RSS

Etiket arşivi: İlhami Çiçek

biri gül yakmış olmalı ocakta

biri gül yakmış olmalı ocakta
sanki genişlemiş gibi dam

İlhami Çiçek
Bu Hüznün Mesnevisi
Ketebe YayınlarıIlhami_Cicek.jpg

 
biri gül yakmış olmalı ocakta için yorumlar kapalı

Yazan: 04 Mayıs 2018 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Leyla

Günlerden bir özge bir gün müdür
Yaprak dökümü müdür gizemli neylerin
Dağlar Leyla albenisiyle mi donanmıştır
Bulutların doluktuğu
Bunlar sözcük müdür yoksa tuz ırmağı mı

Roma’ya yakınılan ben miyim
Bir gün
Her gün gelen meleğin gelmeyeceğini
Bilen ben miyim
İlenen Leyla mıdır Leyla mıdır

(kötürüm bir yel eser ıraklardan
Üçgenlerin eşliğinde
Unutulur olay özellikleri
Şems’in öğütleri erir ufukta
Doğuda batar güneş)

Kötürüm bir yel eser ıraklardan
Çağlar alınyazımı tartışır
Karanlığı tırmalar karanlık bilgeler
Evren bir savaş alanıdır
Aşkı eline dolayan bir dize yürür üstüme
Bir kent mecnunu keser yollarımı
Leyla’yı sorar

( ölüm şarkısını çalar gizemli neyler
Düşer – bu bir ölüm düşüşüdür – çılgın hüseyniler
Bağlanır bir aksak hicazda Şevki Bey’in kolları
Doğuda batar güneş )

Leyla bir özge can mıdır
Can içinde can mıdır
Bir adam anlattılar leyla’yı avuçlarında gizliyormuş
Bir adam koynunda taşıyormuş onu
Onları kıskanmak mıdır leyla’ya giden yol
Ağlasak bağışlar mı
Nasıl ölünür uğrunda

Söz verilmiş ülkede yabancı
Ağlamayan gezgini düşündüm
Nil’i gözleriyle içen bir bilge gibi
Sara gülümsüyor
Yargıç yok taşı kim atacak
Leyla bilmez mi gerekli olduğunu
Şu anda
Ben İbrahim ve sara

Leyla bilmez mi

Erzurum 1973

İlhami Çiçekleyla_bir_ozge

 
Leyla için yorumlar kapalı

Yazan: 05 Eylül 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Oyun

“Bu son olsun” diyor kumral olanı. Saçlarını bir kere daha (alışkanlık işte) önden avuçlayarak, bir
iyice gerip alnının derisini yineliyor. “Bu son olsun!”

“Ne yani” diyor esmer olan, “bundan böyle hiç mi oynamayacaksın?” Ses yok. Öbürü kendini oyuna
iyice kaptırmış gibi yaparak, inandırıcı olmadığını bile bile yanıtlamıyor esmeri. Şimdi her iki eliyle
oyun tahtasının köşelerini tutmuş. Gözleri taşlarda. Herhangi bir hesap yapmadan rasgele tarıyor
tahtanın yüzeyini. Ve işte unuttu saçlarını avuçlamayı, birden içinde oyunun. Önce at. Sonra piyon ve
fil. İyi bir oyuncunun yüzde yüz düşeceği bir tuzak bu. İyi bir oyuncunun, çünkü rastlantıya yer
vermez iyi oyuncu, kaçınılmazlıkla tanıştır. Hani sıradan bir oyuncu bu sırayı altüst edebilirdi. Atın
gerçek karşılığını oynamaz da, ilgisiz bir taş kımıldatırdı. Böylece önce at, sonra piyon ve fil tasarısının
sonu olurdu bu. Doğrusu sonuç değişmezdi ama bunun ne önemi var. Şu matematiksel kesinlikteki
şiiri darmadağın ettikten sonra. İşte bu yüzden sıradan oyuncularla oynamıyor Kumral. Matlar ya da
patlar ilgilendirmiyor onu. Yeni düzenler yakalamak tüm tutkusu.
– Konuşsana!
– Efendim.
– Ne demek “bu son olsun”
– Ha! Evet. Seninle bir ilgisi yok.
– Ne yani kendi kendine mi konuşuyorsun?
– Olamaz mı? Belki kafamda bir karşılığı vardır.
– Bilmem. Tuhafsın da. İstersen bırakalım.
– Neyi?
– Oyunu.
– Ha! Evet.
Kalkıyorlar.

İlhami Çiçek

 
Oyun için yorumlar kapalı

Yazan: 22 Kasım 2013 in Hikaye

 

Etiketler:

Anılar

sonrasız bir sürgünü yaşar anılar
artık varolmayan evlerde
anılar ki genç ölümlerin artığı
her an anımsanmaya duyarlı
hep unutulmaya hazır
sorulsa yadsıyacaktır

anılar mı
yok ki benim anılarım
bir başkası yaşamış bu yerlerde
bu adam unutkan mı ne
kuşlar yüreğine işler aldırmaz
kuşlar ki bilirkişileri umudun
aşkın ve erincin simgeleri
adam yitiyor boşluktan

İlhami Çiçek
 
Anılar için yorumlar kapalı

Yazan: 22 Kasım 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Otel Odası

Bir otel odasının karanlık köşesinde
Fırtınanın sesini andırıyor nefesim,
Kulağımda saatin hüzünlü tiktakları
Karşımda ise beni parçalayan bir resim!

Tavanın bakışları gözlerime takılmış
Beni tehdit ediyor zalim yalnızlığıyla
Çilekeş kitaplarım konuşmuyorlar artık
İçimde gizli bir ses hükmediyor ki “ağla”
Donuk bir çeşme gibi sâkin kırık sandalye
Sanki hasta bir nağme elimdeki defterim
Bin bir anıyla dolmuş boşalmış küçük dolap
Hayatından usanmış kirli elbiselerim…
Bunalmaktan çürümüş zeytin çekirdekleri
Kuru oduna dönmüş masamdaki ekmekler…
Ulu… Yüce Tanrıya her akşam söylediğim
Boğazımda birikmiş yarım kalmış dilekler…
Gene kederle yüklü örümcekli duvarlar
Her gün aynı ızdırap her gün aynı yaşantı
Gene geceye gebe çabuk biten sabahlar
Gene her şey kapkara, gene her şey kaskatı!..

İlhami Çiçek
 
Otel Odası için yorumlar kapalı

Yazan: 22 Kasım 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Resimde

çökük bir kapı
bir at kapaklanması resimde
sağnak da var – bir adam
sürekli ıslanıyor
gece

bir resim neyse odur
bir at
bir kere kapaklanmışsa
kapaklanmış bir attır o

İlhami Çiçek

 
Resimde için yorumlar kapalı

Yazan: 22 Kasım 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Sessiz

herşey eninde sonunda sessizdir
bir günün kırılganlığından
kalan ve tekrar tekrar kırılan
müteellim bir insan sesinin başlattığı
ağlamanın kırı
sessizdir

dalda
yalnız ve dağılmış bir elma
yalnız ve yapraklar örtmüyor onu
gelen akşama
geçen akşamın içlenmeleri dadanmış
bu kahır sessizdir

içinin çıngarlarından yonttuğun
asi bir atbaşı gibi rüyalarının ucunda
umudun
sessizdir

filistinde akşamüstleri
sessizlik bir file somun gibi

İlhami Çiçek

 
Sessiz için yorumlar kapalı

Yazan: 22 Kasım 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Oralarda

oralarda hala
insanlar güç uğurlar kimselerini
kandır sıkışır göğüste yukarı koşar
helallaşırlar ayrılmadan

oraların buzları
saçaklarda sivrileşerek
bir ara dal uçlarından sarkıp
usturalaşır saplarda
hala

hüzün
çok eski bir öykü
oralarda
atlıların artık olmayan atlarını
artık kaçan bir uzayın kaynar kıyılarına
yürütüp aşkla yorarak
bengisu taşıdıkları o ilkyazdan
güze kalan bir gül taşılı
buruk bir andaç

oralarda genç
bindir yerinden hançerli
vurarak yalnızlığını gizli patikalara
kenti düşünür
çokca dağ seyirir bileklerinde
ne yaman bir and olur

İlhami Çiçek

 
Oralarda için yorumlar kapalı

Yazan: 08 Eylül 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Kaderim

Doğarken mi bağlandı elim kollarım
Kaderimle talihimle birlikte
Ya ben yanlış yerdeyim
Yada yer yabancı bana

Ne ben ben olabildim
Nede kırabildim kabuğumu
Kapandım kaderimin karanlığına
Bir ışık olmadı zifri gecelerimde
Yok yok biliyorum artık
Çaresi yok çırpınışların
Yol yolcunun yolu
Han hancının artık
Değişmez yazgımsa
Benim kaderim artık…

İlhami Çiçek
 
Kaderim için yorumlar kapalı

Yazan: 08 Eylül 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Temalar II

boşaltılmış şehirler kadar yalnızdırbir şehirde
bir duvara asılı
üfleyeni kalmamış kınalı bir kaval kadar mahzun
kınalı bir kaval kadar mahzun
kınalı bir kaval kadar mahzundur
adına sessizlik dedikleri o ses
nere gitse yanındadır
engel olamaz
susmasından kelimeler olur engel olamaz
o
yani yirmi dokuz yaşında
yani ceplerini can erikleriyle doldurup
sokaklarda
bademli düşlere eyleşen aylak adam
açıklamalıdır ki kelimesiz bir yalnızlık
mümkün değildir
açıklamalıdır ki her romancı
yanılmıştır
bu noktada
ve roman kişisini
tahrik edip
romandan
caddeleri ve aynaları olan bu şehre
kaçırtan
budur
boşaltılmış şehirler kadar yalnızıdır
kelimeye yargılıdır
bir şehirde
bir duvara asılı
üfleyeni kalmamış bir kınalı kaval kadar mahzun

İlhami çiçek

 
Temalar II için yorumlar kapalı

Yazan: 14 Temmuz 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: