RSS

Etiket arşivi: Tozan Alkan

Arzu Birahanesi

Bazı sular üzerinden köprüler geçmek ister
bazı aşklar üzerinden sular geçmek ister
köprü geçen suların üzerinden baka baka
hülyalı gözlerle bir devrime baka baka
büyür bazı çocuklar, deniz olmak ister
deniz olmak upuzun akmayı gerektirir
sevişmek bir direnme biçimidir ölüme
sevişmeler upuzun akmayı gerektirir

bazı şiirlerin bazı yaşları beklediği gibi
bazı gerçeklerin bazı yalanları beklediği gibi
eksik sözler söylenilmeden kalmak
fazla kalmalar gitmekten sayılmak ister
insan yaşlandıkça ikiye, üçe bölünür
dörde.. beşe… bölündükçe bölünmek ister
hatıralardan silinmek ister bazı şeyler
bir akşam vakti Arzu Birahanesi’nde

Tozan Alkan

 
Arzu Birahanesi için yorumlar kapalı

Yazan: 13 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Boşluğa İnen Ayet

herkes bozuk saat gibi kendini
taşıyor kesik bileğinde
tül ve siyah, ruh ve suret ve tuz…

bundandır yazının büyük günahı
sözün kendini vurrnası bundan
çünkü hayatta her söz daha az söz
her vazgeçiş daha az sancılı bundan
ilk böyle yazıldı: “dağıl kavmim ey”

elimden tut beni yalnızlıklara götür,
ölmek ne can sıkıcı ömrüm ey
ilk ölüm, eski ölüm; töresiz ölüm

ayet gibi, karanlıkta, sessizce,
ölüm yüzüme indi ve gördüm
iyilik olsun diye sustum ve öldüm.

Tozan Alkan

 
Boşluğa İnen Ayet için yorumlar kapalı

Yazan: 13 Ağustos 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Armi, mon ami!

“dostum Armağan Özpeçen’in anısına…”

Yolculuklara çıkacaktık seninle
yanımıza kendimizden de bir şeyler alıp;
üç beş şiir kitabı, üç beş uzun yol hüznü.

geniş bir zaman aralığından
iklimler taşıyacaktık geleceğe
sen sesini salıvermeseydin
sahipsiz bir ordu gibi beşinci kattan.

boşlukta kalbine mi tutunur insan
unutabilir mi adını yarı yolda
öznesi olmayan bir hayata armağan.

seninle yolculuklara çıkacaktık
yanımıza kendimizden bir şeyler alıp;
harita, fotoğraf makinesi, lazım olur diye çakı
kimbilir belki kol saati bir de.

Tozan Alkan

 
Armi, mon ami! için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Nisan 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Güzel Türkçe Şiiri

Yalnızlıktan bakınca kalbin neye mi benziyor
uykudan yeni kalkmış bir nar ağacına
yalnızlıktan bakınca kalbin yaralı bir nar
tanesi taşıyor hep, hiç durmadan aşka

içe kapanık bir zarf, dışa dönük bir mektup
gibi kalemlerden geldin, kağıtlardan geldin
yırtıcı tende arzu, evvel zamanda tutsak
gizli bir tarih gibi geldin gençken bir vakit

hep bir yerlerden geldin, yazlardan, iklimlerden
çekingen, hırpalanmış; hatıralardan sürgün
gidilmemiş masalar kadar kurak ve kırgın
bir yalnızlıktan bakınca içine harflerin

düştüğü kör kuyudan, geldin, türkçe güzeldir
güzeldir kelimeler, cümleler umrumda değil
gövden umrumda elbet, çocukların yaslandığı
isyanın umrumda değil, yalnızlıktan bakınca

kalbin neye mi benziyor, kalbin belli değil hiç

Tozan Alkan

 
Güzel Türkçe Şiiri için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Nisan 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Ağırlık

yıllar var ki yün ören
kadınlar kadar geçmişim kendimden
parkeleri küflenmiş bir evin
uçuruma açılan koridorlarında
nefesimi tuta tuta ölüyorum
vaktin ağrılarını içime çekerek

bağışlanmak için çok geç,
bağışlamak içinse erken
iki bayram arasında hayatla yüzleşilmez
kendime sakladığım her masum söz
beni yaralar ilk, yani hiç kimse
daha gerçek değil gölgesinden

bundan böyle hiçliğin hükmü sürecek
neyi anlamaya çalışsam anlamsız
yağmur kirpiktir, deniz kara, çocuk kum saati
bir yerlerde taze bir sabah var
günaydın iyi kuşlar,
gidip o sabahı beklemem gerek.

Tozan Alkan

 
Ağırlık için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Nisan 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Zaman ve Maske

Zaman da bir maske, pişmanlıkların!
Dalgın bir mürekkep lekesi gibi
Masum günahıdır beyaz sayfaların.

Kilit tutmuyor kapıların önü arkası,
Herşey aynıdır anıların bahçesinde.
Dağılan gövde…kuru sıkı yaşanmış yıllar,
Esirgemiyor zehrini sarmaşık,
Sen çekip gidiyorsun kolalı gömleğinle.
Bense ne çok biriktirmişim, en çok ölüm,
Yine de güvenemiyorum ölümüme.

Zaman da bir maske, pişmanlıkların!
Dalgın bir mürekkep lekesi gibi
Masum günahıdır beyaz sayfaların.

Ben de beyaz bir leke gibi size aktım,
Denizler yarıldı, bana tutundu boşluk,
Ben batık gemi! içimde hiçbir yolcu yok,
Ah kolsuz ahtapot, nasıl sıktın boğazımı
Nasıl dişledin beynimi!

Vazgeçtim yazmaktan
Aşklardan apartılan o kırmızı şiiri,
Çünkü istasyonsuzdu trenleriniz
Fenerleriniz ışıksız, suskunluğunuz sağır
Boşuna tabancalar aradım çarşılarda
Önümü arkamı kendimi boşuna aradım.

Zaman da bir maske, pişmanlıkların!
Dalgın bir mürekkep lekesi gibi
Masum günahıdır beyaz sayfaların.

Tozan Alkan

 
Zaman ve Maske için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Nisan 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

sana şehir gelecek

sana şehir gelecek uzaklardan
esmer bir aşkı yüklenerek gelecek

kimsesiz bir ağacın dallarından
acısını dut gibi dökerek gelecek

yıllar sonra buğulu bir sabah vakti
kapına yaralı bir at gibi gelecek

kâğıdın kalemin tozlu sunağından
beyaz kefenini yırtarak gelecek

aşkta kaybedilmiş bir eli kazanıp
geçmişini unutmaktan gelecek

dilin terkisinden, harflerin hızından
söze küskün kelimelerden gelecek

sana şehir gelecek uzaklardan
bir halkın içinden geçerek gelecek.

Tozan Alkan

 
sana şehir gelecek için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Nisan 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: