RSS

Etiket arşivi: Ataol Behramoğlu

Eski Nisan

Canımın yongası, sevdiğim,
Bir kaç gün çaldık ilkbahardan
Geçtik yıllardır özlediğim
Erguvan ışıklı kıyılardan

Aşkı sessizlik tanımlar
Gençken tersini düşünürdüm
Akşamla dönerken geriye dalgalar
Yalnızlığı çırılçı plak gördüm

Durduktu önünde Ege Denizi’nin
Gözleri mayıs bulanığı,
Kuytuluğunda eski evlerin
Dolaştıktı Ayvalığı

Eski nisan, her şey gibi,
Kalbim de, rüzgar da eski,
Çırpınıp duruyor havada
Yitik anıların kelebeği

Ataol Behramoğluask-siirleri

 
Eski Nisan için yorumlar kapalı

Yazan: 12 Haziran 2017 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Yıkılma Sakın

Kötü şey uzakta olmak
Dostlarından, sevdiğin kadından
Yasaklanmak bütün yaşantılara
Seni tamamlayan, arındıran
Kapatıldığın dört duvar arasında
Sağlıklı, genç bir adam olarak

Neler gelmez ki insanın aklına
Sevinçli, özgür günlere dair
Kalmıştır yüzlerce yıl uzakta
Onunla ilk kez öpüştüğün şehir
Acı, zehir zemberek bir hüzün
Kalbinden gırtlağına doğru yükselir

Görüyorsun işte küçük adamları
Köhnemiş silahlarıyla saldıran sana
Kimi tutsak düşmüş kendi dünyasına
Kimisi düpedüz halk düşmanı
Diren öyleyse, diren, yılma
Yürüt daha bir inatla kavganı

Babeuf’u hatırla, Nazım Hikmet’i
Bir umut ateşi gibi parlayan zindanlarda
Hatırla Danko’nun tutuşan kalbini
Karanlıklari yırtmak arzusuyla
Ve faşizme karşı, zulme, zorbalığa
Düşün acılar içinde vuruşan kardeşleri
Elbette vardır bir diyeceği, bir haberi
Bir kaçağa çay sunan Kürt kadınlarının
Dağlar dilsizdir yalçındır
Ama gün gelir bir diyeceği olur onların da
Ve dağlar, ıssız tarlalar başladı mı konuşmaya
Susmazlar bir daha, söz artık onlarındır

Kötü şey uzakta olmak
Dostlarından, sevdiğin kadından
Yasaklanmak bütün yaşantılara
Seni tamamlayan, arındıran
Ama bir devrimciyi hakli kılan
Biraz da acılardır unutma

Yıkılma sakın geçerken günler
Yaralayarak gençliğini
Onurlu, güzel geleceklerin
Biziz habercileri düşün ki
Ve halkın bağrında bir inci gibi
Büyüyüp gelişmektedir zafer.

Ataol Behramoğluyasamin-yuku

 
Yıkılma Sakın için yorumlar kapalı

Yazan: 07 Ocak 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Şiir Sanatı

Şairim ben; ama şiiri
Kendisi olarak umursamam bile.
Gece ırmağının taşıdığı yıldız
Çirkinleşir göğe tırmanmak isterse.

Zaman damla damla eriyip gitmede
Karnım tok sütüne masalların
Ben gerçek ve elle tutulan bir dünyayla beslenmekteyim
Göğün köpükleridir yükselen üstünde o dünyanın

Girip yıkanasın diyedir kaynak
Orada ürpertili ya da dingin sular
Birbirlerine karışıp sarmaşırlar
Sevimli, akıllı şeyler konuşarak

Birtakım şairler- ırak olsunlar benden-
Tepeden tırnağa çamur içinde
Yalandan bir sarhoşluğun imgelerini kusarak
Yolculuk etmedeler birinci mevki bir esrimede

Meyhaneler de ırak olsun benden
Ben akla giderim ve daha öteye…
Hiçbir şey ruhumu alçaltamaz
Dalkavukluğa, ikiyüzlülüğe…

Sev, ye, uyu, iç: kendine
Ölçü olarak evreni almalısın.
Bizi yoksul ve tutsak kılanlara
Bir zerresini bağışlamam yaşama hakkımın.

Hiçbir uzlaşmaya yanaşmadan
Mutlu olma hakkımı haykırırım
Kızarır yanaklarım tutkudan
Tutuşur ateşler içinde kanım.

Hiç kimse beni susmaya zorlayamaz
Bilimdir bana omuz veren çünkü.
Çağ beni koruyor, onun oğluyum ben
Beni düşünüyor sürerken sabanını köylü.

İşçinin içine doğan şey benim
Mekanik iki hareket arasında
Şu hırpani kılıklı delikanlı
Beni bekliyor sinema kapılarında.

Ve benim yakıcı dizelerimi
Vurmaya kalkıştığında alçaklar
Yola çıkar kardeş tanklar
Gümbürdeyerek şiirlerimi

İnsan çocuk daha, bunu biliyorum
Ama büyümek istiyor, işte bu onun deliliği.
Ebeveynleri sevgi ve akıl
Ona göz kulak olsalar bari…

Attila Jozsef
Çev: A. Behramoğlubir-gun-savas-bitecek-ve-ben-siirime-geri-donecegim

 
Şiir Sanatı için yorumlar kapalı

Yazan: 05 Ocak 2016 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Çiçek

Kurumuş, kokusuz bir çiçek gördüm,
Unutulmuş bir kitabın sayfaları arasında;
Ve bu çiçek tuhaf hayallerle,
Doldurdu ruhumu ansızın:

Nerede açtın, ne zaman, hangi baharda?
Çok mu yaşadın, kim seni koparan?
Tanıdık mı, yabancı bir el mi?
Ve neden seni böyle bırakıp gittiler?

Sevecen bir buluşmanın mı,
Yoksa ölümcül ayrılıkların anısına mı,
Ya da ıssız kırlarda, orman gölgelerinde yapılmış,
Bir yalnız yürüyüşün ardından mı buradasın?

Yaşar mı şimdi çiçeği solduranlar?
Acaba şimdi neredeler?
Yoksa onlar da, şu gizemli çiçek gibi,
Çoktan cansızlaşıp gittiler mi?

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Çeviren: Ataol Behramoğlubeni-oku-olur-mu

 
Çiçek için yorumlar kapalı

Yazan: 24 Kasım 2015 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Kuran’a Öykünmeler

I

Çift ve tek üstüne ant içerim,
Kılıç ve haklı savaş üstüne ant içerim,
Sabah yeli üstüne ant içerim,
Akşam duası üstüne ant içerim:

Hayır, seni terk etmedim ben.
Ya kimdi başını okşayarak
O korunaklı yere götürdüğüm,
Amansız takipten saklayarak?

Ben değil miydim çölün sularıyla
Susuzluğunu dindiren?
Ben değil miydim diline senin
Akıllar üstünde erk veren?

Sıkı dur öyleyse, yalanı hor gör,
Yürü gerçeğin yolunda inançla,
Sev öksüzleri ve Kuran’ımı,
Öğüt ver titreyen yaratığa.

II

Ey lekesiz kadınları peygamberin,
Siz farklı kılındınız bütün eşlerden:
Ayıbın gölgesi de korkunçtur sizin için.
Yaşayın alçakgönüllülüğünüzü yitirmeden
Tatlı kanatları altında sessizliğin.
Yakıştı size bakirenin örtüsü,
Sadık yüreklerinizi saklayın
Helal ve utangaç zevkler için.
Ve ulaşamayacak yüzünüze
Kurnaz bakışı inançsızların.

Ve sizler, ey konukları Muhammed’in,
Akın akın gelenler akşam ziyaretine,
Sakının, dünyasal telaşlarla
Sıkıntı vermekten peygamberime.
O dindarca düşüncelere dalmışken
Hoşlanmaz laf ebelerinden
Sevmez, gösterişli ve boş sözleri:
Sofrasına kibirsiz gelin,
Ve tertemiz bir duyguyla eğilin
Önünde genç cariyelerinin.

III

Peygamber bozulup yüzünü ekşitti
Körün yaklaştığını işitince:
Koşup geliyor, şaşkınlık gösterip
Günah işlemeye cüret etme.

Sana göksel kitap, ey peygamber
Kibir sahipleri için gönderilmedi;
Kuran’ımı sakince bildir,
Zorlama dikine gidenleri!

Neden böbürlenir ki insanoğlu?
Dünyaya çıplak geldiğinden mi,
Ömrünün kısalığından mı,
Güçsüz doğduğu, güçsüz öleceği için mi?

Yoksa Tanrı onu keyfince
Öldürecek ve diriltecek diye mi?
Mutlulukta da acı yazgıda da
Gökten nasıl belirliyorsa günlerini.

Ona nimetler verdiği için mi,
Ve ekmeği ve zeytini ve hurmayı,
Emeğini kutsayarak
Ve bahçeyi ve tepeyi ve tarlayı?

Fakat İsrafil iki kez öttürecek borusunu;
Kopacak yeryüzünde göksel tufan:
Ve kardeş kaçacak kardeşinden,
Ve oğul kaçacak anasından.

Ve her şey akacak önünde Tanrı’nın,
Korkuyla allak bullak;
Ve yok olacak günahkârlar,
Ateş ve külle kaplanarak.

Aleksandr Puşkintrajedi

 
Kuran’a Öykünmeler için yorumlar kapalı

Yazan: 05 Ekim 2015 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Eski Nisan

Canımın yongası, sevdiğim,
Bir kaç gün çaldık ilkbahardan
Geçtik yıllardır özlediğim
Erguvan ışıklı kıyılardan

Aşkı sessizlik tanımlar
Gençken tersini düşünürdüm
Akşamla dönerken geriye dalgalar
Yalnızlığı çırılçıplak gördüm

Durduktu önünde Ege Denizi’nin
Gözleri mayıs bulanığı,
Kuytuluğunda eski evlerin
Dolaştıktı Ayvalığı

Eski nisan, her şey gibi,
Kalbim de, rüzgar da eski,
Çırpınıp duruyor havada
Yitik anıların kelebeği

1983 (Eski Nisan)

Ataol Behramoğluataol_behramoglu_siiri

 
Eski Nisan için yorumlar kapalı

Yazan: 19 Eylül 2015 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Sen Ve Siz

Boş siz’i yürekten sen’le
Değiştirdi o, sürçerek dili
Ve uyandırdı sevdalı gönülde
Tüm mutlu düşleri.

Duruyorum karşısında düşünceli,
Ayrılamıyor ondan gözlerim;
”Ne kadar hoşsunuz” derken dudaklarım
“Seni nasıl seviyorum!” diyor kalbim…

Aleksandr Puşkin
Çeviren: Ataol Behramoğluseni_nasil_seviyorum

 
Sen Ve Siz için yorumlar kapalı

Yazan: 01 Ağustos 2015 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Uçuyor Troyka Yel Gibi

“Koru Beni, Tılsımım”

Koru beni, tılsımım,
Koru beni, izlenip örselendiğimde,
Koru, pişmanlık ve telaş günlerinde:
Bana kederli bir günde verilmiştin sen.

Çevremi kuşattığında
Kuduran dalgaları okyanusun,
Bulutlar fırtınayı patlattığında,
Koru beni, tılsımım.

Yaban ellerde yapayalnızlıkta,
Koynunda can sıkıcı rahatlığın,
Savaşın kızıştığı anda,
Koru beni, tılsımım.

Kutsal ve tatlı aldanış,
Büyülü yıldızı ruhun…
Gizlendi benden, ihanet etti…
Koru beni, tılsımım.

Bırak, tazelemesin bellek
Yatışsın sonsuzca yürek yaralarım;
Elveda ümit; uyu, istek;
Koru beni, tılsımım.

Aleksandr Puşkin
Çeviri: Ataol Behramoğlu

 
Uçuyor Troyka Yel Gibi için yorumlar kapalı

Yazan: 10 Aralık 2014 in Çeviri Şiirler, Şiir

 

Etiketler: ,

Her Şey Şiirdir

Her şey şiirdir, uğultusu rüzgarın
Bir ırmağa usulcacık yağan kar
Her gece okunan bir dua çocuklukta
Gökyüzünde bölük bölük turnalar

Her şey şiirdir, sevinç ve kader
Dünyada olmak duygusu…
Kıyıda, ıssız kayalarda
Kendi başına ışıldayan su

Her şey şiirdir, şimdi, şu anda
Ak kağıt üstünde dolanan elim
Karşıki avluda salınan söğüt
Yandaki odada uyuyan bebeğim

Her şey şiirdir, çağrısı aşkın
Bahar toprağından yükselen tütsü
Umut ve acı, başlayan ve biten,
Yağmurun ve akıp giden hayatın türküsü

Her şey şiirdir ve bir gün belki
İlk aşkım, ilk göz ağrım şiir
Koynunda ona yazdığım mektuplar
Bir yerlerden çıkıp gelecektir…

Ataol Behramoğlu

 
Her Şey Şiirdir için yorumlar kapalı

Yazan: 27 Şubat 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

Sevgilimsin

Sevgilimsin, kim olduğunu düşünmeye vaktin yok, yapacak işleri düşünmekten
Kalabalığın içinde kalabalıktan biri
Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi
Sevgilimsin, ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizli
Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden

Sevgilimsin, boğuk aşkım, kanayan gençliğim
Uçuruyorum seni çocukluğuna doğru
Kanatların yoruluyor, ter içinde kalıyorsun
Gece yanı başımda bağırarak uyanıyorsun
Her sabah el sallıyorum metalle karışmana

Sevgilimsin, arasına bir kâğıt koyup erteliyoruz aşkı
Otobüslerde ve trenlerde kaçamak yaşanan
Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana

Ataol Behramoğlu

 
Sevgilimsin için yorumlar kapalı

Yazan: 26 Ocak 2014 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler:

 
%d blogcu bunu beğendi: