RSS

Mutluluk Anıtı

Mutluluğun capcanlı anıtını gördüm geçen gün
Dimdik bir yokuştan çıkıyor
Çok yaşlı bir kadınla bir erkek
Kol kola elele
Dayanmışlar birbirine
Bakışları gülüşleri titrek titrek
Sanki yapışıp kaynaşmışlar
Buruşuk dudaklarıyla öpüşerek
Bakıyorlar gözbebeklerine
İlk günkü gibi ürkek
Kim görse onları inanırdı
Bu aşk sonsuza denk
İlk günkü gibi sürecek
Bir ayrılsalar birbirinden
Sanki ikisi birden
Düşüp birbirinin kucağına
Hemen oracıkta can verecek

Her ilk aşk böyle bitecek sanılır
Sonu düş kırıklığı olsa bile
Mutluluk anıtına inanılır
En güzel aldanıştır aşka inanmak

Aziz Nesinask-sanati

 
Yorum yapın

Yazan: 30 Haziran 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Yaz Yadırgaması

sanıyorum bu gelen hüzünlü bir yaz olacak
öyle ki bütün akşamları hüzünlü
dutları ve karpuzları kavruk
sevgilim, dutları ve karpuzları kavruk
güneyden gelen adamların bile terlediği

ellerimin solgunluğundan anlıyorum bunu
ve zayıflığından bir bakıma
örneğin bankalar karşısında ilgisiz
silâh önünde durgun
ateş tutsa irkilmiyor buna karşın
aldığı her yaprak bozarıyor parmaklarında
sana dokunduğundaki soğukluk da bundan
yankılanan sesleri bile duymuyor
deniz bir kavganın anısı ve geleceği olarak
gitgide mavileşiyor damarlarında
sevgilim işte öyle bozarıyor, al sana

doğrusu ben de yadırgarım böyle yazları
her şey sözgelişi yerli yerinde ve rüzgârın hükmü yok
bir adam kalkıp bir yerden bir yere gitse
kılı kıpırdamıyor bir ormanın
ve çalman bir otomobilin çalışkanlığı
kelebek camı kaputu kaportası
hüzün vermiyor kimseye şimdilik
ve senin dudaklarında biriken kuruluk sevgilim
bu yazdandır

Turgut Uyaruyumsuzluk

 
Yorum yapın

Yazan: 30 Haziran 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

kışındır

şimdi bu kışa girişin hüznü müdür o mudur acaba
bu iri iri sevmekler deniz o eski mühür o mudur acaba

mavi isterse mavi kalsın ister ölümle değişsin kendini
ellerim bu hüzünde her şeye karşı kırgın kaba saba

çocuklar vardı çarşıya indiğimde hemen hemen günsonu
ellerini verdin tuttum tamam ağzım da ver bir daha

durup durup yüceltiyorsun şu korkak şafağımı
incelmiş bir mor olarak çıkıyorum böylece her sabaha

şimdi bu hüzün nedir sanki kara kazağım sırtımda
işte bir duman, bizi tüten, işte bir duman ki kapkara

kışa nasıl başlanır bahçelerde, çiçekler nasıl başlarsa
bir balıkçı denizin dibine öyle başlar her defa

şimdi bu kışa girişin hüznü müdür o mudur
benim her duygum biraz hüzün gibidir. Meselâ

Turgut Uyarhuzun

 
Yorum yapın

Yazan: 30 Haziran 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Her İki Adımda Bir Uygunsuzluğunu (Yalnızlığını) Algılayan Birisine Gazel

İlkin tarlaların ve otlakların ve suvatların
Ah benim güzel cahilliğim
Bitmeyeceğini sanırdım karanlık olmadıkça

Yaralı kalbim gürbüzdü sevişkendi
Bir şehir akşamında karanlık olmadıkça

Irmak boylarında gider gelirdim gider gelirdim
Elimde ceset çekmeye yarayan bir uzun kanca

Ne tarihsel badanaya ne pantolonlu aşka
Ah benim güzel şaşkınlığım

Irmak boylarında gider gelirdim gider gelirdim
Rahatlamazdım bir türlü bir ceset bulmadıkça

Ben size hep söyledim bu benim aşkım
Saate karşı alkol suya karşı tabanca

Benim suyum bir ateş çalışkanlığıdır
Kurutulmuş etlerim ve torbalarım hazır
Ama. Ben gene bir kürdanın diş etlerine batmasıyım
Bir çürük azı dişinin kenarında

Yaralı kalbim gürbüzdü sevişkendi
Bir şehir hırgüründe karanlık olmadıkça

Ben neyim varsa taşırım neyim varsa taşırım
Bir marangoz gibi kulağımın arkasında
Ah benim güzel cahilliğim
Ağaçlar enikonu bir silâh olmadıkça

Belki bir kuruntudur yaralayan kalbimi
Her insan bir uyumsuzluktur ölü olmadıkça

Turgut Uyaruyumsuzluk

 
Yorum yapın

Yazan: 30 Haziran 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

şurdan burdan hazırlanma’ya

sanırım hazırlandık artık yeter
örneğin her şeylere bir kırmızı gül yeter

alanlar daraltılsa ve duvarlar da
örneğin her şeylere bir kırmızı gül yeter

benim sonsuz tirenim at başlı kedi
ağlayanlar ağlamadı gülenler gülmedi

çözdüm bir uzak bakışı güllere bakan
güller soldu o bakış kaldı ötelere akan

dövüldük nasırlandık artık yeter
örneğin her şeylere bir karanlık yeter

seni taşırım artık bir gül gibi beyazsın
oh becerikli parmakların en doğru şeyleri yazsın

bulurum bilirim en solgun ânını bir gülün
suların yaptığı beyaz kanım bir gülün

su bitti gül susadı her şey bitti
bir kurt ihtiyarladı ve soğuk bölgelere gitti

sonsuz haziranı bir ormanın durma bana gel
örneğin her şeylere bir kırmızı gül yeter

ey büyük aşk sultanı kara zeytin dönemi
yine mi hazırlanmak yine mi hazırlanmak yine mi

sanırım hazırlandık artık bu kadar yeter
şuralardan buralardan hazırlananların hepsi geldiler

Turgut Uyaryasli-kurt

 
Yorum yapın

Yazan: 30 Haziran 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Açıklamalar

I

Durursa anlaşılır saatin kaç olduğu
Ürkek yürek bütün geçmişi kabulleniyor.
Ve kazmaların ve garların hiç uyumadığını
Hiç uyumadığını alkolün
Çiçeklerin ve tuzun
Gemilerin ve Çinde ve Büyük Britanyada ve
Bilmem bu gerinmeler, bu büyük yürek çarpıntısı
Bu sakallı adamlar dağlardaki
Birden farkına vardığımız güzelliği dünyanın
Güzelim
Galiba sonundayız uykumuzun.

II

Benim vaktim bir terliğin vaktidir
Onursuz. Ayakta. Ve kullanılan
Ve Fatih yangınında, ev yanarken
Konsolun altından kaçırmış babam

Ziller çalınır, ormanlar uğuldar, pencerelerde
Kesik saçlı çocuklar bakışırlar ve
Ateşle, anıyla, kedilerle. Karmaşık ve
Suyla geliştirmişti onu babam

Ben bir zincir kıranım. Eylemsiz
Kışlara ve suikastlere yatkın yaradılışım
Aşklara ve düzene ve dükkânsızlığa ve
Bir terzi kadar hırçınım bazab.

III

İçinde sizin de olduğunuz gece
Sonsuz bir kaynaktır, bir çizgiye

Köprüleri ayakta tutan güç ve
Dükkânları işleten, gizlice

Babaları onurlu kılan ve gizlice
Ve anaları mutlu kılan gizlice

Kompresörleri ve yolları uygulayan biribirine
Adamları çıkaran koskoca iskelelere

Nüfus sayımlarına, ateşböceklerine
Suya ve ateşe doğru o gem almaz düşünce

Ey o büyük düşünce!..

Size bağlı değildir…

IV

Ben oturmaya geldiğimi sanırdım. Hoş geldim.
Ve İstanbul dolaylarında, birtakım odalarda
Güllerin ve ayazmaların ve savaşların
Biribirine karıştığı, ceviz ağaçlarında
Ve sanırdım saçların kendiliğinden
Köpüren biralar gibi ağardığı
Akşamüstleri
Bulvar kahvelerinde.

Geceyi kimlerin böldüğünü
Uzun saçlı aldanışların böldüğünü
Ve büyülü bayramların böldüğünü
Çoğu zaman çiçeklerle ve
Çoğu zaman gülücüklerle kutlanan

Ve ben patlak gözlü mübaşirlerin
Mutsuzluğunu sanırdım evlerinde
Ve bazılarının sırf bu yüzden öldüğünü
Ve kendi askerlerimiz
Sınırlarda ve oralardayken
Kaputları ve postalları kendiliğinden
Sekiz düğmeli ve sırım bağlı sanırdım
Ve çocuklar hiç umulmazken
Hiç hiç umulmazken

Yapılan bir şeydi gündüzümüz ve
Gecemiz isteğimizce kullanılmazken
Ve biz bir şeye katılırken.
Yüzüm küçük, ufak, öyle sanırdım.
Böyle, hep böyle durmaya geldiğimi sanırdım
Dağlara sürerken yeşilliği ilkyaz
Çocukların sakalları çıkmaya başlarken
Bando mızıkalar çalınırken
Her şeyin yapılmasına katılırdım
Biraz hüzünlü, biraz şaşkın, biraz şen
Her şeyin yapılmasına katıldığımı sanırdım.
Sonra gece. Sonra yanlışlığım. Sonra alerji
Yani kurdeşen.

Turgut Uyarturgut-uyar

 
Yorum yapın

Yazan: 30 Haziran 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Aramızdaki

Sevgilim sevgilim
kuzey sanrısı gibidir
geceyi beşe filan böler
sonra ayılar hüzünden ölmez
sevgilim sevgilim
açlıktan ölür onlar

işte bundan ötürü
hüznü artık bir ayıya bıraktım
sevgilim sevgilim
bir ayıya
ister ormanda kullansın
ister buzdağında

hayatın kutlu olsun sevgilim
ki sana değişe değişe aktım
kimi zaman bir japon gibi uykusuz kaldım
-uykusuz kalır mı onlar bilmem aslındasevgilim
sevgilim
bir orman gibi çoğal aramızda
sen çoğal aramızda
şehirden bir çocuk olarak şurda burda
bir sabuntozu markasında köpürerek
çınarın tutsaklığını
ve menekşenin sevincini yaşa
sevgilim sevgilim
hüzne yer var hayatımızda

Turgut Uyarhuzne-yer-var-hayatimizda

 
Yorum yapın

Yazan: 30 Haziran 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 495 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: