RSS

Etiket arşivi: Faruk Nafiz Çamlıbel

San’at

Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek,
Bizim diyarımız da binbir baharı saklar!
Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek,
İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar.

Sen kubbesinde ince bir mozayik arar da,
Gezersin kırk asırlık bir mabedin içini.
Bizi sarsar bir sülüs yazı görsek duvarda,
Bize heyecan verir bir parça yeşil çini.

Sen raksına dalarken için titrer derinden,
Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin;
Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden,
Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin.

Fırtınayı andıran orkestıra sesleri,
Bir ürperiş getirir senin sinirlerine;
Iztırab çekenlerin acıklı nefesleri,
Bizde geçer en hazin bir musikî yerine!

Sen anlayan bir gözle süzersin uzun uzun,
Yabancı bir şehirde bir kadın heykelini;
Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun,
Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini.

Başka sanat bilmeyiz, karşımızda dururken,
Söylenmemiş bir masal gibi Anadolu’muz.
Arkadaş! Biz bu yolda türküler tuttururken,
Sana uğurlar olsun… Ayrılıyor yolumuz…

Faruk Nafiz Çamlıbelayrilik

 
San’at için yorumlar kapalı

Yazan: 19 Şubat 2017 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Hamd ü Sena

Ne var ki mevcûd ise âlemde, güzel, doğru, iyi;
Arayan fikri, bulan ruhu, seven sevgiliyi
Bize bahşetmiş olan Hazret-i Rahmân’a şükür.

O büyük Rabb’e şükürler ki, ayak bastığımız
Yeri halketti barınsın diyerek varlığımız;
Ve yer üstünde hayâlin cereyânınca uzun,

O büyük Rab ki, ışıklar yakıyor göklerde,
Lûtfunun feyzini, görsün diye insan yerde;
En büyük nîmete hamd, en küçük ihsâna şükür.

O büyük Rab ki, ufuklar boyu nîmetlerini,
Hüsn ü an, reng ü füsun, aşk ü cünûn mahşerini
Gayrı kâfi görerek sevdiği biz kullarına
Şimdiden vâdediyor başka bir âlem yarına;
Mâ-i Tesnîm’e şükür, Ravza-i Rıdvân’a şükür.

O ki, sedâsına yandıkça bütün mahlûkat,
Arş-ı Alâ’da Ezel kasrına çıkmış yedi kat,
Geriyor hüsn-i ilâhîsine atlas perde…
En güzel vuslatı tattırmak için mahşerde
Bize, gündüz gece, zehrettiği hicrâna şükür.

O büyük Rab ki, dalâlet yolu düşkünlerine
Ben gazûbum diye seslendi derinden derine;
Ve meleklerle kitâb indirerek her yandan
Yine yol çizdi halâs etmek için şeytandan…
Sayısız cürme bedel sonsuz inâyetlere hamd,
Ve bu hizmetle celîl ettiği Peygamber’e hamd,
Gökyüzünden yere indirdiği Kurân’a şükür.

Faruk Nafiz Çamlıbelhamdu-sena

 
Hamd ü Sena için yorumlar kapalı

Yazan: 28 Kasım 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Çoban Çeşmesi

Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi.
Ey suyun sesinden anlayan bağlar,
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi?

Gönlünü Şirin’in aşkı sarınca,
Yol almış hayatın ufuklarınca;
O hızla dağları Ferhad yarınca,
Başlamış akmağa çoban çeşmesi

O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi,
Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi!

Vefasıs Aslı’ya yol gösteren bu,
Kerem’in sazına cevap veren bu
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu…
Sızmazdı toprağa çoban çeşmesi

Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda;
Ateşten kızaran bir gül arar da,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.

Ne şair yaş döker, ne âşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar:
Beyhude seslenir, beyhude çağlar
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi

Faruk Nafiz Çamlıbelcoban_cesmesi

 
Çoban Çeşmesi için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Kasım 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Münzevi

Bir sonbahar akşamı… Sahillerdeyim
Gamlı bir heykel gibi kayalarda ben
Dağınık saçlarımdan pervasız esen
Rüzgârların elinde bir kırık neyim.

Engin bana yâd eder yetimliğimi,
Gözyaşlarıyla düşer dalgalar kuma
Issız bir yoldayım ki hasta ruhuma
Herkes yabancı: Kimden sorayım kimi?

Gökler esmer ve derin, sular dalgalı
Sahilden uzaklaştı son yolcular da;
Enginleri dinliyor yalnız kenarda
Sararmış bahçesiyle virân bir yalı.

Dumanlarla örtülen bir deniz gibi
Canlanıyor en hazin dalgalar bende
Bekliyoruz yuvanı şimdi bahçende
Ben kimsesiz, ağaçlar kimsesiz gibi.

Faruk Nafiz Çamlıbel

 
Münzevi için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Kasım 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Son Aşık

Hasretinle geçiyorken bu gençlik çağım
Ey sevdiğim, ben ümitsiz değilim gene
Ak düşünce saçların kumral rengine
Kollarında son aşıkın ben olacağım.

Ey başında şimdi sevda rüzgarları esen
Böyle her gün yollarımdan geçsen de süzgün
Sen benimsin büsbütün terk olunduğun gün
O mukadder günü, bilmem, düşündün mü sen?

Ben bir beyaz saçlı aşık, sen bir ihtiyar
O gün bana yaklaşırken ey ilahi yar
Esirgeme gözlerimden bir son buseni.

Kirpiğinden yavaş yavaş bir damla aksın
Çünkü, ruhum, sen de o gün anlayacaksın
Ki hiç kimse benim kadar sevmemiş seni.

Faruk Nafiz Çamlıbelson_asik

 
Son Aşık için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Kasım 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Oğluma

Biliyorsun ki, oğlum, ortada ne sen varsın,
Ne seni yeryüzüne getirecek bir anne:
Bir gün cihâna gelmen mukadderse, anlarsın,
Bu gelişten gözümü, göynümü yıldıran ne?

Her gün saban başında topladığın kederler
Seni yorgun çıkarır sabahın altısına
Çalışkan ellerine bakanlar kirli derler,
Leke derler alnında güneş karaltısına.

İnce belin bükülmez zamanın dizlerinde,
Öpülen eteklere ayağını silersin.
Yoksulluğun yüzerek sonsuz denizlerinde
Gördüğün her kıt’aya açıktan diş bilersin.

Ayağından çarıklar dökülür parça parça,
Gözyaşların çürütür gömleğinin kolunu.
Bir lokmanın ardında dolaşır haftalarca,
Sürgün gibi gezersin kendi Anadolu’nu!

Fazîlet arkadaşın, hakîkat yoldaşınla
Seyredersin yabancı bir ufkun bahârını,
Bulutları delsen de yükselen dik başınla
Sonunda bir dişiye maledersin varını.

Akşamları bir camın önünde,seni değil,
Elindeki çıkını gözetliyen karındır.
Hakkın önünde değil, zulmün önünde eğil!
Taçlar bile cihanda eğilen başlarındır…

Derdim, omuzlarına yük olmasın bu varlık,
Derdim, oğlum ne Haktan, ne kuldan bir şey umsun
Nasip olmaz kimseye bu kadar bahtiyarlık
Ki sen benim doğmamış, doğmayacak oğlumsun!

Faruk Nafiz Çamlıbel

 
Oğluma için yorumlar kapalı

Yazan: 27 Mayıs 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Ali

Namluya dayanır yola dalarsın
Duruşun bakışın yaman be Ali!
Boşuna tetiği ne kurcalarsın?
Var daha ateşe zaman be Ali!

Yıllanmış bir çınar pusuluk yerin,
Neredeyse gelecek beklediklerin.
Var iki adımlık canı kaderin
Desene işleri duman be, Ali!
O’nu sen büyüt de söğüt boyunca
Kendini ellere versin o gonca.
Sözüme kanmadın bunu duyunca,
Gönlündü gözünü yuman be Ali!
Geldiler beklenen çiftler ormana,
Duruyor iki genç ne hoş yanyana
Bir kurşun kadına, bir de çobana,
Çınlasın yıllarca orman be Ali!
Görünce uzanmış yar kucağına,
Boynunu dolamış zülfü bağına,
Kurşunu kahpeye atacağına
Kendine çevirdin… Aman, be Ali!
Faruk Nafiz Çamlıbel

 
Ali için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Mart 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Son Beklediğim

Ufkumda bulutlar kümelerken kara bahtım, 

Ben her gönül ufkunda doğan sabahtım.

Devran herkese taslarla zehir sundu da birden

Ben herkese bir neşe yarattım o zehirden.

Bir köprü kurup, zulmetin ardında, seherle, 

Bildim gülüp eğlenmeyi ömrümce kederle.

Alnımdaki her çizgi beyaz bir gece saklar, 

Bir başka şafaktır saçımın gördüğü aklar.

Farkım ne, emel kaynağı bir körpe çocuktan, 

Mademki henüz gelmedi son yolcum ufuktan? 

Ömrümce neden yılları zincir gibi çektim, 

Mademki bir aşk uğruna can vermeyecektim? 

Bir müjde taşır her gün uzaktan bana rüzgâr; 

Elbet gelecek, gelmedi, bir beklediğim var! 

Son beklediğim gelmeden, ölsem de yüzünde, 

Devran bulacak yar ile ağyarı hüzünde.

İsmim gezecek pembe dudaklarda elemle, 

Gözler dolacak bir çocuk ölmüş gibi nemle, 

Bir günde doğup can veren altın kelebekler, 

Bizden daha genç bir şair öldü diyecekler!


Faruk Nafız Çamlıbel


 
Son Beklediğim için yorumlar kapalı

Yazan: 07 Eylül 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Ölümü Hatırlatan Kadın

Kayalıklarda gördüm seni,bir sisli günde,
Fırtınadan saçların çözülmüş bir demetti.
O kayalıklarda ki bir yıl evvel üstünde
Çöllerden aşık dönen bir genç intihar etti…

Seni her nerde,artık,her ne suretle görsem
Bir gölgenin duyarım ruhuma düştüğünü.
Ben de o aşık gibi bir kayada ölürsem
Rabb’im mukaddes etsin seni gördüğüm günü!

Kayalıklarda bir genç öldüğü gün beldenin
Halkı seni karanlık rüyalarında görmüş,
Ey yadı gönlümüzden çıkmayan afet senin
Sevmediklerin değil,sevdiklerin ölürmüş.

Bazı ruhum kararır kefenlerden,mezardan;
Yok mu,Rabb’im,ölümün bir güzel şekli,derdim.
O kayalıklarda ilk seni gördüğüm zaman
Hayalimde ölüme en güzel şekli verdim.

Başka bir göz yaşını dudaklarınla silsen
Ürpererek:Bu,derim,mezardan bir nefestir!
Buna kıskançlık deme,bence değil yalnız sen,
Seni gören göz bile ne kadar mukaddestir!

Kimse karşında belki titremez gönlüm gibi,
Bense hala korkarım dizinde ağlamaktan.
Teması korku veren tatlı bir ölüm gibi
Daha cana yakındır görünüşün uzaktan…

Faruk Nafiz Çamlıbel

 
Ölümü Hatırlatan Kadın için yorumlar kapalı

Yazan: 07 Eylül 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Sen Nerdesin?

Caddeden sokaklara doğru sesler elendi,
Pencereler kapandı, kapılar sürmelendi.
Bir kömür dumanıyle tütsülendi akşamlar,
Gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar…
Son yolcunun gömüldü yolda son adımları,
Bekçi sert bir vuruşla kırdı kaldırımları.
Mezarda ölü gibi yalnız kaldım odamda:
Yanan alnım duvarda, sönen gözlerim camda,
Yuvamı çiçekledim, sen bir meleksin diye,
Yollarını bekledim görüneceksin diye.
Senin için kandiller tutuştu kendisinden,
Resmine sürme çektim kandillerin isinden.
Saksıda incilendi yapraklar senin için,
Söylendi gelmez diye uzaklar senin için…
Saatler saatleri vurdu çelik sesiyle,
Saatler son gecemin geçti cenazesiyle,
Nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü,
Sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü…

Faruk Nafiz Çamlıbel

 
Sen Nerdesin? için yorumlar kapalı

Yazan: 18 Mart 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: