RSS

Etiket arşivi: Cevat Çapan

Arama

Ayak seslerimiz duyulmayacak o karşılaşmada…


Ruhlarımızı kaybetmişiz de
(Yürüdüğümüz sokaklarda, gecelediğimiz evlerde)
Onları arıyoruz sanki…
Sanki sokaktan eve dönüp ışıkları yakmış
Konuşuyoruz, eskiden olduğu gibi — dolaşarak
Ya da bir gürültüye kulak vermek için durarak.


(Küçük gürültüleriz biz, gürültü ederiz,
Küçük kanatlarız biz, havaya çarparız…)


Birbirimize dokunur sonra uzun zaman susarız
Yüz yüze eğilip birbirimizi tanımak için.


(Sonu olmayan gizli bir ilişkidir tanışıklığımız…)


Uyku yavaş yavaş gelir ve sarar bizi.


Tanıdığımız yüzler, dokunduğumuz eşya,
Bir yüzden kalan izler, buluşmalar, yanıp sönen
bakışlar,
Yüreklerimizde ışıldayan yeryüzü,
Girip çıplak ruhlarımıza bir bir onları paylaşırlar…


Bilmiyorum estirdiğimiz rüzgâr mı bu
Küçücük çığlıklarla doldurduğumuz
Yürüdüğümüz sokaklarda, gecelediğimiz evlerde
Şimdi bize yas tutan.


Bilmiyorum kar mı bu bizi örtmeye gelen…


(Nerede bulacaklar bizi sabah olunca, çanlar
çalmaya başladığı zaman?…)

Yorgo Temelis

 
Arama için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Temmuz 2021 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Gezi

Akşamın alacakaranlığında dolaşırken…

(Işığın belirsiz bir hüzünle
Sıkıcı bir şey gibi üstüne yüklendiği saatte,
Sanki kaybettiğin bir şeyi bulamıyormuşcasına —
Ne olduğunu açıkça bilmediğin — ne zaman, nerede —
İçinde bir kuşku yalnız, kaybettiğin şey seni görüyor da,
sen onu göremiyorsun diye.
Üstüne çullanan bir ağırlık sanki, yattığın zaman,
Birini öldürmüşsün de, bunu bilmiyormuşsun gibi.)

Birden bir gövdeye takılır ayağın…

(Gözlerin kapalı, bir zamanlar senin olan
Ve onunla gece yarısını aydınlattığın ışığı
içinde tutarak…)

Eğilip kaldırmak istersin yerden, sonra kaybedersin yeniden
(Bir kalemi ya da bir düğmeyi kaybedercesine…)
Sokağa çıkıp ararsın, gelen geçeni durdurup.

Yüzlerini incelersin, gürültüleri dinlersin,
Yürüyüp en gizli kuşkuna bakarsın derin derin.
Ellerine bakakalır, kendi derine dokunursun.

Avutulmaz bir acıyla biri ağlamaktadır içinde...

Koyulaşan karanlıkta kimse tanıyamaz seni —
Terkedilmiş bunca eşya arasında, aranmayan bir ölü,
Nesnelerden daha çok nesneleşmiş bir eşya,
Boşluklar aydınlansın diye günün ağarmasını bekleyen.


Yorgo Temelis

 
Gezi için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Temmuz 2021 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Son Saat

Bir koku kalmıştı odasında, belki yalnız
anılardan, belki de ilkyaz akşamına
yarıaçık bırakılmış pencerelerden. Götüreceği neyi varsa
toparladı. Büyük aynanın üzerine bir çarşaf örttü.
Parmaklarında hala o biçimli gövdelerin duygusu
ve kaleminin duygusu, tek başına – karşıtlık yoktu:
şiirin son birleşimiydi bu. Kimseyi aldatmak
istememişti. Son yakındı. Bir daha sordu:
“Acaba minnet duygusu mu, yoksa minnet duyulması isteği mi?”
Karyolanın altına itilmişti eskimiş terlikleri,
onları örtmeye kalkmadı – (Nasıl olsa başka bir gün).
Yalnız, anahtarı yeleğinin cebine yerleştirdiğinde,
yapayalnız, odanın tam ortasında duran sandığın
üstüne oturdu ve suçsuzluğunun bilincine
ilk kez böylesine kesinlikle vararak ağlamaya başladı.

Yannis Ritsos

 
Son Saat için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Nisan 2021 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Bir Saban, Tek Başına

Her şey düzenli, sağlama bağlanmış, mantığa uygun,
nerdeyse insancaydı. Üstlerine düşeni yapıyordu
kentin tapınakları;
Athena da adaleti koruyordu;
görünmese bile, hep o yönetiyordu
Yargıtayın oturumlarını; ve yargıçlar kurulu
ikiye bölündüğü zaman, hep sanıklardan yana çıkıyordu
adaletin tartısı.
İyi günlermiş onlar–
Şimdi inanmak bile güç; — gerçekten var mıydı böyle günler ? –
yoksa
sadece bir düş müydü bu? Belki de bunları sık sık
hatırlamak yağmurlu güz akşamlarında
değiştiriyordur anıları.

Tarlaların sürülmesini kutladığımız zaman,
Akropolun eteklerinde, topraktaki ilk saban izine
eğilen rahip şöyle dua ederdi:
“Sakın geri çevirme ateş ve su isteyeni.
Sakın yanıltayım deme, senden yolunu soranı.
Sakın mezarsız koma, can verip
ölmüş kişiyi. Ve kesmeye kalkma
sabana koştuğun boğayı.”

Doğrusu, güzel sözler;- ama sadece söz,
o gün de, bugün de,
komşusunun tarlasını yakmak içindi ateş,
o tarlayı sele vermek içindi su,
boğa ise, boynunda kırmızı kurdeleler,
hırsızın kazanında kaynıyor.
Sadece o saban tek başına,
(belki de itilerek görünmeyen bir elle)
hâlâ sürüyor ebegümeci ve yabanî zambakların sardığı
o çorak tarlaları.

Yannis Ritsos

 
Bir Saban, Tek Başına için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Nisan 2021 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Kapının Önünde

Kapıyı çalmak üzereydi. Vazgeçti. Orada durdu.
Acaba gitse miydi? Ama nasıl? Ya birden kapı açılırsa?
Üst katın penceresinden gören olursa?
Bir bardak su dökmeye, cıgara izmaritlerini,
solmuş çiçeklerini ya da iki gün önceki mektubunu
yırtıp atarlarsa? Hava karardı.
Ne giren çıkan vardı, ne de açılan bir pencere.
Ev terkedilmişti. Merdiveni aydınlatan bir ışık bile yoktu.
Artık seçebiliyordu yerdeki iki paslı çatalı,
yığılan maden suyu şişelerini, boş kartuşları
ve bunların yanında duran kendi yüzünün tıpkısı bir
sarı maskeyi.

Yannis Ritsos

 
Kapının Önünde için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Nisan 2021 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Güz Akşamı

Bu yılın da sonu geldi:
gizledim bizimkilerden
başıma ak düştüğünü.

Etsujin
Çeviri: Cevat Çapan

Yıl göçüp gitti
Gizliyorum babamdan
Kırlaşmış saçlarımı!

Etsujin
Çeviri: Kenan Sarıalioğlu

 
2 Yorum

Yazan: 04 Nisan 2021 in Çeviri Şiirler, Haiku, Şiir

 

Etiketler: , ,

Tanımaya başlıyorum kendimi. Ben yokum.

Tanımaya başlıyorum kendimi. Ben yokum.
Olmak istediğimle başkalarının gözündeki ben arasındaki boşluğum ben.
Ya da o boşluğun yarısı, çünkü orada da hayat var…
Sonunda ben oyum işte…
Işığı söndür, kapıyı kapa, son ver koridorda terliklerini sürüklemeye.
Rahat bırak beni odamda tek başıma.
Aşağılık bir yer bu dünya.

Fernando Pessoa
Çeviri: Cevat Çapan

 
Tanımaya başlıyorum kendimi. Ben yokum. için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Kasım 2019 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Topla pılını pırtını bir yere gitmemek için!

Topla pılını pırtını bir yere gitmemek için!
Yelken aç her şeyin her yerde rastlanan olumsuzluğuna
Görkemli bayraklarla donanmış o düşsel,
Çocukluğunun o renk renk minyatür gemileriyle.
Topla pılını pırtını Büyük Yolculuk için!
Fırçaların ve makaslarınla ulaşılamayan
O çok renkli uzaklığı da unutma.

Topla pılını pırtını bir daha dönmemek üzere!
Sen kimsin toplumda boşu boşuna var olduğun bu yerde,
Ne kadar yararlıysan o kadar işe yaramaz,
Ne kadar gerçeksen o kadar sahte?
Sen kimsin burda, kimsin burda, kimsin burda?
Yelken aç, bir şey almadan yanına, değişik kimliğinle.
Bu insanlarla dolu dünyanın ne ilgisi var seninle?

Fernando Pessoa
Çeviri: Cevat Çapangitmek-uzerine-siirler

 
Topla pılını pırtını bir yere gitmemek için! için yorumlar kapalı

Yazan: 11 Kasım 2019 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Kaldığımız Yerden

Yaşadıklarının bir tortusuydu o masum anılar,
geleceği nerdeyse unutulmuş bir zamana
bağlayan.
Unutma, belleğin zindanındı senin,
düş gücün özgürlüğün.
Böylece dolaşıp durdun bir süre
dilini anlamadığın insanlar arasında,
gökyüzünün mavi bir yama gibi
görünüp kaybolduğu gökdelenler altında.

Nasılsa rastlamıştın bir gün ücra bir bitpazarında
gözden çıkarılıp bir köşeye atılmış o tozlu
yadigârlara
ve anlamıştın hemen, derinden bir acıyla:
aldırışsızlık da bir çeşit rahatlamaymış
sonunda.

Şimdi gene bir sürgündesin kendinden,
uyandığın yer uyuduğundan başka.
Sen de duymuşsundur elbet eski bir kulağı kesikten:
kendini kolay kolay bağışlayamazmış insan.

Cevat Çapanen-guzel-ayrilik-siiri

 
Kaldığımız Yerden için yorumlar kapalı

Yazan: 20 Ekim 2019 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Şiir

Ben de pek hoşlanmıyorum şiirden: çok daha önemli şeyler
olmalı bütün bu zırıltıdan öte
Ne var ki insan katkısız bir nefretle okuyunca şiiri,
gene de
gerçeğin bir yeri olduğunu görüyor onda.
Kavrayabilen eller, açılabilen
gözler, gerekirse diken diken
olabilen saçlar, öyle şatafatlı yorumlara açık
oldukları için değil, yararlı oldukları için
önemlidirler. Anlaşılmayacak kadar uzaklaşırlarsa
asıllarından,
aynı şey hepimiz için de söylenebilir, anlamadığımız
şeye hayranlık duyamayız, denir: baş aşağı bir
tavana tutunan ya da yiyecek arayan yarasa,
ileri doğru iten filler, başıboş dolaşan bir at,
bir ağacın atında
yorulmadan duran kurt, sinekten huylanan bir at gibi
derisi seğiren oturaklı eleştirmen,
beysbol meraklısı, istatikçi uzman –
ne de onlar apayrı şeyler deyip
“iş yazışmalarına ve okul kitaplarına” karşı çıkmak
geçerli bir davranış olur; hepsi önemlidir
bu olguların. Gene de bir ayrım yapmalı insan:
sözde-şairler önem verdiler diye şiir olamaz her şey,
aramızdaki şairler her türlü gözü pekliği
ve saçmalığı aşıp “hayal gücünün
harf sektirmeyen titiz bekçileri olmayı üstleninceye”
ve “içlerinde kurbağalar olan düşsel bahçeleri”
denetimimize sununcaya dek kavuşamayız
şiire,
bu arada, bir yandan şiirin hammaddesini tümüyle
ham, öte yandan da sahici olmasını
istiyorsanız, o zaman ilgi duyuyorsunuzdur şiire.
Marianne Moore
Çeviren: Cevat Çapansiir-okuma-klavuzu

 
Şiir için yorumlar kapalı

Yazan: 28 Mart 2019 in Şiir

 

Etiketler: ,

 
%d blogcu bunu beğendi: