RSS

Etiket arşivi: Octavio Paz

Riprap

1.ÇİÇEK

Ağlama, çengel, diş, ulumalar,
etobur hiçlik, çalkantı,
hepsi yokolmakta bu basit çiçeğin önünde.

2. O KIZ

Her gece iner kuyuya
ertesi sabah ortaya çıkar
kucağında yeni bir sürüngenle.

3.BİYOGRAFİ

Ne olabileceği değil,
ne olduğuydu önemli olan:
Ölmüştü işte.

4.GECELEYİN ÇANLAR

Gölgelerden dalgalar, körlük dalgaları
alev alev yanan bir alında:
Düşünceme su dökün, boğun onu!

5.KAPIDA

İnsanlar, sözler, insanlar.
Duraksadım:
Yukarıda orada, yalnız ay vardı.

6.BAKIŞ

Kapatınca gözlerimi kendimi gördüm:
Uzam, uzam
bulunduğum ve bulunmadığım yerde.

7.PEYZAJ

Böcekler tükenmezcesine çalışkan,
atlar güneş renginde,
eşekler bulut renginde,
bulutlar, ağırlıksız kayalar,
dağlar, eğik gökyüzü gibi,
bir ağaç sürüsü su içer derede,
tümü de orada, orada olmaktan hoşnut
ve burada biz
kızgınlığın yıpratmadığı, nefretin
aşkın ve ölümün yıpratmadığı
insanlardan değiliz.

8.OKUMA YAZMASI OLMAYAN

Kaldırdım yüzümü gökyüzüne,
o eskimiş harflerden oluşan dev taşa,
ama yıldızlar tek bir söz söylemedi.

*riprap: taktuk, çatçut sesi

Octavio Paz
Çev: Ali Cengizkan


 
Riprap için yorumlar kapalı

Yazan: 09 Temmuz 2013 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

Herat ta Mutluluk

Ta buralara geldim
Çekerek bu çizgileri,
Öylesine;
Yeşilli mavili bir cami,
Altı yassılmış bir minare,
İki ya da üç mezar,
Ermiş bir şairin anıları,
Timurla soyunun adları.

Rast geldim yüzgünlerin rüzgarına.
Kumla örttü geceleri,
Kamçıladı kaşımı, kavurdu göz kapaklarımı.
Şafak:
Kuşların saçılması
Ve taşlar arasında köylülerin ayaksesleri olan
Suyun söylentiler yayan sesi.
(Ancak su da aldı tozdan nasibini.)
Ovada homurtular,
Görünüşler
Yitişler,
Kil sarısı kasırgalar
Düşüncelerim gibi, dönüyorlar
Otelin odasında, tepelerde:
Bir develer mezarlığı bu diyar
Ve benim düşüncelere dalışımda
Hep aynı çöken suratlar.
Rüzgar, o harabeler efendisi mi
Benim tek ustam?

Aşınmalar:
Gitgide büyür zerre.
Ermişin türbesinde,
Bir çivi çakmıştım
Kurumuş ağacın derinine,
Öylesi değil,
Diğerleri gibi, kem göze karşı:
Kendiminkine karşı.
(Bir şeyler söyledim:
Rüzgarın alıp götürdüğü sözcükler.)

 Octavio Paz

 
Herat ta Mutluluk için yorumlar kapalı

Yazan: 04 Haziran 2013 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

Gecenin soğuk dudakları

Gecenin soğuk dudakları
Bir laf eder
Laf sanma taştır
Taş sanma gölgedir
Acının sütunu
Olgunlaşmamış düşünce
Hayali dudaklarıma doğru gerçek su
Gerçeği taşıyan sözcük
Hatalarımın nedeni

Eğer o ölümse yaşarım yalnız onun için
Dalarım anılara ama bir şey anımsayacağımdan değil
Artık bilemem ne söyler de güvendiririm kendime
Nasıl anlaşılır birinin hayat taşıdığı
Nasıl unutulur bildiklerimiz
Zaman aralar da gözkapaklarını
Bakar bize ve kendisi de kaçırmaz görüntüsünü.

Octavio Paz

 
Gecenin soğuk dudakları için yorumlar kapalı

Yazan: 04 Haziran 2013 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

Bir gün yiter gider

Bir gün yiter gider
Evren gökyüzünde
Karda iz bırakmaz ışık
Bir gün yiter gider
Kapıları açmaya ve kapatmaya….

Güneşin tohumu çatlar sessizce
Bir gün başlar
Sis oyar tepeyi
Bir adam ırmağı iner
Gözlerinde karşılaşır bunlar senin
Günün içinde yiter gidersin
Şakıyarak ışığın yapraklarında
Çanlar çalar ötelerden
Her çağrı bir dalgadır
Her dalga gömülür çıkmamak üzere
Bir kımıltı…bir söz…buluta karşı ışık…
Güler ve saçlarını tararsın dalgın

Bir gün başlar ayaklarında
Adlarından başka şey değildir; el..aklık..saç..
Bu elin..bu aklığın… bu saçların..
Bu görülebilen ve yoklanabilen dışarı…
Bu içeri ve adsız olan
Aranır bizde el yordamıyla
İzleyip dilin yürüyüşünü
Geçerler bu imgeye gerdikleri köprüden
Parmaklar arasındaki ışık gibi kayarlar
Ellerimin arasında senin gibi
Ellerimle elin gibi sarılırlar birbirlerine

Bir gün başlar ve sözlerim
Sıcaklık zinciri ışık kabuğu
Bir gün başlar ağzında
Gözlerimizde yiten gün
Açılan gün gecemize..

Octavio Paz

 
Bir gün yiter gider için yorumlar kapalı

Yazan: 27 Mayıs 2013 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

Gitmekle Kalmak Arasında

Gitmekle kalmak arasında kıpırdamayan gün,
katı bir saydamlık kalıbı.

Hepsi görünüyor ve hiçbiri anlaşılamıyor,
ufuk dokunulamayacak bir yakınlık.

Masada kağıtlar, bir kitap, bir vazo:
nesneler dinlenmekte adlarının gölgesinde.

Damarlarımdaki kan giderek daha ağır yükseliyor
ve yineliyor inatçı hecesini şakaklarımda.

Işık kayıtsızca biçimini bozmakta
donuk duvarın, tarihi olmayan bir zaman.

Öğle sonrasının yayılışı; şimdiden bir körfez
usul dalgalanışı sarsmakta dünyayı.

Ne uykudayız, ne de uyanık:
biziz, başka bir şey değil işte.

An ayrılmakta kendi kendinden
ve duraksamaların oluşturduğu geçite dönüşmekte.

Octavio Paz
Çeviri: Ali Cengizkan

 
Gitmekle Kalmak Arasında için yorumlar kapalı

Yazan: 27 Mayıs 2013 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

1 Ocak

Günün kapıları açılır
dilin kapıları gibi,
bilinmeyene.
Dün gece anlattın bana:
Yarın
imleri düşünmek zorunda olacağız,
görünümü çizmek, planı tasarlamak
çift katlı sayfası üzerine
kağıdın ve günün.
Yarın, yaratmak zorunda kalacağız,
yeniden
bu dünya gerçeğini.

Gözlerimi geç açtım.
Saniyenin bir anı için
Aztek’in duyumsadıklarını duyumsadım,
uzanıp beklerken
dağlık durunun kıvrımında
ufuktaki çatlaklar arasından
zamanın kesin olmayan dönüşünü.
Fakat hayır, yıl geri dönmüştü.
Bütün odayı doldurdu
ve bakışım neredeyse dokundu ona.
Zaman, bizden yardım almadan,
yerleştirmişti
tıpkı dünkü düzen içinde
boş cadde üzerine evleri,
evler üzerine karı
kar üzerine sessizliği.

Yanımdaydın,
hala uykuda.
Gün yaratmıştı seni
fakat henüz onaylamamıştın
gün tarafından yaratılmayı.
-Benim yaratılmamı da belki.
Bir başka gündeydin.

Yanımdaydın
ve gördüm seni, kar gibi,
görünüşler arasında uyuyan.
Zaman, bizden yardım almadan,
evleri yaratır, caddeleri ağaçları
uyuyan kadınları.

Gözlerini açtığında
yürüyeceğiz, bir kez daha,
saatler ve yarattığı şeyler arasında.
Görünüşler arasında yürüyeceğiz
zamana ve birleştirdiklerine tanık olacağız.
Belki günün kapılarını açacağız.
Ve sonra bilinmeyene gireceğiz.

Octavio Paz

 
1 Ocak için yorumlar kapalı

Yazan: 27 Mayıs 2013 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

İki Gövde

İki gövde yüzyüze
bazan iki dalgadır
ve gece bir okyanustur.
İki gövde yüzyüze
bazan iki taştır
ve gece bir çöldür.
İki gövde yüzyüze
bazan iki köktür
geceyle sarmalanmış.
İki gövde yüzyüze
bazan iki bıçaktır
ve gece bir anlık parıltı.
İki gövde yüzyüze
düşen iki yıldızdır
boş ve yalnız bir gökte.

Octavio Paz

 
İki Gövde için yorumlar kapalı

Yazan: 28 Ekim 2012 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

Unutuş

Yum gözlerini, yitir kendini karanlıkta
göz kapaklarının kırmızı yaprakları altında.

Gömül vızıldayan sesin
düşen sesin halklarına
ve uzaklarda yankılanan
dilsiz bir çağlayan gibi,
davulların çalındığı yerde.

Bırak kendini karanlığa,
kendi etine gömül,
kendi yüreğine;
kemik, o mor şimşek,
kamaştırsın gözlerini, kör etsin,
mavi göğsünü göstersin akşam ışığı
körfezler ve gölgeli koyaklar arasında.

O sıvı karanlığında uykunun
ıslat çıplaklığını;
kıyıya kimbilir kimin bıraktığı gövdeni,
o köpek danteli unut.
Sonsuz kadın, yitir kendini
kendi benliğinin sonsuzluğunda,
bir başka denizde buluşan bir deniz gibi
unut kendini, beni unut.

Dudaklar, öpüşler, aşk, her şey
yeniden doğar
o ölümsüz, o yalın unutuşta:
gecenin kızlarıdır yıldızlar.

Octavio PAZ
(Türkçesi: Ülkü Tamer)

 
Unutuş için yorumlar kapalı

Yazan: 20 Ağustos 2012 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: