RSS

Etiket arşivi: Cahit Külebi

Denizin Getirdikleri

I

İstedi ki memleketin her tarafı bağ olsun 
Tez büyüsün tepeleri yüce yüce dağ olsun 
Âşık Talibî Coşkun

1948 yılında
On beş gün yattım uyudum
Sırtüstü yattım uyudum
Gemlik körfezinde.

Dağların ortasında, ayağımın dibinde
Çocuk gibiydi oynaşan nazlı sular,
Unuttuk, sevmesini çoktan unuttuk
Severse çocuklar sever.

Belki de beni değil
Dalgalar özgürlüğü seviyordu,
Dağlardan tarlalardan
Gürleyip akmak istiyordu.

Ama bu dağlar bizim dağlarımız
Ayrısı gayrısı yok denizle,
Yabancımız değil bağlar bahçeler
Zeytin ağaçlarımız.

O ağaçlar ki şimdi soluk yeşil
Sonra kömür gözlü kızlara benzer,
O ağaçlar ki anamız gibi
Durmadan emzirirler.

Gelin yaklaşın dalgalar yanıma
Bıktım insanlardan, kentlerden bıktım!
Sayın ki bir gemiciyim, gemim batmış,
Yüze yüze kıyıya çıktım!

Deniz utangaç bir kadın gibi sokuldu yanıma
Öptüm okşadım mavi saçlarını,
Tuttum, ince damarlı bileklerinden, günlerce tuttum,
Yüzümde gezdirdim avuçlarını.

Sen biricik kadınımsın mavi deniz
Bir başka oluyorum her koynuna girdiğim zaman.
Serin sularında can verip can alırken
Kuşlar bizi seyretti uçaraktan.

Anladım ki boş değil yaşamamız,
Her şeyin bir tadı var.
Sen biricik kadınımsın mavi deniz!
Kalbinde çarpan sevgi dalgalar.

II

Böyle deyip Kerem gibi düştüm yollara
Trenler, gemiler, arabalar.
Uçsuz bucaksız yurdumun göklerinde
Beni kuş gibi uçurdular.

Solgun tarlaları kederli akşamlarda
Seyrettim trenlerin penceresinden,
İnsanlar üst üste uyuyorlardı.
Çıkmış gibi amansız bir savaş içinden.

Adamlar gördüm yorgun argın
Geceye doğru yürüyorlardı.
Kadınlar gördüm çocuğu kucağında,
Kasabalar gördüm eskimiş, küçük, darmadağın.

Köylerim! Ta çocukluğumdan sevdiğim köylerim!
Küçük vadilerde küskün kimsesiz
Bakar gibiydiler konuşmadan
Nasıl ağlamak istiyordum bilemezsiniz!

Azgın fırtınalar denizlerde,
Şehirlerde ışıktan dalgalar
Bekleşen kadınlar geceleri,
Rüzgâr gibi kızlar, küskün çocuklar.

İnsanlar! Şeytanın sütkardeşi!
Bazı bazı sizleri de gördüm uzaktan;
O zaman sövmek geldi içimden
Ayıptır söylemesi…

Cahit Külebi

 
Denizin Getirdikleri için yorumlar kapalı

Yazan: 04 Ağustos 2021 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Yolculuk

Gideceksin buralardan gün gelecek,
Yavaş yavaş kaybolacak bindiğin tren,
Eriyen karlar gibi içinden
Bütün sıkıntıların akıp gidecek.

Bağdaş kuracaksın bir tahta sıranın üstüne
Yolculara merhaba diyerek
Ardın sıra kaçan kırları seyrederek
Coğrafya derslerini hatırlayacaksın yine
Adını bilmediğin nehirlerden geçerek.

Bir dikili ağacın bile yok yeryüzünde
Ama bir memleketin var sevilecek!
Eriyen karlar gibi içinden
Bütün sıkıntıların akıp gidecek

Ağlamayacak kimse ardından, gülmeyecek!

Cahit Külebi

 
Yolculuk için yorumlar kapalı

Yazan: 04 Ağustos 2021 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Yangın

Önce gelincikleri yolduk,
Nar ağaçlarını tuttuk kurşuna,
Ardından andızları devirdik
Aptallık, bilinçsizlik, bir hiç uğruna.

Sonra sıra ormanlara geldi,
Yüz binlerce dönüm ateş yaktık,
Sivas’a kadar gidip bulduk,
Dikili tek ağaç bırakmadık.

Şimdi damlarda yanıp söner
İsli lambalar gibi insan gözleri.
Daha çok atılacak, it gibi sokaklara
Delik deşik insan ölüleri.

Cahit Külebi

 
Yangın için yorumlar kapalı

Yazan: 31 Temmuz 2021 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

İkinci Kişi

Bazı karşıma çıkıyorsun,
Tanıyacak gibiyim seni.
-Gel biraz konuşalım, diyorum.
Cevap vermiyorsun.

-Ellerin titrer miydi eskiden?
Dumanlı mı görüyordu gözlerin?
Padişahlar gibi hayal mi kurardın?
De bana, diyorum, susuyorsun.

-Kitap okumayı severdin,
Kırlarda dolaşmayı, bahçeler
Bilmediğin kadınlar gibi miydi?
Söyle, diyorum,duruyorsun.

-Atlarla, insanlardan daha çok
Yoldaş mıydın çocukluğunda?
Neyledin hepsinin yokluğunda?
Diyorum, ağız dil vermiyorsun.

-Nasıldı ilk gurbete çıkışın?
Kıyısına ilk vardığın deniz?
Koynuna ilk girdiğin kadın?
Ağzına ilk sürdüğün kadeh?
Nasıldı delice çalıştığın,
Delice eğlendiğin geceler?
Bir tutam yonca gibi tertemiz,
O kıza aşık olduğun günler
Nasıldı, diyorum, gülüyorsun..

-Yorgunum şimdi, yorgunum çok!
Birde sen cevap vermiyorsun.
Kolundan tutmak istiyorum, fayda yok;
Bırakıp beni gidiyorsun.

Cahit Külebiikinci-kisi

 
İkinci Kişi için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Aralık 2016 in Türk Şiiri

 

Etiketler:

Kendimce

Yorgunsam yorgunluğum benim
Size ne benim yorgunluğumdan?
Üç beş yıl yaşadım şu dünyada
Bir gün koyup giderim.

Hastaysam hastalığım benim
Size ne benim hastalığımdan?
Başım ağırıyor zindan gibi
Çok sigara içerim.

Mahzunsam mahzunluğum benim
Size ne benim mahzunluğumdan?
Geceler boyu denizlerim var
Kapkara akan çeşmelerim

Aşıksam aşıklığım benim
Size ne benim sevdamdan?
Uzaktan kırları, denizleri
Kadınları severim.

İyisem iyiliğim benim.
Size ne benim iyiliğimden?
Bilmeyin hikayemi işte
Öyle yaşar giderim.

Cahit Külebiask-hikayesi

 
Kendimce için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Aralık 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Cehennemde

Ölüm ara sıra yokluyor beni
Oturuyor geçip karşıma
Daha diyor, daha vaktin gelmedi
Sonra dönüp gidiyor başkasına

Ama herzaman bu böyle olmaz
Çocuklar, ihtiyarlar, tazeler
Görüyorum gider arasıra bekleşir
Hacıbayram önünde cenazeler

Birgün beni de alıp gidecek
Ne işine yararım bilmem
Tanrı katında utangaç beceriksiz
Zayıfım cehenneme giremem

Tanrı görünce beni
Azraile kızacak
-Niye getirdin bu çocuğu, diyecek
Daha gün görmemiş, cahil, habersiz
Çok vakti varmış yaşayıp sevişecek

Azrail kızarıp bozararak
–  Efendimiz bir yanlışlık oldu, diyecek
Yeniden dünyaya getirecek değil ya
Alıp cehenneme girecek

Zebaniler de beni görünce şaşarlar birden
–  Bre azrail getirilir mi buraya, derler
Böylesi, kırlarda gezip tozmalı
Gül koklamalı
Okşamalı güzel kadınları birer birer

Akşamları seyretmeli gün batarken
Pencereye vuran yağmuru geceleri
Sırtüstü uzanıp kitap okumalı
Sağmalı ak koyunlar gibi düşünceleri

Denize karşı durmalı mahzun
Kır atlar üstünde kuş gibi uçmalı
Kederlenirse sevinirse
Keyfince kendinden geçmeli

–  Al götür getirdiğin yere bırak, derler
Şaşırır azrail mahçup
Geri getirse, adet değil
Bir yana gizleyemez korkusundan
Elimden tutar öyle
O benden utanır, ben ondan

Cahit Külebicerrahpasa

 
Cehennemde için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Aralık 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

İstanbul’daki

İstanbul’da bir sevdiğim vardı
Keçi yavrusuna benzer,
Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde
Halden anlardı.

Bütün Şehzadebaşı bilir hikayemizi,
Gülhane parkı bilir, gemiler bilir,
Gelip geçen bakardı.

Yanakları güz elmasına benzer
Soğuk havalarda.
Ormanlar gibi bakışları;
Çocuktu, aceleci, bir hali vardı.
Bahar günleri geldi miydi
Saçları uzardı.

Adını bile unuttum
Yüzünü de, gemileri de,
Yalnız ara sıra aklıma geliyor
Sabah akşam iş başında
Ve asfalt caddelerde.

Cahit Külebiadini-bile-unuttum

 
İstanbul’daki için yorumlar kapalı

Yazan: 27 Ağustos 2016 in Türk Şiiri, Şiir, İstanbul Şiirleri

 

Etiketler:

Sevda Peşinde

Kimsenin başına gelmemiştir
Benim başıma gelenler.
Hangi günüm sevinçli geçti?

Elbette tadı var bu alemin
Ağaçların çiçekleri var,
Kadınların sıcak dudakları,
Bin bir türlü hali var denizlerin.

Evimdeyken bu saatte ben
Çarşıya ekmek almaya giderdim,
Şehirli bir kadın gibi kokardı
Evlerin bahçeleri akşam serinliğinde.

Vaktiyle İzmir’e gitmiştim
Ömrümde ilk defa
Aşıklık yüzünden.
Şehre girerken ışıklar uçuşuyor
Rüzgar okşuyordu saçımı tren penceresinde,
Kalbim bir bayrak gibi çırpınıyordu.

O gün bugündür başıma gelenler
Kimsenin başına gelmemiştir
Ekmek peşinde.
Geçmişten söz etmek neye yarar.

İşte şu anda naçar kaldım
Koca bir şehrin ortasında.
Karanlık caddeler uzayıp gidiyor,
Kar yağıyor ışıkların üstüne
Bir kadın çorabını çekiyor.
Çok sallanma küçük hanım,
Gönlüm gitmez peşinden
Birisi var yolumu bekler.
Ömrüm günüm yanlız geçiyor
Bir tek sevda peşinde.

Cahit Külebi
 
Sevda Peşinde için yorumlar kapalı

Yazan: 28 Nisan 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Yeşeren Otlar

Bir melek su taşıdı,
Biri serinlik taşıdı uzaktan
Biri yeşillik getirdi.
Yıldırım gibi, ama sessiz
Çimenler sökün etti kara topraktan.

Sonra sen geldin dünya güzelim!
Yürüdün salına salına,
Bastığın yerde güller açtı,
Sarıldı ayaklarına.

Aşk da yeşeren otlara benzer
Günü saati bilinmez.
Bakarım bir gün hepsi solmuş
Dünya güzelim gider gitmez.

Cahit Külebi
 
Yeşeren Otlar için yorumlar kapalı

Yazan: 28 Nisan 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Çürüyen Otlar

I

Bilinmez hangi şehirde
Yaşarsın aşktan habersiz,
Küçük çakıl taşım, nasıl bulayım!
Kaybolmuşsun bir kocaman nehirde.

Bu kimin çocuğu, der, seni görenler.
Benim çocuğum, diye, sesim gelir uzaktan.
Bunca kötülüğü bağışlatır bakışın
Yanakların kızarır ağlamaktan.

Bir gün sokakta rastlasam, ellerini
Alsam avuçlarıma okşasam.
Sıcaklığını tanır da mısralarımdan
Kız kardeşimsin sanırlar belki.

Son orada, ben burada
Birbirimizden habersiz
Ayrı yaylalarda yeşeren otlar gibi
Bekleye bekleye çürüyeceğiz.


II

Senin oturduğun şehirde
Gökyüzü mavidir benimkinden,
Çiçekler daha taze
Kuşlar bile güzeldir birbirinden.

Şarkılar daha neşeli, daha mahzun
Akşamlar daha garipsi,
Umut alabildiğine geniş,
Umutsuzluksa denizler gibi;

Trenler bile daha sevinçli
Daha kederli gelir gider.
Gençler bütün haşarı
Yaşlılar büsbütün kederlidirler.

Kadınların sütü daha gür, daha ak
Çocukların iştahı, yerinde,
Gemiciler bile daha sarhoştur
Doğup büyüdüğün şehirde.

Garibim! Nazlım! Öksüzüm
Hayal rüzgarlarıyla emzir beni de
Uzak ya, kokunu duyuyorum
Gül gibi açıldığın şehirde.

Cahit Külebi

 
Çürüyen Otlar için yorumlar kapalı

Yazan: 28 Nisan 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: