver; kendiminkilerin üzerinde duramıyorum
Allahım kalbimin kırıklarını al
Ya da kalbimi
Kan tutuyor boğuluyorum
Dünyadan hıncımı alamadım
Murat değil kastettiğim
Başka bir şey
Kader yazıldığı gibi okunmaz lügatimizde
Nasıl seslensem, ne desem bilemiyorum
İmgeler kurban istiyor
Yüzümü bahara dönüyorum olmuyor
Bu öfke hep ondan mı yoksa
Biliyorum sanıyorum her seferinde
Çaresiz bir hastalığın uykusu gibi
Hiç fatiha bilenin olmadığı bir yerde ölmek gibi bir şeyler
Hayat komiktir belki de ama ben yaşayınca hüzünlü oluyor
Slogan atsam ferahlar mıyım acaba?
Bazen hiç akla gelmeyen ihtimaller gibi en yakın
Herkes birbirine sırlar veriyor
Ama herkes birbirine
Bir sırtı, bir omzu çok görüyor

Bir kreşe “Ana Kucağı” adı verildiğinde bitti bu işler
Aynada hüzün, tanıkla kanıt arasındaki bağlantı
Beyazın parlaklığı ürkütüyor bizi
Kamu menfaati, menfaatin kamusu
İnsan hayatı masumiyeti ispata adanmamalı
Allahım izin ver, yol göster, bağışla
Kapına gelmeye yüzümüz olsun
Her şeyi kendimden bekleyemiyorum
Ömrüm bir zahmet olarak geçip gidecek
Büyük konuşmalar büyük yükler olarak sırtımda:
Daha gelmedik mi?

Mola; vaylar şirketten, sizin yerinize pekala hayıflanabiliriz
Kaç bardak çay buğz gibi oldu da yüreğimiz bir türlü soğumadı

Çok devletli, az merhametli ama mahir
Az kalsın otomobil reklamlarına inanıyorduk
Bankacılarla hayatımız üzerine pazarlığa giriştik
Bir ölüm fotoğrafının negatiflerini sakladım bi’yerlere
Unutmayayım diye ip bağladım ayak başparmaklarına
Sular vurdum gassalların yüzüne
O ülkenin dilsizleri bile bir ayrı susuyordu
Katladım, muskaterapi seanslarına yazıldım

Daha gelmedik mi sahi?

Bunaltı hali bir süre sonra yerini bulantıya bırakıyor
Allah’a inanmayanları Allah’a havale ediyorum
Kader gülüyor
Tüm doğum günleri, geç kalınmış belalara yetişme telaşı
Şehrin en hakim tepesinde okçular
Ay’ı gözlüyor bir düşman olarak
Bilbordlar bilinsin istemiyor bilinmesi gerekeni, istemeyecek
Unutuyoruz, pekişsin diye nisyan ile malüliyet
Ben seni ıslanıyorum yağmur yerine
An geliyor, kendimi nereye koysam dolmuyor
Her yerin bulutu bir olmuyor, yağmuru da
Ben hep bir yanımı orda bırakıyorum
Ola ki bir gün dönerim diye
O kuru ekmeğin hatırıdır ellerimi bağlayan
En azından bir kuşun kalbinden
Kanı göğe damlıyor vurulunca
Kiralık katiller de ev kirası ödüyor
Çürümüş tezler, gönül ülkeleri arasındaki saat farkları
Bazı acıları Mors alfabesiyle ya da Braille alfabesiyle yazmalı
Ölmeden gözlerini hayata yumanlar için
Ve seslendi annem; “Az kaldı!”
Biz seni uyandırırız

Murat Özelhafif_yaralama

 
Hafif Yaralama için yorumlar kapalı

Yazan: 04 Mayıs 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Kırık Ayn’a

Her güne yaşayarak uyanınca
Şu ur yok mu kafamda şu ur
Senden ordular dört bir yanda
Mızrakların ucuna takılmış ayetler gibi
Gözlerin
Daim hücum halinde, hep sefer
Duvardan sökülmüş şiirin bıraktığı iz
Susacakların boyunu aştığı vakit
Git lakin önce şuraya bir vav çiz
Tırnaklarımın içi kan dolu
Konuşmak için çok geç vakit
Bana bu ölümü lütfeder misin?
Ki bana cana kastedecek yar gerek
Öfkem:1 ben: 0
Ki bu mısra da bir çok sitemi içinde barındırır
Hayal kurduramam sana
ve yoktur elimde bir ilaç kırık olanlara
Ama istersen sana yeniden hayaller kurmayı öğretebilirim
Tatmadığım acılar vitrinlerde boy gösterirken
Yaşadıklarım elbet yaşayacaklarımın teminatıdır
Şiir yürekten söküldü mü
Sakallarım var ve bu beni ölüme daha çok yakıştırır
Zaten şu günlerde boş bir sokak bulabilmek de çok zor
Bize bu ateşin ilhamını belki bir kıvılcım verir
Her ses hançereyi kanırttıkça
Müzik defterlerine yeni bir nota eklenir
Tüm şiirleri sökeceğim duvarlardan,
Kalbimden ve kağıtlardan..
Tüm yangınlarda ilk susulacak bir söz kalır
Lügatimde başka sözlere yer yok
Konuşmak beyhude, susuyorum; hayır.

Murat Özel

 
Kırık Ayn’a için yorumlar kapalı

Yazan: 03 Haziran 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Bağrı yanık bir mermi*

Yine bir gün böyle yaşıyoruz, ya da sanıyoruz yaşadığımızı
Neyi tutsam elimde kalıyor
Ellerin hariç
Ne çok benziyoruz birbirimize, hiçbir şeyimiz yok
Hepimizin de
Bundan büyük trajedi aramam, bundan büyük farkı
Bir refüjün ortasında kalmış türbe
Ve çocuk parkı

Neresinden tutarsan tut
Sabır dediler oysa çıdam da olurdu
Nazari ilimlerin nazarı vurdu
Çocuklar birdenbire apansız öldü
Aşk stoklayanlar vardı, kıtlık günlerine
Bize yalnız bir fesleğenin kokusu kaldı
Cümlemizden sokaklar razı
İçimde aşıklar atışıyor bazı
Eğer beni öpseydin, ben her şeyi göze almıştım;
-Buna Fransız olmak da dahil-
Bilmedim her ne olduysa kendimden
Bilmedim ceremesi nedir yaşamanın
Zorla öğrettiler,
Her şey yalan… Yortular, gülüşler
Nihayetinde,
Bir ölüm bu yolculuğu anlamlı kılan…

Elbet bir Hızır kolay yetişmiyor
En ağır ceza muhabbet
Ne ki bunca olanlar, olacaklar yanında
Öyle masum ki
Silahlar dayanır mı bu sırrın korkusuna?
Ha gayret!
Ve gökdelenler ufkumuzu delemeyecek
Sabret!

Yalanlar dinledim, belki gerçektir diye..
Baktım, beğendim halüsinojen hayaller
Kan taşı sürülse de geçmez bu kesiklerden
Damlayan seller
Kaderle fazla inatlaşmam,
Daha son sözümü susmadım.
Gördüğüm her şeyi nisyan hanesine
Kazıyorum
Kadınlar gördüm kimisi yar, kimisi har
Ah çektikçe inleyen teşbihler de var

Şimdilik susacaklarım bu kadar

Murat Özel

Kaynak: http://www.kirkincikapi.com/author/muratozel/

 
Bağrı yanık bir mermi* için yorumlar kapalı

Yazan: 03 Haziran 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Yağmur Iscağı

Ben ne susuyorum, sen ne anlıyorsun…

Bir kılıcın üstünde yazıyordu bütün bunlar
Artık dostlarım bunu bir kenara yazsın, bu uzun soluklu ölümü
Ömrümüz galiba ölülere üzülmekle
İmrenmek arasında geçip gidecek
İnsan tekrara düşen bir canlıdır gerçek
Her ölüm düşülen bir tekrar değilse nedir
Her bungunluğun ardından yağmuru
Her yağmurun ardından güneşi beklememiz.
Bundandır
Sana uzaksa elbet birilerine yakındır
Hangi açıdan bakarsan bak acı değişmez sadece
Bize gelişi böyle bu kaderin
Ölenin önce hep yaşını sorarlar
Hal bu ki yaş ölümün umrunda değildir
Ölüm bazen, geceleyin tüm pencerelerden yükselen bir sessiz harftir
Fısıldanır uykudaki ruhlarına şehrin
Sonra tutmayan aşılar
Ansızın karşımızda beliren bir duvar
Her şey ile hiç bir şey arasında
En sahici olan şey olarak ölüm
Sağ gösterip sağ vurur, hiç aldatmamıştır
Hiç bekletmez, geç kalmaz kavline
Tüm yarım kalan sulardaki aksilik
Ölülerin hafızasındaki yeri bu dünyanın
Yarım kalmış ekmekteki pay nafiledir
Yıldızlara bakamıyorsak o çatılardan
El ele, hep beraber atlamalıdır
Zaten, kimin rezidansı daha büyük ölümden?
Sorulacak bir soru varsa
Kendimizden başlamalıdır
En bilinmezi kendisidir insanın
İstese de atlayamaz, boş bırakamaz
Dünya denen şeyin de özeti
Selahaddin Eyyubi’nin tabutundan sarkan eli
Buradaki rızık buraya kadarmış dendiği vakit
Başlayan asıl filmdir
Adınız bir istatistiğe veri olur
Bir kuşun yükseklik korkusudur ölüm.

Murat Özel

 
Yağmur Iscağı için yorumlar kapalı

Yazan: 29 Mayıs 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Güç Bela Kurulmuş Cümleler

Sen kalbi kırıkların Rabbisin
Yani önce, en çok benim
Çaresizlik nedir, çare nedir bilmeyenler için?
Ben artık hiç bir şey olmak istiyorum.
Galiba büyüdüm.
Yok bir teselli yaşamak gailesine
Bir türlü kapanmadı bilanço yazılmadı veresiye
Her gün yoklamalarda var yazılmış olmanın hüznü
Bir zaman sonra hangi şarkıyı söylesem eksik
Elveda ile merhabalar birbirine geçmiş
Yok neye baksam o göz alıcı yaşamak
Nerden baksam orası eksik
Sen kalbi kırıkların Rabbisin
Yani önce, en çok benim
Anlam yitmez hiç olmadığı yerlerde
Metinler metin olmaya yaramıyor
Neyin doğru karar olduğuna karar verecek güç yok
İş makinelerinin emeği daha kutsal
Sebeplenemediğimiz yağmurların hıncı
İnsanlar kendilerine bile tavsiye edemiyor hakkı ve sabrı
Yarı profesyonel dervişlerdeki noksanlıklar
Diriler ölülere rahmet okutuyor
Her gün, daha fazla
Büyük bir vebalin altına atılan imza
Allahını seven beni vursun, ben buraya ait değilim
Medeniyetinizden istifra ediyorum
İkinci bir emre kadar herkes kendini avutsun
Sen kalbi kırıkların Rabbisin
Yani önce, en çok benim
Bunu bilmek de bana yetsin.
Murat Özel

 
Güç Bela Kurulmuş Cümleler için yorumlar kapalı

Yazan: 27 Ocak 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: