RSS

Etiket arşivi: Seyhan Erözçelik

Yana Sızıla

I./

Yontular, hepsi dağılıyorlar. Ağ
olup dağılıyorlar. Öptüğün an.

O yerde; ırmağın denize döküldüğü,
bildik bir çiçeğin koparılmadığı, bir
açalyanın varlığından habersiz,
kuşların kısacık öttükleri ve
öldükleri, kimsesiz çocukların ırmak–
ırmağın sürüklediği akağaçları
topladığı ve yonttuğu o kıyı,
o kıyıda; yontular, hepsi de ağ
olup dağılıyorlar, o kıyıda, güneş–
güneşin sürüldüğü ve ırmak denize
dökülürken kopuk denizcilerin
içki şişelerini kırıp uzun,
gözalıcı dalgakırana gittikleri
o kıyıda, dalgaların durmaksızın vur-
vurdukları-bir şeyleri karaya
vurdukları, o yontuların, çocukların
şekillendirdiği o ağaçların, sürgün
güneşin batıp kırık akşamların
yaşandığı, piyanoların kapak-
kapaklarının hafifçe örtüldüğü,
kıyısız bir deniz mi artık, hangi kıyı,
ırmağın denize döktüğü yontu-
yontular dağıldıkça, serseri bir
deniz adamının, hiçbir zaman elinde
lavtası, oturup Bach’ı çalmayacağı,
güneşin göğe sürüldüğü, uçsuz
kıyıda, esrik ikindiler, eyağ-
eyağsız, divitsiz, kâğıtsız, çiçeklerin
koparılmadığı, kuşların,
o yerde. Öp-
öptüğün an. o yerde, o yerdeyiz.

II./

Güneşin ıslandığı, gözeriminde buğunun
dalga dalga yayıldığı, kendiliklerde, deniz-
denizde, gözeriminde, bulutların buğuyu
dalga dalga yaydığı, cazı dinlemediğimiz
saatlerde ve çayı bıraktığımız, geçirip
başımıza şapkaları, gözlükleri takıp bir
kadını düşündüğümüz saatlerde, tuz ve gün-
güneşin ıslandığı, söndüğü, akşam geçirip
giysilerini sırtına ağır ağır inerken,
inlerimizde büzülünce, gecede, gazino-
gazinoların çın çın öttüğü, dağıttığımız
saatlerde, dilimizde pasın tadı, ölünce
akşam; hangi denizin derinliklerinde yitti-
yittiğimiz ve neleri yitirdiğimiz, martı-
martılar
, güneş, deniz, bulut ve bizi andıran bir şeyler.

Martılar
, güneş, deniz, bulut ve bizi andıran bir şeyler.
III./

Gözeriminde küçücükcük bir yelkenlimsitrak gidiyor!
ken, güneş-buğulaşınca geride tuz bırakan denizin
suyu gibi, yani ince bir buhurdan-ağır ağır batıyor!
ken, güneş sabah da böyle mi doğar, kendimizi
(yenilerken
biz?
saat kaçta
Güneş  ——–  batar?
kaç saatte

Seyhan Erözçelik / Kır Ağıistanbulda-yasiyor

 
Yana Sızıla için yorumlar kapalı

Yazan: 25 Ekim 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Amnesia

Metin Erksan ve Mustafa Irgat için.

‘Rüzgâr suyun üzerinde durdu, ve ben yorgunum,’
sanki kan, çocuk gözüyle, dağılıyordu göğe,
duvara asılan resim, örselenmiş bakışlar
iç-içe geçtikçe!
‘Ve ben yorgunum’ derken bir harf
yuvarlandı kan gölüne, göle. Ossessione!

Akşam, gül yapraklarıyla birlikte iniyordu
şehrin kubbelerine, dem çeken güvercinlere.
Akşam, ömrün sonunda gül gibi dağılan, akşam!
Çocukluğun kuytularına döküldü tortular.
‘Ve ben yorgunum’ derken bir harf yuvarlandı göle.

Alüminyum yaprakta gezinen som altın iğne
kadının hançeresine saplandığında, akşam
kan rengiyle dağılacaktır çocuk gözlerinde,
yanılsamalar çöle dönen yürekte hapsolur.
‘Rüzgâr, gülün üzerinde durdu-ve ben yorgunum.’

Seyhan Erözçelikyorgunum

 
Amnesia için yorumlar kapalı

Yazan: 14 Ekim 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Biz,

unuturuz.

Seyhan Erözçelik
Yağmur Taşı / Simurg Kitapçılık / 2004

 
Biz, için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Ekim 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Benim kalbimi kırdın,

Kalbim katıydı, yumuşadı.
Göz tuzludur.

Seyhan Erözçelik

 
Benim kalbimi kırdın, için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Ekim 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Gethsemâne

Gercekte nasıl düşündüğümü öğreniyorum.

Adonay elehenu adonay ehad

Lâ ilâhe illallah

Süleyman ner’desin?

Beni niye yalnız bıraktın?

Kulağıma niye üfledin?

Baba, yalnız kaldım…

Beni bıraktıklarınla yalnız bıraktın.

Hayâldin aklımda gezdin.

Ben aklımda gezdim.

Var mısın, var mısın, var mısın…

Ya Râb!

Ben sana inanıyorum,
sen bana inanıyor musun?

Seyhan Erözçelik

 
Gethsemâne için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Ekim 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Yatılı = Şair

Kusa kusa, kusmamayı öğrendim.

Seyhan Erözcelik

 
Yatılı = Şair için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Ekim 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Eyyûb’un Gözyaşları, Tesbih Olabilir mi?

Yağdım Allah!
Yağdım Allah!

Kandım Allah!
Kandım Allah!

Çektim Allah!
Çektim Allah!

Yandım Allah! 
Sen benimsin, ben senin,

gördüm Allah!
Gördüm Allah!

Damladın, kördün, 
seni çektim Allah!

Çektim Allah! 
Çektim Allah!

Ağdım Allah!
Ağladım Allah!

Eyyûb’um, kaldım,
sende kaldım.

Kaldım Allah!
Kaldım Allah!

Seyhan Erözçelik

 
Eyyûb’un Gözyaşları, Tesbih Olabilir mi? için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Ekim 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Soyunma Odası’nda,

çıplaktık ikimiz de…
Benini gördüm. Sendeki beni.
Sende beni gördün.
Yıllar sonra, birbirimizi gördüğümüzde,
birbirimizi gördük.
Ben, sendeki beni hatırladım hep.
Unutmadım.
Gözlerin, gözlerimden gitmedi.
Gözlerim, gözlerinden.

Seyhan Erözçelik

 
Soyunma Odası’nda, için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Ekim 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

KEŞKE,

her şey, olduğu gibi, kalsaydı.

Fal, açıldı.

Söz, bozuldu.

Yağmur taşı!
Yağmur taşı!
Yağmur taşı!

Taşı . . .
Taşı . . .
Taşı . . .

Seyhan Erözçelik

 
KEŞKE, için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Ekim 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Kaniçiciler Taşlaşabilir mi?

Bir meyhane buldum,
mezarın karşısında.
Beni ararsan,
ya or’dayım,
ya tam karşında.

Aşkım, aşkın cânım,
ben içerdim, or’da

ben aşkını.

İçerdim Dünyâmı, Anamı.

Taşın suyu yok.

Sıktım,

biliyorum.

Seyhan Erözçelik

 
Kaniçiciler Taşlaşabilir mi? için yorumlar kapalı

Yazan: 06 Ekim 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: