RSS

Etiket arşivi: Murat Kapkıner

geç buldum çabuk kaybettim

şiir iyi
acı
ve üzerime göreydi
ben hep göz ucuyla bakıyor
ve hep sıyırtma geçiyordum
bu arada ekranda birileri
birdenbire yaşlanıyordu

çevrecileri astılar
hükümet meydanında
sonrası çatışma

bana göreydi şiir
iyi
ve acı
tapınaklarla
müminlerin
ne etsem ayırdına varamıyordum
hiç dinleyemedim
yer yer kulağıma çalınan sesler oldu
derken antonyo çıkageldi
eğer ihanet etmezse
ihanet etmiş oluyor
hiç yanlış yapmıyor
çirkin
ama hep doüru davranizordu
dürüst adamlar
şu bizim güneylileri diyorum
sadıktılar
ama doğru olan hiçbir şey
yapmadılar:
doğruluk hazindi
yalnız beni aldatır
taze hüzün diye
dehşet satarlardı
şiire göreydim
iyi ve acı
/kim ne derse desin
ruhumdu
bu karanlıkta hançerlediğim/
herkes gittiği halde
hiçbir şey bitmedi
/işi sululuğa dökebilir
bir başka yanından tutabilir
miyiz/
yine de iyi olan
bir yeni şey var
artık radyolarda parazit yok
“geç buldum çabuk kaybettim”

Murat Kapkıner

 
geç buldum çabuk kaybettim için yorumlar kapalı

Yazan: 16 Nisan 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

eylül giyinmiş güz kızları

ya durursa
bir gün bu kasırga
şafak sökerse
kar kalkarsa ülkemden
gün herkesin bildiği yerden doğarsa
yarasalarım kaçışır
mağaramdan çıkmaya zorlanırsam
çay
sigarayla çalışmışsa makinam
leş yemişsem bir ömür
taze et koyarlarsa ağzıma
bir gün
âyet hadislerle konuşmaya
konferanslar vermeye başlarsam
yahudi
hristiyan
yahut müslümancılık yaparsam
ölmeden önce

senden başka
ya herhangi
bir şey
girerse hayatıma
sana şiirden
sana inanmaktan başka
eylül giyinmiş güz kızları gibi

sen pınardın Gürün’de
karpuz çatlatan
girecektim içine
anadan üryan
kuzey rüzgârıydın
oldum bittim
bağrıma esecektin
buz torbası
/alnıma koyacaklardı

kar fırtınasıydın
üzerimi örtecek
Sibirya’m
buz çadırım
barınağım
çölümden alacaktın
soğuyacaktım
tavında akkor demirdim
su verecektin/

eylül giyinmiş kızlar
pınarlar
kar
eriyen buzlar
açılan patikalar
keçiler
ılıyan göllerim
kediler
sönen ateşlerim
soğuyan bir yerlerim
olsun istiyorlar

onlara bir güneş çiziyorum
siyah
bahar yapıyorum
gri
‘elimden gelen bu’
kar
kara yağıyor defterlerimde
her eylül giden leyla
kötü
çok kötü
eylül müsveddeleri birikiyor
gene cebimde

Murat Kapkıner

 
eylül giyinmiş güz kızları için yorumlar kapalı

Yazan: 16 Nisan 2013 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Bileklerimde Şiir

uzak soylu
yağmur yüzlü derviş’tim
‘bakılmaya doyulmayan gözlerim’ vardı
parmaklarım piyano

rivayet mütevatir
yine de aynalardan korkuyorum

bilirdim kalmayacaktı
yüzümde yer yer beliren
arı duru ak nur
sevda nöbetlerimden geriye

kalbimdeki burgaç kitabesi
bileklerimdeki şiiri
yine ben
yalnız ben sökebilirim

Murat Kapkıner

 
Bileklerimde Şiir için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Ekim 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

İntiharım Tartışılırken Hariçten Okuduğum Savunmamdır

‘Hiçkimse bana göre yaşamadı
benim için
sebeb-i intiharım budur”
diye yazmıştım
bıraktığım pusulaya
ins ü cin
bencil olduğuma yordu
zalımına bencil
hiçkimse
ama hiçkimse
doğru dürüst okuyamadı
/gerçi
evet
birinc, sınıfa gitmiyor
‘ben daha yeni geliyor’dum ‘buraya’
imlam biraz bozuktu/

intiharımın
şey-i vahid sebebini
”biri için yaşamalıydım”
şeklinde yazsaydım
bunu hiç sökemecekler
ya
adem tabletleridir okunamazlar
ya köle
diyeceklerdi bu kez
zalımına köle

Murat Kapkıner

 
İntiharım Tartışılırken Hariçten Okuduğum Savunmamdır için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Ekim 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

İkinci Cemre

gün batar
kuşlar dönerdi
seherler
adama namaz kıldıran ihtişamını yitirdi
artık ne gün batıyor ne kuşlar dönüyor
akşam ile yatsı arası

eğer erirse
kar ilkin damlarda erirdi
sahurlar olurdu
iftarlar eskiden
orucu inanmayana tutturan
inanmasa da insan
bu iftar
bu sahur inanılası bir şeydi
cemreler düşerdi eskiden
bir yâsin bir cemre
bir cemre bir çocuk düşerdi
zemheri vardı
kırk gün
mart dokuzu
kocakarı fırtınası
cemreler düşerdi eskiden,
bir yâsin bir cemre
bir cemre bir çocuk düşerdi
‘zahmeti’ derdi anam
kırk gün de bu cem’an
gül açardı ardından

üçbin yılın cemresi düştü
teki benim olmayan
bir daha düşerse
/çocukken inandığım gibi/
gökten bağrıma bir kor
düşse düşse düşecek
/Bütün cemreler düştü mü çocuklar/

Murat Kapkıner

 
İkinci Cemre için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Ekim 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Anne Ben Artık İyiyim

anne ban artık iyiyim
perhizim kaldırıldı
yüzlerim artık yamulmuyor
yüzümde bir şiirin tebessümü
yüzlerim düzgün
artık kabus görmüyorum
takıldığım ufkuna
sürekli bayram hilalleri göndermiyorum
yorgun gözlerim
mektuplar göndermiyorum
senden bana hergün
bütün telefonlarda sesin
yok artık bütün plakalarda adın adresin
keskin bir tek fırça kalmadı
tek renk kullanıyorlar tablolarında
bütün çizgilerim ufki
şiirim artık uzak doğu
tek hece
giden yedi sesin yerinden
gerçi münker
ama bir tek ses verdiler
sayhaten ve ahide
bütün seslerim sur
karlı dağlarda kaldı kurt
anne ben artık iyiyim
hem kendime iyi bakıyorum

Murat Kapkıner

 
Anne Ben Artık İyiyim için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Ekim 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

İnsaf Kelimeleri

yedi kat arzımdasın
bir barak havasıyla
yanık annelerden yansıyan

gök taşını hangi hışım saplarsa toprağa
yahut mavzer kurşununu ete
öyle düştü
yedi kat göğünden yüzün

yedi kat arzımdasın
dilim lal
kısıldı sesim
tükendi dad kelimeleri feryadımdan
içimde bir iltihab
son kanserim miydin geliştin
gene mi yanlış adrese geldim
yoksa yanık bir anneden yansıyan
bir barak havası mı
bu işittiğim
bazan uzaktan
karlı dağlar ardından

yok mu asırlardır aradığın yüreğim
benim gibi
benimki gibi bir yüreğin
yoksa gene mi yanlış adrese geldim
tükendi
inan tükendi kalmadı başka yanacak yerim

öldür beni
ya sesin gelsin
bir esinti bir rıza işaretin
ister Ay’dan ister yıldızlarından gelsin
inan bittim
tükendi dad kelimelerim
artık dokunmasalar da ağlıyorum

Murat Kapkıner

 
İnsaf Kelimeleri için yorumlar kapalı

Yazan: 31 Ağustos 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Taşlanmaksızın Ayrılmak

Bağışlayın
Alışmamışım
Taşlanmadan ayrılmaya

Bir ilk tuhaflığın sarhoşuyum
Kovulmadan gidiyorum ilk kez

Gidiyor ve şaşırıyorum
Sırtımda utançlarım aşklarım belalarım
Geçti gümrükten
Oysa ben
Tam da hazırlamıştım kendimi
Altmışbir yılın utancını
kaçak sokmaya içeri

gidiyor ve hüzünleniyordum
utancım
aşklarım
belalarım benden geriye
kalacak diye

gidiyorum
ne eksik
ne fazla

hiç anımsamadığım
kahramanlıklarım da varmış oysa
böyle geçmişim gümrükten meğer

yazan yazıyormuş
sağımda solumda

Murat Kapkıner

 
Taşlanmaksızın Ayrılmak için yorumlar kapalı

Yazan: 31 Ağustos 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Dilenci

”Ölüm, mahşer günü bir siyah koç suretinde getirilip boğazlanır”

bir
siyah koç gibi
öldürüldü ölümüm
kızıl çığlıklara döndü izdüşümüm

ölüm
ölüm
alacak elinizden ‘ıyşınız aşığınız
diye delik delik
kaçtığınız
ölümlerinizden
bir yudum ölüm
bir yudum ölüm veriniz

nerde
yok
mu ölümleriniz
dininiz mezhebiniz aşkına
ölememekten döndüm
şaşkına
rabbiniz taptığınız aşkına
bir yudum ölüm
bir yudum
ölüm veriniz

ölüm dileniyorum
maruf ölümler
sizler asilsiniz şovalyesiniz
merhamet ediniz merhamet ediniz
bir yudum ölüm
bir yudum ölüm veriniz

gördüm
mahşerin siyah koçu gibi
öldürüldü ölümüm
bir kızıl çığlık şimdi
izdüşümüm

Murat Kapkıner

 
Dilenci için yorumlar kapalı

Yazan: 31 Ağustos 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Elifbamdan Arta Kalan

az sonra beni çağırırlar
buralı değilim
yanımda
memleketimi bildirir bir belge getiremedim
üzgünüm
hiç kimse fotoğrafımı çekmedi
izin vermediğim
uygun durmadığım söyleniyor
/-aksine efendim
benim annem belirlenemedi/
birazdan beni çağıracaklarını umuyorum
sigaramda yol görünüyor
burdan da dengimi tutuyorum
bol miktarda Eylül biriktirmiştim
/aslında kasım demek istiyorum/
ker*** duvfar diplerinden topladım
koynumda
bütün ceplerimde
Akdeniz kıyısından devşirdiğim
renkli çakıllar
kaydırak taşları
midye kabuğu
ve ince kumun içindeler
sigaramda yol görünüyor
yakında beni çağırabilirler
Anne’m
en gizli sırrını
sonuçta ‘Ay’a dokunmak istediğini’
nihayet bana açtı
O’nun gibi
muhteşem iradelerin sahibi olamam
soylu değilim
gökyüzüyle tanışmak
Güneş’i görmek bana yetecek
nasıl olsa bir gün beni çağıracaklardır
/ben hep
atomla galaksiler
(yani gergefle kirpiklerin)
bulutla okyanus çukurları
(yani kaş ile göz)
arasını doldurdum/

şefaatçim yok
yalnız beni bağlıyor olsa da kanıtlarım
makbul olur umuduyla
şahidimi ibraz ediyorum işte
merhametli ellerinizle gene de
bir ilk çizgi
elifbamdan arta kalan
birgün ele
ola ki beni çağıralar

Murat Kapkıner

 
Elifbamdan Arta Kalan için yorumlar kapalı

Yazan: 31 Ağustos 2012 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: