RSS

Etiket arşivi: Asım Bezirci

Kuğular

Suda yorgun, muzî tecelliler
Ediyor bir takarrübü ifşâ:

Kuğular, leyl içinde, sîne-küşâ
Geliyor, gözlerinde mestîler;
Sanki mahmul-ihande keştîler
Ki olunmuş nücûmdan inşâ…

Ahmet Hâşim
kugular_siiri

KUĞULAR

Suda yorgun, ışıklı görünüşler
Bir yaklaşmayı açığa vuruyor:

Kuğular, gece içinde, göğüs bağır açık
Geliyor, gözlerinde sarhoşluklar;
Yıldızlardan yapılmış
Gülümseme yüklü gemiler gibi…

Ahmet Hâşim
(Çeviren: Asım Bezirci)

 
Kuğular için yorumlar kapalı

Yazan: 14 Mayıs 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler: ,

Sürûd-ı Emel

                                                              -Yine gülerken

Güldün; şeb-i şi’rimde bütün şi’r ü emeller
Pür-hande, pür-aheng ü pür-âvâz döküldü;
Mehtâb ü ziyâ, fecr ü şafak, nûr döküldü
Reyyân-ı emel, mest-i hafâ… şûh u münevver…

Güldün; şafak-ı şi’rime altınlı ziyâlar
Bir ufk-ı ezelden gülerek şimdi saçıldı;
Güldün güzelim, rûhuma handân ü müzehher
Gül-hande-i tâbân-ı lebin şimdi saçıldı…

Güldün; gülerek, güldü bütün şi’r ü hayâlim
Güldükçe, hayâtım gülecek hep ebediyyen
Hüznüm yine senden bana, mâtem yine senden!

Her lem’a-i aşkın bana her nûra bedeldir
Her hande-i nûrun bana bir şi’r-i emeldir;
Bir şi’r-i emelsin bana ey şi’r-i hayâlim!…

Ahmet Hâşim

siirde_zaman

İSTEĞİN EZGİSİ

                                                                   -Yine gülerken

Güldün; şiirimin gecesinde şiir ve istekler bütün
Gülüşle, bağırışla dolarak ahenk döküldü
Ay ışığıyla aydınlık, tanla şafak, ışık döküldü
Umuda doymuş, gizlilikten sarhoş…Şen ve aydın….

Güldün; şiirimin tan yerine altınlı ışıklar
Öncesiz ufkundan gülerek saçıldı şimdi,
Güldün güzelim, sevinen ve çiçeklenen ruhuma
Dudağının parlak ve gül renkli gülüşü saçıldı şimdi…

Güldün; gülerek, güldü bütün şiir ve hayalim.
Güldükçe, hayatım gülecek sonsuza dek;
Üzüntüm senden, yasım yine senden gelecek!

Sevginin her parıltısı bence her ışığa eşittir,
Işığının her gülüşü bence bir isteğin şiiridir,
Bir umudun şiirisin bence, ey hayalimin şiiri!…

Ahmet Hâşim
(Çeviren: Asım Bezirci)

 
Sürûd-ı Emel için yorumlar kapalı

Yazan: 14 Mayıs 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler: ,

Ey Nisviyyet… Şiir Nedir?…

Bu bir hayâl idi evvelce, fikr-i hâtiimin,
Firâz-ı ufk-ı serabında dâimâ uçuşur:
O handedir, o tebessüm, o nağmedir ki şiir,
Uçar bahâr-ı ezelden… nüvîdidir ebedin.

Bütün o aşk ü melâlimle ben semâlardan,
Ararken, âh ararken o nazra-i ebedi;
Bugün figaan ile hep anladım, hatâlarımı,
Huzûr-ı ânına geldim, sûal için senden:

-Şiir nedir?…O güzellik değil midir ki, bütün
Safâyihinde uçar, hep bedialar, meh-tâb;
Meâl-i rûhu semâ nûr fecridir ve şebâb…

Evet, o rûh-ı safânın budur o ma’nâsı!
Fakat neden bilmem, hilkatın o eczası
Nigâh-ı nâfiz-i şi’rinle hep söner küskün…

Ahmet Hâşim
siir_nedir

EY KADINLIK… ŞİİR NEDİR?..

(Bu bir hayaldi önceleri, yanıltıcı düşüncemin
Seraplı ufkunun üstünde sürekli uçuşur.
O gülüştür, o gülümsemedir, o ezgidir ki şiir
Uçar öncesizliğin baharından… Müjdesidir sonrasızlığın.

Bütün sevgi ve sıkıntımla göklerde ben,
Ararken, ah ararken o sonsuz bakışı,
Bugün inleyip bağırmakla anladım yanlışlarımı,
Güzelliğinin katına geldim, sormak için senden:

-Şiir nedir?…O güzellik değil midir ki,
Bütün düzlemlerinde hep güzellikler, hep ay ışığı uçar?
Ruhunun anlamı gök, ışık, tan ağarması ve gençliktir.

Evet, o saf ruhun budur anlamı,
Fakat neden bilemem, yaradılışın o parçaları
Şiirimin içe işleyen bakışıyla hep küsüp söner…

Ahmet Hâşim
(Çeviren: Asım Bezirci)

 
Ey Nisviyyet… Şiir Nedir?… için yorumlar kapalı

Yazan: 14 Mayıs 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler: ,

Şimdi

Boğdum, sükûn-ı kahr ile, aşk-ı muhâlimin
Vahdet-güzîn-i kalbim olan yâr-ı lâlini;
Açmış o yerde kîn-i beşer şâh-bâlini
Bekler tulû-i nahsını şems-i mezâlimin.

Kırdım meh ü nucûmunu ufk-ı leyâlimin;
Gördüm semâlarımda cünûn hilâlini;
Sildim zekâ-yı hâr u alîlîn suâlini
Nakşı-ı girift-i sîm ü zerinden hayâlimin.

Uzlet-serâ-yı samt ü gurûrumda münferid,
Yalnız sadâ-yı kalbime münkaad u mu’tekid,
Zulmetlerin kudûmunu ben şimdi isterim!

Ezvâk-ı gayz ü kîn ile mestîdedir serim;
Hûnumda zehr-i nûr- ı gurûb etmiş inhilâl,
Mezceylemiş zalâmını yeldâma infiâl.

Ahmet Hâşim

ŞİMDİ

Boğdum – acının dinginliği ile- sonuçsuz aşkımın
Kalbimin yalnızlığını seçmiş olan suskun sevgilisini;
Açmış orada insan kini kanadını,
Zulümler güneşinin uğursuz doğuşunu bekler.

Kırdım gecelerimin ufkunun ay ve yıldızlarını,
Gördüm göklerimde yeni ayını çılgınlığın.
Sildim alçak ve sakat zekânın sorusunu
Gümüş ve altın karışık nakışında hayalimin

Gururumla sessizliğimin sarayında tek başıma
Yüreğimin sesine boyun eğip inanarak yalnızca
Karanlıkların gelişini isterim şimdi ben!

Hınç ve kinin zevkleriyle başım sarhoştur.
Kanımda gün batımı ışığının zehri erimiş,
Dargınlık katmış karanlığın uzun geceme.

Ahmet Hâşim
(Çeviren: Asım Bezirci)

 
Şimdi için yorumlar kapalı

Yazan: 14 Mayıs 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler: ,

Yasemin Ay

Daha pek yavru, pek küçükken ben,
Büyük annem tutardı alnımdan,
“-Bana bak, böyle güzelim!” derdi.
Sonra yeni parlayan aya bakar,
Tasalı dudağı bir ağlama saklar,
Göğün seslenişini dinlerdi.
Ey hayatımda her doğan derdi
Bir duygusal ışığa dönüştüren,
Bu duasıydı eski bir ruhun
Sis ve karanlıkta gizli geleceğe.
Görünmeyeni saklayan gece, geleceğin sırrı,
Temiz gözünde hasta bir çocuğun
Gizli tanın ışıklarından dilek,
Bir sevecen avutma alacak,
O karanlık ve suskun yıkıntılara
Doğacak belki bir gün ışığı.
Böyle her yeni ayı seyretti,
O soluk göz ki şimdi topraktan
Seyreder başka bir yasemin ayı,
Ben ki hayal kurmanın efsanesinden
Hep hayatımda bir dilek taşıdım,
O solan temiz ve tasalı şiiri
Hep o geçmişle duymak isterdim,
Gözünün büyü dolu susuşunda.
Gel bu akşamın gümüş sessizliğinde
Bu sedeften aya karşı senin
Bir yeşil öpücük saklayan gözünün
Göreyim cennetinde geleceğimi.

Ahmet Haşim
Sadeleştiren/Çeviren: Asım Bezirci

HİLÂL-İ SEMEN

Daha pek yavru, pek küçükken ben,
Büyükannem tutardı alnımdan,
“-Bana bak, böyle dilberim!” derdi.
Sonra mâh-ı nev-incilâya bakar,
Leb-i mağmûmu bir bükâ saklar
Bir hitâb-ı semâyı dinlerdi.
Ey hayatımda her doğan derdi
Kalbeden bir ziyâ-yı hissîye,
Bu duâsıydı eski bir rûhun
Sis ve zulmette gizli âtiye.
Leyle-i gayb, sırrı-ı müstakbel
Çeşm-i sâfında hasta bir çocuğun
Gizli fecrin ziyâlarından emel,
Bir tesellî-i mihriban alacak
O harâbât-ı târ ü sâkiteye
Doğacak belki bir ziyâ-yı şafak
Böyle her nev-hilâli seyretti
O soluk göz ki şimdi topraktan
Seyreder başka bir hilâl-i semen
Ben ki efsâne-î tahayyülden
Hep hayâtımda bir emel taşıdım,
O solan şir’i –i sâf ü mağmûmu
Hep o mâziyle duymak isterdim
Gözünün samt-ı pür-füsûnunda
Gel bu şâmın gümüş sükûtunda,
Bu sedeften hilâle karşı, senin
Bir yeşil bûse saklayan gözünün
Göreyim cennetinde âtimi.

Ahmet Haşim
 
Yasemin Ay için yorumlar kapalı

Yazan: 14 Mayıs 2016 in Türk Şiiri, Şiir

 

Etiketler: ,

 
%d blogcu bunu beğendi: